Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Faşizm, Despotizm
-
Başbuğ ve parti yöneticileri hakkında Ankara Sıkıyönetim Askerî Mahkemesi’nde “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar” davası açıldı. “Fikri iktidarda, kendisi hapiste” ydi. 12 Eylül darbesinden sonra toplam 210 bin dava açıldı. 650 bin kişi gözaltına alındı. 50 idam cezası infaz edildi. 177 kişi işkencede öldü. 30 bin kişi yurtdışına kaçtı, 14 bini yurttaşlıktan çıkarıldı. Sf. 103 Alıntı;…
-
Başta Abdi ipekçi olmak üzere Milliyet gazetesi, onurlu bir çizgi izleyerek kardeşkanına neden olan silah kaçakçılığı üzerine cesurca gidiyordu. O günlerde basında bir dedikodu kulaktan kulağa yayılıyordu. Abuzer Uğurlu’nun da yakın arkadaşı olan, Ekspres adında küçük bir gazetenin sahibi, işadamı Kemal Derinkök Milliyeti satın almak istemekteydi. Özellikle Abdi İpekçi, Milliyet gazetesinin satılmasına, dolayısıyla susturulmasına kesinlikle…
-
Kan akmaya başladı. İlk öldürülen kişi solcu Vedat Demircioğlu’ydu. 16 Şubat 1969, “Kanlı Pazar”: Duran Erdoğan ve Ali Turgut 19 Eylül 1909: Mehmet Cantekin. 23 Eylül 1969: Taylan Özgür. 14 Aralık 1969: Mehmet Büyüksevinç ve Battal Mehetoğlu 1970’e gelindiğinde sekiz kişi yaşamını kaybetmişti. Hepsi solcuydu. Solcular ellerine silah almaları için adeta kışkırtılıyorlardı… s. 28 Alıntı;…
-
“MHP artık Türkçü bir parti değildir” diyerek partiden kopan Ali Balseven, Ankara Kurtuluş Parkı’nda “davadan döndü” denilerek öldürüldü!.. s. 22 Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 22) kitabından birebir alınmıştır.
-
İspanya’da Franco’ya “Coudillo”; Almanya’da Hitler’e “Führer”; İtalya’da Mussolini’ye ‘Duçe” Türkiye’de ise Alpaslan Türkeş’e diğerleriyle aynı anlama gelen “Başbuğ” diyordu partili arkadaşları. s. 21 Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 21) kitabından birebir alınmıştır.
-
Veli Küçük’ün adı Susurluk skandalında da gündeme geldi. Yeşil’in (Mahmut Yıldırım) “koruyucusu”, Abdullah Çatlı’yı himaye eden kişi gibi hakkında birçok haber çıktı. Ne TBMM komisyonuna, ne basına konuştu, yargılanmadı bile. Sonra tümgeneral rütbesinden emekli oldu. Şimdi ünlü bir işadamının yanında çalıştığı söyleniyor. s. 21 Alıntı; Binbaşı Ersever’in İtirafları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 29. Baskı…
-
Cumhuriyet emperyalizmle uzlaşıp kendi halkına karşı dövüşen bir diktatörlük haline geldikçe, Kuvayı Milliye’ci Yüzbaşı Selahattin yerini Binbaşı Ersever’e bırakır! Yüzbaşı Selahattin işgalci emperyalizme direnen bir halkın parçasıdır. s. 11 Alıntı; Binbaşı Ersever’in İtirafları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 29. Baskı Ağustos 2005 – s. 11) kitabından birebir alınmıştır.
-
(Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Memleket meselelerinde acele etmemek gerekir. Kulaklarına çalınan bir meseleden kuşkuya düştüklerinde işin hakikatinin doğrusu yalanıyla ortaya çıkması için meselenin araştırılmasını emretmelidir. Esasında acelecilik güçlünün değil zayıf adamın kârıdır. İki davacı huzura gelip maruzatlarını arz ettiklerinde padişahın gönlünün kimden yana olduğunun taraflarca malum olmaması lazımdır. Padişahın gönlünün bir tarafa meylettiği…
-
(Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Vilayet, ikta ve hediyelere dair divandan ve hazîneden birtakım fermanlar sadır olmaktadır. Bu fermanlardan bir bazısı sarhoşluk esnasında verilmiş olabilir. Bu, muazzam derecede mühim bir mevzu olduğundan ötürü üzerinde pür dikkat durulsa gerektir. Söyleyen galat etmiş olabileceği gibi dinleyen de söyleneni tam olarak işitmemiş olabilir. s. 119 Alıntı; Siyasetname…
-
(Nizam’ül Mülk’ün Melik Şah’a sunduğu Siyasetname Kitabından;) Saltanat küfür ile devam bulur; amma zulüm ve gaddarlıkla payidâr kalmaz. s. 15 Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. 15) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bir gün Tolstoy’un evinden çıkarken Çehov’un “Büyük bilgeler generallerden daha despot oluyor” diye yakındığı söylenir. Sf. 97 Alıntı; Anılar ve Düşünceler – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 1. Baskı Ekim 2010 – Sf. 97) kitabından birebir alınmıştır.
-
Egemenlik: Bunun esas ölçüsü şudur: Egemen olan, kendisi hakkında karar alabilmeli ve bu kararların uygulanışının nihaî kontrolünü yapabilmelidir. Bir ulusun egemenliği, ulusun kendi kararlarını kendisinin alıp alamaması ve onları nihaî olarak kontrol edip edememesi ile belirir. O halde, bir ülkede alınacak ulusal kararları (kanun vesaire biçiminde) alıp bunların uygulanmasının nihaî kontrolünü yapanlar, ulus içinde egemen…
-
Birinci Cumhuriyet döneminin ideolojik, ekonomik, hukuki karakterlerine bakmak gerekir: Eğitimde tek tip insan yetiştirme, insana tapma motifi hâkimdir. Bu, demokratik sıfatı ile bağdaşamaz. Bilimler, birbirinden ayrılmış; ayrı bir iktisat, ayrı bir hukuk, ayrı bir sosyoloji öğretilmiş, bunlar da doğal bilimlerden ayrılmıştır. Oysa gerçek hayattaki ilişkiler bunlar arasındadır. Bütünü kapsayan, bütünün hipotezini yapan insan Türkiye’de yetiştirilmemiştir.…
-
Oysa 1960’tan sonra bürokrat grubun subay kesiminin, kitle olarak niteliğini değiştirecek, tarihî bir gelişmenin içine itilmekte olduğunu görüyoruz. Bürokratların subay kesimi kitle halinde üretim aracı sahibi sınıf olmaya itilmektedir. s. 131 Kısaca, yönetici tam bürokrat bir grubun öncülüğü ile bütün subaylar ordu yardımlaşma kurumu yoluyla kapitalist sınıflar içine dönüştürülüyor ya da aktarılıyorlardı. s. 131 Denilebilir…
-
Esasen, tekelci kapitalizmin egemen olduğu bir dünyada onun koşulları içinde, DP iktidarının uzun süreli şansı yoktu (şimdi de AP’nin olmadığı gibi). DP’yi iktidardan sanıldığı gibi aslında CHP’nin muhalefeti düşürmemişti. DP, başlangıcı kendisinden önce CHP iktidarında açılan yolda gelişen iç üretim güçlerine dayanarak ve onların daha da gelişmesi için izlenen ve kaçınılmaz gözüken politikadan dolayı düşmüş;…