Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Emperyalizm

  • İngiltere Büyükelçiliği görevlisi Yüzbaşı Bettelheim’in ayaklanma günü Ayasofya’da gericilerin yanında görünmesi, İttihatçıları olayların arkasında “İngiliz parmağı var” görüşüne yöneltti. Sf. 137 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 137) kitabından birebir alınmıştır.

  • Selanik’teki örgütün temelini Sabetayistler ve Yahudiler oluşturuyordu. Özellikle Balkanlar’da yayılan milliyetçi hava karşısında Osmanlı Devleti’ni bir güvence olarak gören Selanik Yahudileri ve Sabetayistler harekete hem fikri hem de maddi destek veriyorlardı.        Bir de masonlar vardı. İttihatçı kadrolar mı masondu, yoksa masonlar mı İttihatçıydı hâlâ tartışılan bir konudur! Masonluk, Osmanlı’ya İngiltere’den gelmişti İngiltere Büyük Locası’nın ilk…

  • O dönemde İzmir’in başında sadece tifo gibi salgın hastalıklar belası yoktu. Şehrin etrafını sarmış çeteler de İzmir halkını canından bezdirmişti. Bugün olduğu gibi dün de çeteler sırtını belli güçlere dayamışlardı. Örneğin İzmirli Whittall ailesi Çakırcalı Mehmed Efe’nin en büyük destekçisiydi! Whittalller, Çakırcalı’ya silah ve cephane yardımında bulunuyordu. Bu kuşkusuz karşılıklı bir çıkar ilişkisiydi. Lojistik desteğin…

  • 1895 yılının Kasım ayında İzmir Valiliğine bir kez daha eski bir sadrazam atandı: Kıbrıslı Kâmil Paşa! İngiliz çevrelerine yakınlığıyla tanınan Kıbrıslı Kâmil Paşa İzmir’e gelir gelmez başta Whittalller ve Forbesler olmak üzere İngiliz Levanten aileleriyle çok yakın ilişki içine girdi. Bu yakın münasebetler o kadar arttı ki, kentte; “Şehre korku salan Çakırcalı Mehmed Efe’nin eylemlerine…

  • Komisyonun adı, Düyunu Umumiye (Genel Borçlar) İdaresi’ydi. 20 Aralık 1881’de yürürlüğe konulan bu sistem, dünya tarihinde bir ilki gerçekleştirecekti: yabancılar, alacaklı oldukları ülkenin başkentinde bir şirket kurarak, devlet adına bir kısım vergi ve gelirleri tahsil edecekti. İdaresinde İngiliz, Fransız, Alman, Avusturya-Macaristan, İtalyan ve Osmanlı alacaklarının temsilcisi bulunan Duyunu Umumiye, Osmanlının sanki ikinci bir maliyesiydi. Zamanla…

  • Rusya savaşını gerekçe gösteren II. Abdülhamid, 13 Aralık 1877’de Sadrazam Midhat Paşa’yı Yıldız Sarayı’na çağırttı ve Meclisi Mebusan’ı süresiz tatil ettiğini bildirdi. Midhat Paşa’nın sadrazamlığı kırk sekiz gün sürmüştü… Sf. 27 II. Abdülhamid, her fırsatta “babası gibi sevdiğini” söylediği Midhat Paşa’yı İzzeddin adındaki vapura bindirerek İtalya’ya sürgüne gönderdi. Bu arada halkın Midhat Paşa’nın sürgüne gönderilmesini…

  • Rus yanlısı olduğu için “Nedimof” diye anılan Sadrazam Mahmud Nedim Paşa’nın 6 Ekim 1875 tarihinde yaptığı bir açıklama Avrupa’yı ayağa kaldırdı. “Tenzili faiz kararı” ile Osmanlı hükümeti, beş yıl süreyle faiz borçlarının ancak yarısını ödeyeceğini, ödeyemeyeceği faizlere karşılık ise yüzde 5 faizli tahviller vereceğini açıkladı. Mali iflastan iki ay sonra, 2 Mayıs 1876’da Bulgarlar, üç…

  • İzmir Belediye başkanlığına neden Evliyazâde Mehmed Efendi atanmıştı? Evliyazâde Mehmed Efendi’nin göreve getirilmesinde başta Giraud-Whittall ailesi olmak üzere yabancı tüccarların katkısının olmaması imkânsızdır. Ayrıca İzmir’deki konsolosların etkisini de unutmamak gerekir.  Tanzimat’ın önemli isimlerinden Sadrazam Ali Paşa, 1850-1884 yılları arasında Osmanlının Londra büyükelçiliğini yapan Kostaki Musurus Paşa’ya gönderdiği mektupta bakın ne diyor: “Görevini yaparken, konsolosların hoşuna…

  • Evliyazâde Mehmed Efendi işte bu yerli simsarlardan biriydi. “Sebilürreşat’tı, yani “komprador”! Evliyazâde Mehmed Efendi’nin “iş ortağı” J.J. Frederic Giraud adlı bir Levanten’di! Sf. 19 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Osmanlı bürokrasisi daha fazla tüketebilmek için, daha fazla kirleniyordu; yani rüşvetsiz iş yapılmıyordu. Bitmedi. 1838 ticaret ve 1839 Tanzimat antlaşmalarına imza koyan Sadrazam Reşid Paşa, yeni tip devlet adamlığının da kapısını açtı. Eskiden nüfuzlu paşaların himayesine girerek koltuk – makam kapılırken, Reşid Paşa yabancı devletlere dayanarak kariyer yapma dönemini başlattı. Sadrazamlar ve paşalar, “İngilizci”, “Fransızcı”,…

