Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Ekonomi, Tekeller

  • E.T.’lerin Afrika’da başarısızlıkla sonuçlanmış çok girişimi vardır; bu nedenle de, suikastlar kıta siyasetinde önemli rol oynamıştır. Bunların çoğu gizlice işlenmişse de, bazıları da yasal idamlar görüntüsü altında gerçekleştirilmiştir. Bu kategorinin en ünlü örneği olasılıkla Ken Saro- Wiwa’nınkidir. Sf. 279 Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları 2 (Şirketokrasi ve Ondan Kurtulmanın Yolları) – John Perkins, Çeviri; Cihat…

  •  “Sovyetlerin çete halinde ve büyük bir enerjiyle gelmesine izin verdik.” Jack bana tiksinti yansıtan bir bakış gönderdi. “Çinliler bile bizi manevrada geri bıraktı. Moskova, Marksist terörist yuvası haline getireceği Mozambik’i finanse etti, binlerce Zimbabwe Afrika Ulusal Özgürlük Ordusu derlemesini eğitip, onları siyah ya da beyaz ayrımı yapmaksızın çiftçileri öldürmek üzere Rodezya’ya gönderdi. Sf. 264, 265…

  • Kaç ‘eğitimli’ insanın yaşanan mücadelenin asil idealleri savunma uğruna olduğuna inandırılabileceğini merak ediyordum. E.T.’ler ve medya kodamanları tamah ve hâkimiyet kavramlarını özgürlük ve demokrasi şeklinde tercüme edecek dezenformasyonu geliştirmekte çok başarılı olmuştu, Şirketokrasiye büyüleyici bir Şekilde hizmet etmişlerdi. Sf. 243 Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları 2 (Şirketokrasi ve Ondan Kurtulmanın Yolları) – John Perkins, Çeviri;…

  • Şirketokrasi, Châvez’i büyük tehdit kabul etti. Sadece petrol ve öteki sektörlerdeki uluslararası şirketlere meydan okumakla kalmıyor, başka önderleri de kendi modelinin benzerlerini izlemeye teşvik ediyordu. Bush yönetiminin perspektifinden, uzlaşılması imkânsız iki devlet başkanı, yani Châvez ve Saddam Hüseyin sona erdirilmesi gereken kâbuslar haline dönüşmüştü. Irak’ta (hem E.T.’lerin, hem de çakalların) incelikli çabaları sonuç vermemiş ve…

  • Nike eğer Endonezya’daki işçilerinin (ki bu toplam işgücünün 1/6’sını oluşturur) ücretlerini ikiye katlasa bile bu ona 1.63 milyar dolarlık reklam bütçesinin yaklaşık %7’sine mal olur. Yani reklam bütçesinden bir dilimi daha yüksek ücret ödenmek üzere fabrikalara aktarsa, sweatshop işçiliği koşullarının büyük bölümünün ortadan kalktığını görürüz. Sf. 65, 66 Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları 2 (Şirketokrasi…

  • Endonezya’nın stratejik ülke kabul edilmesinin birincil nedenlerinden biri Başkan Suharto’dur. Görüşlerinden ödün vermeyen bir antikomünist olarak ün yapmıştı Suharto ve politikalarını uygulamaya koyarken en üst düzeyde acımasızlığa başvurmaktan çekinmiyordu. 1965 yılında ordunun başkumandanı olarak komünist yanlısı bir darbeyi ezdi, bunu izleyen kan banyosunda üç yüz bin ila beş yüz bin insan hayatını kaybetti ki, bu…

  • Bir imparatorluk hükümet ve iletişim organları (günümüzde medya) üzerinde denetime sahip, gücü halk tarafından seçilerek eline geçirmemiş, halkın iradesi erişiminde olmayan ve iktidar süresi ve koşulları yasalarca belirlenmemiş bir imparator ya da hükümdarın buyruğu altındadır. Bu koşul ilk bakışta Birleşik Devletler’i öteki imparatorluklardan ayrı yere koyar, ama bu bir yanılsamadır. Sözünü ettiğimiz imparatorluk tıpkı bir…

  • Birleşik Devletler dünya nüfusunun %5’ten azına sahiptir, ama dünya kaynaklarının %25’ten fazlasını tüketir. Bu büyük ölçüde başka ülkelerin ve öncelikle gelişmekte olanların sömürülmesiyle gerçekleştirilir. Birleşik Devletler dünyanın en büyük ve en sofistike donanımlı ordusunu besler. Her ne kadar imparatorluğu (ekonomik tetikçilerin de katılımıyla) ekonomi temelli olsa da, dünya liderleri başka yaptırımların yetersiz kaldığı anda (Irak’ta…

  • İlk kitabımı yazdıktan sonra yaptığım konuşmalarda, dinleyicilerimi çoğu insanın yanlış anladığı bir noktayı açıklayarak uyarma gereği duydum: Dünya Bankası gerçekte ‘dünyanın bankası’ değil A.B.D.’nin bankasıdır. Tıpkı onun en yakın çalışma arkadaşı konumunda olan kardeş kuruluşu IMF gibi. Yönetim kurullarındaki yirmi dört yöneticiden sekizi birer ülkenin temsilcisidir: A.B.D., Japonya, Almanya, Fransa, Britanya, Suudi Arabistan, Çin ve…

