Kategori: Faşizm, Despotizm
-
Sofrada Mustafa Kemal’e “-Sen beni buradan kaldıramazsın, çünkü bu saray ve bu masa milletin malıdır!” diyen Reşit Galip’e 3-4 ay sonra Dolmabahçe’de sofrada yer gösterip oturttuktan beş-on dakika sonra, dışarıdan iki nöbetçi neferi çağırdı; “-Şu efendiyi oturduğu yerden kaldırınız!” dedi ve bu iki kuvvetli Anadolu çocuğu bir hamlede Reşit Galip’i kucaklayıp havaya kaldırdılar. Mustafa Kemal…
-
(Şubat 1931 İnönü hakkında) 1925’te Fethi Bey’in düşmesi, Takriri Sükûn kanununun çıkması ve İstiklâl Mahkemelerinin kurulması, diktatörlük lehinde kararı temsil etmektedir. Hükümet, tasarladığı planları uygularken şiddet metotları kullanmakta haklı idi. .. verilen emirleri körü körüne yerine getiren, fakat bir dalkavuktan başka bir şey olmayan bu insan tipinin hükümet çevrelerine sokulması kaçınılmaz sonuçtu. Alıntı: Atatürk…
-
27 Ocak 1931 Gazi, Anadolu ve Trakya’da büyük bir inceleme gezisi yaptı, bu sırada İzmir’e gelmeyi de tasarlamıştı. Aynı anda Halk partisi baştan ayağa yeniden örgütlenme yoluna gitti. Eğer yanlış düşünmüyorsam, bu yeniden örgütlenme, Halk Partisini faşist prensipleri üzerine kurulu bir politika ve eğitim organizması durumuna getirecek; faşizm Türkçeye çevrilince yeni bir Kemalizm’e eşit olacak. …
-
8 Eylül 1928 Milletvekillerinden bir kısmı yeni harflerin kullanılmasına itiraz etmişlerdi. Gazi, Dolmabahçe Sarayı’nda 300 kişilik bir toplantı düzenledi; karşı çıkan Milletvekillerini kürsüye çıkarttı, itirazlarını açıklattı, sonra da İsmet Paşa aracılığı ile kendilerine haber salarak, itiraz sevdasından vazgeçerlerse kendileri için daha iyi olacağını söyledi. Böylece karşı koyma daha doğarken bastırıldı, yeniden gözden geçirilmiş Türk dili…
-
8 Mayıs 1928; 1- Genel Müfettiş İbrahim Tali Bey’in yönetimi altında bulunan bazı doğu illerinin, baharda, yollar geçilebilir duruma gelince derhal geliş – gidişe açılacağı resmen bildirildiği halde bu söz gerçekleştirilemedi. Bu bölgeler eskisi gibi yine sımsıkı kapalı tutuluyor. 2- Diyarbakır’da oturan birisinin İngiltere Konsolosu Alexander Waugh’a anlattığına ve onun da bana aktardığına göre; Doğu…
-
20 Temmuz 1928 Akşam yemeğine oturmadan az önce Ruşen Eşref Bey’i telefona çağırdılar. Gazi, kendisinin hemen gelmesini istemiş. … Başka hiçbir ülkede görülmeyen bu şekildeki keyfi davranışlar karşısında ne düşündüğümüzü karımla birlikte kendisine söyledik…. dedi ki; “Türkiye bir avuç insanca yönetilmektedir., kendisi de bunlardan biridir. Gazi sabahları çok geç kalkmakta ve genellikle geceleri çalışmak istemektedir.…
-
(1 Ekim 1927;) Pek doğal olarak Cumhurbaşkanı bir diktatör olmak zorunda kalmış. .. Türkler henüz kendi kendilerini yönetecek duruma gelmemişler; bir diktatörlük olmasa ülke parçalanabilir. Alıntı: Atatürk ve İnönü – Joseph Grew (Kitapçılık Ltd. Şti. 1966 Baskısı – Sf. 63) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU 1995; Kitabın yazarı olan Joseph Grew hem Lozan’da ABD temsilcisi…
-
Seçimler, sessizlik hatta ilgisizlik içinde cereyan etti. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının muhalefetine katılmış hatta bağımsız bir hareket, izlemiş olanlardan hiç kimseyi Halk partisi merkezi aday göstermemiş, meclis içerisinde bir muhalefetin oluşmaması için özel itina gösterilmişti. Yeni Meclis 1 Kasım 1927 günü açılıyor. Halk Partisi Meclis gurubu Cumhurreisliği için aday göstermemiş. Bunun bizzat Gazi tarafından telkin…
-
31 Temmuz 1924 tarihli İleri gazetesi; “-Dün akşam Gaziantep Mebusu Kılıç Ali Bey idarehanemizde Celal Nuri (İleri) Bey’i yaralamıştır.” (Kılıç Ali Telefonla Celal Nuri Bey’i arıyor;) “-Ben Kılıç Ali! Dâhiliye Vekilinin açıklamasını okudun mu? Okudunsa bu konudaki fikrini söyle!“ “-Ne yapacaksınız?” “-Ben ne yapacağımı bilirim! Şimdi geliyorum!” .. Kılıç Ali Bey yanında mebuslardan Rauf…
-
İsmet Paşa Garp Cephesi Kumandanı olarak görevine başlamıştı, 10 Kasım 1920. Ve üç gün sonra Mustafa Kemal’e telgrafla şöyle söylüyordu; “-Ethem Bey’in Ali Fuat Paşa Hazretleri ile Rusya’ya gideceği şayiası cephe muhitinde ve geride bulunan halk arasında kötü bir fikre yorulmaktadır. Bu gibi kişilerin çevremizden uzaklaştırılması, zatı devletinizin diktatörlük ilan edeceğiniz zannını uyandırmıştır.” Alıntı: Atatürk’e…
-
5 Kasım 1920 Yer Bilecik istasyonu, Mustafa Kemal İstanbul’dan gelen İzzet ve Salih Paşalara kendisini tanıtıyor; “Ben, TBMM ve Hükûmeti Reisi Mustafa Kemal!” Sonra kendilerine sordu; “-Kimlerle müşerref oluyorum?” İzzet Paşa tanıştırmaya başlayınca, Mustafa Kemal; “-İstanbul’da bir Hükûmet bulunduğunu kabul etmiyorum. Sizi de o Hükûmetin bakanları olarak tanımıyorum!” Sonra sıfatlar söz konusu olmadan konuşmalar yapıldı. …
-
12 Eylül 1919 günü sabahı, Sadrazam’a şu telgraf çekildi; “-Hükümet, milletin sevgili Padişahına olan maruzat (sunum) ve bağlantısını keserek haince hareketinde devam ettiğinden, millet; meşru bir hükûmet heyeti iktidara gelinceye kadar merkezi hükümetle idari ilişkilerini ve İstanbul’la telgraf ve posta haberleşmesini kesmeye karar vermiştir.” (Karabekir’in Kemal Paşa’ya telgrafı:) (1) “Verdiğim açık talimata rağmen, Halit Bey’in…
-
(12 Eylül 1919’dan ihtilal eylemi olan İstanbul ile telgraf haberleşmesini kesme işinden sonra Ali Rıza Paşa kabinesi iş başına geliyor. Kemal Paşa bu sefer de Ali Rıza Paşa’ya muhtıra veriyor;) “1- Memlekette asayiş bulunduğunun ve milli emellerin haklı ve meşru olduğunun resmi bir bildiri ile ilanı. 2- Ferit Paşa Hükümetinin haince hareketlerine alet olan yüksek…
-
