Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Ekonomi, Tekeller

  • Bir ET olarak John’un görevi, üçüncü dünya ülkelerini alt- yapı yatırımları için inanılmaz – hatta gerekenden çok yüksek miktarlarda borç almaya ikna etmek ve bu kalkınma projelerinin Halliburton ve Bechtel gibi ABD firmalarına verilmelerini garanti etmek idi. Bu ülkeler bir kere büyük miktarlarda borç yükü altına girince, ABD hükümeti ve ona bağlı uluslararası yardım kuruluşları,…

  • John Perkins dört hayat yaşamıştır: Bir Ekonomik Tetikçi (ET) olarak; başarılı bir alternatif enerji şirketinin, ET geçmişini açıklamadığı için ödüllendirilen CEO’su olarak; bir yerel kültürler ve Şamanizm uzmanı ve bu uzmanlığını, bir ET olarak yaşami hakkındaki sessizliğini koruma sözüne sadık kalmaya devam ederken, ekolojiyi ve sürdürülebilirliği desteklemek için kullanan bir öğretmen ve yazar olarak ve…

  • Olaylar göründükleri gibi değil. NBC’nin sahibi General Electric, ABC’ninki Disney ve CBS’ninki Viacom olup, CNN ise devasa bir AOL Time Warner şirketler topluluğunun parçasıdır. Gazetelerimizin, dergilerimizin ve yayınevlerimizin büyük çoğunluğunun mülkiyeti – ve idaresi – büyük uluslararası şirketlerin elindedir. Medyamız, şirketokrasinin bir parçasıdır. İletişimimizin neredeyse tamamını kontrol eden memurlar ve yöneticiler yerlerini bilir: Hayatları boyunca…

  • Dünya standart para birimi olarak doları kabul etmeye devam ettiği sürece, bu aşırı borç şirketokrasi için ciddi bir engel oluşturmaz. Ancak, başka bir para birimi gelip de doların yerini almaya kalkacak olursa ve ABD’nin alacaklılarından bazıları (örneğin, Japonya veya Çin) alacaklarını istemeye karar verirse, bu durum radikal olarak değişir. ABD, kendini birdenbire son derece tehlikeli…

  • Böylece, Ekvador gibi ülkelere, hiçbir zaman geri ödemeyeceklerini bildiğimiz borçlar veririz; hatta borçlarını ödemelerini istemeyiz de; elimize koz veren, bizim diyetimiz olan da budur. Normal şartlar altında, sonunda kendi kaynaklarımızı tüketme riskini taşırız; sonuçta, borç veren hiçbir kimse, geri gelmeyen çok fazla miktarda borcu kaldıramaz. Ancak, bizimkiler normal şartlar değildir. ABD’nin bastığı paranın arkasında altın…

  • Süreci başlatmak için, hükümetin en üst kademelerinde görevli biri, son derece gizli bir görevle, Suudi Arabistan’a gönderildi. Hiçbir zaman emin olamadım ama sanırım o kişi Henry Kissinger idi. Elçi her kim ise ilk görevi kraliyet ailesine, Musaddık, İngiliz petrol çıkarlarını kapı dışarı ettiği zaman, komşu İran’da neler olduğunu hatırlatmak oldu. Sonra, Suudiler’in önüne geri çeviremeyecekleri…

  • Nakit içinde yüzen Suudiler, yüzlerce milyon doları ABD Hazinesi’ne verecekler, onlar da satıcılara veya çalışanlara ödeme yapmak gerekene kadar bu parayı tutacaklardı. Bu sistem, Suudi parasının Amerikan ekonomisine geri dönmesini garanti ediyordu. Anlaşma, aynı zamanda, komisyon yöneticilerinin Suudiler ile birlikte yararlı olduğuna karar verdikleri herhangi bir projeyi de, meclis onayına gerek kalmadan yapmalarını sağlıyordu. Sf.…

  • Eğer İran, Irak. Endonezya veya Venezuela gibi diğer ülkeler, bir ambargo tehdidinde bulunursa, geniş petrol rezervlerine sahip Suudi Arabistan araya girip boşluğu dolduracaktı. Bunu bilmek bile, uzun vadede, diğer ülkeleri bir ambargo düşüncesinden uzakta tutmaya yetecekti. Bu garanti karşılığında Washington da Suud Hanedanı’na çok cazip bir teklifle gelecekti: ABD, tam ve tartışmasız bir biçimde politik…

  • Görünürde, bu Suudi Arabistan Para Aklama Tezgâhı (Saudi Arabian Moneylaundering Affair) demekti ama aynı zamanda şakayla karışık bir kelime oyunuydu; krallığın merkez bankasının adı Suudi Arabistan Para Ajansı (Saudi Arabian Monetary Agency) veya SAMA idi. Sf. 132 Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf.…

  • İsrail yanlısı tutumundan dolayı ABD’nin cezalandırılması gerektiği ve en sert ambargonun bu ülkeye karşı uygulanması konusunda da anlaştılar. Hatta toplantıya katılan ülkelerin bir kısmı %5 yerine %10’luk bir kısıntı yapacaklarını ilan etti. Başkan Nixon, 19 Ekim’de Temsilciler Meclisi’nden İsrail için 2,2 milyar dolarlık bir yardım çıkartılmasını istedi. Ertesi gün Suudi Arabistan ve diğer Arap üreticiler,…

