Kategori: Hukuk
-
“İstiklâl Mahkemesinde yargılanıp idam edilen Kırşehir Mebusu Rıza Bey, Padişahın gönderdiği Ankara Valisi’ni dağa kaldırdığını, Atatürk’e Ankara’nın yolunu açtığını ve onu Çankaya’ya kendisinin oturttuğunu söylerdi.” Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 380) kitabından birebir alınmıştır.
-
BAKKAL’IN NOTU (1993): Şevket Süreyya, Türkiye’ye döndükten sonra, komünizm suçundan istiklâl Mahkemelerine çıkmış ve 10 yıla mahkûm olmuş. Bu mahkemenin ilk celsesine (duruşmasına) giderken, hâkim, Hikmet Şevki adındaki bir gazeteciyi şapka taktığı için dövmüş. İkinci celsede, o arada Şapka Kanunu çıktığı için, Şevket Süreyya aynı hâkimi şapkalı görmüş. Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya…
-
“Bir gazeteci yazar da, eleştirisinde; “Bizi üzen nokta, ulusal önderimizin kendisi ile ilgilidir. En büyük ruhlu adamlar bile, kişisel güç taşımanın çekiciliğine karşı direnememişlerdir.” Diyor. Ve görüşünü benim nutuklarımdan aldığı sözlerle pekiştirdikten sonra, Amerika’nın bağımsızlığını sağlayan Washington’ın nasıl çiftliğine çekildiğini ve meclisin hiçbir kişiyi göz önünde bulundurmayarak, yalnız kamu yararını düşünerek, altı yılda Anayasa’yı ortaya…
-
“Vatan Gazetesi’nin 5 Kasım 1924 günkü sayısındaki Başyazar, “Eleştiri eğilimi gösteren en özgür düşünceli yurttaşları zaman zaman susturmaya çalışan, tekelci bir siyasal yöntem, gelişme ve ilerleme için öldürücü bir cehennem durumundadır.” … Yazar, “Yurt düşüncesi ile çalışmak, yalnız işbaşındaki kişilere mi – Tanrı’ca – tekel biçiminde verilir bir erdem midir?” … Tanin Başyazarı 4 Kasım…
-
“Türkiye’de detektif romanlarının yazılmayışının sebebi, sorgulamalardaki tek yöntemin dayak ve işkence olmasındandır.” Alıntı: Sosyal Demokrasi Gündemi – Faik Bulut (1993 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2007): Detektif romanlarının yazılmaması ve okunmaması insanımızın hayal gücünü ütopik yapısını zayıflatan bir gerçektir.
-
“Mahkemeler demokrasinin mabedidir. … ABD’de yerel düzeyde savcı ve yargıçların bir bölümü doğrudan vatandaşlar tarafından seçilir. Yargının yerelleşmesi hukuk devletini güçlendirir. Normal olarak, Sulh ve Asliye Hukuk mahkemelerinin, yargının bağımsızlığı ilkesi gözetilerek, il mahkemesi şeklinde İl İdaresi düzeyinde örgütlenmesidir. Bu mahkemelerin yargıç ve savcıları İl İdaresince atanmalıdır.” Alıntı: Sosyal Demokrasi Gündemi – Faik Bulut (1993…
-
“23 Nisan 1923’te Lozan’da Barış Konferansı ikinci defa toplandıktan sonra ben de yeni seçimlerle uğraşıyordum. Yeni seçimlere bilinen ilkelerimizi açıklayarak girdik…. Milletvekili olmak isteyen kişiler, önce, ilkeleri kabul ettiklerini ve bu görüşe katıldıklarını bana bildiriyordu. Adayları ben saptayacaktım… Çünkü yapılacak seçimlerde ulusu kandırarak, değişik ereklerle milletvekili olmaya çalışacakların çok olduğunu biliyordum. Bütün ulus açıkladığım ilkeleri…
-
“..Konya Valisi Cemal, Elazığ Valisi Ali Galip ve Malatya Mutasarrıfı Halil Beylerin tutuklanarak Askeri Mahkemeye verilmeleri ve Trabzon Valisi Galip, Kastamonu Eski Valisi İbrahim ve Ali Rıza Beylerin, Ankara Valisi Muhittin Paşa’nın görevden alınmaları. Eski Hükümetin görevden aldıklarının iadeleri.” Alıntı: Nutuk – Mustafa Kemal Atatürk (Sabah Yayınları, Haz; Nur Ardakoç, 1993 – Sf. 133) kitabından birebir…
-
“4 Ekim 1919’da Birliklere şu emri verdim: “Asker bulunmaklığımız dolayısıyla, seçimlerle hiçbir ilgimiz yoktur. … fakat ilmen ve ahlâken istenilen şartlara sahip olmayan kişilerin de seçilmemesinin temini milletin ve memleketin selameti adına bizlere borçtur. Bu konuda gayret edilmesini rica ederim.”” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 314) kitabından birebir alınmıştır.…
