Kategori: Görüşler, Özgün Fikirler
-
Katolikler ve Protestanlar arasındaki din savaşları Avrupa’yı özellikle 16. ve 17. yüzyıllarda kasıp kavurmuştu. Bu savaşlara katılanların hepsi İsa’nın ilahi özelliğini, sevgi ve şefkat hakikatini kabul ediyor ama bunları yaşama biçiminde anlaşamıyorlardı. Protestanlar, tanrının oğlunun insan bedeninde dünya geldiğini, insanlık için çarmıhta canını feda ettiğini, böylece kurtuluşun ve ölümsüzlüğün yolunu açarak kendisine inanan ve bu…
-
Çoktanrıcılığın iç görüsü dinsel hoşgörüye yol açan bir niteliğe sahiptir. Çoktanrıcılar bir yandan üstün ve tamamen bağımsız bir güce, öte yandan da kısmi ve taraflı güçlere inandıklarından, bir tanrıya inananların diğer tanrıların varlığına inanmasında bir sıkıntı yoktur. Çoktanrıcılık içkin olarak açık fikirlidir ve “kâfirler”le “gâvur ̈lara nadiren saldırır. Sf. 216 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan Tanrılara) –…
-
Çok geniş toplumsal ve politik meşruiyet sağlama becerilerine karşın dinlerin hepsi bu potansiyeli kullanamamıştır. Bir dinin çok geniş bir alanda yaşayan farklı insan gruplarını bir arada toplayabilmesi için sahip olması gereken iki özellik daha vardır. Birincisi, her zaman ve her yerde geçerli evrensel bir insanüstü düzeni benimsemelidir. İkincisi, bu inancı herkese yaymakta ısrar etmelidir. Başka…
-
Bugün çoğunlukla ayrımcılık, anlaşmazlık ve nifak kaynağı olarak görülen din, insanlığı para ve imparatorluklarla birlikte en iyi birleştiren üçüncü şey olarak sayılabilir. Tüm toplumsal düzenler ve hiyerarşiler hayali olduğundan kırılgandır ve toplum büyüdükçe kırılganlık artar. Dinin kritik önemdeki tarihsel rolü, bu kırılgan yapılara adeta insanüstü bir meşruiyet vermesidir. Dinler, yasalarımızın insanların kaprisi değil, mutlak ve…
-
İmparatorluklar pek çok küçük kültürü daha az sayıdaki büyük kültüre dönüştürmekte belirleyici rol oynadı. Fikirler, insanlar, metalar ve teknoloji büyük bir imparatorluğun sınırları içinde politik açıdan bölünmüş bir bölgede olabileceğinden daha hızlı yayılıyordu. Sıklıkla imparatorluklar, bizzat kendileri bu fikirleri, kurumları, gelenekleri ve normları yayıyorlardı. Bunun bir nedeni de bu unsurların imparatorlukların da işini kolaylaştırmasıydı. Her…
-
Romalılar MS 83’te İskoçya’yı işgal ettiğinde, Kaledonya kabilelerinin çok ciddi direnişiyle karşılaştılar ve buna tüm ülkeyi yakıp yıkarak cevap verdiler. Romalıların barış girişimlerine karşı şef Calgacus, Romalıları “dünyanın kabadayıları” diye adlandırarak ve “yağmalamak, kesip biçmek ve çalmak için kurdukları şeye imparatorluk diyerek yalan söylüyorlar, sonra ortalığı çöle çevirip bunun adına da barış diyorlar,” diyerek cevap…
-
Para, şu ana kadar yaratılmış en evrensel ve en etkili karşılıklı güven sistemidir. Sf. 185 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan Tanrılara) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Ertuğrul Genç, (Kolektif Kitap Yayınları, 11. Baskı Aralık 2016 – Sf. 185) kitabından birebir alınmıştır.
