Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Ekonomi, Tekeller
-
Nihayet üretim güçleri tasfiye olurken, devletin artan gelirlerini karşılama olanağı daha da azaldığından, Tanzimat bürokratı dış borçlanmayı savunmaya başlayacaktı. 1854’te ilk defa olarak 3,3 ve 1855’te 5,5 milyon Osmanlı altını değerinde, fakat İngiliz lirası üzerinden borçlanmalar oldu. Böylece Osmanlı Devleti’nin, Batı finans baronlarının vesayeti altına düştüğü dönem açılmış oldu. s. 75 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması…
-
Yabancılar %5 gibi düşük gümrük resmi ödedikten sonra Osmanlı ülkelerine istedikleri malı getirip serbestçe satabilirlerdi. Hatta sadece dışardan getirdikleri malı değil, Osmanlı topraklarında üretilen herhangi bir yerli malı da bir yerden alıp diğer bir yerde serbestçe satabilirlerdi. Böyle bir liberalizm, sanıyorum, dünyada ilk defa uygulanıyordu. s. 72 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına…
-
Lale devrini sona erdiren Patrona Halil Ayaklanması gibi, Üçüncü Selim’in devlet eliyle fabrika kurmaya çalışmasını da kapsayan Nizami Cedit denemesi de, ulema-esnaf-yeniçeri birliği karşısında yenik düşmüştü. Batı kurumlarını alabilmek için çalışanlara karşı, bu ulema-esnaf-yeniçeri birliği, İslamcı akımın gittikçe büyüyen çekirdeğini meydana getirmişti. s. 69 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman,…
-
İmparatorluk, üretim ilişkileri içinde tarımda azalan getiri, nüfus artışı, ihracatı kısıcı, ithalatı teşvik edici eğilimleriyle birlikte genişleyip hegemonya paradoksuna düşmekle (İmparatorluk yayıldıkça yayılmak zorunda kalmakla), nicel genişleme nitel güçsüzlüğe dönüşmüştü. Bu, üretim güçlerinin gelişmesini engelleyen fasit tarihî bir kapan yaratmıştı. s. 65 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık,…
-
Osmanlılarda iç ve dış olarak iki hazine vardı. İç hazine padişahın, dış hâzineyi, Devlet hâzinesini dengeye getirmek üzere gerektiğinde kullandığı hazine idi. Sözü edilen, Viyana kuşatmasını da kapsayan savaşta iç hazine tamamen boşaltılmıştı. s. 54 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Şubat 2013 – s. 54)…
-
Artık üründen gelir elde eden padişahın rütbe verdiği gruplar vardı. Bunlar: a)Ulema (ruhban) grubu ki bunlar şeriatı öğreten ve uygulayanlardı. b)Yeniçeriler, yardımcı ordu kuruluşları mensupları. (Bunlara giden artık ürünü padişaha gidenden transfer olarak da kabul edebiliriz). c)Tımarlı sipahi, vs. diğer yöneticiler. Emekçiler karşısında bir üretim gücüne sahip olarak sadece padişah vardı. Padişah sınıf olmadığı gibi,…
-
“İş adamları”mız, Devletin türettiği rantiyelerdir. Burjuva demek yanılgıdır. Sf. 150 Bizim iş adamları ve onu tutan yazarlar bir ideoloji üretemezler. Sf. 151 Alıntı; Sivil Toplum Yazıları – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Şubat 2013 – Sf. 150, 151) kitabından birebir alınmıştır.
-
İsmet Paşa’nın sık sık tekrarladığı bir söz vardı. Bu, Lozan Sulh Konferansında Lord Curzon tarafından Osmanlı borçları konusu tartışılırken İsmet Paşaya söylenmişti; “Siz paraya ihtiyacınız olunca nasıl olsa bize başvuracaksınız” biçiminde bir sözdü bu. Hazin değil midir ki, bu sözleri söyleyen Paşa’nın CHP’si, 1950’den önce iktidarda iken, dış krediler almaya başlayan, bazı ikili anlaşmaları yapan…
-
Asya’da, Ön Asya’da bu mekanizmayı mükemmelleştiremeyen ve ikta verme işlerini kan bağlarıyla yürütmek isteyen hükümdarlıklar uzun ömürlü olmamışlardır. Osmanlıların başarılarından biri de buradadır (kulluk sistemi). Fatih Sultan Mehmet’in 20.000 kadar özel mülk halindeki köye ya da malikâneye el koyup tımarlı hale getirişi gibi. Sf. 59 Alıntı; Sivil Toplum Yazıları – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel…
-
Doğrudan üreticiler genel olarak tımar (ikta) sistemi ile gözetilip denetlenecektir. Tımar sahibi, köylülerin tasarrufuna bırakılmış toprak düzenine müdahale edemez. Köylü, ailelerine (Osmanlı reayası: Müslüman, Hıristiyan) verilmiş sınırlı toprak içinde kapalı tarla sistemi ile serbest çalışır. Oysa Avrupa’da feodal lord kendisi çiftçi olarak geniş toprağını serf aileleri arasında olduğu gibi, ürünler arasında da yeniden düzenleyebilir; açık…
-
