Kategori: Felsefe
-
Üçüncü eksikliğe geliyorum; herhalde Türkiye aydınının en büyük yoksulluğu anarşist damarının hiç olmamasıdır. Sf. 276 Türkiye aydını reddi hiç bilmiyor. Reddi bilmeyen Jön Türk aydını, büyük bir özveriyle, Sultan Hamid’i devirmek için eline silahı alıyor ve dağa çıkıyor; kendisinin hamidist olduğunu da bilmiyor. Mahir Çayan ve arkadaşları, Thkp, belki de hiç ihtimal vermedikleri bir zamanda…
-
Eşitlik ve toplumsal mülkiyet yetmiyor ve bir de yeni bir felsefenin olması zorunluluğu ortaya çıkıyor. “Tek başıma kendimi ne kadar geliştiririm” ilkesinin yerine, “Kendi başıma başkalarını nasıl geliştiririm” ilkesi, sosyalizmin olmazsa olmaz koşulu durumuna geliyor. Sf. 260 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 260) kitabından birebir alınmıştır.
-
Böyle bir durumda, burjuva hak kavramının üstünün çizilebileceği ve toplumun “herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre” ilkesine geçebileceği ileri sürülüyor. Eşitlik, ancak yeni düzenin yüksek aşamasında söz konusu. Böyle bir tarife katılmadığımı ifade etmek durumundayım. Böyle bir tarifin Sovyet sosyalizminin çözülüşünün önemli nedenlerinden birisi olduğunu düşünüyorum. Sf. 258 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz…
-
Marx’ın sosyalizmi tarif ederken ileri sürdüğü bu vurguda, önemli ve anlaşılması zor olan bir nokta da, kabiliyet veya kapasitenin kendi başına ölçülmesinin imkânsızlığıdır; ancak sonuçlarıyla ve yine önemli zorluklarla ölçülebiliyor. Sonucu, emekçinin verimliliğidir; ölçülebilen verimliliğe göre ödeme ise, tartışmasız kapitalizmin ilkesidir. Sf. 258 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 1. Basım, Kasım 2007…
-
“Maddi durum, bilinci yaratır; bireylerin bilinçleri konumlarını değil, konumları bilinçlerini ortaya çıkarıyor.” Dolayısıyla bilinç, bilinçli devrimci ve devrimler, üretici güçlerdeki gelişmelere bağlı olarak kendiliğinden diziliyorlar. Marx, budur. Bu düşünce ne ölçüde devrimcidir? Bu sorunun cevabı tanım gerektiriyor; burada bu tanım tartışmasına girmek istemiyorum. Bakunin veya Blanqui ile tartışmasını Marx’ın düşünce sistemi içinde anlamak gerekiyor; devrimi…
-
Sermaye sürekli büyüyecek, yoksa yok olacaktır; bu tekellerin kaçınılmazlığı yasasını ortaya çıkarıyor. Sf. 131 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 131) kitabından birebir alınmıştır.
-
Aidiyet; en çok köyde vardır. Sf. 131 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 131) kitabından birebir alınmıştır.
-
Dil, en az çabalar yasasına göre işliyor; köyde, emek-değer yasası ve aynı anlama gelmek üzere en az çabalar yasası işlemiyor. Sf. 131 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 131) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Capital” sözcüğü, “capita”, baş veya kelle anlamına geliyor, sözcüğünden çıkıyor; Osmanlıcası, çıkışma çok uygundur. Sermaye, “ser”, baş ve maya, bir anlamda bekledikçe çoğaltan anlamına gelen sözcüklerden oluşuyor; son derece bilimseldir. Sf. 129 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 129) kitabından birebir alınmıştır.