-
Üçüncü bir biyolojik açıklama, kaba kuvvete ve şiddete daha az yer verirken, milyonlarca yıllık evrim sonucunda kadınların ve erkeklerin farklı hayatta kalma ve üreme stratejileri geliştirdiklerini öne sürer. Bu açıklamaya göre, erkekler doğurgan kadınları hamile bırakabilmek için birbirleriyle yarıştıklarından, üreme şansına sahip olabilmeleri her şeyden önce rakiplerini alt edebilmelerine bağlıydı. Zaman geçtikçe de gelecek nesillere…
-
Bununla birlikte, kirlilikten kaçınmak kralların ve rahiplerin uydurması da değildir tamamen. Kökleri muhtemelen biyolojik hayatta kalma içgüdüsünde yatar ve insanların olası hastalık kaynaklarından uzak durmasını sağlayan bir mekanizmadır. Herhangi bir insan grubunu (kadınlar, Yahudiler, Çingeneler, eşcinseller, siyahiler) yalıtılmış kılmanın en iyi yolu herkesi bu kişilerin bir “kirlilik” kaynağı olduğuna inandırmaktır. Sf. 145 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan…
-
Sümer’i, firavunlar dönemi Mısır’ı, eski Çin’i ve İnka İmparatorluğu’nu diğerlerinden ayıran şey bu kültürlerin arşiv, kataloglama ve yazılı kayıtları tarama tekniklerini de geliştirmiş olmalarıydı. Bu ülkelerde ayrıca kâtipler, yazıcılar, kütüphaneciler ve muhasebeciler için okullar da kurulmuştu. Sf. 135 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan Tanrılara) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Ertuğrul Genç, (Kolektif Kitap Yayınları, 11. Baskı Aralık…
-
Mevcut bir hayali düzeni değiştirmemiz için alternatif bir hayali düzene inanmamız gerekir. Sf. 126 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan Tanrılara) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Ertuğrul Genç, (Kolektif Kitap Yayınları, 11. Baskı Aralık 2016 – Sf. 126) kitabından birebir alınmıştır.
-
Öte yandan, hayali bir düzen sadece şiddetle sürdürülemez. Sisteme gerçekten inananların da olması gerekir. Bukalemunvari kariyerine 16. Louis’nin yanında başlayan, ardından devrim sonrası cumhuriyet ve Napolyon dönemlerinde hizmet eden, tekrar tesis edilmiş monarşide çalışabilmek için gerektiğinde bağlılığını değiştiren Talleyrand Prensi; on yıllar boyunca edindiği yönetim deneyimini şu sözlerle özetlemiştir: “Süngüyle pek çok şeyi yapabilirsiniz, ama…
-
Avustralya’daki yok oluşun asıl kurbanları olan büyük hayvanlar yavaş ürerler. Hamilelikleri uzundur, doğan yavru sayısı azdır ve hamilelikler arasında uzun zaman boşlukları olur. Dolayısıyla insanlar birkaç ayda bir diprotodon öldürse bile bu diprotodon ölümlerinin doğumlardan fazla olmasına yeterdi. Birkaç bin yıl içinde son yalnız kalmış diprotodon da ölür ve türün tamamı tükenmiş olurdu. Sf. 79…
-
Etkili hikâyeler anlatmak kolay değildir; zorluk hikâyeyi anlatmakta değil, herkesin hikâyeye inanmasını sağlamaktadır. Tarihin büyük kısmı şu soru etrafında döner: Birileri, milyonlarca insanı tanrılara, milletlere veya sınırlı sorumlu şirketlere inanmaya nasıl ikna eder? Bu başarıldığında Sapiens’e olağanüstü büyük bir güç verir, çünkü bu milyonlarca yabancının ortak bir hedef uğrunda işbirliği yapmasını ve birlikte çalışmasını sağlar.…
-
1896’daki Fransız hukuk sistemi de, testere, bisiklet ve yay imal eden bir metal işleme atölyesini ailesinden miras olarak devralan Armand Peugeot otomobil işine girmek istediğinde bu şekildeydi. O da bu amaçla sınırlı sorumlu bir şirket kurdu. Kendi adını verdiği şirket, kendisinden bağımsız bir varlıktı artık. Arabalardan biri bozulduğunda, satın alan kişi Peugeot’yu dava edebilirdi, ama…