Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Hukuk

  • “Nikâhtan sonra henüz dokunmadan veya onlar için belli bir mehir tayin etmeden kadınları boşarsanız bunda size mehir zorunluğu yoktur. Bu durumda onlara müt’a (hediye cinsinden bir şeyler) verin. Zengin olan durumuna göre, fakir de durumuna göre vermelidir. Münasip bir müt’a vermek iyiler için bir borçtur.” Sf. 135 Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an…

  • Bu ayette özellikle koyulaştırdığımız cümleler öylesine farklı yorumlanmış ki, İslamiyet’in iki önemli kolu olan Ehli Sünnet ve Şia mezhepleri arasında oldukça önemli bir uygulama farklılığı yaratmıştır: Mut’a nikâhı. Ayette, “Evlenmek sûretiyle faydalanılan kadınlar” kendileriyle “müt’a” yapılan kadınlardır. “Mut’a”, zamanı ve ücreti muayyen olmak şartıyla, soy-sop, sütanne yahut herhangi bir sebeple alınması haram olmayan bir kadını…

  • Ayetin sonraki bölümünde şöyle deniliyor: “Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları (fuhşa) zorlarsa, şüphesiz Allah (fuhşa) zorlanmalarından sonra (o kadınlara karşı) bağışlayıcı, esirgeyicidir.” (S. Ateş) Bu ifadelere göre “namuslu kalmak isteyen cariyeler” fuhuşa zorlanmamalı. Peki, cariye fuhuşa istekliyse fuhuş yaptırılabilir mi? Daha önemlisi parantez içi ifadeler…

  • Suat Yıldırım Mealinde 33. Ayetle ilgili şu açıklama vardır: Köle veya cariye efendisine başvurup hürriyetini satın almak istediğini söylerse, efendisi ona ödemesi gereken meblağı bildirip bunu ödemesi halinde hür olacağına dair onunla bir akit imzalar. Bu akde, “mükatebe’ denilir. Bu durumda çalışıp para kazanma imkânı bulması için efendisi ona vakit imkânı da verir. Sf.100 Alıntı;…

  • Çağımızda İslâmcılık, İslâmî yönetim, Şeriat vb. adlarla bir ideolojiye dönüştürülmüş olmasına rağmen Mushaf’ta apaçık bir devlet sistemi, bir yönetim şekli yer almaz. Mushaf’ta miras hukukuyla ve kadınları boşamayla ilgili oldukça ayrıntılı ayetler vardır; ama insan hak ve özgürlüklerine ilişkin olarak açık ve net hükümler yer almaz. Sf. 57 Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir?…

  • İnsanın putlara kul olmaması istenir; ama insanın insana kulluğu sayılabilecek kölelik ve cariyelik sisteminin tümüyle kalkmasına ait hükümler Mushaf’ta yer almaz. Özellikle cariyelerle evlenme konusuyla ilgili olarak negatif ayrımcılık Mushaf’ta çok nettir. Sf. 57 Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,  1. Basım,…

  • Kework Gregoryan (Mehmet Balcı) Anlatıyor; “Giderken at arabasında, bir su gördüm ben. Göl gibi… Nasılsa çocuğum ya, suyu görünce babama, “baba” dedim. Ermenice ama “Ne büyük bir deniz!” dedim. Arabacı anladı onu. “Bir daha böyle konuşma!” dedi. “Bu dili” dedi. “Dilini keserler.” O günden sonra… Bak yazacaksın… O günden sonra Ermeniceyi unuttuk biz. Ya!”  Sf.…

  • (Sırrı’nın sözünü keserek yeniden araya girdi) “Vatandaşlık maddesini sana yazdırıyorum: “Özgür iradesiyle Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlılığını ifade eden her birey Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır.” Sf. 242 Alıntı; İmralı Tutanakları (Öcalan’ın Ağzından “Çözüm” Süreci) – Ceyhun Bozkurt, (Destek Yayınları,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 242) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğa durumunda adalet ve ahlakın bulunmadığını savunan Hobbes, devlet/ yasayı ve özel mülkiyeti de ahlakın temelinde görme eğilimdedir. Şu anlamda öyledir, mülkiyet hakkının yasa ile güvence altına alınmadığı, insanlar birbirlerinin can ve mal güvenliğini güvence altına alan yasalar üzerinde uzlaşmadığı sürece, Hobbes’a göre ahlaksızlık da ahlak da yoktur. Demek ki, devlet/yasa ile mülkiyet hakkını, akıl…

  • Doktor Barış Erman’ın çalışması pek açıklayıcıdır ve çok kısa aktarmalar yapmak istiyorum. Mucid Jakobs’a göre, “düşman ceza hukukunun özelliklerinden biri, bakışını gelecekteki fiillere yöneltmesi ve toplumun tehlikeli failden korunma amacını gütmesi nedeniyle, failin kişi olmaktan çıkarılması sonucunu öngörmesidir.” Peki, bunlar kimler mi, “vatan hainleri, teröristler”, ayrıca, “hukuk düzeninin diğer ilkel düşmanları” böyle sayabiliyoruz. Bunlar “düşman”…

