Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Görüşler, Özgün Fikirler

  • Aslında, psikopatların tek ortak yanı aileleri, kurumları ve hatta toplulukların bütününü kasıp kavurabilecek bir yığın duygusal anormallik ve antisosyal davranış sergilemeleridir. Tedaviye karşı dirençli bir hastalıktır. Empati duymaktan yoksun bir şekilde istediklerini elde etme peşindedirler ve yollarına kimin çıktığı umurlarında bile değildir. Sizi cezbedip, kandırıp, yönlendirerek cüzdanınıza, evinize ve hatta kalbinize girebilirler. Sf. 15 Alıntı;…

  • İnsan, yeni şeyleri denemekten korkmamalı, örneğin bir alandan başka bir alana geçmekten ya da farklı disiplinlerin sınırında çalışmaktan çekinmemeli; çünkü en ilginç sorunlardan bazıları sınırları mesken tutar. Faal bilimciler sürekli yeni şeyler öğrenir ve sırf aşina değiller diye yeni bir alana girmekten sakınmazlar. İlgi alanlarının peşinden içgüdüleriyle giderler ve yolda kendilerine gerekli olan bilimi öğrenirler.…

  • Neredeyse hiçbir şey, ne kadar mütevazı olursa olsun yeni bir buluş yapmak kadar insanın hayal gücünü heyecanlandırıp tetikleyemez. Yeni bir buluş sayesinde, doğanın bir yüzünü ilk kez görürsünüz; bir şeyin nasıl işlediğine dair bulmacanın küçük bir kısmına şahit olursunuz. Sf. 542 Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1.…

  • Bu bağlamda, Lev Tolstoy’un, topluma ters düşen bir aşk ilişkisinin feci sonuçlarıyla ilgili romanı Anna Karerıina’nın giriş cümlesini anımsamaktan kendimi alamıyorum: “Mutlu aileler hep birbirine benzer; her mutsuz aile kendine özgü bir şekilde mutsuzdur.” Burada Tolstoy, bilimsel açıdan ziyade edebiyat açısından güçlü olan bu cümleyle, anksiyetenin ve depresyonun pek çok biçime kavuşabileceğini, fakat güvenlik, huzur…

  • Freud’un işaret ettiği gibi, normal bir endişe, zorlu koşullara hükmetmeye, dolayısıyla kişinin büyümesine katkıda bulunur. Normal endişenin, iki ana biçimi mevcuttur: İçgüdüsel endişe (içgüdüsel, yani doğuştan gelen korku) organizmanın yapısında vardır ve sıkı bir genetik denetim altındadır; öğrenilmiş endişeye (öğrenilmiş korku) organizma genetik yatkınlık gösterebilir fakat temelde bu endişeyi deneyimle edinir. Daha önce gördüğümüz gibi,…

  • Sadece savunma yapma hâli, doğal bir sağkalım metodudur ve ilkel’in yöntemidir, eleştiriye kapalı olmak ilkelliktir. Sf. 361 Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 – Sf. 361) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu gibi tartışmalar, bilimciler arasında rekabetin özellikleri olan hırsın, kibrin ve kindarlığın da, tıpkı cömertlik ve paylaşım gibi mevcut olduğunu gösteriyor. Bunun sebebi açık. Bilimin amacı, dünyayla ilgili yeni gerçekleri keşfetmektir ve keşif yapmanın anlamı, ayrıcalık kazanmaktır, hedefe ilk varan kişi olmaktır. İyon hipotezini oluşturan Alan Hodgkin’in, kendi yaşam öyküsüyle ilgili denemesinde belirttiği gibi, “eğer…

  • Doğal seçilim, bir canlıda kendisine zararlı olacak hiçbir şey üretmez, çünkü doğal seçilim sadece her bireyin iyiliği için çalışır. Paley’in dediği gibi, hiçbir organ, sahibi için acı yaratması veya zarar vermesi için oluşmaz. Eğer her parçanın iyi ve kötü etkilerinin dengesine dikkat edilirse, her biri bütünde avantajlı bulunacaktır. Belli bir süre sonra, yaşamın değişen koşulları…

  • Dölü, ebeveynlerinden en ufak biçimde farklılaştıran neden her neyse,- her birinin bir nedeni vardır- bireye yararlı olduklarında, doğal seçilimle bu farklılıkların düzenli olarak biriktirilmesi, yapıdaki en önemli değişikliklere yol açar ve böylece, dünya yüzeyindeki sayısız canlı birbirleriyle mücadele ederek, en iyi uyum sağlayanı, neslini sürdürür. Sf. 184 Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan…

  • Yaşlı Geoffrey ve Goethe, aynı zamanda, gelişmenin dengelenmesi veya telafisi kanununu ortaya sürdüler veya Goethe’nin dediği gibi, ‘doğa, bir yönde harcayabilmek için, öbür tarafta ekonomi yapacaktır. Bunun, evcil hayvanlarımız için bir derecede geçerli olduğuna inanıyorum: eğer besin bir organ veya bölüme fazla akarsa, en azından başka bir bölüme fazla akmayacaktır; böylece bir ineğin hem çok…