“İstila, hem istilâ edenin ve hem de edilenin üretim biçimlerinde değişime sebep olur”. Yeni sınıf ve hâkimiyet ilişkilerinin dolayısıyla yeni bir toplumsal yapılar bağlantısı ile yeni bir bütün oluşur. Güç, yenisine gebe her eski toplumun, ebesidir. Gücün kendisi bir ekonomik iktidardır”. Sf. 51 Alıntı; Sivil Toplum Yazıları – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil…
-
Şövalyeler zaman içinde en büyük sarraflardan olmuştu. Paris onların sayesinde Avrupa’nın finans merkezi olmuştur. Büyük olasılıkla bugün kullandığımız çek daha o devirlerde Şövalye Tarikatı tarafından bulunmuştu. Tapınak Şövalyeleri tahmin edileceği gibi sadece parayla çalışmıyorlardı. Şövalyelerin Yahudi ve İslam kültürü ile olan sıkı münasebetleri dolayısıyla, yeni buluşlar ve yeni fikirlerde odak haline gelmişlerdi. Gerçekten o çağın…
-
Metin Toker; “Kemal Derviş’in Amerika’dan geldiği açıktır da Amerika’dan gönderildiği hususunda ciddi kimselerin ciddi ifadeleri vardır” diyordu. Çağrılmadığı ve gönderildiği konusunda şu anda hiçbir şüphemiz bulunmamaktadır ve gönderenin ve daha doğrusu Dervish’i seçenin ise, IMF birinci başkan yardımcısı Stanley Fischer olduğunu artık biliyoruz. Fischer Amerika’da “Yahudi Partisi” içinde önemli bir figür’dür ve IMF yöneticisi olarak…
-
Bu sözcük, Fransızca “magasin” ve İngilizce “magazine”, bizim “mağaza” olarak kullandığımız “mahazin” ya da “hazane” sözcüklerinden geliyor, Batılılar tarafından ilk kez İspanya’da kullanıldığını kabul edebiliriz, Arap egemenliğinden kalmadır ve “ambar” ve “depo” anlamı esastır, “mahzen” de köklerinden birisi olmaktadır. Tüccarların, çeşit çeşit mallarını depo ettikleri yer idi, çeşitlilik belirleyici olmaktadır. Matbuat ve televizyona “magazin” olarak…
-
(Moltke’nin Mektubundan; 1 Eylül 1839, İstanbul) Böyle çok ve böyle büyük engeller padişahın planlarını önledi. Ne yazık ki şu söz doğrudur: En Turquie on a commence la refoıme par la queue (Türkiye’de devrimlere kuyruğundan başlandı.). Bu reformların çoğu görünürdeki şeylerden, isimlerden ve projelerden ibaretti. En zavallı eser de Rus ceketleri, Fransız talimnameleri, Belçika tüfekleri, Türk…
-
(Moltke’nin Mektubundan; 1 Eylül 1839, İstanbul) Gerçi padişah aynı zamanda halifedir, fakat bu sıfatla Müslümanlık hükümlerine sıkı sıkıya bağlı kalmaya bir kat daha mecburdur. Musa kanunları gibi İslâmlık da tamamıyla maddî birçok kanunları kapsamaktadır. Kendisine bağlı olanların düşünce tarzlarına belli bir yön çizer, birazcık olsun bilince ermiş bir aklın kabul edemeyeceği kaba, maddî zevkli bir…
-
(Moltke’nin Mektubundan; 20 Şubat 1839, Malatya) Konya, Ankara ve Malatya’da kırk bin kadar sipahi ve redif askeri toplanmıştır. Sadece bu bir felâket, hem de çifte felâkettir, çünkü hükümet bu insanları asker olarak beslemek zorunda kaldığı gibi onlardan uyruk sıfatıyla vergi alamaz; bunların ticaretleri, sanatları durur, tarlaları yoz kalır ve çoluğu çocuğu sefalete düşer. Rediflerden başka…
-
(Moltke’nin Mektubundan; 20 Şubat 1839, Malatya) Şimdiki vergi toplama tarzında toplananların beşte, belki de onda biri devlet kasasına girer. Eğer şimdiye kadarki iltizam yani vergilerin bir müteahhide verilmesi, müsellim idaresi, angarya cebren asker toplama, bilinen fakat göz yumulan irtikâp ve ihtilâslar, iltimasla terfiler, hulâsa bütün eski kötü âdetler yeniden uygulanacaksa, böyle bir maksat uğrunda dökülecek…
-
(Moltke’nin Mektubundan; 8 Kasım 1838, Malatya) Esasen Türklerin prensibi (almalı vermeli) yani (sen de yaşa, ben de yaşayım) dır. Bu, gerçekten basit ve zevkli bir ekonomi prensibidir. Toplumun her sınıfı, en aşağıdaki müstesna, bundan faydalanır; en aşağıdakine ise sadece kaidenin ilk yarısı uygulanır. Bu sistem hakkında ileri sürülebilecek tek kusur o en aşağı sınıfın bütün…
-
(Moltke’nin Mektubundan; 23 Temmuz 1838, Harput’ta Mesire) İpeğin, bu nefis metaın üretimini Asbuzu’ya sokmak için Bursa yahut Amasya’dan birkaç ipekçiyi buraya getirmenin ne kadar faydalı olacağına Paşa’nın dikkatini çektim, çünkü burada en aşağı 20-30 bin dut ağacı var ve şimdiye kadar bunların yalnız meyvesinden faydalanılıyor. Sf. 208 Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal Helmuth Von Moltke,…