Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Dil, Edebiyat

  • İlginçtir, bir zamanlar Irak’ta da Aramca konuşulmuştur. Sasaniler devrinde bütün Yahudi grubu bu dili konuşuyordu. İsrail kurulup bölge Yahudileri göç edince Aramca büyük kan kaybetti. Aramca MÖ 3. asırda umumi bir dil olmuştur. Yahudiler bile İbrancayı sinagoga bırakıp Aramca konuşur olmuşlardır. Hz. İsa da İbranca bilirdi ama Aramca konuşurdu. Sf. 192 Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta…

  • O yüzden Iran şiiri, Türk dili ve edebiyatı için büyük bir kazanç ve dönemeçtir. Biz Farsçayı kabul etmekle Fars olmayız. Kelimelerinin yüzde doksan beşi Farsça da olsa şiir Türkçedir ve bir İranlı kelimeleri bilse de o metinden hiçbir şey anlamaz. Dahası İran-Türk tarihi boyunca idarede ana unsur Türk askerî sınıfının elinde olduğuna göre, Farslaşma söz…

  • Gayri-Türk olan kalabalıkların arasındaki Türk devletlerinde dili yaşatan tek unsur ordudur. Bu durum çok yaygındır. İran’daki Türk monarşilerinde göreceğimiz keyfiyet, Türkçenin saf hâliyle orduda yaşamasıdır. Sf. 128 Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber Ortaylı  (Timaş Yayınları,  1. Baskı Mart 2015 – Sf. 128) kitabından birebir alınmıştır.

  • Medine “şehir” demek ve Arapçaya Aramca ve İbrancadan giren bir kelimedir. Hem Sami kültürünün hem ortak vahyin kelimesi… Aramca ve İbrancada “Medina”, adaletin yeri anlamına geliyor. Bugün dahi İsrail’in unvanı Medinat’tır. Sf. 103 Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber Ortaylı  (Timaş Yayınları,  1. Baskı Mart 2015 – Sf. 103) kitabından birebir…

  • 8. ve 14. yüzyıllar arasında yalnızca Uygurlar tarafından değil, Orta Asya’nın diğer Türk toplumları tarafından da kullanılan Uygur alfabesi kültür tarihimizde Göktürk alfabesine oranla daha çok yaygınlık kazanmıştır. Öyle ki bu yazıyı Nasturî Hıristiyanlar ve Budistler de kullanmışlardır. Özellikle Moğol İmparatorluğu döneminde Uygur alfabesi, resmî yazışmalarda daha çok kullanıldı. Bunun nedeni, Türk ve Moğol ses…

  • Mantalite burada zihniyet ve davranışı birlikte ifade eder. Sf. 65 Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber Ortaylı  (Timaş Yayınları,  1. Baskı Mart 2015 – Sf. 65) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şunu da söyleyelim; Türkler Hıristiyan oluyorlar ama millî kimliklerini kaybetmiyorlar. Türkler arasında; hem Yahudi olmuş hem de Yahudiliğin iki dalına birden girmiş olanlar var; hâlâ Türkçe konuşuyorlar. Kırım’da Kırımçaklar var, Karayların aksine Talmud’a inanan, Ortodoks Yahudi inançlılar var. Ancak Türk dilinden başka dil bilmezler. Sf. 45 Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) –…

  • Psikologlar, elli yıl boyunca şempanzeye dil öğretmeye çalışmışlar, ama bir sonuç alamamışlardır. Şempanzelerin sentaksı algılayacak sinir donanımından yoksun oldukları görülmektedir. Dolayısıyla, geçmişten veya gelecekten konuşamazlar. Dili keşfeden atalarımız, okuma ve yazmanın keşfinden çok önce zengin bir sözlü gelenek geliştirebilmişlerdir. Konuşmanın gelişmesi, beynin, özellikle bilgi depolamayla ilgili kısımların (bellek) büyümesi üzerine büyük bir seçilim baskısı uygulamıştır.…

  • Yüz yıl kadar ileriye gidebilseydiniz, torunlarınızın torunlarının konuşmaları karşısında şaşkına dönerdiniz; çünkü dilin kendisi, insan icatlarının sürekli değişim altında olan bir yansımasıdır. Sf. 73 Alıntı; Yaratıcı Tür (Fikirler Dünyayı Nasıl Yeniden Yaratıyor) – David Eagleman ve Anthony Brandt, Çeviri; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları,  1. Basım Nisan 2019 – Sf. 73) kitabından birebir alınmıştır.

