Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
about
Kategori: Eğitim, Üniversite
-
(Moltke’nin Mektubundan; 1 Eylül 1839, İstanbul) Avrupalılar için Doğuluların fikir seviyelerini gerçekte olduğu kadar aşağı tasavvur etmek hemen hemen imkânsızdır. Okuma yazma bilen bir Türk’e «hafız» yani bilgin denir. Kur’an’ın ilk ve son surelerini ezberlemekle tahsilini tamamlar, dört işlemi de pek azı tam olarak bilir. Herkesten fazla aydın diyebileceğim ricalden bir Türk fala ve rüya…
-
6 Mart 1938 gecesi verilen konser Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olduktan sonra gittiği ilk ve son konserdi. Konserden birkaç gün sonra Ankara Radyosu’ndan Türk Musikisi şarkıları, besteleri tekrar çalınıp söylenmeye başladı. Sonunda bu anlamsız yasak kalkmıştı! Sf. 163 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf.…
-
10 Mart 1934’te, Bebek, Set Sokaktaki evinde koluna boryum klorid enjekte ederek hayatına son veren Kimyager Dr. Cevat Mazhar’ın ölümü doğrudan 1933 Üniversite Reformu ile ilintiliydi. Bu ülkenin endüstriyel kimya alanında yetiştirdiği ilk uzman olan Cevat Mazhar Bey, yıllarca hocalık yaptığı Darülfünun ani bir kararla İstanbul Üniversitesine çevrilirken, kadrodan çıkarılanlar arasındaydı. Hükümet, çoğu arkadaşına lise…
-
Maarif Vekili Dr. Reşit (Galip), 1 Ağustos 1933’te verdiği demeçte epey ağır konuşmuştu (bugünün Türkçesi ile): “Ülkede siyasi, sosyal büyük devrimler oldu, Darülfünun bunlara karşı tarafsız gözlemci kaldı. Ekonomik alanda önemli hareketler oldu, Darülfünun bunlardan habersiz göründü. Hukukta radikal değişiklikler oldu, Darülfünun yalnız yeni kanunları tedrisat programına almakla yetindi. Harf devrimi oldu, öz dil hareketi…
-
Maarif Vekili Reşit Galip 12 Eylül 1933 tarihli Milliyet gazetesine verdiği demeçte “ilimden ziyade idealistliğin ön planda tutulduğunu” söylüyordu. Nitekim tasfiye edilenler arasında Avrupa’da eğitim görmüş, uluslararası kuruluşlara üye olmuş, ödül almış, eserleri basılmış, modern araştırma kurumları kurmuş olanlar vardı; hatta birkaç kişi, çok önceleri rahmetli olmuştu. Sf. 118 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler…
-
31 Temmuz 1933 günü ‘İstanbul Darülfünunu’ tabelası indirilerek yerine ‘İstanbul Üniversitesi’ tabelası çakıldı. 1 Ağustos tarihli Cumhuriyet gazetesi harekâtın bilançosunu veriyordu: “Mülga (kaldırılmış) Darülfünunun 151 hocasından müderris, muallim ve müderris muavinlerinden yalnız 59’u üniversiteye alınmış, mütebaki 92’si kadro haricinde kalmışlardır. Çıkarılanların 30’u Tıp Fakültesi, 17’si Fen Fakültesi, 5’i İlahiyat Fakültesi, 15’i Hukuk, 13’ü Edebiyat Fakülteleri,…
-
Darülfünunun reisi, görevini ‘Darülfünun Emiri’ aracılığıyla yerine getiren Maarif Vekili idi. ‘Emir’, okulun tüm müderrislerinin katıldığı seçimde en çok oy alan iki kişiden birinin Maarif Vekili tarafından atanmasıyla göreve geliyordu. Sf. 115 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 115) kitabından birebir alınmıştır.
-
Nisan 1924’te 40 kadar Fransız ve İtalyan Okulu kapatıldıktan sonra, sıra, azınlık okullarının, binalarını onarma, genişletilme veya yeni binalar yapma konusundaki kısıtlamalara geldi. Sf. 26 Olay, 22 Ocak 1928 tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Şayan-ı hayret bir hadise: Bursa Amerikan Mektebi’nde kızlarımız tenassur mu ettiriliyor?” şeklinde bir haberin çıkmasıyla başlamıştı. Müfettişlerin incelemesi sırasında hikâye başka ayrıntılarla zenginleşti.…
-
Türkiye halkının okuryazarlık oranlarını nasıl etkiledi? Buna cevap vermek kolay değil; çünkü örneğin 1927’de okuryazarlık oranının yüzde 8,1 olduğunu söyleyen resmi istatistiklere karşılık. 1895 yılına ait Osmanlı istatistiklerinde Anadolu ve Rumeli’de 5-10 yaş arası kız ve erkek İslam çocuk nüfusunun yüzde 57’sinin ilkokul öğrencisi olduğu görülüyor. Bu istatistiklerin güvenilir olup olmadığını söylemek kolay değil, ancak…
-
Abdülmecid, gerek aldığı eğitim gerekse bu sohbetler ve dergiler sayesinde, Batılı kadınların serbestliğinin ille de ahlaki bir zayıflık anlamına gelmediğini, eğitimli kadının aileye ve topluma daha çok katkı yapacağını fark etmişti. Kızların eğitimi konusunda halka örnek olmak için şehzadesi Murad’la kızı Fatma Sultan’ı ellerinden tutup ilk mektebe kaydettirmesi tarihe düşülmüş bir nottu. Cevdet Paşanın Maruzat…
-
425 yılında, 2. Theodosius Constantinopolis’de bir üniversitenin kurulması emrini verdi (İstanbul Üniversitesi). Başkent olduktan sonra kente imparatorluğun dört bir tarafından hatip ve filozoflar akmaya başlamıştı. Kurulan üniversitede 31 öğretim üyesi görev aldı. Bu aynı zaman da 31 kürsü demekti: 10 Latin, 10 Yunan grameri, 5 Yunan bilimi ve felsefesi, 3 Latin hitabet sanatı, 1 felsefe…
-
Atina’da kızlar eğitilmezler ve kadın, toplum dışında, yalıtılmış bir hayat sürerdi. Atinalı erkek, evine bağlı değildi ve aile ilişkileri de kuvvetli değildi. Erkekler günü dışarıda geçirirlerdi. Kadınlar ise evdeydiler. Genç kızlar, yalnızca yün eğirme, dokuma ve dikiş. Bazen okuyup yazmayı, bir evi çekip çevirmeyi öğrenirlerdi. Toplumdan tecrit edilmiş olarak yaşarlardı. Nerede ise, dört duvar arasına…
-
Mülkiye mektebinin kuruluşu 1850’lerin sonudur. Hukuk mektebinin faaliyeti geçtir. Mekteb-i Nüvvab’ınki de (Naibler mektebi anlamında, kadı yetiştirmek üzere açılan mektep) öyledir. Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 130) kitabından birebir alınmıştır.
