Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Dil, Edebiyat

  • Manuşak Harutyuni Ter-Stepanyan’ı Tanıklığı. (D 1908 Erzurum) Zaptiyeler süngülerle bizi kolaçan ediyorlardı. Şehrin listesini getirdiler; okumaya başladılar. Kim ki Harput kentinden değildi, öyleye sürgündü, Ermeni idi; götürüp boğazlayacaklar. Sf. 329 Sonra bir adam Stavropol’den bizim yetimhaneye geldi, beni kendi evine götürdü. Eşi doğum esnasında felç olmuştu; üç çocuğu sahipsiz kalmıştı. Ben onlara baktım, besledim ve…

  • Diğer halklarla komşuluk etmeleri, Ermenilerin hayat tarzlarını etkilemiş olmasına rağmen, bu durum tam anlamıyla asimile olmalarına neden olmamıştır. Ancak Asya Türkiye’sinin bazı yerlerinde, örneğin Ermenilerin toplam nüfusun önemli bir bölümünü oluşturdukları Bitlis ve Diyarbakır vilayetlerinde dahi Ermeniler, Kürtlerle o kadar sıkı münasebetler tesis etmişlerdir ki, kendi ana dillerini unutmuş ve sadece Kürtçe konuşmaya başlamışlardır. Hatta…

  • Şerefname’den başlayarak birçok yazarlar Kürtleri dört ana bölüme ayırmaktadırlar. Onlar da: Lur, Kelhur, Guran, Gurmançlardır. Lur ve Kelhurlar bugün, Türkiye sınırları dışında İran ve Irak’ta bulunmaktadır. Guranlar ile (ki bunlara, İslâm Ansiklopedisi Zazalar da diyor.) Gurmançların çoğunluğu Türkiye sınırları içindedir.     Aslına bakarsak Guranlarla Gurmançlar da aynı soydandır. Zira Guran Farsça (An) çoğul eki almış Gurlar…

  • Türklüklerinde şüphe bulunmayan Uygurlar için de “Uygurların öz Türkçe bir dilleri olduğu gibi kendi aralarında konuştukları zaman ayrı bir-ağız dahi kullanırlar. Bunlar harf den ibaret Türk yazısını kullanırlar. Kitaplarını mektuplarını onunla yazarlar. Bundan başka Uygurların ve Çinlilerin ayrı bir yazıları daha vardır. Defterlerini senetlerini bununla yazarlar. Sf. 99 Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri – Edip Yavuz, …

  • Yiyecek ve içecek pazarlarından meyhane, bozahâne gibi yerler ayrı bir semtte kurulmuş olup acâip ve garip seyredilecek yerlerdir. Bütün kefere ve sapıklar buralarda mevcut olup toplam üç yüz kırk aded meyhâne vardır. Her birine yüzer, iki yüzer atlı yolcular konup, içip göçerler, misafir olurlar, dinlenirler. Hem hândırlar, hem meyhânedirler. Ev sahibi kefereler hayâsızca şarap satıp,…

  • Kürdistan: Makdisî tarihine göre, Tufan’dan sonra ilk kurulan bu Cudi şehridir. Sonra Sencar kalesi ve sonra da bu Meyyâfarikîn kalesi yapılmıştır. Amma Cudi şehri sahibi, Hazret-i Nuh ümmetinden Melik Kördum’dur. Altı yüz yıl yaşamıştır. Kürdistan diyarlarını dolaşıp bu Meyyâfarikîn’e gelmiş, su ve havasından hoşlanarak burada yerleşmiştir. Çocukları ve soyu gayet çok olup İbrî ve Acem…

  • Suyun görevi, titreşimlerin ve dolayısıyla enerjinin insan vücudunda dolaşmasını sağlamaktır. Gittikçe daha fazla sayıdaki kişi de benim bu düşünceme katılmaktadır. s. 54 Suyun, hayatın devamını sağlamakla ilgili olarak önemli bir rolü olduğu gibi, hayatın güzelleşmesi işinde de önemli bir rolü vardır. Gerektiği kadar su içmeyen insanların zaman içinde mizah duygularını yitirdiklerinin farkına vardım. Latincede “nem”…

  • Bir su örneğini, eş anlamlı olan ve farklı dillerden gelen kelimelerle etkilendiğinde, ortaya çıkan su kristalleri, birbirlerine çok benzeyen formasyonlar ortaya koymaktadırlar. Bir kelime, Japonca, Korece, Almanca veya İngilizce olabilir. Ancak kelimenin anlamı aynıysa, suda oluşan kristaller de, hemen hemen aynı formlara sahip olmaktadırlar.  s. 23 Alıntı; Sudaki Mucize – Masaru Emoto, Çeviren; Savaş Şenel…

  • Doğanın her bir özelliği, ortaya farklı seslerin çıkmasına sebep olmuştur ve bu farklı sesler zaman içinde dillerin temelini oluşturmuşlardır. s. 22 Alıntı; Sudaki Mucize – Masaru Emoto, Çeviren; Savaş Şenel (Arıtan Yayınevi, 1. Basım Nisan 2008 – s. 22) kitabından birebir alınmıştır.

