Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Emperyalizm

  • Roma, Akdeniz’in en uygar ve iktisaden en gelişmiş yerlerini fethetmişti. Buralarda, üretim, İtalya’da olduğundan daha örgütlü ve daha kaliteliydi. Roma, bu kaliteli insanları ve el emeğini, Roma’da toplamanın veya Roma hizmetinde kullanmanın yolunu bulmuştu. Bu yol, köleleştirmekti. Köle, doğuştan olunurdu, borç ödenemediği için olunurdu, terk edilen çocuklar ve kaçırılan çocuklar ve yetişkinler köle kaynakları idi,…

  • Anadolu, Pers imparatorluğu döneminde, imparatorluğun faydaları ile tanışmıştı. İlk defa, Anadolu’nun büyük bir bölümü sulh ve sükûna kavuşmuştu. Yollar daha güvenli hale gelmiş, ticaret ve iletişim artmıştı. Roma ile birlikte, Anadolu da, diğer yerler gibi, imparatorluğun kötü yüzü ile karşılaşacaktır. Soyulacak, soyulacak ve bir daha soyulacaktır. Roma imparatorluğu dünyayı emperyalizm ile tanıştırmıştır. Sonradan, Roma imparatorluğundan…

  • Şeyh Sâîd’in cesedinin üzerinde fuhuş sineması açtılar, içki fabrikası yaptılar. Zilan Deresi’nden su yerine kan aktığını, Palu halkının Murat Nehri suyunun kırmızı akması karşısında donup kaldığını bilenler, bu bölgenin merkezi olan Amed’de içki fabrikası açılmasının ne anlama geldiğini çok iyi bilirler. Yine Bediüzzaman Sâîd-i Nursî’nin ölüsüne yapılan işkenceler, dirisine yapılanlardan kat be kat daha fazladır.…

  • Geçen asırda İran toplumu, bunun adını çook mizahi bir biçimde koymuştur; “depremzede” gibi “garbzede” diye bir tabir .. Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 151) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türk düşmanlarından biri olan amiral Calthorpe’un yardımcısı Amiral Webb, İngiliz dışişleri bakanlığına yazdığı 19 Ocak 1919 tarihli raporda şöyle diyordu: “Halife elimizin altında bulunduğu sürece, İslam dünyasında bir denetleme aracına sahibiz demektir. Halife – padişah (Vahdettin) bizi buraya (İstanbul’a) yerleştirmek istiyor.” 1922 yılı Haziranında, Kurtuluş’un gerçekleşme noktasına geldiğinin görüldüğü günlerin İstanbul’unda Pera Palas’ta karargâh kurmuş Haçlı…

  • 2 Ağustos 1914 Osmanlı-Alman gizli ittifak antlaşmasına göre, Osmanlı Genelkurmay Başkanlığı Alman General Bronsart von Schellendorff’a verilmişti.  Bu Haçlı general, 1936’da yayınladığı Sarıkamış anılarında şöyle diyordu: “Türkiye’nin savaşa ne zaman gireceğine Alman Genelkurmayı karar verdi. Kafkasya’ya saldırılması fikrî de bizimdir. Amaç, düşmanlarımızın ordu birliklerini buralara kaydırarak birinci derecede önemli olan esas cephelerdeki Alman ordularına karşı…

  • Suudi idarecilerinin ana meşgalesi, Batı’ya olan tam bağlılıklarını gizlemektir. 1928’de krallığını kuracak olan Abdülaziz, daha 1913’lerde iken Büyük Britanya siyasetinin izinden gidecek, bunun karşılığı olarak da Büyük Britanya onu gerektiğinde koruyacaktı. Biri için koruyucu olmaya, diğeri için ise uslu olmaya dayalı bu ilişkiler 1927’de Cidde Antlaşması ile yenilenir. İngiltere, taahhüdünde durur; 1948 Katif silahlı ayaklanmasını…

  • Bu esnada postadan bir kart aldım; sansürden kurtulup gelmiş; bu bir kartvizit idi.  …  6 Şubat 1921 (1337) tarihini taşıyan bu kartta yazı yazılmıştı:  “İhsan Paşa’ya;  …  Büyük tarihli, büyük Türk sizi bekliyor.  Koş gel.   Ahmet Hamdi”  Sf. 71  Kara Kemal’in komiteci ruhu ve kafası imdadımıza yetişti; Sf. 72  5 Eylül 1921 Pazar günü, bizi kurtaracak…

  • İzmir işgalinden evvel, Samsun civarındaki Pontus hadiselerinden çok ürkmüş olan İstanbul hükümeti, Mustafa Kemal Paşa’yı fahri yaver ve Üçüncü (veya Dokuzuncu) Ordu Müfettişi olarak olağanüstü salahiyetlerle Samsun’a göndermeye karar vermiş ve Pontus isyanını tedibe memur eylemiş.  Sf. 62 Artık hepimiz, platonik birer Anadolu mücahidi, aşırı derecede Mustafa Kemal taraftarı, nasyonalist veya İngiliz tabiriyle müfrit Kemalist…

