Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Evrim, Darwin

  • Başka bir deyişle, pi, rastlantıya tabi değil ama yine de onu kusursuz bir şekilde taklit ediyor. Onu taklit ediyor! Bazı matematikçilere göre pi, tüm evreni anlamamıza yardımcı olabilecek bir anahtar. Veya, Nobel Ödülü sahibi Max Born’un ifadesiyle pi, “doğanın gizli dilini deşifre etmemizi sağlayabilir. Çünkü tıpkı pi sayısı gibi evren de rastlantılara sahip olduğu yanılsamasını…

  • Beyaz zemin üzerine siyah çizgili zebralar niçin bu denli yaygaracı bir kıyafet sergilerken, dünya üzerinde hiçbir atın üzerinde (zebranın yakın akrabası olmasına rağmen) en ufak bir çizgi yoktu? Uzun aylar süren gözlemler ve hesaplamaların ardından Turing yanıta ulaştı ve yanıt oldukça sarsıcıydı. Çizgiler veya benekler rastlantı sonucu gelişmiyordu! Asla. Hayvanların (köpeğinizin veya kedinizin de) teşhir…

  • Einstein gerindi, kollarını uzattı ve seher vaktinin sessizliğini tüm kuvvetiyle içine çekti. Bir anda aklına o çok basit fikir geldi: “Tüm bunların ardında bir düzen var. Fransızcadan ‘rastlantı’ anlamına gelen “hasard” Arapçada “zar” anlamına gelse de dünyanın hâkimi değil!” Bu kesindi. Her halükârda bir gün önce dinlemiş olduğu tüm saçmalıklara verilecek iyi bir yanıttı. Sf.…

  • Boltzmann öncelikle geçmişte bir sınır olduğunu iddia etti. Başka bir deyişle evrenin sonsuz olmadığını. Peki niçin? Çünkü eğer entropi geçmişte azalırsa, belki milyarlarca sene geriye gidildiğinde bu azalış da bir sınırla karşılaşır. Peki, nasıl bir sınır bu? Boltzmann tarafından konferansını görselleştirmek üzere kara tahtaya gösterişli bir şekilde yazılan yanıt, sadece sıfır olabilir! Sıfır! Sf. 35…

  • Dâhi fizikçi onu çoktan ortaya çıkarmıştı: Entropi (düzensizlik) bir yerde arttığında bu demektir ki başka bir yerde düzen artıyor. Tıpkı bileşik kaplar teorisinde olduğu gibi. Rastlantı açısından üzücü bir darbe olabilirdi. Sf. 34 Alıntı; Tanrı Zar Atmaz (La Pin du Hasard) – Igor Bogdanov ve Grichka Bogdanov,  Çeviri; Menekşe Tokyay, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül…

  • Onu okumayı bilenler için mesaj net: Bir şeyin entropisi (yani düzensizlik) olarak adlandırılan şey, doğrudan bu şeyin mikroskobik durumlarının sayısına bağlıdır! Ancak artarak ilerleyebilen maddenin tam kalbindeki düzensizlik! İşte, binlerce başka şey arasında bir fincanda süt ile kahveyi karıştırdığınızda artık geriye dönmenin, yani fincanınızda sütü kahveden yeniden ayırabilmenin imkânsız olduğunu açıklayan sihirli formül budur. Şimdi…

  • Gelelim bize; İnsanın koltukaltı da sırtlanın koku bezinden farklı değildir: ılık, nemli ve bakteriden yana zengin. Her tür kendi aromasını yaratır. Corynebacterium tere, soğanınkine benzer bir koku verir, testosteronsa koklayanın genlerine göre vanilya ya da idrar gibi kokar veya hiçbir şey kokmaz. Bu kokular işe yarar sinyaller oluşturur mu? Görünüşe göre evet! Koltukaltı mikrobiyomu, dolayısıyla…

  • İnsanlar arası değişkenlik, vücut bölümleri arasındaki değişkenliğin yanında devede kulak kalır. Sf. 19 Alıntı; Mikrobiyota (İçimizdeki Mikroplar, Yaşama Büyüleyici Bakış, – Ed Young, Çeviri; Şiirsel Taş, (Domingo Yayınları, 1. Baskı Nisan 2018 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Her birimizin, genlerimiz, yaşadığımız yerler, aldığımız ilaçlar, yiyip içtiklerimiz, yaşadığımız yıllar, sıktığımız eller tarafından biçimlendirilmiş, kendine has, ayırt edici bir mikrobiyomu vardır. Mikrobiyal açıdan birbirimize benzesek de farklıyız. Sf. 18 Alıntı; Mikrobiyota (İçimizdeki Mikroplar, Yaşama Büyüleyici Bakış, – Ed Young, Çeviri; Şiirsel Taş, (Domingo Yayınları, 1. Baskı Nisan 2018 – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gözlemleri ve topladığı örnekler Wallace’ı biyolojinin içyüzünü tanımlamaya, türlerin değiştiği görüşüne götürmüştür. Tekrar tekrar ve bazen de italik harflerle “Her tür, kendinden önce var olan yakın akraba bir türle hem zaman hem de mekân açısından bağlantı içerisinde var olmuştur” diye yazmıştır. Hayvanlar aralarında rekabet ederken, en iyi uyum sağlayan bireyler hayatta kalır ve bunlar çoğalarak,…

