Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Evrim, Darwin

  • İnsanlarda 100.000’den fazla beden dili ifadesi sınıflandırmış olan Ekman, tıpkı ondan önce Charles Darwin’in yaptığı gibi, cinsiyetten ya da kültürden bağımsız olarak, yedi surat ifadesinin, yani mutluluğun, korkunun, tiksinmenin, aşağılamanın, öfkenin, şaşkınlığın ve üzüntünün bilinçli algısının fiilen herkes için aynı anlama geldiğini gösterebilmişti. Sf. 493 Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan,…

  • Crick, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra biyoloji alanına ilk girdiğinde, iki büyük meseleyi yanıtlamanın, bilimin kabiliyetlerini aştığı düşünülüyordu: Canlılar dünyasını cansızlar dünyasından ayıran şey nedir? Bilinçliliğin biyolojik doğası nedir? Crick önce, daha kolay olan meseleyi canlı maddeyi cansız maddeden ayırt etme meselesini ele aldı ve genin doğasını araştırmaya başladı. Sadece iki senelik bir işbirliğinin ardından 1953’te…

  • Freud’un işaret ettiği gibi, normal bir endişe, zorlu koşullara hükmetmeye, dolayısıyla kişinin büyümesine katkıda bulunur. Normal endişenin, iki ana biçimi mevcuttur: İçgüdüsel endişe (içgüdüsel, yani doğuştan gelen korku) organizmanın yapısında vardır ve sıkı bir genetik denetim altındadır; öğrenilmiş endişeye (öğrenilmiş korku) organizma genetik yatkınlık gösterebilir fakat temelde bu endişeyi deneyimle edinir. Daha önce gördüğümüz gibi,…

  • Öğrenme ve bellek altyapısını oluşturan hücresel mekanizmaların muhtemelen evrimde muhafaza edildiği, dolayısıyla da yapay tetikleme biçimleri kullanılsa bile basit hayvanlarda bulunabileceği fikrini sınıyordum. Sf. 215 Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 – Sf. 215) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu gibi tartışmalar, bilimciler arasında rekabetin özellikleri olan hırsın, kibrin ve kindarlığın da, tıpkı cömertlik ve paylaşım gibi mevcut olduğunu gösteriyor. Bunun sebebi açık. Bilimin amacı, dünyayla ilgili yeni gerçekleri keşfetmektir ve keşif yapmanın anlamı, ayrıcalık kazanmaktır, hedefe ilk varan kişi olmaktır. İyon hipotezini oluşturan Alan Hodgkin’in, kendi yaşam öyküsüyle ilgili denemesinde belirttiği gibi, “eğer…

  • İlk Homo Sapiens’in Doğu Afrika’da yaklaşık 150.000 yıl önce ortaya çıkışından beri beynin yapısı ve boyutu değişmemiş olsa da, tek tek insanların öğrenme kabiliyetleri ve tarihsel bellekleri, öğrendiğini paylaşmak, yani kültür aktarımı sayesinde yüzyıllar içinde güçlendi. Sf. 28 Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016…

  • Moleküler biyolojide son zamanlarda kaydedilen gelişmeler, bu yeni senteze can verdi. Sonuçta yeni bir zihin bilimi doğdu; bu bilim dalı, yaşamın henüz çözemediğimiz büyük sırlarını incelemek için moleküler biyolojinin gücünden faydalanıyor. Bu yeni bilim beş ilkeye dayanır. Birincisi, zihin ve beyin ayrıştırılamaz. Beyin, büyük hesaplama gücüne sahip karmaşık bir biyolojik organdır; duyusal deneyimlerimizi inşa eder,…

  • Doğal Seçilim sadece her canlının iyiliği için çalıştığından, bütün bedensel ve zihinsel yetenekler mükemmele doğru gelişecektir. Sf. 474 Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 474) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu kitapta, türlerin kökeni ile ilgili fikirler ele alındığında veya benzer görüşler kabul edildiğinde, doğa biliminde büyük bir devrim olacağını bulanık bir biçimde görüyorum. Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 469) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bütün sınıfta, bazı yapılar aynı yönde oluşmuştur ve embriyo döneminde her tür birbirine çok benzer. Bu nedenle, değişimle türeme kuramının aynı sınıfın bütün üyelerini kapsadığından şüphem yok. Hayvanların, dört veya en fazla beş ve bitkilerin eşit veya daha az sayıda atadan geldiklerine inanıyorum. Benzetme beni bir adım daha ileri götürüyor, yani, bütün hayvan ve bitkilerin…

