Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Görüşler, Özgün Fikirler

  • Ortaklaşmaya dayanmayan duygulaşma, hayvanlıktır. Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kapitalizm, insanı insan yapan insanın iki büyük kaçışını durduruyor; İnsan, Tanrı’dan ve kendisini sevmekten kaçtığı ölçüde insan olabiliyor. Burjuvazinin, iktidarını kurar kurmaz büyük bir tutkuyla sarıldığı dinsellik, insanın kendi ekseninde özgürleşmesine çok büyük bir darbe indiriyor; insan, tekrar Tanrı’nın kölesi ya da kulu oluyor. İnsanın gelişmesi, Tanrıyı içinden çıkarıp yerine aklı koymasıdır. İnsanın gelişmesi; kendisini…

  • “İnsan” edilgendir. Edilgen “insan” sürüdür. Sürülerde ise aşk yoktur. Sevginin kaynağı ortaklıktır. Sevmek bir başkasını geliştirmektir. İnsanın gelişimi, Tanrı’nın yerine kendisini koyabilmek çizgisindedir. Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 40, 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tekelli düzende “insan” çok küçük işlerin adamıdır. Küçük işleri yapmak sürekli küçülmektir. Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 39) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsan sevmek “görev”dir. Sevmek cürettir. Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 35) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sosyalizm, sürekli olarak insanlık alanında düşünmektir. Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 30) kitabından birebir alınmıştır.

  • Acaba diyorum, küfür, câhilin tartışma üslûbu mudur? Düşünüyorum, yoksa küfür, en kolay tartışma mıdır?  Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 28) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şimdi Kemalist dilciliğin müthiş kolaycılığına gelmek istiyorum; zaman içinde İran üzerinden alınan Farsça ve Arapça sözcüklerin Türkçe telaffuzlarında bu dillerin aslında var olan gırtlaktan çıkartılan veya küçük dilin kapatılmasıyla söylenen seslerin hepsi dilimizden çıkartılmış ayın ve gayın benzeri sesler Türkler için telaffuz edilemez hâle getirilmiştir. Daha da önemlisi bütün dillerde yer alan uzun ve kısa…

  • (Çeviren Gül Çapalı Güven itiraf ediyor:) “Yazarın Atatürk’ün çok özel yaşamına ilişkin kanıtlanması olanaksız kimi iddialarına yer verilmesinin, kitabı çevirmekteki amacına ters düşeceğinden, yayınevinin bunların çıkartılması yönündeki kararını onayladım.” Alıntı: Bozkurt (Kemal Atatürk’ün Yaşamı) – Harold C. Armstrong, (Arba Yayınları 4. Baskı Şubat 1997 – Sf. IX) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (1997): Çevirmen, çıkartılan…

  • İnsan haklarını gözetmeyen bir hukuk anlayışının hiçbir meşru temeli yoktur.   Alıntı: Başkaldırının Koşulları – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap 1. Baskı Aralık 1991 – Sf. 53) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türk basını, Türk polisinin itibarsız bir yardımcısıdır. Cop, sopa, değnek gibi. Alıntı: Ortadoğu’da Devlet Terörü – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap 1. Baskı Temmuz 1991 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.

  • … Anlamak, kavramak, açıklamak zor bir iştir. Yoğun çaba ister. Suçlamak, yargılamak kolaydır. Sf. 38 Alıntı: UNESCO’ya Mektup – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap 1. Baskı Aralık 1991 – Sf. 38) kitabından birebir alınmıştır.

  • Resmi ideolojiye göre yapılan bir yargılama, bilimsel düşüncenin resmi ideoloji tarafından yargılanması, hukuksal bir yargılama değildir. Sf. 209 .. Bu davada düşünce ve bilim yargılanmıştır. Davanın sanığı düşünce ve bilimdir. Ben değilim. Sf. 230 Alıntı: Zihnimizdeki Karakolların Yıkılması (Yargılama Süreleri ve Özgürleşme) – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap 1. Baskı Kasım 1991 – Sf. 209 ile 230 arası)…

  • Gözlediği ve izlediği olguları oldukları gibi algılayan, algıladığını olduğu gibi yansıtan bir kişi özgürdür. Alıntı: Zihnimizdeki Karakolların Yıkılması (Yargılama Süreleri ve Özgürleşme) – İsmail Beşikçi – (Yurt Kitap 1. Baskı Kasım 1991 – Sf. 151) kitabından birebir alınmıştır.

  • … ideolojiler, olgulara; yararlıdır, zararlıdır, sakıncası vardır, sakıncası yoktur biçimine yaklaşım gösterirler. Sf. 46  .. bilim adamları kendi iradelerine uygun davranırlar.  .. ideolojik yaklaşımlarda, kişi, kendi iradesine uygun hareket edemez. … daha önceden hazırlanmış bir kalıba göre düşünmek zorundadır. İdeolojiler katı sistemlerdir, eleştirilemezler, tartışılamazlar, yenilenemezler. İdeolojiler sadece öğrenilir, kabul edilir. Bilim ise dinamik bir yöntemdir.…

  • Göçebe karakterinin önemli özelliklerinden biri de yeniliklere kapalı olmamasıdır. Sf. 269   Alıntı: Doğu’da Değişim ve Yapısal Sorunlar (Göçebe Alikân Aşireti) – İsmail Beşikçi, (2. Baskı – Sf. 269) kitabından birebir alınmıştır.

  • İslamiyet’in çok defa aşırı bir şekilde yorumlanan ezici kurallarını göçebelerde görmek mümkün değildir. Şafii Mezhebindendirler. Hoca, imam gibi bir görevlileri yoktur. Göçebelerde bâtıl inanışlar, mistik bir hayat felsefesi geniş ölçüde çalışmamıştır.  Alıntı: Doğu’da Değişim ve Yapısal Sorunlar (Göçebe Alikân Aşireti) – İsmail Beşikçi, (2. Baskı – Sf. 231 ile 233 arası) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (1997):…

  • (Gözlem; Alikân Aşireti) Ailelerin yıkılması çok zor hatta imkânsızdır. Boşanma diye bir hâdise yoktur. Evlilik dışı zina gibi ilişkiler gayet azdır. Böyle bir aileye Prof. Zimmermann Cemaatler Ailesi demektedir. İslami ailenin Anadolu’nun pek çok yerinde görülen ezici tesiri göçebelerde yoktur.   Alıntı: Doğu’da Değişim ve Yapısal Sorunlar (Göçebe Alikân Aşireti) – İsmail Beşikçi, (2. Baskı –…

  • .. değişmenin hareket noktası alışkanlıklar ve zihniyetteki yöneliş tarzları ile yakından ilgilidir. … icatlar kendi başlarına bir değişme meydana getirmezler. Değişme ancak toplumun o icadı uygulaması sayesinde meydana gelir. Sf. 53   Alıntı: Doğu’da Değişim ve Yapısal Sorunlar (Göçebe Alikân Aşireti) – İsmail Beşikçi, (2. Baskı – Sf. 53) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilimsel çalışma her şeyden önce, doğru soru sormakla başlar. Doğru soru sormanın vazgeçilmez özelliği ise; kuşkuculuktur. İşte yuvarlak sözler söylemek doğru soru sormayı engelleyen çok önemli bir hastalık olarak beliriyor. Alıntı: Doğu’da Değişim ve Yapısal Sorunlar (Göçebe Alikân Aşireti) – İsmail Beşikçi, (2. Baskı – Sf. 4) kitabından birebir alınmıştır.