  • İtalyanların; “Tradduttore, traditore”, “mütercim, haindir.” Vecizesini hatırlayarak, onu Türkçeye “Mütercim, metne ancak ihanet ederek onun ruhuna sadık kalabilir.” Şeklinde çevirebiliriz. s. XXVI Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. XXVI) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nizamü’l-Mülk devlet teşkilatında İdarî, malî ve askerî alanlarda aldığı tedbirler ve düzenlemeler sayesinde Büyük Selçuklu İmparatorluğunu ortaçağın en sağlam teşkilatlı devleti haline getirdiği gibi, kurduğu bu kuramlarında birtakım değişikliklerle diğer Türk devletlerine model olmasını sağlamıştır. Nizamü’l-Mülk, teşkilat sahasında Sâmânî ve Gazneli örneğine uygun şekilde Selçuklu imparatorluğunun saray teşkilatını ve büyük divanını kurmuş, yani vezaret, istifa…

  • İdris Küçükömer, bu açıkoturumlardan sonra üzerinde tarih olmayan bir yazı yazmıştır. Yazıda açıkoturumu ve özellikle Şevket Süreyya ile Yakup Kadri’yi ideolojik olarak değerlendirmiştir. Bu açıkoturumlar üzerine Doğan Avcıoğlu da açıkoturumlardaki İdris Küçükömer’in tezlerini çürütmek üzere “Millî Kurtuluş Tarihi” adlı kitabını yazmaya başlamıştır. s. 99 Alıntı; İdris Küçükömer’le Türkiye Üzerine Tartışmalar, Yöneten; Ali Gevgili – İdris…

  • Leon Poliakov’dan öğrendiğimize göre, İbraniler, “pislik” dedikleri zaman “kilise” demektedirler; “kötülük alameti”, haç yerine geçiyor ve “kirletmek” ise “vaftiz etmek” deyişini ikame etmektedir. Kendi aralarında bir şifreleri veya dilleri olduğunu anlıyoruz.  Bizde, bunlara ilave sözcükler olması mümkündür, eskiden televizyon kameralı kapılar yoktu ve cumbadan kapıdakiler görünmeyebiliyordu; bu durumda evdeki, “acı soğan getirdin mi” sorusunu yöneltirse,…

  • Diğer Seçme Doğrulamalar Antmen, alp, alpgünay, Babacan, baran, barda, Er, eralp, Ferman, Gül, güler, günay, günşık, İpekçi, işmen, Kaynak, kent, kuzu.. Nevber, Nilli, Növber Oğan, okandan, özbabacan, özbaydar, öztürk.. Paker, pamuk, pekin.. Sağ, san, Seval, Sirmen, Şamlı, Şamlıoğlu, şemsi (efendi), Şensoy.. Talu, tan, Tansu, türkölmez, Tahsin (hasan). Ülgen, ülger, ülkenli, ünlüsoy, ulusoy, Yurtbay, yücesan, yücel,…

  • Edebiyat sevenlerden, henüz, despot çıkmamıştır. Bunu, tersine de çevirebiliyoruz, edebiyatı reddeden, bir Caligula’dır. Sf. 120 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 120) kitabından birebir alınmıştır.

  • Farsça Nasrettin’in, Türkçe Nasrettin’den çok daha felsefi oluşuna hem şaşırıyorum ve hem de, bunu önemli buluyorum. Bu, bize, Türklere, ,dilimize ve devrimlerimize bir yeni kapı’dır. Şimdiye kadar dilimiz ve devrimlerimiz, büyük ölçüde, felsefesiz kalmıştır. Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 123) kitabından birebir alınmıştır.

  • Goethe’nin ünlü, “bir dil bilen, hiçbir dil bilmiyordur” sözü Sf. 123 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 123) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çok güzel, şimdi dünyaya bir “Ayşenaz” gelmiş, çok önemli ve birinci sayfa haberidir. Çok hoş, yalnız, bizim isim konstrüksiyonumuzda, böyle, “Hayrinisa” veya “Ayşenaz” türünden yapıştırmalar yoktur, isim mi kalmadı, neden “Aydın” koymuyorlar, yavaş yavaş adlarımız da “biseksüel” oluyorlar, kızlarda “Aydın” biliyoruz.  Peki, Naza neden Ayşe’yi yapıştırmışlar, Sabetay Sevi’nin eşinin, Müslüman olduğunda ilk aldığı ad Ayşe…

  • “Mehmet Ali” entitesinin, Araplar’da ve Müslümanlarda olmadığını tespit edebiliyoruz. İkincisi, jüdezmo’nun İspanyol esaslı, İbrani ve Türki eklemeli, bir dil olduğunu da buluyoruz. O halde “ali” yazıp “eli” okursak, İbrani, “benim Allah’ım” anlamına ulaşıyoruz. “Mehmet Eli” ise, “Mehmet Benim Allah’ım” demek oluyor ve Sabetay Sevinin, Türkiye’deki Sabetayistler arasındaki adının ise “Mehmet” olduğunu bilmek zorundayız. İlk adıdır.…

  • İbraniler ve İbrani asıllılar için “Türk” başka bir anlamdadır. Öz-türk” ilk bakışta saçmadır, ancak batini bir işaret olduğu anlaşılıyor ki, böylece “saçma” olmaktan çıkmaktadır. Sf.222 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 222) kitabından birebir alınmıştır.