Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Görüşler, Özgün Fikirler

  • Altıncı yüzyılın son yıllarında ise ticarette büyük başarı göstermişler, Mekke’yi Arabistan’daki en önemli yerleşim yeri haline getirmişlerdi. Şimdi rüyalarında göremedikleri kadar zengindiler. Fakat önemli biçimde değişiklik göstermiş olan yaşam biçimleri eski aşiret değerlerinin, azgın ve acımasız bir düzenin egemenliği altına girmesi anlamına geliyordu. İnsanlar kökenlerinden uzaklaşmıştı ve yitiklik duygusu içendeydi. Muhammed Kureyş’in tehlikeli bir yolda…

  • Roma yöneticileri Hristiyanları cezalandırdıklarında onları “ateizm”le suçlamışlardır, çünkü onların tanrı kavramı Roma yaşam tarzını ciddi bir şekilde incitmekteydi. Geleneksel tanrılara prim vermediklerini gören halk, Hristiyanların devlet için bir tehlike oluşturup, hassas düzeni altüst edeceklerinden korkmaktaydılar. Hıristiyanlık uygarlığın başarılarını görmezden gelen barbarca bir itikat olarak görülmekteydi. Sf. 163 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay…

  • Öyle anlaşılıyor ki İsa başlangıçta, Esseni olma ihtimali yüksek bir gezgin derviş olan Vaftizci Yahya’nın bir şakirdi idi. Yahya Kudüs yönetimini iflah olmaz derecede yozlaşmış görüyor ve bu yönetime karşı ağır ithamlarla dolu konuşmalar yapıyordu. Sf. 137 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak…

  • Gehlen; “Rus’un diğer bir önemli özelliği, diğerlerine, dünyaya ve kendisine karşı sınırsız güvensizliğidir. Rus kimliğine, ilkesi küçük dünyası içinde çevresine güvenmek olan Batı Avrupa’nınkine zıt bir biçimde güvensizlik hükmeder. Rusların bu en yakın çevrelerine güvensizlikleri, devlet yaşamının her lifine sızmış olan ve var olan Sovyet devletinin üzerine oturduğu iyi örgütlenmiş güvenlik sistemine yol açmıştır.” Sf.67-68…

  • Rorschach kayıtlarını kullanarak, Nazileri sıradan insanlardan ayırmanın bir yolu yoktu. Her durumda Harrower, kişilik özelliklerinin Nazi rejiminin vahşeti ve gerçekleştirdiği zulümle çok az ilgisi olduğunu düşünüyordu. Alman faşizminin yükselişinde daha belirleyici olan, normal insanların mitlere, propagandacı manipülasyona, aldatmaya ve korkuya olan yatkınlığıydı ve bu yatkınlık, bizim türümüzün karakteristik bir özelliğiydi. “Burada da gerçekleşebilir,” dedi Harrower.…

  • Kelley, Hitler’in iş arkadaşları, doktorları, sekreterleri ve Nazi liderinin hayatına dair yakından bilgisi olan herkesle görüşme yapmıştı. Vardığı kanaate göre: “Hitler, kendi yeteneğine çok fazla inanmış, megalomanlaşmıştı. Üçüncü Reich’ı başarıya götürebilecek tek kişinin kendisi olduğuna inanıyordu. Bazen de vazifesi için kendisini Tanrı’nın seçtiğini hissediyor gibiydi.” Hitler’e karşı gelen herhangi birisi, liderin korkunç öfkesiyle karşılaşıyordu. Kelley’ye…

  • Kelley, Almanları açıklamak için tekrar sosyoloji, tarih ve Korzybski semantiğine döndü. “Delilik, Nazilerin durumunu açıklamıyor,” diye yazdı. “Her insan gibi onlar da kendi çevrelerinden etkilenmişlerdi. Birçok insandan daha büyük ölçüde, kendi çevrelerini de etkilemişlerdi.” Üçüncü Reich’ın yükselişini merak eden birçok insan gibi Kelley, Nazi ideolojisinin büyümesi ve Alman kültüründeki uzun soluklu zulüm eğilimi ve tarafgirlik…

  • Tutsaklarla uzun süre boyunca yakın olan Kelley, birkaç nitelik gösterdiklerine inanıyordu; şaibeli bir doğruluk dürtüsüyle gerçekleştirilen hemen hemen her hareketi haklı gösteren ölçüsüz bir hırs, zayıf bir ahlak ve aşırı bir vatanseverlik. Sf. 191 Alıntı; Nazi ve Psikiyatrist – Jack El-Hai,  Çeviren; Tolga Yalur, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 191) kitabından birebir…

  • Brickner, Nazi rejimi dâhil tüm Alman halkının paranoyadan muzdarip olduğuna kanaat getirdi: “[Paranoya] psikiyatristin kendisini korkutan tek zihin durumudur. Çünkü kontrol edilmezse, cinayetle sonuçlanır… Cinayet, paranoyanın dünya görüşünün mantıklı bir sonucudur.” Paranoyak insanlar, başkalarına hükmetme, zulmetme ve dünya görüşlerine uygun şekilde geçmişi yalanlama ihtiyacı demek olan megalomaniden mustariplerdir. Faşizm, öfke ve Yahudi aleyhtarlığı, Nazi Almanya’sına…

  • Neden depresyonda ya da manik olduğumu açıklayabiliyorsam, bu durumda depresyon ya da mani hastalıkları bende yoktur. Bir sebep öne sürmek her şeyi normal hale getirir. Sf. 324 Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 324) kitabından birebir alınmıştır.