  • Tarih, 16 Ağustos 1838.      Sadrazam Reşid Paşa, samimi dostu İngiliz elçisi Lord Stratford Canning’le Osmanlı – İngiltere ticaret antlaşmasını imzaladı. Antlaşma aynı yıl Avrupa’nın öteki devletleriyle de yapıldı. Bu antlaşmayla Osmanlı Devleti, dış ticaretteki tekel düzenini, savaş dönemlerinde mâliyeye gelir getirmesi için koyduğu ek vergileri ve darlığı çekilen hammaddelerin ihracatına izin vermeyen “devletçi ekonomiyi” rafa…

  • Belediye,  Osmanlı kentleri için 19. yy. ikinci yarısında ortaya çıkmış yeni bir kurumdur. Başta İngilizler olmak üzere yabancı ticaret şirketlerinin baskısıyla kurulmuştu. Bu şirketlerin belediyelerden bekledikleri, ticaret akışını kolaylaştıracak altyapı hizmetlerini yapmasıydı. Örneğin, 1867’de İzmir’de belediyenin kurulmasına Liman’ın büyütülmesi sebep olmuştu. Sf. 12 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88.…

  • Halk Partisi iktidarının 1930’dan sonraki İktisadî faaliyet tablosu hemen hemen bunlardan ibarettir. Kaldı ki, bu iktidarın İktisadî siyaset uygulamalarında, bazı çarklar da birbirleriyle çarpışıyordu, meselâ bir taraftan «Sanayii Teşvik Kanunları» çıkarılırken, diğer taraftan, bu gelişmeyi önlemek istercesine, akıl almaz kanun ve nizamname engelleri yaratılıyordu. Meselâ, «Muamele Vergisi Kanunu» motorsuz sanayiyi, motorlu sanayi, yani modern işletmeler…

  • Lozan Konferansında istiklâlimiz imzalanmakla beraber, gümrük tarifelerinde, daha beş yıl koruyucu tarife uygulayamazdık. Sf. 141 Nitekim İsmet Paşa’nın Lozan’da en büyük savaşı, sınır ve toprak meselelerin­de değil, yabancı sermaye davalarında oldu. Sf. 143 Alıntı: İhtilâlin Mantığı – Şevket Süreyya Aydemir, (Remzi Kitabevi, 7. Baskı 2000 – Sf. 141 ile 143 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fransız sarraf­ları Lozan’da: “Alacaklarımızı kabul edip ödemezseniz, biz bu barış masasını derhal terk ederiz!” diye, sakallarını hiddetle titretiyorlardı. Evet, ödeniyordu. Öyle oluyordu ki, mesela 1930 yılı bütün gelir bütçemiz iki yüz küsur milyon lirayken, yabancı alacaklılar için bütçeye 49.000.000 lira konmuştu. Hâlbuki o yıl, bütün Maarif bütçemiz 3.500.000, bütün Bayındırlık bütçemiz 17.000.000 ve bütün Millî…

  • Caz, Afrika’nın hıçkırıklarıyla Amerika’nın soysuzluğunu üst üste getiriyor. Cazda başkaldırı ile boş vermişlik iç içe yatıyor ve hüzün ile gülünçlük birbirini yok etmek için uğraşıyor. Caz önce kaldırıyor ve sonra oturtuyor; bir ataleti veriyor. Ayrıca kolay bir müziktir; kültürsüzlüğün ve kültürsüzleştirmenin bir tekel politikası olduğu bir dönemde, bir müzik birikimi olmadan da din­lenebiliyor. Sf. 121,…

  • Dimitrov’ın 1930 yıllarının ortalarında hemen hemen aynı sözcüklerle tekrarlamaktan yorulmadığı kapitalizmin krizinden doğan faşizm çözümlemesi geliyor: “Emperyalist çevreler krizin tüm yükünü çalışan halkın omuzlarına yüklemeye çalışıyorlar. Bunun için de faşizme ihtiyaçları var.” Sf. 35 Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 35) kitabından birebir alınmıştır.

  •  “Burjuvazi, tarih açısından, bir an devrimci rol oynamıştır.” ”Burjuvazi, kontrolünü sağlar sağlamaz, bütün feodal, ataerkil ve kırsal ilişkilere son veriyor.” “Tek sözcükle, dinsel ve siyasal illüzyonlarla örtülü sömürünün yerine çıplak, utanmaz, doğrudan ve vahşi sömürüyü koyuyor.” Bunları Komünist Manifestodan aktarıyorum, burjuvazinin yıkma ve hızına yapılan bu vurguların gerçekçi çıkıp çıkma­dığının tartışılması gerekiyor. Sf. 30 Alıntı:…

  • Ankara’da o günlerde İstanbul’dan gelme bir jandarma yüzbaşısı gördüm. Bu subay İngilizlere “Ankara’ya gidip Mustafa Kemal Paşa’ya isteklerinizi söyleyebilirim.” diyerek, onların sözcüsü gibi davranıp Anadolu’ya geçmeyi başarmıştı. Doğal olarak bir daha İstanbul’a dönmeyen bu onurlu, yurtsever yüz­başı bana İngiliz Polis örgütünün Rauf Bey’den sonra tutukla­mak için beni aradığını ve kendisinden sorduklarını söyledi. İngiliz Polis örgütünün…

  • Gazeteler Lloyd George’un, İstanbul’un uluslararası Hilafet’in merkezi olarak dinsel bir başkent, Türklerin saltanat merkezinin de Anadolu’da bir yer olması önerisini konferansa götüreceğini yazıyorlar. Bu önerinin protesto edilmesi için her tarafa duyumlar yapıldı. Sf. 161 Alıntı: Hüsrev Gerede’nin Anıları (Kurtuluş Savaşı, Atatürk ve Devrimler) – Hüsrev Gerede, Hazırlayan: Sami Önal, (Literatür Yayıncılık, 2. Basım Kasım 2002…