Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Ermeniler

  • Bazı Kürtler yılda iki kez oruç tutma, yani hiç et yememe geleneklerine sahiptirler. Ziyaret ettikleri kutsal yerler arasında, Ermeni manastırları da bulunmaktadır. Sünnilerin bile, Hıristiyan azizlere ve (onların) kutsadıkları yerlere saygı gösterdikleri çok açıktır. Örneğin, Trabzonlu Müslümanların çoğu, Kamm dedikleri Aziz Dimitrios’u ve Aziz Georgios’u hürmetle anarlar. Ermeni ve Rum manastırlarının birçoğunun Hıristiyan adlarının yanı…

  • “Kısa bir süre önce buraya, Dersim Kürtlerinin, Sultan’ın himayesini kabul ettikleri haberi ulaştı. Bu olay, yalnızca Erzurum Eyaleti için değil, daha geniş bölgesel (bir) önem taşıyor. Her şeyden önce, Dersim’den ve orada yaşayan halktan söz edelim: Sf. 402 Bu ülke çok az biliniyor. Avrupalı seyyahlardan ancak İngiltere’nin Erzurum Konsolosu Daniyel, geçen sene Kürdistan’ın bazı bölgelerini…

  • Diyelim ki Rum ve Süryaniler var mıydı? Tarihi veriler, bir zamanlar Kürtlerin bir bölümünün Hıristiyan olduklarını ortaya koyuyor. Acaba aynı dönemde, yani 16. Yüzyılda bu bölgede Hıristiyan Kürtler yaşıyorlar mıydı? Günümüzde, Dersim Kürtlerinin kimi geleneklerine bakıldığında, Hıristiyanlarla aralarında bir hayli benzerlikler olduğu rahatça görülür. 18. ve 19. Yüzyıllarda Dersimi gezen Hıristiyan gezginciler içerisinde Dersimlilerin en…

  • Türkçü Profesör Hasan Reşit Tankut’tur. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında, politik misyonerlik göreviyle Kürtler ve özellikle de Alevi Kürtler arasında dolaşan ve yönetime raporlar halinde bilgi sunan Tankut, 1928 yılında hazırladığı bir gizli “Türkleştirme” raporunda, Aleviliği sadece İslam’dan ayrı görmekle kalmıyor, onun Bektaşilikten de farklı olduğunu belirtiyor: “Bunları Bektaşilere benzetmek azim bir hatadır; Bektaşilik, Melamilik bir tarikat…

  • Adak olarak mum yakmak, Alevi ve Hıristiyanlık inancına bağlı olanların ibadetlerinde önemli bir yer tutar. Sf. 217 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 217) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Siyasal bilgileri henüz bitirmiş ve Sivas Vilayeti mahiyetine verilmiştim. Hafik ilçesinin bir Alevi köyünde geceledim. Ev sahibi bu plebisit dolayısıyla bana şunları söyledi: ‘Alevilerle Ermeniler arasındaki fark soğan zarı kadardır. Ermeniler, Tanrı’yı Baba, oğul ve ruh olarak anar; biz bu ölçmeyi Allah-Muhammed-Ali biçiminde söyleriz. Onların 12 Havarisi vardır, bizim 12 İmamımız. İbadet ve oruçların vakti…

  • Kaldı ki Alevi Kürtlerle Hıristiyanlar arasındaki dostluk bağları ile inançları arasındaki benzerliklere, dikkati çeken Türk yazarlar da var. Örneğin, bunlardan biri olan Türk Ocakları eski Genel Sekreteri Hasan Reşit Tankut, 1938 yılında yönetime sunduğu gizli bir “Etno Politik (Demografı) Raporu”nda, Aleviliği gizli dinlerden biri olarak görüyor ve: “Alevi her yerde Hıristiyan dostudur,” diyor ve şöyle…

  • Bizzat kendi yöremin insanlarından, Dersim’de kimi ziyaretlerin Ermenilerle Alevi Kürtlerin ya da Ermenilerle Alevi ve Sünni Kürtlerin ortak kutsal yerleri olduklarını duymuşumdur. Örneğin, ziyaretlerin adları sıralanırken, Doğu Dersim’deki Köye Sulvisî ya da Sultan Sulvis ile yine aynı yöredeki Conage, ziyaretleri bunun örnekleridir. O bakımdan, Kürtlerle Ermenilerin ziyaretleri aynı unvanla, yani Sultan unvanıyla adlandırmalarında şaşılacak bir…

  • Bu anlam Tevrat’ın Yahudilere Amalekliler ve Kenanlılar gibi birtakım halkları katletmeyi emretmesiyle pekişiyor: “Kimseyi hayatta bırakmayın,” diye buyuruyor kutsal kitap, “hepsini yok edin; Hitit, Kenan, Periz, Hiv ve Yevus halklarını; Tanrınız Rabb’in size buyurduğu gibi” (Tesniye 20:16-17). İnsanlık tarihinde soykırımın mecburi bir dini görev olarak kayda geçirilmesinin ilk örneklerinden biridir bu. s.179, 180 Alıntı; 21.Yüzyıl…