  • Cehaletimizi, ‘yaratılış planı’, ‘düzen birliği’, vs. ifadeleri altında gizlememiz ve bir olguyu tekrarlayarak açıklama yaptığımızı sanmamız çok kolay olacaktır. Çeşitli olguları açıklamak yerine, açıklanamayan zorluklara önem verecek bir tavır içerisine giren bir kişi, kuramımı kesinlikle ret edecektir. Sf. 467 Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf.…

  • Kullanmama, bazen doğal seçilimin yardımıyla, değişen alışkanlıklar ve yaşam koşulları altında yararsız hale gelen bir organı genellikle küçültme eğilimindedir ve bu bakış açısıyla güdük organları anlayabiliriz. Sf. 465 Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 465) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğal Seçilim rekabetle hareket ettiğine göre, her ülkedeki canlıları, yakınında bulunanlarla olan ilişkilerini yetkinliğine göre uyarlar. Sf. 458 Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 190) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğal seçilim, yalnızca, hafif, ardışık ve avantajlı değişimlerin biriktirilmesiyle işlem gördüğü için, büyük veya ani bir değişim üretemez; yalnızca kısa ve yavaş adımlarla ilerler. Sf. 458 Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 458) kitabından birebir alınmıştır.

  • Her tür, geometrik olarak, sayıca çok fazla büyüme eğiliminde olduğundan ve her türün değişmiş olan dölü, yapı ve alışkanlıklarda farklılık sahibi olarak daha da fazla çoğalmaya eğilimli olduğu ve doğa ekonomisinde daha çok ve geniş yerler elde edebildiği için, doğal seçilimde, her türün en değişken dölünü saklamak yönünde sürekli bir eğilim olacaktır. Böylece uzun bir…

  • Eğer doğada değişkenlik varsa ve güçlü bir etmen her zaman eylem yapmaya ve seçmeye hazırsa, çok karmaşık yaşam ilişkileri altında, bireylere bir şekilde yararlı olan değişimlerin, saklanacağı, biriktirileceği ve kalıtımsallaşacağından neden şüphe edelim? Eğer bir insan sabırla kendine yararlı olan değişimleri seçiyorsa, yaşayan ürünlerine değişen yaşam koşullarında yararlı olanları seçmekte doğa neden başarısız olsun? Sf.…

  • En canlı bireyler veya kendi yaşam koşullarıyla en iyi mücadele edenler genellikle en çok dölü üretir. Sf. 455 Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 455) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu sınıflandırma, dilleri ele alarak açıklamaya değer olabilir. Eğer insanlığın tam bir soy ağacı elimizde olsaydı, insan ırklarının soya bağlı olan sıralanması, bugün dünyada konuşulan dillerin iyi bir sınıflandırmasını verirdi ve yok olmuş bütün diller, ara ve yavaş biçimde değişen diyalektler de dâhil edilseydi, bana göre, bu tek olası düzenleme olurdu. Sf. 414 Alıntı; Türlerin…

  • Böylece, diğer doğacılar gibi, bana da öyle geliyor ki, her tür kendi bölgesinde üremiş ve sonra göç etme gücü- nün ve eski ve yeni yaşam koşullarının müsaade ettiği ölçüde göç etmiştir seklindeki bakış açısı en uygunudur. Sf. 351, 352 Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf.…

  • Böylece doğacılar tarafından çok fazla tartışılan bir soruya geliyoruz; yani, türler, dünyanın bir mi, yoksa birçok noktasında mı yaratıldılar? Şüphesiz, aynı türlerin, bir noktadan, şimdi bulundukları tecrit edilmiş birçok bölgeye nasıl göç ettiklerini anlayabilmek çok zor. Sf. 350 Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 350)…