Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Hıristiyanlık
-
Paulus Atina’da Greklere karşı “İsa’nın dirilişi” bahsini anlatırken, Atinalılar ona kahkahalarla güldüler. “Ölülerin dirilmesi, hele tüm insanların öldükten sonra tekrar dirilecek olması” bir Yunanlının aklının alabileceği bir şey değildi. Yunan alışkanlığı içinde öteki dünyayı düşünmek yoktu. Bu dünya da hazır yaşanırken tadı çıkarılmalıydı. Paulus Atina’da umduğunu bulamayınca Korint’e gitti. Orada kaldığı bir buçuk sene zarfında…
-
M.S. 37 yılında Mesih’i müjdelemek amacıyla Antakya’ya gelen ve burada bulunduğu süre içinde kentteki topluluğun programlı ve düzenli etkenliklerine şahit olan “Onikiler” den Mor (Süryanice aziz demektir) Petrus (Şemun), Hıristiyan dünyasının üç büyük kürsüsünden ilki olan “Antakya Elçisel Kürsüsünü” M.S. 37-43 yılları arasında burada kurmuştur. Antakya Kilisesi bu şekilde, “Ana Kilise” olarak adlandırılan Kudüs Kilisesi’nden…
-
Tiberius döneminde, Anadolu ve Suriye’de ilk Hıristiyanlar dikkati çekmeye başladılar. Bölgesel Edessa (Urfa) Kralı Abgar, M.S. 34 yılında Hıristiyanlığı kabul etti. Hıristiyan olduktan sonra, Aramilerin yaşadıkları coğrafyaya çeşitli elçiler yollayarak Hıristiyanlığın yayılmasına öncülük etmeye başladı. Bundan sonra, yani, bölge halkı Hıristiyanlaşmaya başladıktan sonra, Süryani adı gittikçe öne çıkmaya başladı. Süryanilerin kökeni hakkında değişik görüşler vardır.…
-
İsa’nın yaydığı yeni ahlak anlayışı, hahamları rahatsız ediyordu. Ayrıca, İsa’nın Kudüs’te bulunmasından da telaşlanıyorlardı. İsa’nın Kudüs’te bulunması nedeniyle halk arasında kargaşa çıkabilirdi, bundan Roma tedirgin olabilir ve tapınaklarını yıkabilirdi. Kudüs tapınağı zenginliklerinin ve itibarlarının kaynağı idi. Baş haham Kayafa, öteki hahamları ve Farisileri toplantıya çağırdı. Onlara “Bir kavmin yok olmasından ise, bir adamın ölmesi daha…
-
İsa, halka göklerdeki Tanrıyı anlatır ve onu över, dinleyenleri sakinleştirir, onlara güven duygusu aşılardı. “Ne yiyeceksiniz yahut ne içeceksiniz diye hayatınız için, ne giyeceksiniz diye bedeniniz için kaygı çekmeyin. Hayat yiyecekten ve giyecekten daha üstün değil midir? Havadaki kuşlara bakın: Onlar ne ekerler, ne biçerler, ne ambarlara bir şey toplarlar, ama Göklerin Babası onları besler.…
-
Matta ve Lukas, İsa’nın doğumunu mucizevî bir tarzda anlatırlar. İsa, Ruh-ül Kudüs’ten gebe kalmış bir bakireden doğmadır. Böyle yazmakla beraber, Matta ve Lukas, İsa’yı babası Yusuf tarafından Davut peygambere bağlamaktadırlar. Ancak, iki İncil’deki soy kütükleri birbirini tutmamaktadır. Bunun dışında bilinen ise, İsa’nın Beyt-Lehem’de doğduğu; ailesinin Nasıra’lı, kendi halinde bir aile olduğu; Babasının ve bizzat İsa’nın…
-
Bütün bu İncil karşılaştırma ve incelemelerinden ortaya pek çok faraziye çıkmıştır. Bunların en enteresanlarından biri Couchoud tarafından ileri sürülen faraziyedir. Buna göre, eksik İncil, Markion tarafından yazıldığı bilinen İncil’dir. Markion, bir din adamıdır. Babası bir piskopostu. İyi dini eğitim almış, Yunan felsefesini öğrenmişti. Markion’a göre, kötülüğün var olabilmesi ancak biri iyiyi yöneten, biri kötüyü yöneten…
-
“Matta veya Levi, bir gümrük mültezimidir (gümrüklerde devlet adına vergi toplayan kişi). İsa’nın havarilerinden biri olmuştur. Markos ise, ilk Hıristiyanların, Kudüs’te evinde toplandıkları Meryem adlı bir hatunun oğludur. Markos önce Havari Pavlus’un iş arkadaşı, sonra da havari Petrus’un kâtibi olmuştur. Rivayete göre, Yuhanna İsa’nın en sevdiği müridi idi. İsa çarmıha gerilmeden önce annesini Yuhanna’ya emanet…
-
Hıristiyanların pek çoğu, Kutsal kitabı ve özellikle İncil’i Tanrı kelamı kabul ederler. M.S. 1546 yılında, Merano ruhani meclisi, Kutsal Kitabın Tanrı ilhamı olduğundan şüphe edilmesini yasak etmiştir. Kiliseler, Kutsal Kitabın ya “söylenerek yazdırıldığını”, ya da “Tanrı tarafından ilham olunduğunu” söyleye gelmişlerdir. Hıristiyanlık için başvurulabilecek resmi evrakların başında İncil gelmektedir. 60‘ı aşkın İncil bulunmakla birlikte, sadece…
-
Hıristiyanlığın kutsal kitabı, daha öncede değindiğimiz Eski Ahit ile İsa’dan sonra yazılan Yeni Ahit’tir. Yani Tevrat ile İncil’dir. Alıntı; Bizimkiler V (Hıristiyanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 6) kitabından birebir alınmıştır.