  • İsmail Canbolat nazırlık yapmıştı, İzmir İstiklal Mahkemesinde sürgün cezası aldı ve hapishanede “10 yıl sürgünü hak etmiyorum” yollu bağırıp çağırıyordu, o sırada mübaşir dolaşıyor ve “itirazı olan var mı” diyerek koğuş koğuş adam topluyordu. Koğuş arkadaşları Canbolat’ı tutmaya çalıştılar, suçsuzdu, kendine güveniyordu, itiraz ederse beraat edeceğine inanıyordu, önleyemediler. Gitti, bu kez idama mahkûm ettiler ve…

  • Ne var ki, yazılı bir anayasası bile bulunmayan İsrail’de fikir ve ibadet özgürlüğü, söz ve basın özgürlüğü gibi ana özgürlüklerle, can ve mal korunması güvenlik altındadır. Sf. 53 Alıntı; İki Şalom Arasında – Naim Tirali, (Cem Yayınları 1. Baskı, 1992 – Sf. 53) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ağyarına mani ve efradına cami” (1) Sf. 29 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1) (2015); Osmanlı Medeni Kanunu Mecelle’nin kuralı, bir incelemede; konu ile ilgili olarak alakasızları ayırıp, konuyla ilgili olanlarını toplamak, demek.

  • Hovhannes Abelyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Kesab) Talat, Enver ve Cemal, Abdülhamid’in paşalarıydı. Sekiz gün sonra Hürriyet ilan edildi ve eve döndük. Komşu Türkler bütün götürdükleri malları geri getirdiler; bu malların arasında yorgan, döşek, kilim, inek, keçi, koyun vb. vardı. Malın sana ait olduğunu teyit eden iki şahit getirdiğinde, “al!” deyip malı sahibine iade ediyorlardı. Evler…

  • (Lundekvist’in Kafkasya Askerî Bölge Karargâh Başkanı’na Gönderdiği Gizli Mektuba Ek Olarak Yazılan Not (10 Ekim 1879) Zeytun Ermeni Meselesine dair;) Kaymakam ve kadıların tutumları da şikâyetlere neden oluyordu. Söz konusu bölgede maddî hırslarını tatmin edemeyen kaymakamlarla kadılar, yağma ve hırsızlığı yaygınlaştırıyor ve hırsızları himaye altına alıyorlardı. Kendilerinin keyfi davranışları da sınır tanımıyordu, isyan öncesi görev…

  • (Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.) Türk Hükümeti’nin Ermenilerin Rusya ve İran’a çalışmaya gitmelerini yasaklaması, gizli geçişleri arttırmıştır, çünkü önüne geçilemeyecek şeyleri yasaklamamak gerekir. Sf. 177 Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013,…

  • (Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.) İlginçtir ki, Türk memurlarından biri fedailerin mahkemesine başvurarak bir Ermeni’nin kendisine borçlu olduğunu ileri sürmüş ve borcunun ödenmesini talep etmiştir. Dava onun lehine sonuçlanmıştır. Eski vali Tahir Paşa, bu tür mahkemelerin mevcudiyetinden haberdardı ve anlatılanlara göre bu mahkemelerin kısmi…

  • (Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.) 8. Yönetimin Satılmış ve Ahlaksız Olması Müslümanların eğitimsizliği yüzünden memuriyetlerin çoğuna, yüksek rütbeli kimselerin tanıdıkları ve destekledikleri kimseler atanıyor. Birçok memuriyet gizli olarak adeta satın alınıyor. Dolayısıyla da eğitim görmeyen cahil memurların sayısı az değildir. Böyle kişilere özellikle jandarma…

  • (Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.) 6. Müslümanlara Silah Taşıma İzninin Verilmesi Kanunlara göre Kürtler, silah taşıma hakkına sahip değiller, ancak hükümet bu konuda onlara baskı yapmadığı gibi destek vermektedir. Köylerde, şehirlerde, hatta Van’da Kürtler, ellerinde silahla dolaşıyorlar. Hristiyanların ise silah bulundurmaları yasaklanmıştır. Bu da…

  • (Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.) Mahkemelerde görünen davalarda verilen ifadelerin tamamı yalandır. Polisler, komiserler, jandarmalar, mahkeme şahitleri, kaymakamlar, mutasarrıflar, vali ve gazetelerden anlaşıldığı kadarıyla bakanlar da dâhil olmak üzere herkes yalan söylüyor. Türkiye’de adalet yoktur, burada zorbalık, güç kullanma ve rüşvet hâkimdir. Sf.166 Vergiler…