Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Felsefe

  • Galen ya da “Galenus” ki “barışçı” anlamındadır, en çok babasına ve Hippocratese hayran idi ve Hippocrates’e atfedilen “en iyi hekim aynı zamanda bir filozof’tur” diktum’una hep bağlı kalmıştı, her disipline merak saldı ve hep öze inmeye çalıştı. Sf. 271 Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 263) kitabından…

  • Dinselleşme, Augustus döneminde başlamıştı; çöküntüde, imparatorlukta ve benim öne sürdüğüm yeni kavramla “tekeliyet” düzeninde, yönetim, dinselleşme ve yobazlığa muhtaçtır. Az sayıların iktidarında halkın yobazlığa batırılması zorunludur; bu, hem siyasi hem de sınıfi’dir. Saralı Caligula, bunu, kendisinin “Tanrı” ilan edilmesine vardırdı; epilepsi hastanelerinde Tanrı ve peygambere çok rastlıyoruz. Sf. 244 Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük,…

  • Babaları, çocuklarının idamını izlemeye zorluyordu. Çocuğu henüz idam edilmiş olan bir babayı akşam ziyafete çağırıyor ve ziyafet boyunca yaptığı şakalara gülmesini emrediyordu. Bir ara hasta olmuştu; “yaşarsa, gladyatörlerle çarpışırım” diyen sanatörü, gladyatörlere parçalattı. Bu nedenle olabilir, Montesquieu, “Caligula etoit un vrai sop- hist dan sa cruaute”, Caligula, zalimlikte gerçek bir filozoftu, demektedir. Sf. 244 Alıntı;…

  • İki kişiliklidir; hem küstah ve hem köledir. Daha küstah olanı ve daha kölesi gelmemiştir ve saralı’dır. Sf. 242 Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 241) kitabından birebir alınmıştır.

  • Burada, “aşırı ve ölçüsüz dinsel ritüellere bağnazca bağlanma” ve “aşırı ve frenlenemeyen şehvet” kişilik çizgilerini okuyoruz ki son derece açıklayıcı olduklarında kuşku bulunmamaktadır. Buraya, “kaba donuk yüz ifadesi” de ilave edebilir; benim bu mediko-politik çalışmamda önemli yerlere sahiptirler. Neden mi, çok basit bir nedenle ve bu epileptik karakter çizgilerine baktığımda, “saralı cumhur” tasvirinin yerli yerine…

  • Julyus Sezar için yaşadığı dönemde rakipleri, “bütün kadınların kocası ve bütün kocaların karısı” yakıştırmasını yapmışlardı; yakıştırmadan öte olduğunu biliyoruz, Sezar da, epileptik idi. Caligula, ayrıca had safhada sodomi düşkünüdür; iki türünü de tatbik ettiği kayıtlıdır, ünlü tiyatro oyuncusu oğlanları altına alıyor ve bir diğerinin altına yatıyordu; sodomi budur. Cinayette ise eşsizdi ve erkek sevgilileri kadar…

  • Ölüm, bilincin kaybı değilse nedir? Orgazm, yaşamı sürdürmek için, anlık ölmek değilse, ne diyebiliriz; orgazm’ı da, zaman zaman “öldüm” sözü ile anlatıyorlar ve biliyoruz. Ortak yanları, bilincin kaybındadır. Sf. 188 Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 188) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğanın sağlıksız olanı tasfiye etmesi ve tarih’in başarısız olanı unutması, insan aklında bir zafiyet olmalıdır. Yalnızca yaşayabilen ve başarılı olanı alan bir aklın sınırlı ve eksikli kalacağını düşünebiliyorum. Marx düşüncesi de bu şekilde işlemektedir. Ancak savaşların ve mağlupların bellekte kalabilmesini kısmi bir düzeltici olarak görebiliyorum. Sf. 333 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi…

  • Dağlar, eski kaçaklara ve gecekondular yenilerine sığınak sağladılar. Dağlar, gecekondular ve uç topraklar, hoşgörü yataklarıdırlar. Aynı zamanda inancın sığlaştığı mekânlardır, diyebiliyoruz. Sf. 283 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 283) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cengiz, bir ciddi adamdır; zorunluluğun gereğini yerine getiriyordu. Çeşitli ırkların, halkların topraklarında hareket edenler, hoşgörülü davranmayı öğrenmeye mecburdur; başka bir yol, imkânsıza yakındır ve çıkmazdır. Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 283) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dinler, iyi veya kötü, dağlara giremiyorlar. Dağlarda bütün dinler, ortodoksisini kaybetmiş, büyük ölçüde bozulmuş ve birbirine son derece yaklaşmış bir biçimde ve yan yana yaşıyorlar. Dağların, her türden inanç karşısında bir rezistansı var. Sf. 282 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 282) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cumhuriyet, monarşik olmayan bir devlet biçimidir; seçilenin asil olup olmaması ve seçmen heyetinin sayısı, “cumhuriyet” tanımını etkilemiyor.  Önemli olan, efektif bir seçimin gerçekleştirilmesidir; oy verme yöntemi veya oyların sayım biçimi de, bir tanım için belirleyici olmaktan uzaktır. Sf. 235 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 235) kitabından…