  • Bölüm Özeti: Değişen yaşam koşulları altında, uzun çağlar boyunca, organik varlıkların, yapılarının bazı parçalarında değişim gösterdikleri bence tartışılmaz; sayıdaki hızlı geometrik artışa bağlı olarak, her türün, bazı çağ, mevsim veya yıllarda yaşam için çetin bir mücadeleye girişeceği de tartışılmazsa; o zaman, tüm organik canlıların, yapı, form ve alışkanlıklarda sonsuz farklılaşma yaratan, birbirleri ve varolma koşulları…

  • Benim görüşüme göre, bir gün, tek bir birleşik dünya hareketi yerine, “nasyonal komünizm” diyebileceğimiz birkaç toplum olacak. O zaman komünist ülkeler -burada Stalin’i saymazsak- form olarak komünist, ancak, öz olarak da nasyonalist olacaklar. Bu gelişme için yüz yıl gerekmese dahi, birkaç on yıl gerekir herhalde… Bunun nerede biteceğini kimse bilemez, bu sebeple bunu politik hesaplarımızda…

  • Siz de mutlaka fark etmişsinizdir ki, bir sırrı açık etmenin nedeni, genellikle yalnızca açık etmiş olmaktır; yoksa tavsiye istemek değil. Dinleyici, olur da sırla birlikte ortaya dökülen soruna bariz bir çözüm görüp bunu önerme gafletinde bulunursa da, anlatanı öfkelendirmekle kalır yalnızca. Çünkü anlatıcının aslında tek derdi sırrını anlatmaktır. Sırrı anlatmak, başlı başına çözümün ta kendisidir…

  • Ancak rakipler takımı çerçevesinde sır denen şeyi kolayca tanımlayabiliriz: Sır, beyinde rekabete tutuşmuş taraflar arasındaki mücadelenin bir ürünüdür. Beynin bir bölümü bir durumu açığa vurmak isterken diğeri istemez. Beyinde rakip tarafların (açığa vurma taraftarlarıyla saklama taraftarlarının) oylarının birbirine karşılık gelmesi, sırrı tanımlar. İki taraf da sırrı söylememekten yanaysa elimizde yalnızca sıkıcı bir gerçek, iki taraf…

  • Çocuk, beyninin yalnızca yarısı kaldığı halde iyidir; yani yer, okur, konuşur, matematik çalışır, arkadaş edinir, satranç oynar, anne babasını sever ve iki yarım küreli bir çocuğun yapabileceği başka her şeyi yapar. Ancak beynin herhangi bir yarısının çıkarılması gibi bir durumun söz konusu olamayacağını da belirtelim. Beynin ön ya da arka yarısı çıkarılan bir kişinin yaşamasını…

  • Akılcı sistem, dış dünyadaki nesne ve durumların incelemesiyle ilgilenen, duygusal sistem ise vücudun iç durumunu izleyen ve işlerin iyiye mi kötüye mi gittiği konusunda endişe duyan sistemdir. Bize genel bir yol gösterici olması açısından, akılcı bilişselliğin kabaca dış olaylar, duygusallığın da iç durumla ilgili olduğunu söyleyebiliriz. Sf. 113 Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David…

  • Aslında bu “ikili süreç” yaftası, bütünün yalnızca iki sistemden oluştuğunu düşünmemizi gerektirmez çünkü devreye birkaç farklı sistem girebilir. Sözgelimi, 1920’de Sigmund Freud ruh (psyche) için oluşturduğu modelde birbirine rakip üç bölümün varlığından söz etmişti: ilkel benlik ya da id (sezgisel), benlik ya da ego (gerçekçi ve örgütlü) ve üst benlik ya da süper ego (eleştirel…

  • Bana göre beyni anlamanın en iyi yolu da, onu bir rakipler takımı olarak ele almaktır. Sf. 111 Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016 – Sf. 111) kitabından birebir alınmıştır.

  • Beyin de temsili demokrasilere benzer; farklı seçenekleri tartıp onlar temelinde birbirleriyle rekabete giren ve bu arada işleri birbiriyle çakışan çok sayıda uzmandan meydana gelir. Walt Whitman’ın da doğru biçimde ifade ettiği gibi, bizler büyüğüz, içimizde çokluklar barındırırız. Ve bu çokluklar birbirleriyle sonu gelmez bir savaş içindedir. Sf. 109 Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David…

  • Alkol bastırılmış olanları serbest bırakarak her tür düşüncenin sansürsüzce ağızdan kaçmasına olanak tanır. Ama o düşüncelerin ta başında oluşup gelişmesinde alkolü suçlayamazsınız. Sf. 105 Babil’in Talmud metinleri de benzeri bir ifade içerir: “Şarap içeri girince, sırlar dışarı çıktı.” İzleyen bölümlerde ise “Bir insan üç şeyle ele verir kendini: şarap kadehi, cüzdanı ve gazabıyla” sözleri çıkar…