Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Hukuk

  • Ama 29. Madde önemliydi, çünkü hükümetin ‘serpiştirme’, ‘sürme’ ‘vatandaşlık ve ülkeden çıkarma’ gibi yollarla, ‘asimilasyon’ için ne kadar süreyi yeterli gördüğüne dair ipucu veriyordu: “A: Hükümetçe iskân edilen muhacirler, mülteciler, göçebeler ve 1 numaralı bölgelere hükümetçe yerleştirilen kimseler, yerleştirildikleri yerde en az 10 yıl oturmağa mecburdurlar. Bunlar Dâhiliye Vekilliğinin izni olmadıkça başka yerlerde yurt tutamazlar.…

  • Dâhiliye Vekili Şükrü Bey geri adım atmadı çünkü kafası gayet netti: ‘Soy’dan kastın ‘ırk’ olduğunu, çünkü ‘soy’un aile anlamına geldiğini, bu yüzden ‘ırk’ı kullanmanın daha doğru olacağını söyledi. Oylamada Haşan Reşit Bey’in ‘soy’ yerine ‘Türk kültürü Türk dili’ terimlerinin kullanılması teklifi reddedildi ve ‘ırk’ kelimesinin kullanılması kararlaştırıldı. Dahası, kanunun başka yerlerinde geçen ‘soy’ kelimeleri de…

  • Peki, toplumun iliklerine işlemiş dinin böyle aniden sökülüp atılmasıyla ortaya çıkacak boşluğun ne ile doldurulması planlanıyordu? Ekim 1926da yazılmış olan, Samsun Milletvekili Ruşeni (Barkın) imzasını taşıyan ve Mustafa Kemal tarafından okunarak yanına çeşitli işaretler ve notlar konmuş olan, “Din Yok, Milliyet Var” başlıklı makale, dinden boşalan yerin ulusçuluk fikriyle doldurulacağının ilk ipucunu veriyor. Nitekim Türkiye…

  • Kemalist kadroların, ‘Kürt meselesini halletmek için yürürlüğe koydukları ve yakın tarihe kadar devletin Kürt politikasının ana çerçevesini oluşturan 8 Eylül 1925 tarihli Şark Islahat Planı, çok vahim ‘tedbirler’ içeriyordu. Sf. 21 Planın, konumuzu ilgilendiren 14. Maddesi ise (sadeleştirilmiş Türkçeyle) şöyleydi: “Aslen Türk olup Kürtlüğe yenilmeye başlayan Malatya, Elazığ, Diyarbakır, Bitlis, Van, Muş, Urfa, Ergani, Hozat,…

  • Daha ileri gidip, böyle bir suikast girişiminin aslında olmadığı, bu işin Millî Mücadele Paşalarının ve İttihatçıların Mustafa Kemal’e biat etmeye yanaşmayan kesimlerini tasfiye etmek için özel olarak örgütlendiğini iddia edenler de var. Bu görüşe yakın durduğu anlaşılan Kemal Tahir, Kurt Kanunu adlı romanında Ziya Hurşit’in İstiklal Mahkemesi Başkanı Kel Ali’den Kılıç Ali vasıtasıyla 3 bin…

  • Rauf Bey, ‘İstiklal Mahkemesi Başkanı Kel Ali, Meclis’in ortasında Ardahan Milletvekili Halit Paşa’yı tabanca ile vurup öldürdüğünde veya ileri Matbaasının sahibi Celal Nuri Bey’in kafasını Meclis’in ortasında kırıp, ölümüne kastettiğinde bile dokunulmazlığı kaldırılmadan yargılanamaz denilerek nasıl kurtarıldığını” hatırlatarak kendisinin, tedavide olduğu hastaneden nasıl ‘suçüstü’ olarak tutuklanabileceğini soruyordu. Sf. 386                       Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan…

  • Savcı, başlangıçta Rüştü Paşa, İsmail Canbulat ve Halis Turgut Bey hakkında “suikast planından haberleri olduğu halde hükümeti bilgilendirmemek” suçundan 10’ar yıl kürek cezası talep ettiği halde, bu üç kişinin kendilerini savunmaya kalkışmaları üzerine cezalarını idama çevirmişti. Giritli Şevki hem beraat etmiş hem de 6.500 lira para ödülü ile taltif edilmişti. Laz İsmail ile Bursa’da keşif…

  • Kâzım Karabekir’le Mahkeme Başkanı Kel Ali arasında Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası konusunda çıkan tartışmaların davanın bir suikast davası olmayıp bir siyasi dava olduğunu göstermesinden endişe ettiği anlaşılan Mustafa Kemal, mahkeme heyetini balo bahanesiyle konakladığı Çeşme’ye çağırmış ve çok ağır şekilde azarlamıştı. İddialara göre mahkeme kurulu, pencereden atlayıp kimseye görünmeden. İzmir’e dönmüştü. Sf. 375 Alıntı; Öteki…

  • Üç Aliler Divanı işbaşında; Zanlılar, ‘Suikastçılar’, ‘Onlarla İlişkili Olanlar’ ve ‘Eski İttihatçılar’ olarak üçe ayrılmıştı. 49 kişilik ilk iki grubun yargılanmasına 26 Haziran 1926 Cumartesi günü Millî Kütüphane’nin yanında bulunan Elhamra Sineması’nda başlandı. Baş zanlıdan Ziya Hurşit sözlü savunmasında şöyle demişti:  “Ben [Savcının iddia ettiği gibi] Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nu tağyir veya tadile (değiştirme veya dönüştürmeye)…

