Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Gülen, Cemaatler, Nurcular

  • Asker tüm yurdu imam hatiplerle ördü 12 Eylül cunta idaresi dönemiyle devam eden süreçte 1982 Anayasası’nın 24. maddesiyle din eğitimi devlet güvencesi altına alınıp seçmeli olarak okutulan din dersleri, ilk ve orta dereceli okullarda zorunlu hale getirildi. 1979-80 döneminde Süleyman Demirel’in açtığı 36 imam hatip lisesine, darbenin hemen ardından askeri yönetim 35 tane daha ekledi.…

  • 14 Ekim 1980, Diyarbakır konuşması: “Dinsiz millet düşünülemez. Dinimize sımsıkı sarılmalıyız.” 15 Ocak 1981, Hatay konuşması: “12 Eylül yönetimi sadece sözlerle yetinmedi. MSP’lilerin bile başaramadığı, din derslerini okullarda mecburi hale getirdi.” 15 Ocak 1981, Konya konuşması: “Tanrısı bir, Kuranı bir, peygamberi bir, aynı sesleniş ve yakarışla namaz kılanları birbirinden koparmaya imkân yoktur.” Sf. 86 Alıntı;…

  • “Fethullah Gülen milliyetçidir. Komünizmle mücadele derneklerinde yetişmiş ve siyasallaşmış bir kişidir. 1960’ların komünizmle mücadele derneklerinin bir ürünüdür Gülen. Derin devlet, kendi denetimi altında oldukça her şeyi makbul görür. Bir şey onun denetimi dışına çıktığı anda tehdit unsuru haline gelir. Gülen’in altın nesil yetiştireceğiz diye bir iddiası var. Burada inanılmaz bir Müslüman Türk elitizmi söz konusu.…

  • Türkiye’nin darbeler tarihinin de kanıtladığı gibi her darbenin ardından hayata geçirilen Darbe Harekât Planı henüz ortaya çıkmış değil. Darbe girişiminin lider kadrosunun kimler olduğunu, başarılı olunması halinde iktidarın kimler tarafından hangi hiyerarşi ve işbölümü içerisinde kullanılacağını, devlet yönetiminin kimlerden oluşacağını, hangi kurum ve kuruluşlara kimlerin atanacağını gösteren ayrıntılı planlara ulaşılamadı. Sf. 74 Alıntı; İmamın Ordusu…

  • Türkiye Gazetesi yazarı Fuat Uğur’un 21 Nisan’daki “Cemaatçi askerlere son uyarı: Tavuk ‘Tar’da Sayılır!” başlıklı ikinci yazısı ise çok açık biçimde darbe planının izlendiğim aktarmaktaydı. “Devlet onları izliyor. İstihbaratıyla, tüm silahlı kuvvetler hiyerarşisi olarak komuta kademesiyle, hükümetiyle, emniyetiyle, halkıyla, siyasetçisiyle, STK’larıyla bir bütün olarak devlet ‘suç’ işlemelerini bekliyor. Yani TAR üzerinde hizalanmalarını. Teker teker sayacaklar…

  • Darbe gecesi Jandarma Genel Komutanı olan Orgeneral Galip Mendi ise Çıray’ın yönelttiği aynı soruya, “Ben de basında okudum Sayın Milletvekili,” dedikten sonra şu yanıtı veriyordu: “Bir defa eğer öyle bir darbe girişimi haberi aldıysa Genelkurmay, otomatikman bütün kuvvet komutanlarını haberdar etmesi lazım, muhtemelen öyle bir şey değildi, bilemiyorum. Ancak, bana 16.00’da ne davetiye geldi, Genelkurmay…

  • Abdülkadir Selvi’nin Hürriyet gazetesindeki köşesinde de işlendi. Herkesin kolaylıkla kahraman ilan edildiği o günlerde Selvi, 4 Ağustos tarihli yazısında, meçhul binbaşının darbeyi ihbar etmiş olmasına rağmen TSK’den ihraç edildiğini duyuruyordu. Sf. 65 Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 65) kitabından birebir alınmıştır.

  • Erdoğan iki önemli şey söylemişti. Konuşmasının başında, kalkışma hazırlıklarının saatler öncesinden tespit edildiği anlamına gelen “Bugün bildiğiniz gibi öğleden sonra bir hareketlilik ne yazık ki silahlı kuvvetlerimizin içinde mevcuttu,” cümlesini belki de ağzından kaçırmıştı. Erdoğan’ın ağzından kaçanlar bununla da sınırlı kalmamış, darbeden sonra OHAL ilanıyla ve kanun hükmünde kararnamelerle devletin yeniden inşa sürecinin başlayacağının işaretini…

  • İzmir merkezli soruşturmayı yürüten Sava Okan Bato, eğer 15 Temmuz kalkışması olmasaydı ertesi sabah erken saatlerde TSK içindeki Cemaat örgütlenmesine yönelik büyük bir operasyon karan almıştı. Birkaç yüz subayın bu operasyonlarda gözaltına alınacağı konuşuluyordu. İddia edilen o ki, söz konusu soruşturma ve gözaltılardan haberdar olan Cemaat mensubu askerler başka bir tarihte yapılması planlanan darbeyi öne…

  • “Gülen Cemaati ordu ve bürokrasi içinde gerçekten bu kadar iyi örgütlenmişse, darbe yapmaya ihtiyacı var mıydı?” diye de sorabilirsiniz. Ama daha önemlisi, Cemaat 7 Şubat 2012 tarihli MİT ve 17/25 Aralık 2013 tarihli yolsuzluk soruşturmalarında AKP ve Erdoğan’a yönelik niyetini açık ettiği halde, 248 insanın hayatım kaybetmesine yol açan darbe girişiminin neden önlen(e)mediği en meşru…