-
İlk İncil olan Markos İnciline göre, İsa, sıradan bir insan olarak doğmuştur. Babası Nasıra’lı bir marangozdu. Erkek ve kız kardeşleri vardı. Annesi Meryem yaşça babasından epey küçüktü. Çocukluğunda ve gençliğinde, olağan üstü bir durum olmamıştı. Sonra, birden tebliğlerini yaymaya başladı. Anlaşıldığına göre, vaftizci Yahya ile yakın ilişkisi vardı. Vaftizci Yahya’nın Esseni olma olasılığı fazladır. O,…
-
İbranice olan Mesih sözü, Yunanca Hıristos (Christ; İsa) dır. Hıristos (Christ)’e inananlara, Hıristiyan (Christiani) denmiştir. Hıristiyanların kutsal kitabı İncil’dir. Yunancada, kutsal kitapların tümü anlamında “Biblia” denir. Bible (İncil) sözcüğü buradan gelmiştir. Alıntı; Bizimkiler V (Hıristiyanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 4) kitabından birebir alınmıştır.
-
İsa’nın yaşamı hakkında bilgiler bize, ölümünden 40 yıl sonra yazılmış olan Markos İncilinden gelmiştir. İlk başlarda, İsa, Musa gibi, Yeşu gibi yeni bir peygamber olarak görülmüştür. Yaşadığı yıllarda, İsrail’de pek çok kişi tarafından bir Mesih olarak algılanmıştır. İsa, kendisine inananların bir kısmı ile birlikte, İsrail’i dolaştı ve gittiği yerlerde vaazlar verdi. Kudüs’e geldiğinde ise, birkaç…
-
Eski Ahit, Kitap-ı Mukaddes’in birinci bölümüdür, ikinci bölüm ise Hıristiyanların Yeni Ahitleri yani İncil’dir. Eski Ahit’i meydana getiren kitaplar İbranice yazılmıştır, bazı bölümleri ise Aramca yazılmıştır. Eski Ahit’in Massoretik denilen, İbranice yazılmış geleneksel nüshası bundan 14 ila 11 yüzyıl önce yazılmıştır. Kutsal kitabın hiçbir İbranice, orijinal, el yazması nüshası bugüne gelememiştir. Ama Yunanca ve Latince…
-
Güneş tanrısı olan Mitra (Mithra), bir ışık ve hak tanrısıdır. O, her şeyi aydınlık içinde gördüğünden, daha hakkaniyetle yargılayabilir. Mithra’yı Zerdüşt öncesi dinde de görmüştük. Sonra, Zerdüşt dininde Mithra’dan söz edilmez olmuştu. Şimdi bahsettiğimiz, Mithra dini, bir din olabileceği gibi, Zerdüşt dininin gizli bir tarikatı da olabilir. Bu dinde, tanrı Mithra’nın yanına bir şaman alışkanlığı…
-
Romalı vali Pontius Pilatus’a bunu emreden, empoze eden Yahudilerdir ve demişlerdir ki: “Bu adamın kanı bize aittir. Biz mesulüz; bu bizim şeriatımızı ihlal ediyor. Bunu çarmıha gereceksin.” Bu doktrin dolayısıyla ilk önemli büyük konsil, Hıristiyanlığın İznik Konsil’i Yahudileri lanetlemiştir. Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 83)…
-
Papa 2. Paul ve Vatikan’ın 7 kardinali kilisenin bir günahını dile getirip insanlıktan özür diliyor. Bu günahları şöyle sıralıyorlar: 1. Dinler arası savaşlarla başka kök ve soydan gelen kitlelerin halkları yaralanmış, onların kültür ve inançlarına saygısızlık edilmiştir. Bu savaşların en büyüğü, kuşkusuz, Müslümanlara karşı sürdürülen Haçlı Seferleri’dir. Kudüs’e doğru yürürken her yâni yağmalamış, yakıp yıkmışlardır …
-
Papa II. Urban 27 Kasım 1095 günü Kudüs’ün geri alınması buyruğunu vermiştir. Haçlı sürüleri ilk iş olarak Avrupa’da yaşayan Musevilere saldırıp onların tüm birikimlerini soymuşlar ve 1096 yılında Kudüs’e doğru yola çıkmışlardır. Alıntı; İslam’da Bilimin Yükselişi ve Çöküşü – Cengiz Özakıncı, (Otopsi Yayınları 2004 – Sf. 349) kitabından birebir alınmıştır.
-
Demek ki Müslüman Araplar, ilk elde özellikle Bizans’ın Hıristiyanlık açısından yıkıcı sayıp yayılmasından korkarak yasakladığı Eski Yunanca yazmaları, Bizans’ı yıpratmak amacıyla çevirtmiş ve Hıristiyanlığa karşı kullanmışlardır. Alıntı; İslam’da Bilimin Yükselişi ve Çöküşü – Cengiz Özakıncı, (Otopsi Yayınları 2004 – Sf. 330) kitabından birebir alınmıştır.
-
1095 ile 1291 yılları arasında çok sayıda Haçlı Seferi düzenlenmiştir. Bizanslı Devlet adamı ve tarihçi Khoniates Niketas (1155-1215), 1204’te Haçlıların Ayasofya Kilisesi’nin içine getirdikleri bir orospunun Ortodoks Patriğine özel olan kürsüye oturduğunu, ayinler sırasında kadehlere şarap doldurup içtiklerini, bu orospunun söylediği şarkılar eşliğinde dans ettiklerini yazmıştır. Alıntı; İslam’da Bilimin Yükselişi ve Çöküşü – Cengiz Özakıncı,…