Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Hukuk

  • Hüseyin Baybaşin açıklıyor: “Behçet Cantürk ne iş yapıyor ise Yahya Demirel’le ortaktı. Yahya Demirel, yeraltı dünyasıyla ilişkilerini sürdürebilmek için Behçet Cantürk’ü kullanıyordu. Yani Cantürk’ün saygınlığından, kişiliğinden yararlanıyordu. Yahya Demirel haftanın belli günlerini Behçet Cantürk’ün Mecidiyeköy’deki yazıhanesinde geçiriyordu. Behçet Cantürk’ün yaptığı tüm gayrimeşru işlerden Demirellerin haberi vardır. Behçet Cantürk Türkiye’nin en büyük kredi kullanma imkânına sahipti.…

  • Behçet Cantürk’ün tahliye edilmesinin ikinci bir nedenini de, Jean Jacques Rousseau’nun şu sözü açıklıyor “Zengin, yasayı para kesesinde-taşır!.. ” Sf. 188 Alıntı; Behçet Cantürk’ün Anıları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 15. Baskı Ekim 2005 – Sf. 188) kitabından birebir alınmıştır.

  • Behçet Cantürk davası, hukuk fakültelerinde “örnek dava” olarak öğrencilere anlatılmalıdır… Behçet Cantürk’ün polis sorgusu ise, “devleti koruyan kişilerin bilgisizliğini ortaya çıkaracağı” için acilen “yakılmalıdır”!.. Emniyet görevlisi Behçet Cantürk’e soruyor. “Uyuşturucu, Hazar Denizi’ndeki gemilerle Milano’ya mı götürülüyor?” Hadi, soruyu yönelten emniyet görevlisi, Hazar Denizi’nin dünyanın en büyük gölü olduğunu, Milano’nun ise kıyıdan 500 km içeride olduğunu…

  • Behçet Cantürk ve arkadaşlarının duruşması, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 4 No’lu Askerî Mahkemesi’nde başladı. Sf. 159 “Bu iddianame, hayalî bir mafya çetesinin oluşturulması için polisin yazdığı bir senaryodur. Ekonomik ve siyasî yönden güçlenmemi istemeyen kan düşmanlarım ve egemen güçler, bu oyunun tezgâhlanmasında başrolü oynadılar…” Askerî hâkim araya girerek, “Egemen güçlerden ne kastediyorsunuz?” diye sordu. Behçet Cantürk,…

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Memleket meselelerinde acele etmemek gerekir. Kulaklarına çalınan bir meseleden kuşkuya düştüklerinde işin hakikatinin doğrusu yalanıyla ortaya çıkması için meselenin araştırılmasını emretmelidir. Esasında acelecilik güçlünün değil zayıf adamın kârıdır. İki davacı huzura gelip maruzatlarını arz ettiklerinde padişahın gönlünün kimden yana olduğunun taraflarca malum olmaması lazımdır. Padişahın gönlünün bir tarafa meylettiği…

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Sultan Mahmud Irak’ı fethettiği zamanlarda eşkıyalar, Deyr-i geçî kervansarayında kervan yolcularından bir kadının malını gasp ettiler. Bu eşkıyalar Kirmân eyaletinin hemen yanı başındaki Kuçu Beluçlardandır. Kadıncağız Sultan Mahmud’un dergâhına vararak şikâyetini şöylece arz etti: “Eşkıyalar malımı Deyr-i geçî’de gasp ettiler. Ya malımı onlardan geri al yahut malınım bedelini bana…

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Mülkün ve adaletin temelinde yatan düsturların başında hükümdarın ve memurların muhtesibi (vergi toplayanlardan sorumlu zabıta) himaye etmeleri (korumaları) gelir. Bundan gayrı bir tavır takınılırsa fakir fukara meşakkat çeker. Tacirler keyfince alışverişe koyulurlarsa halkın başına dertler açarlar. Ardından sapkınlığın gelip şer- i şerifin paymal (şerefli şeriatın yani kanunların darmadağın) olması…

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Padişahın memleket sathında görevli kadıların vaziyetlerinden teker teker haberdar olması gerektir. Vazife; onlardan âlim, zahit ve halkın malında gözü olmayanlara teslim edilerek gönlünün harama meyletmemesi için ihtiyaçları olduğu miktarda maaşa bağlanmaları icap eder. s. 53 Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları,…

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) İkta sahiplerinin, memur ve gulamların yerlerine çakılıp kalmamaları, ulaşılmaz yapılar ardına sığınmamaları ve rahatsızlık vermemeleri, halka aklı başında ve iyi muamele etmeleri ve dolayısıyla memleketin huzuru için onları iki yılda bir değiştirmelidir. s. 51 Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI.…

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Görevlerini icra eden memurlara, Allah’ın kullarına kibar davranmaları, aldıkları haraç ve öşürü nezaketle istemeleri, mahsullerini toplamadıkları sürece onlardan mal talep etmemeleri gerektiği salık verilmelidir. Çünkü tahsildarlar vaktinden evvel mal isterler ise reaya elindekini yarı fiyatına satmak zorunda kalır, zahmete sokulur. Bu durumda o işten zarar eden halk perişan ve…

