Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
about
Kategori: Dil, Edebiyat
-
Baran: (Ermenice baran, ip) Dizi, sıra, sıra halindeki asmalar (yere çekilen bir ip hiza alınarak dikim yapıldığı için bu adla anılır) Sf. 291 Baclimac: (Yazarın anlatımına göre, hamur, yağ ve yumurtayla yapılan bir yiyecek) Şekerli ekmek. Hamur açılıp yağda kızartılır, üzerine şeker ekilip veya bala bandırılıp yenir, [bazlımaç: Mısır, arpa, darı ve buğday unlarından yapılan…
-
Kürtlerin “Sûka Ermeni”, Türklerin “Gavur şehri” dedikleri Xuş, ovada her yele açık güvensiz bir ada gibiydi. Sf. 83 Alıntı; Arevik (Dersim Tertelesinde Bir Ermeni Kızı) – Haydar Işık, (Satırarası Yayınları 1. Baskı, 2013 – Sf. 83) kitabından birebir alınmıştır.
-
Taceddin Dergâhındaki odasına devam edenler ya arkadaşları ya da Adnan Adıvar ve Hikmet Bayur gibi karakterinden asla şüphe etmedikleri insanlardı.” Kaydın devamında şu var: “İzzet Paşa Heyeti, Ankara’ya geldikten sonra onun eski bir arkadaşı bu odaya devam edenler arasında idi: Münir Bey.” işte hepsi budur, Adnan, Hikmet ve Münir, benim aradıklarım da bu üçüdür. Marşı…
-
Mezar taşlarının okunmadığı ve isim bilim’in gelişmediği bir ülkede tarih biliminin varlığından söz etmek zordur. Tarihimize, baktığımızda ise bir “Karadavudzade Mehmet Efendi” ile karşılaşıyoruz; ne anlama geliyor, şimdiye kadar böyle bir sorunun formüle edildiğini sanmıyorum. Nedenlerini sıralayabilirim, a- Karayların varlığı dahi bilinmiyor, b- dinler tarihine ilgimiz çok az, yasak bölgelerimizden birisidir, c-İbraniyet’i ve gizli Yahudileri…
-
Kaynak; E. İ. Lebedeva Kız isimleri: Arzu, Aytolu, (Aydolu), Akbike (Akbige), Altın, Aray, Awa (Melodi, Hava), Biyana, Biyim, Bikeneş (Bigeneş), Bereha, Biçe (Bike- Bige), Bikelek, Bikeç’, Goher (Güher?), Gülüş, Gülya, (Gül türevi), Dovlet (Devlet), Cevahar, (Cevahir), Kira, Murad (Dilek), Nazlı, Sima, Simha (Semahat?), Sultan, Saadet (Sadet, Sedat?), Totay. Erkek isimleri: Anan, Ananiy, Avinay, Avram, Azeriy,…
-
Masonizm ve/veya Sabetayizm iddiam yok, fakat Mehmet Ragif Ersoy, bir Karay’dır. Bunu not ederken de, Mehmet Ragif’i değil, dönemini açıklamayı deniyorum. İbrani “kara” sözcüğünden geliyor, kurucusu Anan ben Davut idi, sekizinci yüzyılda Bağdat’ta yaşamış bir hahamdı ve Karaism’i ortaya çıkardı; İbraniler “karaim” diyorlar, Avrupalılar “karaid” tabir ediyorlar ve biz “karay” diyoruz. Sadece Tevrat’ı okumayı, hahamları…
-
Yunus Emre, bir ümmi ve bir sufi idi, Horasan’dan geldiğine inanılıyor, İbranîyet etkilidir. Hurufi olduğunu söyleyebiliriz, Kabalaya çok yakındır. 2009 yılında dizeleri, İbrani dilinde ve İsrael’de yayınlandı ve felsefesi ile Musevilik arasında bağlar kuruldu. Güçlü bağlar var. Şu açıklayıcı notları eklemek durumundayım. Ümmi, Arabî “üm”, aslı “um”, ana sözcüğünden geliyor, “ümmi”, anadan ya da anadan…
-
Çıkış’ı, Çöküş’tedir. Türkiye’de, 1919 yılına kadar bir Yunus Emre yoktu, vardı, önemsenmezdi, benzerleri çoktu, pek çok köylü sufı’den birisiydi 1919 yılında, Yunus’u çıkaran ve lanse eden, Köprülüzade Fuad oldu. Osmanlı mutlak olarak çökmüştü, umut yoktu ve gelecek bilinmiyordu, din bile fazlaydı ve sadece ağlamak ve bir bilinmez ile birlikte yanmak vardı. Çöküş’te, akla, mantığa ve…
-
Bizim “gıda” dediğimize, Farisidir ve çok eskiden ise “gaza” diyorlardı ve Türkmen halkımızda hâlâ, “biz o gazayı yaptık” sözü var, çocukluğumda işitir ve bir türlü anlamazdım, “daha önce yemek yedik”, anlamındadır. “Baya” yerine de, denetlemedim ve eğer doğru yazılmışsa, “baza” görüyoruz, On üçüncü yüzyıl dilidir, “mevla”, mulla veya Kürdi “mele” ile aynı sözcüktür, “üstad” diyebiliriz,…
-
Tanzimat Dönemi’ne kadar, Türk erkekleri, kadını sevmeyi ve kadına âşık olmayı bilmiyorlardı, zengin güçlülerin hepsinin bir “oğlan” sevgilisi vardı. Oğlanlara “divan” yazarlardı; kadın ise, sevmek için değil çocuk doğurmak içindir, anlayış buydu; değişimi, Mısırlı prenseslerle başladı. Sf. 114 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 114) kitabından birebir alınmıştır.
