Bir imparatorluk hükümet ve iletişim organları (günümüzde medya) üzerinde denetime sahip, gücü halk tarafından seçilerek eline geçirmemiş, halkın iradesi erişiminde olmayan ve iktidar süresi ve koşulları yasalarca belirlenmemiş bir imparator ya da hükümdarın buyruğu altındadır. Bu koşul ilk bakışta Birleşik Devletler’i öteki imparatorluklardan ayrı yere koyar, ama bu bir yanılsamadır. Sözünü ettiğimiz imparatorluk tıpkı bir hükümdar gibi ve eşgüdüm içinde davranan bir grup insanın denetimi altındadır. Bunlar hükümetle iş dünyası arasında ‘döner kapı’ gibi iki yana da açılarak çalışan bir sistem oluşturmuştur. Siyasi kampanyaları ve medyayı fonlar aracılığıyla finanse ettiklerinden, seçimle gelinen görevlere yerleşen kişileri ve bize verilen bilgileri denetim altında tutarlar. Bu insanlar (yani şirketokrasiyi oluşturanlar) ülkeye Beyaz Saray ya da Kongre’yi kimin kimin denetimi altında tuttuğundan bağımsız olarak hükümet edenlerdir ve hükümet süreleri ve koşulları yasalarca belirlenmemiştir. Sf. 7
Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları 2 (Şirketokrasi ve Ondan Kurtulmanın Yolları) – John Perkins, Çeviri; Cihat Taşçıoğlu, (A.P.R.İ.L. Yayınları, 10. Baskı Mart 2015 – Sf. 7) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın