Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Faşizm, Despotizm

  • “Hilmi Bey idam hükmünü şaşılacak bir soğukkanlılıkla dinlemiş, masanın önünde durarak; “İzninizle bir-iki söz söyleyeceğim, veda sözü.” demiş. Fakat bir türlü sözünü derleyip toparlayamamış. “Allahaısmarladık” diye boynunu cellâda vermiş ve asılmıştı.      Fakat sehpa ile birlikte yere yuvarlandığı görülmüştür.    Sağdan- soldan duyulan “Eceli gelmemiş!” “Allah’ın işine bak!” sesleri arasında yüzükoyun yere serilmiş olan Hilmi Bey’in üstüne…

  • “Yok! Vallahi yok! Bu meselede hiçbir alakam yok, kusurum yok. Masumum!” diyor. Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü II – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 3) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Nail “Bey’in son dakikaları; “Hatıra defterinde, oğluna hitaben; “.. Bu mesele ile katiyen hiçbir alakam yoktur!” Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü II – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 123) kitabından birebir alınmıştır.

  • “… her işin Zafer Bayramı arifesinden önce bitirilmesi zorunluluğu duyulmuş olduğundan, acele edilmiş ve tam saat 22’de hazırlık tamamlanmış. Ve Cavit Bey hücresinden alınarak Cezaevi Müdürü’nün odasına götürülmüştü. Odada Müdür, İstiklâl Mahkemesi savcısı Müşaviri, Jandarma Komutanı ve birde İmam efendi vardı. Savcı Müşaviri Cavit Bey’e yaklaşarak hüküm özetini ağır ağır okurken, Cavit Bey sarardıkça sararıyor,…

  • “Nihayet 26 Ağustos 1926 günü karar veriliyor. Cavit, Dr. Nazım ve Nail Beyler, duruşma salonuna getirilmedi. Reis kararı okuyor; “Cavit Bey’in gizli heyetin başkanlığını üstüne almış olduğuna yönelik kanaatleri güçlendirmektedir.” (1) “Nail Bey;… Cavit Bey’in evinde İttihat ve Terakki adına ayrı bir proje düzenleyen gizli heyete dâhil bulunduğu tayin edilmiş olduğundan …. İdamlarına.    Rauf Bey’in,…

  • Reis’in, “Savunmanızı dinlemeye hazırız !” Sözü üzerine, gayet sakin ve vakur bir vaziyette ayağa kalkan eski Maliye Bakanı Cavit Bey; “-Hâkim Efendiler! Savaş yapanlara, Mısır’ı alacağız diyenlere, bizim ruhumuzda biri Adana diğeri Irak gibi iki Mısır vardır dedim. Kafkasya’yı istila edeceğiz diyenlere, toprak almakla ne kazanacaksınız dedim. …Ziya Gökalp’in hazır bulunduğu bir mecliste, harbi istemediğim…

  • Hüseyin Cahit (Yalçın) Bey, mahkûmiyet yeri olan Çorum’a gitmeden önce, mahkeme heyetini ziyaretle, hakkındaki karardan dolayı şükranlarını sunuyor. Hatta Çankaya’ya giderek ziyaretçi defterini de imzalamış bulunuyordu. Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü II – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 119) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (1995): Hüseyin Cahit gazeteci, aydın adam, İstiklâl Mahkemesi…

  • Reis; “-Meşrutiyetten sonra İstanbul, Selanik ve İzmir’de İttihat ve Terakki Partisine yardım toplanmış, bu arada mücevherat hediye edenler de olmuş. Bir partiye mücevherat verilir mi?”    Dr. “-Efendim. Köylü tarla bile hediye etti.” “-Ama mücevher verilmesi garip değil mi?”  “-Vallahi bilmem! Verdiler işte! Yardım bu, verilen ret edilir mi?”  Reis, Dr. Nazım Bey’i de harp sorumlusu…

  • “Dr”. Nazım Bey, Şükrü Bey’e bir mektup yazmış, içinde suç unsurları varmış. Reis; “Bu mektubu şimdi tutanağa geçiriyorum, ilan da edeceğiz, millet okusun görsün. Hele şu elim cümle! Bak ne diyorsun; “Milletin Yunan çizmeleri altından kurtuluşundan dolayı Mustafa Kemal’e karşı beslediği mihnet daha azalmamıştır.” Bunu nasıl söylersin? Milletin faziletkâr duygusunu bile kıskanıyorsun, yazıklar olsun! Bunu…

  • Reis; “Durumunuz ne sanık ne tanık sıfatıdır. Sorgulamanız sonucunda durumunuz anlaşılacaktır. Şimdi Rauf Bey’le ilginizi anlatınız.” Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü II – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 86) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (1995): Mahkeme, Rauf Bey’i suçlayabilmek için gazeteci Velit Ebuzziya ve Ahmet Emin (Yalman) Beyleri de duruşmaya alıyor. Onları…

  • “Dr. Nazım Bey’in Ziya Hurşit ile doğrudan doğruya bir ilgisi olmasa bile, geniş bir gizli örgüt tarafından yapılmak istenen suikast hadiseleri ile ilgili bulunmaması mümkün değildir. .. Asılan Şükrü’nün bu kadar yakından dostu olduğundan dolayı behemehâl bu işten haberdar olması gerekeceği mantıki zorunluluktur.     Cavit Bey’e gelince, evindeki toplantıların sıradan bir toplantı olmadığı anlaşılmıştır. Sarı…

