Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Felsefe

  • Bu aklı başında felsefe, bize hissettirir ki, yolculuğumuzu hoş ve sıkıntısız bir şekilde yapmak için, bizzat kendimize zararlı olabilecek şeylerden sakınmamız ve bizi yol arkadaşlarımızın gözünde iğrenç kılabilecek şeylerden büyük bir dikkatle kaçınmamız gerekir. Sf. 350 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 350)…

  • Toplumların huzuru için, öbür dünya dini inanışının büyük önemi olduğu temin edilir. Sanılır ki bu inanış olmaksızın, dünyada insanların artık iyi davranma nedenleri yoktur. Yerküre üzerinde tavır ve hareket tarzının nasıl olması gerektiğini her aklı başında insana hissettirmek için. Korkutmalara, masallara ne gerek vardır?! Sf. 349 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah…

  • Bir kadın, dünya artık kendisinden hoşlanmadığı zaman, kendisini Tanrı’ya verir. Onun gururu, sofulukta, kendisini ilgilendiren ve cazibesinin yıkıntısını onaran bir rol bulur. Kılı kırk yaran ibadet meşguliyetleri, ona vakit geçirtir. Entrikalar, arabozucu yalan dolanlar, dini konuşmalar, söylevler, kınamalar, din gayretkeşliği, ona, sofular zümresi içinde ün ve saygı kazanma araçları sağlar. Sf. 347 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın…

  • Kültler, ağır ve milletlerin çoğunluğu için yıkımdır. Uyruklarının batıl inançlarını sürdürmekte çıkarları olduğunu gören hükümdarlar, istedikleri zaman konuşmak ve milyonlarca uyruğun ihtiras ateşini Tanrı adına alevlendirmek hakkına sahip olan demagogların oluşturduğu ve oluşturabileceği etkiyi iyi düşünmüşler midir? Çoğu kez yaptıkları gibi, bir hükümeti karışıklığa uğratmak konusunda anlaşsalardı, bu kutsal vaizler ne yıkıma sebep olurlardı! Çoğu…

  • Bir adamın kendisine yararlı ya da zararlı olanı bilmesinin mümkün olması için, öteki adamın da kendisi gibi duygulu bir varlık olduğunu bilmesi yeterlidir. Başka bir insanda, kendisine uygun olmayan duyguları kışkırtmaktan korkması gerektiğini bilmesi için, insanın hemcinsine muhtaç olması yeterlidir. Bu şekilde, hem kendisi hem başkaları için yapması gereken şeyi keşfetmesi için, duygulanan ve düşünen…

  • Kendi kendisine zararlı olmayı bile insana yasaklayan yasa: bu dünyaya ne tarz ve şekilde gelmiş olursa olsun ve gelecek dünyada şansı ne olabilirse olsun; güncel yaratılışı gereği huzur ve refah istemek, dert ve sıkıntıdan sakınmak, hazzı sevmek, acıdan korkmak zorunda olan duygulu bir varlığın yaratılışı üzerine kurulmuştur. İnsanı başkalarına kötülük yapmamak ve onlara iyilik yapmak…

  • Cinayetleri affetmek gücüne sahip olan zâtın, cinayet işlenmesini emretmek hakkına da sahip olması gerekmez mi? Sf. 337 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 337) kitabından birebir alınmıştır.

  • Rahipler için altın madeni olan “günah çıkarma” ayini, ahlakın gerçek ilkelerini yıkmıştır. İnsanlara bir kötülük yapıldığında, bu kötülüğü yapanın Tanrı’dan af ve bağışlama istemesi, onu bağışlarla yatıştırması, Tanrı’ya kurbanlar sunması gerektiğini milletlere ilk kez söyleyen kimse, ahlakın gerçek ilkelerini açık olarak yıkmıştır. Bu fikirlere göre, insanlar; haksız olmak, kötü olmak izninin yeryüzünün krallarından alındığı gibi,…

  • Dinin en çok önem verdiği yoksulluk, akıl yoksulluğudur. Her dinin esas erdemi, yani din göstericilerinin en çok işlerine yarayan erdem, imandır. İman, Tanrısallığın tercümanlarının yararı olan şeye incelemeden körü körüne inandıran sınırsız bir bönlükten ibarettir. Bu erdemin yardımıyla, rahipler, doğrunun ve batılın, iyiliğin ve kötülüğün hakemi oldular; yarar sağlamak için, gerektiğinde cinayetler işletmek, onlar için…

  • Hoşgörü, yani vicdan ve düşünce özgürlüğüne saygı ancak kendileri de saldırıya uğramış olan ve kendileri de iktidara sahip olur olmaz Hıristiyanlığın sevecenliğini de bertaraf ederek, başkalarını ezmeye, başkalarına karşı saldırganlığa başvuracak olan birkaç rahip de bulunabilir. Sf. 331 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 –…