  • Pek çok başka canlı türlerinin aksine insanlarda eşeysel seçilim hem erkek hem kadınlar üzerinde etkilidir. Örneğin erkeklerde kadının yaşı üreme yeteneğini vurgulayan bir özelliktir. Kadınlar, yağ rezervlerinin dağılımı, küçük burun, küçük ayaklar ve tüysüz cilt gibi gençliklerini vurgulayan morfolojik özellikleri üzerinden seçilime uğrar. Kadınların erkeklerde ise sakal, ses tonu ve boy uzunluğu gibi özellikleri seçme…

  • Dişiler büyük boyutlarda, bolca besin kaynağı içeren, sayıca az yumurta üretirken, erkekler yumurtalara oranla çok küçük ve çok sayıda sperm üretirler. Dolayısıyla eşeylerin gametlerine yaptıkları enerji yatırımı kesinlikle eşit değildir. Bu durumda dişilerin enerji yüklü, görece az sayıda ürettikleri yumurtaları, erkeklerin çoğunu telef ettikleri bolca üretilen spermlerine göre az bulunan daha değerli kaynaklardır. Sf. 58…

  • Herhangi bir türün bireyi hayatta kalmayı başarabilir, ortalamanın üzerinde uzun yaşayabilir, fakat yaşamı süresince hiç üreyemediği yani genlerini bir sonraki nesillere aktarıp ölümsüzleştirmediği sürece başarısının evrimsel açıdan pek bir değeri yoktur. Sf. 57 Alıntı; Aşkın Metafiziği; Eşeysel Seçilim ve İlkeleri – Bahar Patlar, (Bilim ve Ütopya Dergisi, Sayı; 22 Ağustos 2017 – Sf. 57) dergisinden…

  • Schopenhauer’e göre aşk, yani öznel bir ihtiyaç olan cinsel dürtü, akıllıca nesnel bir hayranlık maskesini takmayı ve bu yoldan bilinci aldatmayı çok iyi bilir. Doğanın bilince yansıyan amacı, türü koruyup onun varlığını sürdürmek için olabildiğince fazla çoğalmaktır. Doğa kendi amaç ve hedefleri için bu savaş hilesine, yani aşka muhtaçtır. Sf. 57 Alıntı; Aşkın Metafiziği; Eşeysel…

  • Yapılan araştırmalar sonucunda, Neanderthallerin beyinlerindeki Broca Bölgesi’nin, Homo Sapiensinki kadar gelişkin olmadığı ve gırtlaklarının (ses kutusu) konumunun bize göre daha yukarıda olduğu çıkarımı yapılmıştır. Bu durum, bizim düzeyimizde bir konuşma yeteneğine sahip olmadıklarını akla getiriyor. İnsan bebeklerinde de doğumdan sonra yaklaşık altı aylık süreçte gırtlak yukarıdadır. Bu sürede bebekler su içerken aynı anda nefes alabilirler.…

  • Homo erectus popülasyonlarının bir kısmında meydana gelen bir dizi mutasyon, muhtemelen çenenin küçülmesi ve çiğneme kaslarının zayıflayarak kafatasında yerleştiği alanın azalmasına sebep oldu. Bu durum, yapılan çalışmalara göre beynin büyümesine anatomik olarak alt yapı hazırladı. Beyin büyüklüğü, erectus popülasyonlarına fayda sağladığı için de doğal seçilim sürecinde desteklenmiş oldu. Bu mutasyona sahip olmayan erectus popülasyonlarının sayısı…

  • Fakat evrim, istediğimiz özellikleri ortaya çıkarabileceğimiz bir süreç değildir. Çiğneme kaslarının küçülmesi işimize yarayacak diye küçültme özellikleri ortaya çıkarabileceğimiz bir süreç değildir. Çiğneme kaslarının küçülmesi işimize yarayacak diye küçültmemiz söz konusu olamaz. Evrimin en temel mekanizmalarından biri mutasyondur. Canlıların DNA’sında her gün çok sayıda mutasyon meydana gelir. Bunların çok büyük bir kısmı DNA’nın kendi onarım…

  • Yani dişinin seçici olması yavrularının uyum başarısı adına kesinlikle yararlı bir özelliktir. Sf. 58 Alıntı; Aşkın Metafiziği; Eşeysel Seçilim ve İlkeleri – Bahar Patlar, (Bilim ve Ütopya Dergisi, Sayı; 22 Ağustos 2017 – Sf. 58) dergisinden birebir alınmıştır.

  • Bipedalizm yeteneği bu yeni ortamda bir fayda olarak yorumlanabilir. Şöyle ki, uzun otlarla kaplı bir ortamda uzak mesafeleri görebilme yeteneği, yırtıcılara karşı bir denge unsuru oluşturmaktadır. Bipedalizmin bir başka önemli faydası da yiyeceklerin uzun mesafeler boyunca taşınabilmesidir (ailenin diğer bireylerine). Bu olay, yavru bireylerin beslenmesi ve türün devamlılığı açısından oldukça önemlidir. Ayrıca, iki ayağı üzerinde…

  • Ahlâk, sosyal evrimin vazgeçilmez bir sonucu olarak karşımıza çıkar ve temelinde grubun bir bütün olarak sağlıklı bir organizma gibi hayatta kalmasını sağlar. Ahlak sosyal yaşamın kurallarını oluşturur. Ötekini ben gibi görmeyi gerektirir. Bu da grup aidiyetini ve bireylerin tek vücut gibi olabilmesini garanti eder. Ahlak bireysel değildir. Sosyal olmayan bir yaşam için anlam taşımaz. Bir…