  • David Owen bunun “Hubris sendromu” olduğunu hatırlatır ve bir iktidar bozulması olduğunu düşünür. Liderleri on yıllarca uluslararası siyasetin en yüksek saflarında gözlemlemiştir ve uzun süre iktidara maruz kalmanın bu insanların çoğunun eleştiriyi kabul etme ya da kendi inançlarına ters düşen olayları doğru biçimde yorumlama konusunda isteksiz olduklarına, hatta bunu yapamadıklarına inanır. Hubris Sendromu, yönetimde kalma…

  • Chotiner, Nixon’a agresif siyaseti öğretti. Bu siyaseti Chris Matthews şöyle özetler: “Chotiner’in iki ilkesi vardı. Birincisi, oy vermenin negatif bir edim olarak görülmesiydi: İnsanlar birisi için değil, birisine karşı oy verirlerdi. Chotiner’in ikinci kuralı, seçmenlerin bir kerede ancak iki ya da üç sorunu kavrayabilecek kadar zihinsel kapasiteye sahip olduklarıydı. Her bir kampanyanın hedefi, bu nedenle,…

  • “Şiddet kullanan bir adamın bir gün şiddet kullanmayan biri olması için umut vardır, fakat bir korkak için hiçbir umut yoktur.” Sf. 135, 136 Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 135, 136) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1957’de gazeteci Martin Agronsky’yle yaptığı bir mülakatta şöyle diyordu: “Psikologlar suçluluk kompleksinin iki tepkiye yol açabileceğini söylerler. Biri pişmanlık ve değişme arzusudur. Öteki tepki ise suçluluk duyulan şeyi daha fazla yapmaktır.” Sf. 132 Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016…

  • Psikologlar empatiyi, bilişsel, duygusal, motor, duyusal gibi farklı bölümlere ayırırlar. Bu ayrım, biraz soyut olmakla birlikte yararlıdır. Bilişsel empati, öteki kişinin düşüncelerini düşünmek anlamına gelir: Sizin kendi düşünceler kümenize sahip olduğunuzu bilirim ve bu düşüncelerin ne olduğunu anlamaya çalışırım. Duygusal empati, ötekinin hissettiği bir duyguyu hissetmeyi kapsar: Üzgün olduğunuzu gördüğüm zaman üzülürüm; bir bebek ağlamaya…

  • Bir başka araştırma, kişi acı çektiği zaman ateşlenen bazı nöronların, aynı kişi bir başkasının acısına tanık olduğu zaman da ateşleneceğini gösterdi. Burada bir beyin taramasıyla aydınlatılan şey empatinin kendisidir. “Ayna nöron sistemi” kavramını türeten araştırmacılar, insan beyninin %10’unun sadece gözlemlemekte olduğu şeyi sanki yapıyormuş gibi ilettiğini buldular. Beynin onda biri empatiyi iletmek için programlanmıştı. Sf.…

  • İnsanlarda, tıpkı farelerdeki gibi, oksitosin aktivitesi orgazm sırasında zirveye ulaşır ve doğum yaparken ve emzirirken de yüksektir. Sf. 103 Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 130) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2023); Oksitosin hormonuna merhamet veya sadakat…

  • Cinsel ilişkiyle bulaşan hastalıklar, (nörosifiliz gibi) manik depresif hastalığı olan insanlarda genel popülasyona kıyasla daha yaygındır. Sebep ve sonuç ilişkisi kurmak zordur. Lord Randolph nörosifiliz nedeniyle mi akıl hastasıydı, yoksa akıl hastası olduğu için mi manik-depresifti, yoksa ikisi birden mi? Sf. 75 Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik İle Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi, …

  • Biyolojide anksiyetenin eğrisel olduğu genel olarak kabul edilir. Orta miktar, organizma için iyidir; zinde, savunmaya ya da kaçmaya hazır durumda tutar. Çok azı, organizmayı yırtıcılara ya da diğer tehlikelere açık hale getirir; çok fazlası, aşırı strese neden olarak organizmayı tehlikeyle daha az baş edebilecek hale getirir. Sf. 72 Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl…

  • Kretschmer bu örüntüye dikkati çekmişti ve sadece kriz zamanlarında çoğalan ve hayatta kalan bakteri metaforuyla açıklamıştı. “Parlak coşkulu, radikal fanatik ve peygamber, tıpkı düzenbazlar ve caniler gibi daima oradadırlar, hava onlarla doludur,” fakat onlar ancak kriz sırasında gelişebilirler. “Barış zamanında, onlar bizim hastamız olurlar”, der Kretschmer ünlü sözlerini yazarak: “O zaman onları biz yönetiriz. Kriz…