  • Tanrı fikri, Tanrı’yı kime kabul ettirir? Güçsüzlüğe uğramış, tasalı, bıkkınlık geçirmiş, ümitsiz ve bu dünyadan usanmış kimselere; gerek yaşın etkisiyle, gerek maluliyet eseri olarak ruhlarındaki güçlü şevk ve duyguları sönmüş bazı kimselere. Din, ancak huylarını ya da zamanla kendilerini uslandırmış olanlar için bir dizgin, bir engel, bir zabıtadır. Tanrı korkusu ancak günah işlemeyi çok güçlü…

  • Hiçbir insan, yaratılışının, yani eylem ve davranışlarının kendisini mahkûm edeceğine ve cehennem azabına neden olacağına ciddi olarak inanmaz. Çoğu kez kendisini titreten müthiş bir Tanrı’dan her ne kadar korksa da, insan, şiddetli bir şekilde ihtiras eğilimi ortaya çıktığında, inancını terk eder ve hemen, kendisini güvenceye alacak ve rahatlatacak “bağışlayan Tanrı” fikrinden başka bir şey görmez…

  • Hıristiyan, imana zarar veren bir şey olması itibariyle, bilimden, bilgiden sakınmak zorundadır. Sf. 317 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 317) kitabından birebir alınmıştır.

  • Din, kan dökücülüğü meşrulaştırarak acımasızlık dizginini gevşetir ve ilahi amaçlar için gerekli olabileceğini öğreterek cinayeti mubah kılar. Pascal der ki, “İnsan, kötülüğü, yanlış bir vicdan ilkesiyle yaptığı zaman olduğu kadar, hiçbir zaman tam bir zevkle yapmaz.” Halkın kan dökücülük dizginini gevşeten ve en kara cinayetlerini gözünde haklı gösteren bir din kadar tehlikeli bir şey yoktur.…

  • Bütün dinler hoşgörüsüzdür, vicdan özgürlüğünü kabul etmez ve dolayısıyla iyiliğin ve güzelliğin yıkıcısıdır. Hiçbir sofu yoktur ki, kendisinin bağlı bulunduğu mezhepten aşka mezhebe girenleri, yaratılışına göre, ya düşmanlık, nefret ve tiksintiyle ya aşağılayıcı gözle görmesin ya da durumuna acımasın. Sf. 305 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12…

  • İçtenlikle sofu olan bir hükümdar, devlet için çok tehlikeli bir başkandır. Çok çabuk inanma yeteneği, daralmış bir zekâyı gösterir. Sf. 293 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 293) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şeref ve haysiyet duygusu, ihtirasları zapt etmek ve kısıtlamak için, dinden daha sağlam ve daha güçlü bir dizgindir. Toplumun hoşuna gitmek arzusu, gelenek ve göreneklerin baskısı, gülünç olma korkusu, “Âlem ne der?” endişesi, bütün dini fikirlerden daha güçlüdür. Sf. 280 En dindar kimseler, bazen bir uşağa, Tanrı’dan daha çok uyarlar. Sf. 280 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın…

  • İnsanlar, Tanrı’yı, deyim doğruysa, ancak bulutlarda görürler. Kötülük yapmak istediklerinde onu asla düşünmezler. Mevki hırsı, zenginliği ya da hazları söz konusu olunca, Tanrı da, tehditleri de, vaatleri de kimseyi bağlamaz. İnsan için bu hayatın olayları öyle bir kesinliğe sahiptir ki, en güçlü dindar bile, ahiret hayatının olaylarına asla bu aynı kesinliği veremez. Sf. 279 Alıntı;…

  • İman yalnızca zayıf, bilgisiz ya da tembel ruhlarda kök salar. Pythagore’un öğrencileri, üstatlarının mezhebine zımni bir imanla bağlıydı. “O böyle söyledi” formülü, onlar için bütün sorunların çözümüydü… İnsanlar çoğu kez bu kadar az akıl ve muhakemeyle hareket ederler. Bizzat incelemektense, başkasının sözüne inanmak daha kolaydır. İnceleme ve araştırma, yavaş ilerlediğinden ve zor olduğundan, gerek ahmak…

  • Tanrıların tümünün kaynağı vahşettir bütün dinler dipsiz cehalet, hurafe, kan dökücülük abideleridir ve yeni dinler yeniden gençleşmiş eski deliliklerdir. Sf. 240 İnsan bu Tanrı’nın vahşi özellikleri bulunduğunu da teslim etmek zorunda kalır. Vahşi olmak kuvvetten başka hak tanımamaktır, en uç noktada zalim olmaktır; keyif ve arzularından başka bir şeye bağlı olmamaktır; basiretsiz, tedbirsiz, muhakemesiz olmaktır.…