Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Ekonomi, Tekeller

  • Sanayinin, küçük patronların elinden çıkarak büyük sermayedarların eline geçmesi, halkların ve onlarla birlikte devletlerin tüm enerjisini tüketti. Sf. 254 Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 254) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yakında büyük servet havzaları haline gelecek olan tekeller kurmaya başlayacağız. Yahudi olmayanların aristokrasisi, politik bir güç olma vasfını yitirdi.  Onu hesaba katmamız gerekmiyor.  Fakat sahip oldukları topraklar sayesinde hâlâ daha kendi kendilerine yetiyor olmaları bize zarar verebilir.  Bu yüzden her ne pahasına olursa olsun, onları topraklarında söküp atmak bizim için en büyük zorunluluktur.   Bu amaca…

  • Milletler, bizim gizli elimizin olmadığı önemsiz özel anlaşma dahi yapamazlar.  …  Tanrı bizi yapacağımız göreve uygun bir zekâ ile donattı.  …  Tüm devlet çarklarını döndüren mekanizma bir motordan güç alır.  Bu motor bizim elimizdeki altındır.  Büyük Bilginlerimiz tarafından uydurulmuş olan Ekonomi-Politik bilimi, sermayeye uzun zamandır çok büyük bir itibar sağlamaktadır.  Sf.197 Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri…

  • Yahudi olmayanların zihinlerinden Tanrı ve maneviyat düşüncelerini tamamen çıkarmak ve onların yerine matematiksel hesaplar ve maddi ihtiyaçları yerleştirmek bizim için zorunludur.  Yahudi olmayanlara düşünme ve anlama fırsatı vermemek için, ilgilerini tamamen ticaret ve sanayiye çevirmeliyiz.  Böylece bütün milletler, kazanç peşinde birbiriyle yarışırken, müşterek düşmanlarının farkına varmayacaklar ve tamamen yutulmuş olacaklardır. Sf. 194 Alıntı; Siyon Liderlerinin…

  • Bilimin bugünkü durumu ve bizim yönlendirdiğimiz gelişimi sayesinde, insanlar basılı şeylere körü körüne inanıyorlar.  …  Bir kör, kendisinden üstün olduğuna inandığı her şeyden nefret eder.  …  Ticari faaliyetleri durduracak ve sanayiyi felce uğratacak olan ekonomik krizler, bu nefreti daha da körükleyecektir.  Bildiğimiz tüm gizli ve yasadışı yöntemler ve tamamen elimizde olan altın’ın yardımıyla, tüm dünyada…

  • Eğer bir devlet kendini, kendi içindeki krizlerle tüketirse, ya da kendi içindeki ihtilaflar onu dış düşmanlar karşısında zayıflatırsa, telafi edilemeyecek kayıplara uğramış ve bizim hâkimiyetimiz altına girmiş demektir.  Tamamıyla bizim ellerimizde olan Sermaye Despotluğu, ona bir saman çöpü uzatır.  İster istemez bu çöpe sarılacaktır, aksi takdirde tamamen dibe vurur.  Sf. 177 Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri…

  • ..tüm dünyanın finansmanı Yahudiler’in kontrolündedir.  Onların verdikleri kararlar, düzenledikleri oyunlar bizim ekonomik kurallarımızı oluşturur. Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eski İngiltere’de… Reklam yapmak öyle utanmazca ve küstahça bir şeydi ki, kamuoyu reklam yapanı derhal dışlardı.  Bir esnaf için en uygun davranış malını satmaya gönülsüzmüş gibi görünmekti.  Sf.18 Yahudiler’in dükkânları bugünkü süper marketlerin atası olan, her türlü malın satıldığı mağazalara dönüştü ve eski İngiliz geleneği “Bir dükkân bir çeşit mal satar” düşüncesi zayıfladı.  Yahudi hızlı…

  • T. Fristsch (Tarih boyunca Yahudi Meselesi, 108) şöyle demektedir: “Yahudilik öteden beri zamana uymayı ve zaman cereyanlarını kendi hizmetinde kullanmayı ustacasına bilmiş ve becermiştir.  …  İtalyan Yahudi’si ve Mason Montefiore’nin soydaşlarını şu aşağıdaki sözlerle uyarması boşuna değildi: “Nafile yere devletleri iflasa sürüklüyor ve devlet istikrazları (devlet borçlanmaları) yapıyorsunuz.  Milletleri aldatmak ve bunaltmak için dünyadaki bütün…

  • Kanunî Sultan Süleyman, Macaristan’ı çiğneyip, Budin kalesine dayanınca, orada bulunan Yahudiler Yâsef Nassi’nin önderliğinde bir heyet teşkil ederek Kanunî Sultan Süleyman’ı karşılamışlardır.  …  Kanunî Sultan Süleyman zamanında Ya’sef Nassi’nin saraya intisabıyla (katılmasıyla) başlayan Yahudi nüfuzu, II. Selim zamanında gittikçe artmıştır.  Ticaret, gümrük ve iltizam (vergi toplama) işleri Yahudilerin eline geçmiştir. II. Selim’in Piyale Paşa’ya yazdığı…