  • Aubrey, tanıdığı İttihatçıları ise şöyle tarif ediyordu; “Talât güce, sertliğe ve hemen hemen gaddar bir kişiliğe sa­hipti. Gözlerinde insanlarda nadiren, fakat alacakaranlıktaki hayvanlarda sık sık görülen bir ışıltı vardı.” Sf. 168 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 168) kitabından birebir…

  • Peki, ama beyinlerimizi bunu önlemek üzere de programlayabilir miyiz? Olası bir çözümü, 1960’larda yapılan bir deneyde arayabiliriz. Deneyin gerçekleştirildiği yer ise bir bilim laboratuvarı değil, okuldur. Yıl 1968, gün de insan hakları lideri Martin Luther King’in suikasta kurban gidişinin ertesi günüydü. Iowa’daki küçük bir kasabada öğretmenlik yapan Jane Elliott, sınıfına önyargının nasıl bir şey olduğunu…

  • Bu savaş da bütün diğerleri gibi, etkili bir nöral manipülasyon yönteminden güç almıştı. Uygulaması yüzyıllardır yapılan bu yöntemin adı “propagandaydı. Yugoslavya İç Savaşı sırasında ana haber ağını oluşturan Sırbistan Radyo Televizyon kuruluşu Sırp hükümetince denetleniyor ve çarpıtılmış haberleri gerçekmiş gibi veriyordu. Bosna Müslümanları ve Hırvatlarca Sırplara karşı düzenlenen etnik gerekçeli saldırıları konu alan uydurma raporlar,…

  • Kework Gregoryan (Mehmet Balcı) Anlatıyor; “Giderken at arabasında, bir su gördüm ben. Göl gibi… Nasılsa çocuğum ya, suyu görünce babama, “baba” dedim. Ermenice ama “Ne büyük bir deniz!” dedim. Arabacı anladı onu. “Bir daha böyle konuşma!” dedi. “Bu dili” dedi. “Dilini keserler.” O günden sonra… Bak yazacaksın… O günden sonra Ermeniceyi unuttuk biz. Ya!”  Sf.…

  • Kework Gregoryan (Mehmet Balcı) Anlatıyor; Şimdi biraz önce Ermeni şeysinde; inadını söyledik ya, ben dedim sana, “kırk sene ben kız kardeşimle konuşmadım.” Ya! Ermeni inadı böyle… Sf. 257 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları,  1. Basım, Şubat 2016 – Sf. 257) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kework Gregoryan (Mehmet Balcı) Anlatıyor; Amcam on beş sene Amerika’da kalıyor. Geliyor sonra Marsilya’da beş sene de orada otelcilik yapıyor. Geliyor tekrar Elazığ’a… Elazığ’ı bilir misin, bilmem. Xulvank var orada (Xulvank manastırının olduğu yer; Şahinkaya köyü-y.n.). Xulvank’in yarısını bir Türk’le beraber satın alıyorlar. Kavaklık, bilmem neler. Sf. 256 Tapu Müdürü: “Oğlum Ermeni malı diye bir…

  • Kework Gregoryan (Mehmet Balcı) Anlatıyor; Türkiye’de o anda “Ermeni malı” diye bir şey yoktur. Ermeni malı olan mallar… Yani o yasaklanmıştır. Ermeni malı yoktur. Affedersin yani derlerdi ki, “Bir Ermeni ata binemez” Ya! Yani sen Kürt’sün ya da Türk’sün ata binebilirsin ama bir Ermeni binemez. O kadar aşağılık görüyorlardı Ermenileri o zamanlar. Sf. 256    Alıntı;…

  • Ermenilerle Aleviler arasında kız alıp verme yoktu… Hiç duymadım. Yani o anda yoktu. 38 öncesi de yoktu yani demek istiyorum. Kız almak vermek öyle pek yoktu. Kirvelik vardı. Birkaç aile babamla kirve olmuşlardı, kirvelik yapmışlar. Sf. 255 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları,  1. Basım, Şubat 2016 – Sf.…

  • Varmış eskiden. Çok varmış köyde, o Zımek’te on iki tane kilise pagı var. Pag bilirsin nedir? Pag yıkılmış, viran olmuş bina, yıkıntı demek. Sf. 254 Kilisenin yanı sıra bir de Vank vardı. Ama o daha yukardaydı. Yani manastır varmış orada da. Vank demek manastır demek Ermenice’de. Diğeri normal kilise. Sf. 255 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli…

  • Ermeni kökenli bir kadının Alevilere has bu terimleri içtenlikle ve inanarak kullanması çok ilginç ve dikkat çekici. Başka bir ilginç ve dikkat çekici nokta ise Kırmançi’yi çok iyi konuşması. Kendi dilini biliyor mu, ne kadar bildiği konusunda ise bilgi sahibi değiliz. Gerek 1915 ve gerekse 1938 katliamlarında insanlar yakalandıkları yerde katledilmiyor. Toplanıyor ve belirli yerlerde…

  • Bunlar etnik bakımdan Ermeni kimliğini sahiplenmekle birlikte inanç kimliği olarak Alevi-Kızılbaş kimliğini benimsediklerini söylemektedirler. Sf. 166 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları,  1. Basım, Şubat 2016 – Sf. 166) kitabından birebir alınmıştır.