-
1071 yalındaki savaşa gelince, burada yanlış olan şöyle görünüyor; millet olmak bir ‘aidiyet’ bilincidir ve bu dönemde, dünyanın hiçbir yerinde aynı kandan gelenler arasında bir aidiyet bilinç veya duygusu bulunmuyor. Dolayısıyla Malazgirt’te, cephenin iki yanında olanlara “Türk” demek imkânı yoktur; bunların birbirine bağlılık duygularından ve bir millet olmalarından söz etmek mümkün görünmüyor. “Millet” tarih sahnesine…
-
Avrupa ve Amerikan dünyasının insanlığın düşmanı olduğuna inanıyorum. Bunu, politik olarak değil felsefi planda dile getiriyorum. Avrupa ve Amerika’da insan sürüdür. Felsefi anlamda insan değil, Kafka’nın ünlü öyküsündeki gibi, tahtakurusudur. Tekellerin olduğu yerde insan, tahtakurusudur. Kapitalizm, kaçınılmaz olarak tekeller düzenini açıyor. Ortakçı düzen, bu nedenle, zorunluluk oluyor. Tekeller düzeni, gittikçe, insana yapabileceğinden çok daha önemsiz…
-
Marx’a göre modern devletin ortaya çıkabilmesi için sınıfların gelişmesinin ileri aşamalara ulaşması zorunludur; ben öyle düşünmüyorum. Marksist-Leninist bilgi teorisine göre tekelli düzenin emperyalist senaryoların peşinde koşabilmesi için de tekeller düzeninin önemli ölçüde gelişmesi gerekli oluyor; böyle düşünmediğim için tekelli düzenin hemen başlarında Türkiye’nin emperyalist zembereğin etkisi altına girdiğini yazabiliyorum. Sf. 119 Alıntı; Sol Müdahale –…
-
Tekelli düzen her zaman agresiftir; emperyalist düzen, her zaman kuvvet göstermek durumundadır. Bunu, tersinden ve bir tez olarak formüle etmek istiyorum: Arada bir kuvvetini en kaba biçimde de olsa göstermeyen bir emperyalist güç olamaz. Bu tezi uzatabiliyorum; emperyalizm, sadece ekonomik değil aynı zamanda politik bir nitelik taşıyor. Sf. 113 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük,…
-
Bir tez yazıyorum: Tekelli düzen çelişkileri algılayan aklı siliyor. Bir tez daha yazıyorum: Tekelli düzen insansızlaştırma sürecidir. Zor bir sözcük uydurarak, uydurmayı “telif etme” anlamında kullanıyorum, bir tez daha yazmak istiyorum: Emperyalizm düzeni, devrimcisizleştirme sistemidir. Sf. 102 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 102) kitabından birebir alınmıştır.
-
Parazit çürür ve çürütür. Emperyalist aşamanın insanı, ilke olarak yeteneksiz ve becerisizdir. Hangi kesim, hangi uğraş, tekelli düzenin etkisi altına girerse, hızla çürüyor ve kaliteli olan her türlü niteliği kaybediyor. Tekelli düzen çürüyen kurum ve insanlar üzerine bir hegemonyadır. Sf. 97 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 1. Basım, Kasım 2007 – Sf.…
-
Kapitalist düzende devlet, kapitalistlerindir. Tekelli düzende, tekeller devletindir. Tekelli düzende devletin tekellerin olduğunu söylemek, gerçeğin binde birini anlatmak demek oluyor. Tekelli düzende devlet tekellerle de gerçekleşiyor. Tekelli düzende dünyanın her yanında büyük basın devletleşmiştir. Daha önce tekelli düzene geçmiş ülkelerde büyük basında çalışanların hepsi geri zekâlı ise, bu yaptıkları işin, hiçbir zekâ gerektirmemesinden kaynaklanıyor. Bir…
-
Emek-değer yasası, eninde sonunda insanın harcadığı emeğin, belli bir tanıma göre, karşılığını almasıdır; bu nedenle yasa, özünde, küçük kapitalist çiftçi veya zanaatkârın piyasa ilkesidir. Bu ilke ise, sosyalist insanın kanseridir; sosyalist insan her zaman, topluma hizmeti ve karşılığını almadan hizmet vermeyi en büyük sevinç yapabilendir. Bu nedenle sosyalist insan, peygambere en yakın yaratıktır ve peygamber…
-
Ayrıca Hegel’in mükemmel bir şekilde geliştirdiği, diyalektik mantığın üç kuralının, reddin reddi, zıtların birliği ve nicelin nitele dönüşümü, kurallarının bir bölümünün kaba kullanım nedeniyle körleştiğini ve ayrıca her üçünün birlikte yetersiz kaldığını kabul etmek zorundayız. Sf. 43 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.
-
İnsanı bozmak için, bozulmuş İslam’a muhtaçtılar. Bozdular. Sürekli diktatorya için, insanı bozmak zorundadırlar. Sf. 20 İnsanı ‘”bozmak” mı, tekeliyet insanla olmayan bir düzendir; feodaliteden daha insansız olduğunu söyleyebiliriz. Sf. 21 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 20, 21) kitabından birebir alınmıştır.