  • Beynin girdilerini sürekli olarak bükmek için kullandığı yollar sayesinde, dil sürekli bir evrim içindedir. Değişim, insan iletişiminin DNA’sına âdeta kazınmıştır ve bunun sonucunda da günümüzün sözlükleri ile beş yüz yıl öncekiler arasında çok az benzerlik vardır. Dilin konuşma ve bilincin ihtiyaçlarını karşılayabilmesi yalnızca gönderimsel oluşundan değil, değişebilir oluşundan da kaynaklanır; onu yeni fikirlerin iletiminde bu…

  • “Vitamin” adını… Lister Koruyucu Tıp Enstitüsü’nden çakşırken Polonyak biyokimyaa Casimir Funk koydu. Yıl, 1912 idi. “Vital amin” yani “hayat veren azot” idi anlamı… Sf. 430 Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi,  1. Basım 2019 – Sf. 430) kitabından birebir alınmıştır.

  • Görüldüğü gibi Türkçe alfabede yer alan I ı, O ö U ü harfleri Kürtçe alfabede yoklar. Buna karşılık Kürtçe alfabede bulunup da Türkçede yer almayan harfler ise şunlardır: E e, I î, Q q, U û, W w, X x. Sf. 569 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim…

  • Dil birliğini mutlaka olması gereken bir şey olarak görmemek gerekir. Kaldı ki olsa bile bu zora dayanan yapay önlemlerle sağlanamaz. Sf. 566 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 566) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu ayrım konusunda üzerinde durulan göstergelerden biri “anlama” dır. Kimilerine göre, karşılıklı konuşma sırasında, eğer konuşanlar birbirlerini anlayabiliyorlarsa orada ayrı diller değil, lehçeler söz konusudur. Sf. 561 Arapça konuşmalarına rağmen Mısır Arapları ile Irak Arapları da birbirlerini anlayamıyorlar. Türki Cumhuriyetler arasında düzenlenen toplantılarda tercüman kullanıldığı biliniyor. Yani aynı dil olarak kabul gören dili konuşanlar birbirlerini…

  • Kırmancca ile Kurmanccanın aynı dilin lehçeleri olmadıklarını ileri sürenlerin, temel gerekçelerinden biri, “Yan yana geldiğimiz zaman birbirimizi anlamıyoruz” şeklindedir. Oysa, Kurmanci konuşan Hakkarililer ile Malatya ya da Maraş Kürtleri de birbirlerini anlamakta çok güçlük çekiyorlar. Yan yana olmalarına rağmen, Kırmancca (Zazaca) konuşan Bingöl-Palu yöresi ile Dersimli Kırmanclar da birbirlerini anlama açısından büyük zorluklarla karşı karşıyalar.…

  • Kırmancca yazılmış ilk eser, Ehmede Xasî tarafından yazılan ve 1898 yılında Diyarbekir’de basılan Mewlîde Kirdî’dir. Oysa Kurmanci lehçesi ile yazılı eserlerin tarihi yüzyıllarca gerilere gidiyor. Sf. 547 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 547) kitabından birebir alınmıştır.

  • Örneğin, PKK çevresinde yer alan belli kesimlerde bunu gözlemlemek mümkün. Hatta bir ara “Kürdistan Ulusal Kongresi” ne Kürdistan da resmi dilin Kurmancca olacağına ilişkin bir karar bile aldırıldı. Kırmancca konuşanların tepkileri üzerine o karar dondurulmuş olsa da, PKK yönetiminin bu görüşü hepten terk ettiği söylenemez. Tekçi Kemalist anlayışın ciddi ölçüde etkisinde olan örgütün, günü geldiğinde,…

  • Elbet, ileride Kürdistan kurulduğunda, resmi dili Kurmancca olacak tarzında tekçi ve yanlış görüşte olanlar var ama bunların da söylendiği tarzda Kırmanccayı yasaklamak gibi bir tavır içerisinde olmadıkları göz önündedir. Sf. 541 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 541) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sömürgeciliğe karşı mücadelede yoğunlaşan Kürt örgütlerinin, lehçe ve dini inanç farklılıkları türünden içe dönük sorunlara yeterince eğilememeleri ve çözüme ilişkin görüşlerini kamuoyu önünde gereği gibi tartışmamış olmaları, buna ek olarak özellikle de PKK’den kaynaklanan kimi tepeden inmeci, otoriter yaklaşımların kimi kesimlerde yarattığı tedirginlik. Sf. 507 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları)…

  • Böyle bir faciaya ilericilik denilebilir mi? Oysa yeni bir alfabeyi benimseyenler, gerektiği kadar uzun bir süre iki alfabeyi paralel uygulamayı deneselerdi, toplum bu tür ağır bir travma ile yüz yüze gelmezdi. Sf. 362 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 362) kitabından birebir alınmıştır.