  • Belki de bugüne dek yapılmış en başarılı “iş sonrası dünyada nasıl hoşnut yaşanır” deneyi İsrail’de uygulanıyor. Aşırı Ortodoks Yahudi erkeklerin yüzde 50’si hiç çalışmıyor. Hayatlarını kutsal metinlerin incelenmesine ve dini ritüellere adıyorlar. Kısmen genellikle kadınlar çalıştığından, kısmen de temel yaşamsal gereksinimlerden eksik kalmasınlar diye devletin sunduğu yüklü yardımlar ve ücretsiz hizmetler sayesinde, ne onlar aç…

  • Öte yandan devletler evrensel temel gelir yerine hizmet uygulamasını finanse edebilir. İnsanlara istedikleri şekilde harcayacakları bir maaş vermek yerine bedava eğitim, bedava sağlık hizmeti, bedava ulaşım gibi hizmetler sağlanabilir. Bu esasen ütopik bir komünizm tasavvuru. İşçi sınıfı devrimini başlatma fikri miadını doldurmuş olsa da komünizmin amacını başka şekillerde gerçekleştirmeyi hedefleyemez miyiz?  İnsanlara evrensel temel gelir…

  • Sultan Abdülhamid, Mısır’da ‘Caisse de la dette publique’ mi­salinde olduğu gibi, devlet tahvillerini ellerinde bulunduranların 1881’de Düyûn-u Umumiye İdaresi’ni kurmasına müsaade etti. İdarenin müdürü, İstanbul İngi­liz Sefâretinin eski tercümanı Adam Block’tu. İdâre, Mısır’da olduğu gibi, vergi ve gümrük gelirlerine doğrudan el koyabiliyordu. Sf.66 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan…

  • Kimin kime ne borç verdiğini bilene kadar politika, tarih ve milletlerarası kavgalar hakkında hiçbir şey bilmiyorsun demektir. Ezra Pound Sf. 61 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 61) kitabından birebir alınmıştır.

  • Adam Smith; “hür insanlarca yapılan işin neticede Kölelerinkinden ucuza geldiğini yazmıştı. Sf. 51 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.

  • Her kabile veya daha küçük aile grubu, Mekke’nin zenginliğinden pay almak için birbiriyle rekabet içindeydi ve en başarısız kabilelerin bazılarının (Muhammed’in kendi kabilesi Haşimiler gibi) varlıklarının tehlikede olduğunu hissediyorlardı. Sf. 211 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 211) kitabından birebir…

  • Bir ET olarak John’un görevi, üçüncü dünya ülkelerini alt- yapı yatırımları için inanılmaz – hatta gerekenden çok yüksek miktarlarda borç almaya ikna etmek ve bu kalkınma projelerinin Halliburton ve Bechtel gibi ABD firmalarına verilmelerini garanti etmek idi. Bu ülkeler bir kere büyük miktarlarda borç yükü altına girince, ABD hükümeti ve ona bağlı uluslararası yardım kuruluşları,…

  • John Perkins dört hayat yaşamıştır: Bir Ekonomik Tetikçi (ET) olarak; başarılı bir alternatif enerji şirketinin, ET geçmişini açıklamadığı için ödüllendirilen CEO’su olarak; bir yerel kültürler ve Şamanizm uzmanı ve bu uzmanlığını, bir ET olarak yaşami hakkındaki sessizliğini koruma sözüne sadık kalmaya devam ederken, ekolojiyi ve sürdürülebilirliği desteklemek için kullanan bir öğretmen ve yazar olarak ve…

  • Olaylar göründükleri gibi değil. NBC’nin sahibi General Electric, ABC’ninki Disney ve CBS’ninki Viacom olup, CNN ise devasa bir AOL Time Warner şirketler topluluğunun parçasıdır. Gazetelerimizin, dergilerimizin ve yayınevlerimizin büyük çoğunluğunun mülkiyeti – ve idaresi – büyük uluslararası şirketlerin elindedir. Medyamız, şirketokrasinin bir parçasıdır. İletişimimizin neredeyse tamamını kontrol eden memurlar ve yöneticiler yerlerini bilir: Hayatları boyunca…

  • Dünya standart para birimi olarak doları kabul etmeye devam ettiği sürece, bu aşırı borç şirketokrasi için ciddi bir engel oluşturmaz. Ancak, başka bir para birimi gelip de doların yerini almaya kalkacak olursa ve ABD’nin alacaklılarından bazıları (örneğin, Japonya veya Çin) alacaklarını istemeye karar verirse, bu durum radikal olarak değişir. ABD, kendini birdenbire son derece tehlikeli…

  • Böylece, Ekvador gibi ülkelere, hiçbir zaman geri ödemeyeceklerini bildiğimiz borçlar veririz; hatta borçlarını ödemelerini istemeyiz de; elimize koz veren, bizim diyetimiz olan da budur. Normal şartlar altında, sonunda kendi kaynaklarımızı tüketme riskini taşırız; sonuçta, borç veren hiçbir kimse, geri gelmeyen çok fazla miktarda borcu kaldıramaz. Ancak, bizimkiler normal şartlar değildir. ABD’nin bastığı paranın arkasında altın…