-
“Önce seçimlere karıştırılmayacaktık, sonra benim astım (görev itibarı ile altta olan) olan bir Fırka Kumandanı ile Trabzon’dan Halit Bey ile … ve verdiği söze rağmen, bu haberleşmeye çok canım sıkıldı. 26.11.1919 tarihli telgraf; “Lazistan sancağına aday olarak, sizce uygun görülen, Rizeli Osman Efendi’nin başarısının sağlanması bizce temenni olunur Efendim. Mustafa Kemal”” Alıntı: İstiklâl Harbimiz –…
-
“Mustafa Kemal’in 15.9.1919 tarihli telgrafından sonra; Bu yeni talimatla, yarbay rütbesindeki askerler, sivil bürokrasiye de amir oluyor ve itaat etmezlerse millet namına (millet adına, mahkeme gibi) tevkif (tutuklama) hakkına sahip oluyorlar. Belirli insanların tutuklama yetkisi Kolordu Kumandanlarının altına kadar inerse, millet namına diye neler olur bilinmez?” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990…
-
“Yıl 1938 Cumhuriyet Savcısı Hatemi Şahsuvaroğlu’nun iddianamesinden “… Dersim’de büyük bir kısmı katil ve yağma suçlusu olmak üzere 2.700 kaçak vardır. Ele geçirilen 150, cezası kesilen ise 10 kişidir.” Alıntı: Belgelerle Dersim Raporları – Faik Bulut (1992 – Sf. 166) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Yerleşim Kanunu)(14 Haziran 1934) Kanunun dibacesinde (gerekçesinde, ön sözünde) “…Anadili Türkçe olmayan nüfus terekkümlerinin (yoğunlaşmalarının) men’ine (yasaklanmasına) ve mevcutlarının dağıtılması şekillerine ve bu suretle hars vahdetinin (kültür birliğinin) korunmasına ait tedbirlerin ittihaz (alınması) ve tatbiki (uygulanması) için Hükümete kanuni salahiyet (yetki) alınması düşünülmüştür.” Alıntı: Belgelerle Dersim Raporları – Faik Bulut (1992 – Sf. 212) kitabından…
-
(Kanundan, madde madde özet çıkartıldı); Madde 1- Tunceli’ne muvazzaf (hâlen görevde olan subay) bir Komutan-Vâli öngörülüyor. Bu Vâli Paşa Bakanların hatta Bakanlar kurulunun yetkisine haiz (sahip) olacaktır. (1) Madde 2- Vali Paşanın, görevlilerin tayinlerini yapma ve Vilâyetin hudutlarını değiştirme yetkisi var. Madde 9- Cumhuriyet Savcıları hazırlık tahkikatlarında (ön araştırmalarda) hâkimlerin yetkisine haizdirler (sahiptirler)…
-
13 Nisan 1909 günü, 31 Mart Vakası (Eski takvime göre) meydana geliyor ve Adana olayları da başlıyor. Cemal Paşa Hatıralarında Adana valisi Asaf Bey’in basiretsizliğinden (ileriyi görememesinden) bahsediyor. Asaf Bey Mecliste ve iki kere de Divan-ı Harp’te yargılandığı halde suçsuz bulundu. Asaf Bey Hatıralarında “Cemal Bey Vali olduğu zaman Ermeniler bayram yapmışlardı. … Ermenilere dalkavukluk…
-
“27 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşmasından hemen sonra İzzet Paşa Kabinesi (Hükümeti)Tehcir edilen Ermenilerin yerlerine iadelerini belirten bir tamim (resmi duyuru)yayınladı. Sevr (Sevres) Antlaşması 10 Ağustos 1920’de imzalandı.” Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 320) kitabından birebir alınmıştır.
-
“15 Mart 1921 yılında Berlin’de Sophomon Tehlirian isimli bir tedhişçi (terörist) tarafından öldürüldü. Tehlirian jüri tarafından suçlu bulunmayıp, fiili taammüden olmadığı için (yaptığını önceden tasarlamadığı için) 3.6.1921 günü beraat etti.” Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 278) kitabından birebir alınmıştır.
-
“26 Mayıs 1915’de Başkumandan Enver Paşa Dâhiliye Nezaretine bir yazı yolladı. Tehcir Emri: “Ermenilerin Doğu Anadolu Vilâyetinden Zeytun’dan ve buna benzer yoğun bulundukları yerlerden Diyarbakır Vilâyeti güneyine Fırat Nehri vadisine Urfa Süleymaniye yakınlarına gönderilmesi şifahen (sözlü olarak) kararlaştırılmıştı. Yeniden fesat yuvaları meydana getirilmemesi için Ermenilerin göç ettirilmelerinde şu düşünceler esas alınmalıdır: a)Ermeni nüfusu gönderildikleri…