  • Hükümdarlar paraya ihtiyaç duydukça, Yahudi’nin halktan emdiği kanının bir kısmını, mübarek elleriyle ondan alırlar.…  Her sarayın bir Saray Yahudi’si vardır.  Alıntı; Kavgam – Adolf Hitler, Ç; Oktay Ertaş, (Beda Yayıncılık 2. Basım Ekim 2004 – Sf. 271) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yahudiler bu durumda ya zorla ya da kendi istekleriyle ve kimi zaman etrafları duvarlarla çevrili mahallelerde oturmaktaydılar. Yaşamak için yapabilecekleri iş sadece küçük esnaflık ve sarraflıktı. Bu sonuncusu Hıristiyanların faiz alma ve vermeleri yasak olduğu için onlara kalmıştı. Böylece Yahudi bankerler ve zamanla, çok iş yapan Yahudi bankaları doğdu, fakat bu da gene Yahudilerin başlarına…

  • Yahudiler, ancak Babil sürgünlüğü sırasında, sonradan asıl işleri haline gelen ticarete başladılar; bunun da nedeni sadece yurtsuz kalmış olmaları değildi; asıl neden, bulundukları yer ve yaşadıkları zamandı: Babil o çağın en büyük tüccar şehriydi ve 6. yüzyıl her yanda gelişen merkantilizm çağıydı. Sf. 221 Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım…

  • Tanzimat’ın getirdiği ticari haklar ki bunların başında ekonomik yaptırımlar ve zorunluluklar gelmektedir, dengeleri değiştirmiştir. Kara gümrüklerinin kaldırılmasıyla ekonominin Rumların lehine çalışması ve nüfusun ticari ayrıcalıklar elde etmesinin yanında, geniş kapsamlı bir organizasyonun da öncüsü olmuştur. “Tanzimat-ı Hayriye”nin ilanıyla kara gümrüklerinin kaldırılması ve vergi alınmaması esası dış ticaret girişimlerinin önünü açmakla kalmamış, mahkemelerin fiyat tespitleri Rum…

  • Tire çerçileri, Rum Ermeni ve Yahudi olarak görünmekteyse de asıl ağırlık Yahudi çerçilerde toplanmaktaydı. Tire tarihinin ekonomik lokomotifini oluşturan Yahudi iş adamları önce çıraklık örneği mesleğin kurallarını ve ahlakını “Çerçilik” aşamasıyla kazanmışlardır. Bu nedenle çerçiler üzerinde durulması gereken ciddi bir kesimi oluşturmaktadırlar. Çerçiler, geleceğin Yahudi tüccarlarının pişmesini, ticareti öğrenmesini sağlamakla kalmamış, ticaret ahlakını da çevreleriyle…

  • Öyle ki, 1531’de dahi İzmir’de Yahudi yerleşimi yoktur. Oysa Tire, 14, 15 ve 16.yy’larda bölgenin en gelişmiş kentidir. Kentin, İzmir’ den önce bölge­nin en hareketli liman kenti olan Kuşadası’nın ulaşım yolu üzerinde bulu­nuşu ve kervanların Tire’den geçmesi gelişimde etken olmuştur. Öyle ki, belgelerde Gediz’den Kuşadası’na yönelen kervanlardaki deve sayısının 800-1.000 arasında değişmesi canlılığın göstergesidir. Hatta…

  • Bu konuya girmeden önce bir soru yöneltmek istiyorum: Türkler tekstil işini, tüccarlığını kimden Öğrendi? Araştırılması gere­ken bir soru. Araştıracak kişilere bir ön bilgi vereyim; bu konuda dilimize yerleşmiş sözcüklerin çoğunun İbranice olması ilginç değil mi? Antariye (entari), astar (astar), atlas (atlas), basma (basma), batista (patiska), baul (bavul), bindallı (bindallı), bohça (bohça), camaşir (çamaşır), dulbent (tülbent),…

  • Bir, döviz sağlamak nedeniyle, Almanya’dan kullanılmış otomobil ithalatını, bedelsiz ithalat, kapısını açtı. İki, Fadıl Akgündüz’e, Malezya’dan otomobil ithalatı imkânı veriliyordu. Daha ucuzdu; bunlar, Tofaş ve Renault satışlarını tehdit ettiler. Krizde olan otomobil imalatı daha büyük bir krize bağlanıyordu. Üç, kamu gelirlerinde “havuz sistemi” getirmeyi denediler, Abdüllatif Şener’in başkanlığında, başbakanlıkta bir düzen ihdas edildi. Sf. 280…

  • Cumhuriyet tarihinde üç büyük primitif akümülasyon ya da “ilkel birikim” süreci ve dönemi var. Birincisi, savaş ve sürprizli mübadele işlerindedir. İkincisi, varlık vergisi yoluyladır. Üçüncüsü özelleştirme ve globalleşme dönemindedir. Üçüncüsü ile aktüel zamandayız ve bu masalda sadece İkincisi var. Sf. 13 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 13)…

  • Yüksek ücretle sanayileşme süreci bu sanayileşmeyi gerçekleştirinceye kadar dışa kapanmayı gerektiriyor ve bu yöntemle kendini besleyen hızlı bir sanayileşme, daha özgürlükçü bir ortamı da beraberinde getiriyor. İhracata yönelik sanayileşme ise daha çok askerî diktatörlüklerle bir arada gidiyor… Tabiatıyla yüksek ücretle, hızla sanayileşme sürecinin başlangıcında otarşi demek istemiyorum ama bir ölçüde dışa, uluslararası rekabete kapanmanız gerek.…