  • Cimrilerin vefası az olur. Sf. 177 Alıntı; Aşkın Gözyaşları (Tebrizli Şems) – Sinan Yağmur, (Karatay Akademi Yayınları 260. Baskı, Mayıs 2011 – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • Öğrenme istek ve kabiliyetini yitirmiş bir tayfadandırlar. İslâmizm, öğrenme kabiliyetini yitirme vesilesidir. İslamistlerin çok yükseltileni en cahilidir ve hepsi budur. Çöküş, bunlar için, bir yazgı değil, hedeftir ve yaşama biçimidir. Çöküş’ten haz aldıklarını görebiliyoruz; Gonçarov’un, Oblomov’unun final sahneleri bunları resmetmektedir. Oblomov, en dipte, pek mesuttur. Oblomov’lar, çöküşte mutludurlar. Sf. 190 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın…

  • Topluma bakarken, obje’nin ya da bakılanın, nev-i şahsına münhasır olduğunu kabul, ya da toplumu, sui generis, saymak, bilim dışıdır; benzeri olmayanın, “benzersiz” de diyorlar, yasaları da yoktur. Amerikalılar, bir ilke olarak, kendilerine ve tarihlerine öyle bakıyorlar, başka yerde ve tarihte tekrarlanamayacağına inanıyorlar ve bu nedenle hiç anlayamıyorlar; “tekrarlanamazlık ilkesi”, anlamanın yolunu kapatmaktadır.” Bunu, şöyle de…

  • Yunus Emre, bir ümmi ve bir sufi idi, Horasan’dan geldiğine inanılıyor, İbranîyet etkilidir. Hurufi olduğunu söyleyebiliriz, Kabalaya çok yakındır. 2009 yılında dizeleri, İbrani dilinde ve İsrael’de yayınlandı ve felsefesi ile Musevilik arasında bağlar kuruldu. Güçlü bağlar var. Şu açıklayıcı notları eklemek durumundayım. Ümmi, Arabî “üm”, aslı “um”, ana sözcüğünden geliyor, “ümmi”, anadan ya da anadan…

  • Çıkış’ı, Çöküş’tedir. Türkiye’de, 1919 yılına kadar bir Yunus Emre yoktu, vardı, önemsenmezdi, benzerleri çoktu, pek çok köylü sufı’den birisiydi 1919 yılında, Yunus’u çıkaran ve lanse eden, Köprülüzade Fuad oldu. Osmanlı mutlak olarak çökmüştü, umut yoktu ve gelecek bilinmiyordu, din bile fazlaydı ve sadece ağlamak ve bir bilinmez ile birlikte yanmak vardı. Çöküş’te, akla, mantığa ve…

  • Kürtlerde sadakat yoktur ve sadakati olmayanın millet olması zordur. Bu gün daha az sadık olduklarını acı ile görüyoruz. Uzaklaşıyorlar. Tamahkârdılar ve Türklere mahkûmdular. El koydukları mülkleri (1) savunmak zorundalar ve Türklere muhtaç oldular. İhtiyaç, ittifakın anasıdır. Sf. 10 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’I…

  • Bedreddin akıl konusunda başka bir yaklaşım getirerek, aklın Tanrı’yı kavrayamayacağını ileri sürer. “Tanrı’nın kavranması aklın sınırlarını aşar. İnsanın akıl gücü Tanrı’nın büyüklüğünü, kudretini kavramak için yeterli değildir. Tanrı’nın varlığı tüm evreni tamamlar. Evrenin varlığı yine Tanrı ile varoluşundandır. İbadetin koşulu ve kuralı yoktur. Tanrı her türlü ibadeti kabul eder.” Sf. 39 Alıntı;  İç İsyanlar ve…

  • Rezonans, birbirlerini tanımayan ve görünürde bir ilişkileri de söz konusu olmayan kişiler arasında da meydana gelebilir. İngiliz Biyolog Rupert Sheldrake, yazılı ve sözlü olarak ifade edilen kelimelerin, bizimle ilgisi bulunmayan diğer insanları nasıl etkiledikleri hakkında, ilginç bir örnek verir. “Biçimsel rezonans” adı verilen bu teoriye göre, bir kişi bir takım yeni düşünceler üretirse, bu kişinin…