  • “Namaz, hayâsızlıklardan ve münkerden alıkor” mealindeki âyet (Ankebût 15) hakkında şöyle dedi: “Bir adam Peygamber(sav)e gelip: “Falan adam, gece namaz kılıyor, sabah olunca hırsızlık yapıyor” dedi. “Bir gün gelir (namazda) söyledikleri onu hırsızlıktan alıkor” buyurdu. [Ahmed.] Bu hadisin ilginçliği, günümüzde namazı hiç kaçırmayanların büyük bölümünün hırsızlıktan hiç de uzak kalmayışlarının belki de dayanağı olmasıdır. Sf.…

  • CIA, talepleri karşılayacaktı; Örgüt operasyonları yürütecekti. Bir daireyi yöneten Alman ajanının yanına bir CIA yetkilisi atanacak ve CIA, bir Alman/Amerikan haber merkezine gidecek bütün raporları ve değerlendirmeleri elde edecekti. Yine de sorun noktası varlığını sürdürüyordu; Critchfield, Örgüt üyelerinin adlarının kendisine verilmesi konusunda ısrar etmeyi sürdürüyordu ve Gehlen de reddetmeyi sürdürüyordu. Sf. 132 Alıntı; General Reinhard…

  • Personelimin çok azı beni şahsen tanırdı. Benimle, bir iş için görüşseler dahi, gerçekte kiminle görüştüklerini bilmezlerdi. Güvenliğe önem veren zihniyeti geliştirmek amacıyla, personelin birbirlerine yalnızca takma isimleri ile hitap etmeleri şartını koymuştum. Zaman zaman, güvenliğe verdiğim önem olağanüstü sonuçlar doğuruyordu. Bir defasında, Vüzberg istasyonunda bir ekspres trene binmiştim. Aynı kompartmanda iki gazeteci ve bir diğer…

  • En büyük güvenlik ilkemiz “Su geçmeyecek derecede kompartmantasyon”du. Yani, bir grup veya birimin elemanları, kendi birimleri dışında kimseyi tanımıyordu. Sf. 181 Alıntı; Hitler’in Sığınağından Pentagon’a (Anılar) – Reinhard Gehlen, Çeviri; Bilinmiyor, (İleri Yayınları, 1. Baskı Ekim 2005 – Sf. 181) kitabından birebir alınmıştır.

  • Takip eden iki yüzyıl boyunca demokrasinin kendini savunma refleksi açık ve netti: İnsan haklarını savunmak gerekir, çünkü demokratik ülkelerdeki işçilerin ve askerlerin performansı, diktatörlüklerdeki işçilerin ve askerlerin performansından daha yüksektir. İnsanlara siyasi haklar tanımak motivasyonlarını artırır ve yetkiyi ele almaları için onları teşvik eder. Bu formül hem meydanlarda hem de fabrikalarda sorunsuz işlemektedir. 1869-1909 yılları…

  • Bu durum, siyasette “Şehitlerimizin Kanı Boşa Dökülmedi” olarak karşımıza çıkar. İtalya 1915’te İtilaf Devletlerinin yanında I. Dünya Savaşı’na katılır ve amacının Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafından “haksızca” alıkonulmuş iki “İtalyan” bölgesi olan Trento ve Trieste’yi “özgürleştirmek” olduğunu ilan eder. İtalyan siyasetçiler parlamentoda ateşli konuşmalar yaparken, tarihi düzelteceklerine ve antik Roma’nın ihtişamlı günlerine döneceklerine ant içerler. Yüz binlerce…

  • Tüm bu hayallere yürekten inanan Don Quijote bir gün gerçek bir insana saldırıp onu öldürürse ne olur diye düşünür Borges. İnsanlık hâline dair temel bir soru yöneltir: Anlatıcı benliğimiz tarafından örülen tüm bu masallar bir gün kendimize ya da etrafımızdakilere korkunç acılar çektirirse ne olur? Sf. 312 Borges’e göre üç olasılık vardır. İlk ihtimalde gerçek…

  • Geçmiş hakkında söyledikleri naiftir, çünkü her yönetim baskıcı yanlarının sorumlusu olarak düşmanlarını gösterir. Düşman çekilip gitseydi, tüm halk, ondan sonra sonsuza dek mutluluk içinde yaşayabilecekti! Tüm egemen elitlerin, hatta birbirleriyle savaştıkları zaman bile, düşmanlarının varlığının sürmesinde çıkarlarının bulunduğu düşünülebilir. Gelecekle ilgili olarak da safdil, naiftirler; çünkü bir devrimin uğradığı yozlaşmanın, egemenliğin elde tutulmasını gerektiren çıkarlar…

  • Fethullahçılar, cemaate ait en az 25 milyar dolarlık mal varlığı, milyarlarca dolarlık ciro, yüz milyonlarca dolarlık himmet geliri ile hemen herkesi ve her şeyi satın alabilecek dev bir organizasyona dönüşmüştür. Sf. 284 Alıntı; Köstebek – Necip Hablemitoğlu, (Pozitif Yayınları,  Nisan 2008 – Sf. 284) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu durumdan hoşnut olmayan, hocaefendinin (!) bir an önce Türkiye’ye getirilmesinin sağlanması için radikal mücadele başlatılmasından yana olanlar da var ki bunların esas ağırlığını fethullahçı istihbaratçılar oluşturuyor. Bu grubun mücadelede silaha ve teröre bulaşma ya da taşeron kullanma riski her zaman için söz konusu. Bunların yapacakları bir hata, verecekleri bir açık, zaten takiyye ile idare…