  • Ama hocanın başını, Şapka Kanunundan 1,5 yıl önce yazdığı “Frenk Mukallitliği ve Şapka” adlı 32 sayfalık risale ve Süleyman Nazif’le şapka konusunda yürüttüğü polemik yaktı. Sf.367 Atıf Hoca’ya göre zina ve hırsızlık suçları bile şapkaya oranla daha hafif bir günahtı. Şapka Kanunu çıktıktan sonra bu risale çeşitli yerlerde çoğaltılıp dağıtıldığı için 7 Aralık 1925’te yargılanıp…

  • Devletin bu tepkilere cevabı sert oldu. 23 Kasım 1925 sabahı Ankara’dan yola çıkan İstiklal Mahkemesi heyeti 1926 Şubatı’na kadar Kayseri, Erzurum, Rize, Giresun ve Ankara’da binlerce kişiyi yargıladı, resmî rakamlara göre 20, gayri resmî rakamlara göre 78 kişi idam edildi, yüzlerce kişiye 15 yıla kadar uzanan hapis ve kürek cezaları, sürgün cezaları verildi. Tahmin edileceği…

  • Başlangıçta süresi iki yıl olan bu İstiklal Mahkemeleri 4 Mart 1929’da hukuken sona erdiler ancak 31 Temmuz 1932’de çıkarılan İstiklal Mahkemeleri Kanunu ve ekleri, 1949 yılına kadar yürürlükte kaldı. Böylece İstiklal Mahkemeleri, tüm Tek Partili Dönem boyunca, rejim muhaliflerinin korkulu rüyası olmaya devam etti. Sf. 359 Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) –…

  • Zaten Mustafa Kemal daha 16/17 Ocak 1923’te İzmit Kasrı’ndaki basın toplantısında “İnkılâbın kanunu mevcut kanunlar üstündedir” diyerek, rotayı göstermişti. Hâkimler ile savcı arasındaki anlaşmazlık, “gerekirse kanunların üzerine çıkarız” görüşünün üstün gelmesiyle sonuçlandı. Sf. 354 Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 354) kitabından…

  • Şark İstiklal Mahkemesi’nin en genç üyesi Avni Bey, hatıralarında şöyle yazmıştı: “İstiklal Mahkemesi reisi ve azaları arasında normal bir münasebetin kurulduğunu görmek nasip olmadı. Herkesin kendine göre bir politikası, kendine göre bir hukuk anlayışı vardı. Heyet-i hâkime karar için bir odaya toplandıkları zaman, sık sık görüş ayrılıkları kendini gösterir, kavgalar başlar, bazen tabancalar çekilirdi.” Sf.…

  • 1793’te Fransa’da kurulan olağanüstü yetkilere sahip İstiklal Mahkemesi’nden esinlenilerek ’İstiklal Mahkemeleri‘ kuruldu. Mahkemelere en büyük itiraz, İkinci gurubun lideri Erzurum Milletvekili Hüseyin Avni Bey’den geldi. İstiklal Mahkemeleri, kanunla kuruldukları için hukuki idi ancak yargılama usulleri acısından hukuk dışıydılar, Çünkü üyeleri Meclis içinden seçiliyordu ama savcı hariç üyeleri hukukçu değildi. Kapılarının üstünde ‘İstiklal Mahkemesi Mücadelesinde Yalnız…

  • Dâhiliye Vekili Ferid Bey, Yusuf Bey’in endişe etmemesini, çünkü listeyi yaparken belli prensiplere sadık kaldıklarını açıkladı. Ancak Yusuf Bey’in ısrar etmesi üzerine patlayıverdi: “Efendim, prensip diye ne istiyorsunuz? Hain, hain[dir]. Ne prensibi? Yalnız hıyanetin vecih (yolu) ve nevi (türü) itibariyle ancak tasnif kabil (sınıflandırmak mümkün) olur. Yoksa prensip nedir?” Elbette bu cevaptan sonra Yusuf Bey’de…

  • Lozan’da sadece sayı tespit edilmişti. Listeye kimlerin konulacağına daha sonra karar verilecekti. Yani suçtan listeye değil, listeden suça gidilecekti. Sf. 323, 324 Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 323, 324) kitabından birebir alınmıştır.

  • 13 Temmuz’da Enver, Talat, Cemal Paşalar ile 13 kişi ölüm cezasına çarptırıldıktan bir süre sonra davalar durdu. İdama mahkûm edilenlerden sadece ikisi Erzincan Jandarma Komutanı ‘Hayran Baba’ lakaplı Hafız Abdullah Avni Bey 22 Temmuz 1920’de, Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey ise 5 Ağustos 1920 de idam edildi. Gelişmelere bakınca Malta sürgünleri bu anlamda fırtınadan uzaklaşmışlardı. Sf.24,…

  • İlk ceza, Boğazlıyan Kaymakamı (daha sonra Yozgat Mutasarrıf Vekili) Kemal Bey’e verildi. 10 Nisan 1919’da idam sehpasına çıkarken “Sevgili Vatandaşlarım! Ben bir Türk memuruyum, Aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir!” diyen Kemal Bey, böylece asıl suçluların kimler olduğuna dair tarihe not düşmüştü. Ancak cenaze töreni İstanbul’da büyük bir İttihatçı gösterisine neden oldu. Sf.…

  • Başını Britanya ve ABD’nin çektiği uluslararası ağır baskıların yanı sıra içeriden gelen baskılar da ciddiydi; Peyam-ı Sabah, Hadisat, İleri, Alemdar,  Yeni İstanbul, İkdam, Yeni Gazete ve Zaman gibi İTC karşıtı gazetelerin yürüttüğü kampanyaların yanı sıra, 10 Ekim l918 de yeniden açılan Meclis-i Mebusan’ın ilk oturumlarından birinde İTC kökenli Trabzon Milletvekili Mehmet Hafız Bey’in savaş ve…