  • İngilizlerin, Mütareke’nin verdiği salahiyetten (yetkilerden) istifade etmelerinin önüne geçmediğimiz takdirde, her kasabanın ve şehrin, Müslüman halkın hukukunu muhafaza için, Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri ve Mahalli milis teşkilatı kurmalarını valilerle müstakil mutasarrıflıklara (1) tavsiye ettim; bu hususta icap eden silah ve cephaneleri, Altıncı Ordu’nun elindeki membalardan (kaynaklardan) vereceğimi bildirdim. Alıntı; Harp Hatıralarım V (İstiklâl Harbi ve Gizli…

  • İngiliz süvarisi yeniden harekete geçerek 4 Teşrinsani’de (Ekim’de) Musul şehrine doğru ilerlemeye başladı. Muhasamatın (hasımlığın, düşmanlığın) tekrar başlamasına meydan vermemek için askerlerimizi süngü takmış olarak göğüs göğse ve adım adım geri çektirip şehrin kenarını bir kale gibi kapattırdım.  İngiliz süvarileri de bizi muhasara ettilerse de (kuşattılarsa da)şehre giremediler.  Yalnız cesur ve terbiyeli bir İngiliz Generali…

  • Hâlbuki İngiliz Ordusu Kumandanı mütarekeden haberdar değilmiş gibi davranarak Musul şehrinin zapt edilmesi emrini vermiş.  Sf. 316 Alıntı; Harp Hatıralarım IV (Birinci Dünya Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 316) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu esnada İngiliz tayyareleri yeni Türk hükümetinin mütareke müzakerelerinde bulunduğunu bildirerek beyhude muharebe yapmamaları için askerimize ve zabitlerimize fesat saçan beyannameleri attıklarını haber aldım. Alıntı; Harp Hatıralarım IV (Birinci Dünya Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 303) kitabından birebir alınmıştır.

  • 21 Eylül 1918’de Filistin’de taarruz hareketlerine başlamış olan General Allenby kumandasındaki İngiliz kuvvetleri bizim Yedinci, Sekizinci ve Dokuzuncu Ordularımızı çekilmeğe mecbur ederek Şam’a doğru ilerlemeye başladıklarından…  Bütün emelim, Mustafa Kemal Paşa’ya yazdığım gibi mütarekeden evvel Musul şehrini İngilizlere terk etmeyerek elimizde tutmak idi. Alıntı; Harp Hatıralarım IV (Birinci Dünya Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir…

  • En mühim kararlar Enver Paşa ile bu üç alman (Bronzart) arasında düşünülüp veriliyordu.  Bunlar içinde Türkler hakkında hiçbir muhabbet beslemeyen Liman Paşa ile Toveney en meş’um (kötü, uğursuz) rolü oynamışlardır. Alıntı; Harp Hatıralarım II (Birinci Cihan Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 225) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kapitülasyonlar, 10 Eylülde (1914) lağvedildiği (yürürlükten kaldırıldığı) zaman Almanya’nın bile bizim aleyhimizde bir tavır alması da memleketimizde hiç kimsenin hoşuna gitmemişti. Alıntı; Harp Hatıralarım II (Birinci Cihan Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.

  • İngiliz sefiri bunları Londra’ya bildirmiş, …aldığı talimat üzerine Cemal Paşa’ya şu cevapları vermiş:  Kapitülâsyonların adlî kısmı şimdi ilga edilemezmiş, mali kısımlarından bazılarının ilgasına, diğer müttefikleri razı olmak şartıyla, İngiltere muvafakat edebilirmiş.  Adalar ve Mısır meseleleri harpten sonra görüşülebilirmiş; Rusların Türkiye’ye şimdilik tecavüz niyetleri yokmuş, bu cihetten pek ziyade emin olmaklığımız lazım imiş. Alıntı; Harp Hatıralarım…

  • Bazı işlerde Almanların bizden ziyade Enver Paşa’ya yakın olduğunu hissediyorduk. Gizli kararlardan biri de, büyük kıtalar, birlikler kumandanları Alman olursa Erkânıharp Reisinin Türk olacağını ve kumandan Türk olursa Erkânıharp Reisinin Alman olacağına dairmiş. Alıntı; Harp Hatıralarım I (Birinci Cihan Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 180) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU…

  • ..bana gelen bazı mektuplarda Hüseyin Cahit’le diğer bir muharririn, British Council’den yedişer bin İngiliz Lirası aldıklarının rivayet olunduğunu, …  Peyami Safa’nın neşrettiği bir makalenin sonunda şu fıkralar ibret ile okunmuştu: “Herkes gibi kendisi de bilir ki yabancı bir memleketten para aldığı en çok söylenen muharrir, bizzat Hüseyin Cahit Yalçın’dır.”  Alıntı; Harp Hatıralarım I (Birinci Cihan…

  • General Bronzart, muhtelif vaziyetlere göre sefer planlarımızı hazırlamış; Genel Kurmay Reisi olan Enver Paşa da bunlarla hem fikir olduğunu beyanla aynen kabul ve tasdik etmiş.   Alıntı; Harp Hatıralarım I (Birinci Cihan Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 170) kitabından birebir alınmıştır.