  • Arap petrol bakanları diğer seçenekleri de değerlendirmek üzere Kuveyt’te toplandı. Irak delegesi, şiddetle ABD’nin hedef alınmasını istiyordu: Diğer delegeleri Arap dünyasındaki Amerikan şirketlerini millileştirmeye, ABD ve İsrail ile dostluk iliş- kileri olan tüm diğer ülkelere topyekûn petrol ambargosu uygulamaya ve Amerikan bankalarındaki tüm Arap paralarını çek- meye çağırdı. Bankalardaki Arap paralarının ciddi boyutlarda olduğuna ve…

  • İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarında Washington’un Pan-Amerikan faaliyetlerini yaymak için Monroe Doktrini’ne dayandı. Son olarak, 20. yüzyılın ikinci yarısında ABD, başta Vietnam ve Endonezya olmak üzere, bu doktrini tüm dünya ülkelerinde gerçekleştirmek için komünizm tehdidini kullandı. Sf. 98 Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf.…

  • O makale beni ülkemin dünyaya karşı tavrı hakkında düşünmeye zorladı. İlk defa 1823’te Başkan James Monroe tarafından dile getirilen Monroe Doktrini, 1850’lerde ve 1860’larda Bariz Kader’i bir adım daha ileri götürerek, ABD’nin tüm yarıküre üzerindeki politikalarını desteklemeyi reddeden herhangi bir Orta veya Güney Amerika ülkesini istila etmek de dâhil olmak üzere, özel haklara sahip olduğunu…

  • Yazarın çıkış noktası Bariz Kader (Manifest Destiny) idi. Şöyle ki 1840’larda Amerikalılar arasında popüler olan ve Kuzey Amerika’nın fethinin Tanrı tarafından buyrulduğu; yani, Kızılderililer’in, ormanların ve buffaloların imhasının, bataklıkların kurutulmasının ve nehir yataklarının değiştirilmesinin, iş gücü ve doğal kaynakların sürekli olarak sömürülmesine dayalı bir ekonominin insan iradesi değil, Tanrı’nın emri olduğuna ilişkin doktrini temel alıyordu.…

  • Ayrıca üniversitedeki profesörlerimin makroekonominin gerçek doğasını anlamamış olduğunu da fark ettim: Çoğu örnekte, bir ekonominin büyümesine yardımcı olmak, sadece piramidin tepesinde oturan az sayıda insanın daha da zengin olmasına yol açarken, diptekiler için onları daha da aşağıya itmenin ötesinde hiçbir şey yapmamaktadır. Gerçekten de, kapitalizmi teşvik etmek genelde Ortaçağ’ın feodal toplumlarındakini andıran bir sisteme neden…

  • Karar anı, 1951’de İran’ın, doğal kaynaklarını sömürmekte olan bir İngiliz petrol şirketine karşı ayaklanmasıyla oluştu. Söz konusu şirket bugünün BP’sinin, yani British Petroleum’un öncüsü idi. İran’ın popüler ve demokratik yollarla seçilmiş başbakanı (ve TIME dergisinin 1951’de yılın adamı seçtiği) Muhammed Musaddık İran’ın tüm petrol kaynaklarını millileştirdi. Buna son derece kızan İngiltere de, İkinci Dünya Savaşı’ndaki…

  • Birkaç ay içerisinde o zamanlar yeryüzündeki en yüksek nüfus yoğunluğuna sahip toprak parçası olarak bilinen Endonezya’nın Cava adasına gitmek üzere yola çıkacaktım. Endonezya aynı zamanda petrol zengini ve komünist faaliyetlerle kaynayan Müslüman bir ülkeydi. Sf. 45 Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf. 45)…

  • Claudine ile birlikte GSMH’nin yanıltıcı tabiatını açık açık tartıştık. Örneğin, nüfusun çoğunluğu borç altında ezilirken bir kamu hizmetleri şirketi sahibi (yani tek bir kişi) bile çıkar sağlasa GSMH artışı gerçekleşebilir. Zenginler daha da zenginleşirken, fakirler fakirleşir. Ama nihayetinde, istatistiki açıdan bakıldığında bu bir ekonomik ilerlemedir. Sf. 44 Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins,…

  • Claudine bana işimin iki temel amacı olduğunu söyledi. Birincisi, parayı devasa mühendislik ve inşaat projeleri aracılığıyla MAIN ve Halliburton, Stone&Webster Brown&Root gibi) diğer Amerikan şirketlerine geri döndürecek büyük uluslararası kredilerin alınmasına bahane yaratacaktım. İkincisi, bu kredileri alan ülkeleri iflas ettirmek için (tabii ki MAIN ve diğer Amerikan şirketlerine olan borçlarını ödedikten sonra) uğraşacak, böylece sonsuza…

  • Bugünse durum tam tersine döndü; zenginler kendi yatırımlarına ve varlıklarına dikkat ederek yaşarken, daha az varlıklılar borca girerek hiç ihtiyaçları olmayan arabalar ve televizyonlar alıyorlar. Sf. 343 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan Tanrılara) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Ertuğrul Genç, (Kolektif Kitap Yayınları, 11. Baskı Aralık 2016 – Sf. 343) kitabından birebir alınmıştır.