  • “Mahkeme salonu… Muazzam bir kalabalıkla hınca hınç dolmuştu. Saat 14’e doğru süngüler arasında getirilen Cavit Bey bir süre arkasını dönerek dinleyicilere uzun uzun baktı. Gözüne ilişen tanıdık çehrelere acı acı gülümseyerek baktı. Fakat her göz göze gelen bir an şaşkınlık geçirerek görmemezlikten gelmeyi unutmuyordu. (1) Reis, 1. Maddeyi okuyor; “İttihat ve Terakki bütün hürriyetlere taraftar…

  • 2 Ağustos 1926 Pazartesi günü başta birçok Mebuslar olduğu halde, mahkeme salonunu dolduran muazzam bir dinleyici kalabalığı, tam saat 14’de, süngü şıkırtıları arsında, kurbanlık koyunlar gibi getirilen İttihat ve Terakki kafilesine gözlerini diktiler. Ergani Mebusu İhsan, Mithat Şükrü, Cavit Bey, Dr. Nazım, Ardahan Mebusu Hilmi, İzzet, Ruf’at Cevat, Kara Vasıf, Salah Cimcoz, Salim, Hüsnü, Ahmet…

  • “İstiklâl Mahkemesi Reisi Ali Çetinkaya; “..Tanınmış ittihatçıları bu vesile ile ortadan kaldırmak…” istiyor. Kopacak kelleler hakkında tartışmalar var. Falih Rıfkı Bey istisnasız bütün İttihatçıların sigaya (mahkemede sorguya) çekilmesini hararetle isterken, öte yandan Halk Partisi’ne katılmış olan eski İttihatçıların katiyetle bu işe karıştırılmamasını da Yunus Nadi Bey istiyor. Yunus Nadi bu düşüncesini İsmet Paşa’ya kabul ettirdi.  …

  • “Türk vatan ve namusunu kurtaran Aziz Reisicumhur Hazretleri’ne suikast yapma ve Bakanlar Kurulunu ıskata (sükût ettirme, susturma) ve Hükûmeti değiştirecekleri bir anda derdest edilip (yakalanıp) muhakeme sonunda, suçlulukları kesinleşen ve Ceza kanununun 55. Maddesi delaleti ile 57. Madde-i Mahsusa’sına (Özel Maddesine) dayanarak salben (asılarak) idamına karar verilmiştir.” Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü I – Feridun Kandemir…

  • “Mehmet Şükrü Bey, taş gibi, donup kalmış, hissiz. Siyaset Meydanı’na (Osmanlıda idam infaz edilen yere siyaset meydanı deniliyor) ilk götürülen Şükrü Bey idi. Bütün idam mahkûmları asılacakları yere kadar kapalı araçlarla götürüldükleri halde, Şükrü Bey açık arabaya bile bindirilmemiş, ta Hükûmet meydanına kadar korumaların ortasında ve bilekleri kelepçeli, üstü beyaz gömlekli (İdamların infaz gömleği) olduğu…

  • Reis “-Siz! Bir zamanlar TBMM de başkanlık etmiştiniz?”   Hüseyin Avni Bey: “-Evet! Aynı adamım… Siz beni oradan bilirsiniz. Aynıyım. Ne sorarsanız cevap veririm.”  Reis suikast işinden haberinin olup olmadığını soruyor. Hüseyin Bey: “- İyi bilirsiniz ki namuslu ve mert bir insanım. Allahtan başka kimseden korkum yok. Ben komitacı değilim, ilim adamıyım, suikast işlerinden de kesinlikle…

  • Savcı; “-Şimdiye kadar süregelen muhakemeler, meselenin iki kısım arz ettiğini gösteriyor; Birisi, Reisicumhur Hazretlerine burada, İzmir’de suikast girişiminde bulunanlar, diğeri de memlekette suikast yapmak ve Hükûmeti devirmek amacı ile bir kara çete vardır ki eski ittihat ve Terakki erkânından oluşmuştur.  … bunların da Ankara’da muhakeme edilmesine .. karar verilmesini talep ve rica ederim.”  Alıntı: İzmir…

  • Reis “- Terakkiperver Cumhuriyet Partisini kimler kurmuştu, kim istemişti?” diyor.          Canpolat; “-Yunus Nadi Bey tarafından istendi. Meclis’te çıkmış, bizim için, “Ben onlarla çalışmam, ayrı oturmalıyız.” demiş. Siz de (Reis’e söylüyor) parti üyesi idiniz, Nadi Bey’in hücumlarına ses çıkarmadınız.” Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü I – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 84)…

  • “Altmış iki yaşında bir ihtiyarım. Bundan sonra benim için ihtilal yok, itidal(ılımlılık) var. Bugüne kadar vatanıma, milletime namusumla hizmet ettim. Rica ederim, haysiyetim, namusum ve şerefimle oynamayın!” Dinleyiciler bu feryat karşısında sarsılmışlar, gözyaşlarını güç tutmuşlar. Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü I – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 87) kitabından birebir alınmıştır.