-
Sargis Yetaryan’ın Tanıklığı (D. 1907, Afyonkarahisar) Türkiye’nin birçok bölgesinde Ermeniler Türkçe konuşurdu. Bizim şehrimiz, Afyonkarahisar’dan başlayarak Uşak, Eskişehir, Akşehir, Bursa, Kesarya [Kayseri], Yozgat, Çat, Gemerek, Konya, Adana, Bilecik, Kütahya, Maraş, Antep, Elmalu ve diğer birçok yerde yaşayan Ermeniler Türkçe konuşurlardı ama kiliseye bağlıydılar. Sf. 808 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian,…
-
Ronya Terziyan’ın Tanıklığı (D. 1920, Halep) Der Zor Anıları Der Zor’da Ermeni Soykırımı’ndan mucize ile kurtulan görgü tanıklarına rastladık; onlardan pek çoğu kendi ana dilini çoktandır unutmuş veya zorla İslam dinini kabul etmiş, ama kendini yeterli derecede Ermeni addetmekte ve ruhen Ermeni olarak yaşamaktaydı. Sf. 794 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine…
-
Harutyun Vardanyan’ın Tanıklığı (D. 1887, Dörtyol) Manuk Çavuş, yazar Grigor Zohrap’ı kurtarmak amacıyla zaptiyelere verilmek üzere yüz elli altın topladı. Ama Zohrap bunu kabul etmedi ve: “Bu milleti kime bırakacağım?” dedi. Cemal Paşa Zohrap’ın sınıf arkadaşıydı; ona altı tepsi içinde çeşit çeşit yiyecekler gönderdi; ama Zohrap bunları almayı reddetti ve şöyle dedi: “Bana iyilik yapmak…
-
Gayane Aduryan’ın Tanıklığı (D. 1909, Zeytun) Gelip beni de bir yere götürdüler. İngiliz miydi, neydi bilmiyorum; iyi bir insandı; o bana sordu: “Ermeni misin?” “Hayır” diye cevap verdim; zira beş yıl boyunca bizi o kadar alıştırmışlardı ki, artık biz de Ermeni olmadığımıza inanmıştık. “Hiç akraban var mı?” dedi. “Hiç kimsem yok” dedim, “yalnız küçük, zayıf…
-
Petros Stepani Voskeriçyan’ın Tanıklığı (D. 1905, Severek) Ben Severek’te (Severak, Ermenice Sev: Siyah, kara-averak: harabe anlamında) 1905’te doğmuşum. Sf. 436 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 436) kitabından birebir alınmıştır.
-
Manuşak Harutyuni Ter-Stepanyan’ı Tanıklığı. (D 1908 Erzurum) Zaptiyeler süngülerle bizi kolaçan ediyorlardı. Şehrin listesini getirdiler; okumaya başladılar. Kim ki Harput kentinden değildi, öyleye sürgündü, Ermeni idi; götürüp boğazlayacaklar. Sf. 329 Sonra bir adam Stavropol’den bizim yetimhaneye geldi, beni kendi evine götürdü. Eşi doğum esnasında felç olmuştu; üç çocuğu sahipsiz kalmıştı. Ben onlara baktım, besledim ve…
-
Diğer halklarla komşuluk etmeleri, Ermenilerin hayat tarzlarını etkilemiş olmasına rağmen, bu durum tam anlamıyla asimile olmalarına neden olmamıştır. Ancak Asya Türkiye’sinin bazı yerlerinde, örneğin Ermenilerin toplam nüfusun önemli bir bölümünü oluşturdukları Bitlis ve Diyarbakır vilayetlerinde dahi Ermeniler, Kürtlerle o kadar sıkı münasebetler tesis etmişlerdir ki, kendi ana dillerini unutmuş ve sadece Kürtçe konuşmaya başlamışlardır. Hatta…
-
Şerefname’den başlayarak birçok yazarlar Kürtleri dört ana bölüme ayırmaktadırlar. Onlar da: Lur, Kelhur, Guran, Gurmançlardır. Lur ve Kelhurlar bugün, Türkiye sınırları dışında İran ve Irak’ta bulunmaktadır. Guranlar ile (ki bunlara, İslâm Ansiklopedisi Zazalar da diyor.) Gurmançların çoğunluğu Türkiye sınırları içindedir. Aslına bakarsak Guranlarla Gurmançlar da aynı soydandır. Zira Guran Farsça (An) çoğul eki almış Gurlar…
-
Türklüklerinde şüphe bulunmayan Uygurlar için de “Uygurların öz Türkçe bir dilleri olduğu gibi kendi aralarında konuştukları zaman ayrı bir-ağız dahi kullanırlar. Bunlar harf den ibaret Türk yazısını kullanırlar. Kitaplarını mektuplarını onunla yazarlar. Bundan başka Uygurların ve Çinlilerin ayrı bir yazıları daha vardır. Defterlerini senetlerini bununla yazarlar. Sf. 99 Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri – Edip Yavuz, …
-
Yiyecek ve içecek pazarlarından meyhane, bozahâne gibi yerler ayrı bir semtte kurulmuş olup acâip ve garip seyredilecek yerlerdir. Bütün kefere ve sapıklar buralarda mevcut olup toplam üç yüz kırk aded meyhâne vardır. Her birine yüzer, iki yüzer atlı yolcular konup, içip göçerler, misafir olurlar, dinlenirler. Hem hândırlar, hem meyhânedirler. Ev sahibi kefereler hayâsızca şarap satıp,…