  • (Nizam’ül Mülk’ün Melik Şah’a sunduğu Siyasetname Kitabından;) Saltanat küfür ile devam bulur; amma zulüm ve gaddarlıkla payidâr kalmaz. s. 15 Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. 15) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Padişahın haftada iki gün divan-ı mezâlime oturup, mazlumun hakkını zalimden alarak ona vermesi, konuyu aracısız bir şekilde tebaadan bizzat kendisinin dinleyip ona hükmetmesi gerektir. s. 17 Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. 17) kitabından birebir…

  • a) Merkezi sistem kuruluştan itibaren gelişmiştir, b)Padişah ile Beylerbeyi, Sancakbeyi, zaim, tımarlı sipahi arasında bir kuvvet dengesi değil, mutlak bir hizmete dayanan hiyerarşi vardır. Bunlar kapuya (saraya) bağlıdır. Toprak ve reaya padişahındır. Ara yerde bürokratlar vardır. Merkeziyetçiliğe karşı sivrilmeler, sistem gereği ezilecektir. Böylece feodal ilişkilere kapı devamlı kapalı tutulmaya çalışılacaktır, c)Osmanlı’da ceza sistemi merkezileşmiştir. Şeriat…

  • Harun Karadeniz anlatıyor; “İstanbul’a geldikten sonra öğreniyorum ki, ben içerdeyken karım İstanbul Sıkıyönetim Adli Müşaviri Turgut Akan‘a çıkmış ve ‘kocamı hangi suçla tutuyorsunuz? Sağlığı iyi değil, hayati tehlike söz konusu. Sağlık kurulları ve klinik raporları bu durumu belirtiyor’ demiş. Adli Müşavir’in cevabı ise benim Ankara öykümün içyüzünü açıklamaya yeter de artar bile: “Ölsün istiyoruz” demiş…

  • Hala yürürlükte olan Anayasa’yı hazırlayan komisyonun başkanlığına Profesör Orhan Aldıkaçtı’yı getirdiğinde çok şaşırmıştı, “gayrı meşhur” bir şöhret idi. Bu kitabı yazdığım sırada göçtü; ölüm ilanı ve torunları, İbrani asıllı olduğu hususunda kuşku bırakmıyordu. “Toprağı bol olsun” diyoruz. Alıntı;  Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 66) kitabından…

  • Recep Zühtü’nün Çengelköy’de oturan genç ve güzel bir kadınla ilişkisi vardı. Bunu hepimiz biliyorduk. Kadın şuh bir sosyete dilberiydi. Öyle tek erkeğe bağlanacak, evinde oturacak cinsten değildi. Recep Zühtü’nün İstanbul’da olmadığı günlerde gayrimüslim bir gençle sevişmeye başlamış. Aralarındaki aşk ilişkisi giderek gelişmiş, dal budak sarmış. Recep Zühtü İstanbul’a geldiğinde bir vesileyle olayı duyduğunda beyninden vurulmuşa…

  • “Atatürk” soyadının tek kalması gerekliydi. 17 Aralık 1934’te 2622 sayılı kanunla da Atatürk soyadını başkalarının alması önlendi. Sf. 42 Alıntı;  Atatürk’ün Uşağı Cemal Granda Anlatıyor – Cemal Granda, (Kristal Kitaplar, 1. Baskı Mart 2007 – Sf. 42) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu sırada 20 Eylül 1979’da Başbakan Bülent Ecevit Adana’ya geldi. Olayları önlemesi için atadığı Yurdakul’la baş başa bir görüşme yaptı. Görüşmeyle ilgili eşi Ülker Yurdakul’a “Çok şükür bütün bildiklerimi anlattım, artık ölsem de gam yemem” dedi. Yurdakul, Ecevit’le gizli görüşmesinden tam sekiz gün sonra, 28 Eylül 1979 sabahı göreve giderken otomobiline düzenlenen silahlı saldırı sonucu…

  • Ankara 1 Nolu Askeri Mahkeme 1985’te Türk hukuk tarihine geçen bir karar verdi: “Sanık İbrahim Çiftçi’nin maktul Doğan Öz’ü taammüden öldürdüğü mahkememizce sabit görülmüş, ancak Askeri Yargıtay Daireler Kurulu kararları mahkememizi bağlayıcı nitelikte bulunduğundan sanık İbrahim Çiftçi hakkındaki 7/8’lik oyçokluğuna dayanan bozma ilamına uyularak, sırf bu hukuki zorunluluk nedeniyle sanık İbrahim Çiftçi’nin beraatına karar verilmiştir.”…

  • 27 Mayıs darbesinden hemen sonra çalışmalara başlayan, 1963’te İsmet İnönü tarafından Meclis’e sevk edilen tasarı, 644 sayılı Milli İstihbarat Teşkilatı Yasası olarak 6 Temmuz 1965’te yürürlüğe girdi. Sf. 127 Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 127) kitabından birebir alınmıştır.