-
La Vieille France, 21 Ekim 1920 tarihli sayısında, içinde aşağıdaki paragrafın bulunduğu son derece önemli bir Rusça doküman yayınladı. “Siyon Bilginlerinin Protokolleri” ile Haham Raeichhorn’un 1869 yılında Prag’da hahambaşı Simeon-ben-Ihuda’nın cenaze töreninde mezarı başında yaptığı konuşması arasında çarpıcı benzerlikler var. Bu konuşmayı yayınlayan Readcliffe, bunu açığa vurduğu için bedelini hayatıyla ödemişti. Reichhorn’un konuşmasını Readcliffe’e aktaran…
-
(Kuruluş 1860) Uygun bir şekilde itiraf etmek gerekirse; eğer Judaizm bir tarikatsa, 1860 yılında kurulan Alliance Israelite Universelle onun genel merkezi olarak kabul edilebilir. 1841 yılında dünya, Peder Thomas’ın Şam’da korkunç şekilde öldürülmesi haberiyle sarsılmıştı. Yapılan ciddi soruşturmalar, dini ayinlerine insan gerektiği için bu cinayeti işlediklerini soruşturma komisyonuna itiraf eden üç Yahudi’nin mahkûmiyetiyle sonuçlanmıştı. Sf.…
-
Önceki yüzyıllara ait hoşumuza gitmeyen tüm olayları insanların hafızalarından sileceğiz ve yalnız Yahudi olmayan hükümetlerin hatalarını anlatanları bırakacağız. Sf. 240 Düşünceleri dizginleme sistemi şimdiden “görerek öğrenme” yöntemi adı altında uygulanmaya başlandı. Bu sistemin amacı, Yahudi olmayanları, kafalarında bir fikir oluşması için kendilerine bir şeyler gösterilmeyi bekleyen, düşünce yeteneğinden yoksun, itaatkâr hayvanlar haline getirmektir. Fransa’da en…
-
Tahtlarında oturan Yahudi olmayan kralların ileriyi görme yeteneği ile halk kitlelerinin kör gücünün birleşmesi, bizim için tehlikeli olabilirdi. Fakat böyle bir ihtimale karşı gerekli olabilecek her türlü tedbiri aldık. Bu iki kuvvetin arasına terör dediğimiz bir duvar inşa ettik. Sf. 207 Yahudi olmayanların kurumlarını zamanından önce yıkmamak için, onlara hassasiyet ve zarafetle dokunduk ve mekanizmalarını…
-
Fevziye Lisesi’ ve ‘Şişli Terakki Lisesi’ adında iki okul açmışlardı. Onlar çocuklarını resmi okullara göndermez bu okullarda okuturlardı. … Sertel, kendisini Dönmelerden ilk kız alan Türk olarak gösteriyor. Ancak Sertel’in de Selanik doğumlu ve Yahudi asıllı bir dönme olduğu, Yahudilik dışındaki dinlerin düşmanı, Marksist-Sosyalist ve beynelmilelci olduğu; Türkiye’de dini, maneviyatı, milli kültürü ve ahlaki yönü…
-
Fethullah Gülen’in vazifesi, İslam Dünyası’nın her tarafından süper zeki çocukları seçerek Amerika’da okutmak ve sonra onları kendi memleketlerine müstakbel siyasi ve idari kadrolar olarak göndermektir. Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 89) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bu gün Deniz Harp Okulu’nun temeli olan Deniz Mühendislik Okulu, GATA’nın atası olan Askeri Tıp Okulu, Harp Okulları’nın temeli olan Mekteb-i Harbiyeler, Askeri Baytar Okulu, Kurmay Okulu, sonradan adı Siyasal Bilgiler Fakültesi olan Mekteb-i Mülkiye, bugünkü İstanbul Üniversitesi Tıp fakültelerinin çekirdeği olan Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye, … Mekteb-i Hukuk (1880), Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi (1887)…