Atatürk bir akşam misafirleriyle poker oynarken, İzmir’in tanınmış tütüncülerinden birinin şikayeti üzerine, pokeri bırakıp yanındakilerle beraber geç vakit İsmet Paşa’nın evine gitmiş ve; “-İsmet! Bak! İzmir’de biri, kanunsuz bir takım tagallüpler (galip gelmeler, zorla galip gelmeler) tahakkümler (baskılar) yaparak tüccarlara zarar veriyor, piyasayı ürkütüyor ve yaptığı baskı ile kimseye iş gördürmüyormuş. Kimdir bu adam, araştır…
-
(17 Eylül 1933 Dolmabahçe Sarayında, sofrada, Maarif Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, ödeneklerden bahsediyor, Kemal Paşa İsmet Paşa’nın dalkavuğu olan bu Bakan’a fena kızıyor:) “-..Bütçe darlığı bütün bakanlıklar için aynıdır. Anlaşılıyor ki, kusur sizdedir. Bugünkü şartlar altında siz bu işi yürütemezsiniz. İstifa ediniz. Yerinize kimi tavsiye edersiniz?” Esat Bey afallıyor. Esat Bey’i sofradan kaldırarak yandaki odaya…
-
(İsmet Başvekâletten ayrılmış bir kenarda oturuyor. Ankara’da maç seyretmek için stada gidiyor. Çıkışta halk coşkun bir biçimde “Yaşa!” diye sevgi gösterisinde bulunuyor. Kemal Paşa’nın adamı Salih Bozok bu tezahüratı önemsiyor ve konuyu Meclis’e getiriyor:) “-Efendim! İsmet Paşa, önceki gün stadyumda kendisini halka alkışlatmış. Bu ne demektir? Bundan amaç nedir? Bizzat İsmet Paşa’dan bu hususta hemen…
-
(Mustafa Kemal poker oynamak için Anadolu Kulübüne giderken İsmet Paşa ile karşılaşıyor ve aralarında ilginç diyaloglar geçiyor.) Gazi, İsmet’e “-Yorgunum! ” deyince, İsmet; “- Vah, vah! İşlerle bizzat meşgul oluşunuz, rahatça içmenize engel olacak derecede yoruyor demek.” cevabını veriyor. Mustafa Kemal bu cevaptan, “Bensiz yapamazsın.” anlamını çıkararak alınıyor. Ve Kulüpte kalmadan İsmet Paşa’yı da alıp…
-
(Çok çeşitli oldubittiler ve müdahaleler İsmet’i dolduruyor. Nyon olayı da son damla oluyor. 17 Eylül 1937’de Mustafa Kemal trenle Ankara’ya geliyor. İstasyondan gelirken İsmet Paşa, Mustafa Kemal’in kurdurduğu ve genişletme çalışmalarını istediği Bira fabrikası için, ekonomik değil, yazık oluyor bunca masrafa vs. diyor. Mustafa Kemal o akşam hemen bira fabrikaları hakkında adamları vasıtasıyla bilgi topluyor,…
-
20 Eylül akşamı, Dolmabahçe’de, Tarih Kurultayı üyeleri, Fuat Köprülü, Hasan Reşid, Ali Canip, Necmi Dilmen vs. huzurunda; “-İsmet bana isyan etti! Evet, isyan etti. Ben de kendisine, sen hastasın, izin veriyorum biraz istirahat et dedim. Heybeli’ye gönderdim.” 21 Eylül gecesi, yemekte Celal Bayar’ da var. “-Ben bu İsmet’i 25 senedir yola getiremedim. O kadar kararsız,…
-
(İsmet Paşa Başbakanlığının 10. yılının kutlanması bayram havasında geçiyor. İsmet, Kemal Paşa’ya rakip olma havalarında. Çok güçleniyor. 10. Yılında yazar İbrahim Alaaddin Gövsa onun hakkında şunları yazıyor;) “İsmet İnönü bugün, Avrupa’nın Mussolini ve Hitler gibi en ünlü ve en genç başbakanları ile aşağı yukarı bir çağdadır.” Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Atatürk – İnönü, İnönü – Mareşal…