Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İnançlar, Mezhepler

  • Temmuz 1932’de Whittemore, Mustafa Kemal’in evlatlıkların­dan Amerikan Kız Koleji mezunu Zehra Kemal ile birlikte An­kara’ya gitti ve Mustafa Kemal’e Ayasofya’daki çalışmalarını an­lattı. İki yıl sonra, 24 Kasım 1934’te Mustafa Kemal’in arzusu üzerine Ayasofya müzeye çevrildi ve 1 Şubat 1935’te müze ola­rak halka açıldı. Aynı ay içinde Mustafa Kemal Ayasofya’yı ziya­ret etti. Whittemore, Eylül 1936’da Mustafa…

  • Blunt, reformlar karşısındaki en büyük mânilerden birinin şeriat; yani farz, vacip, sünnet, haram vs. gibi İslâm âlimlerinin Kuran, sünnet, kıyas ve icmâ yoluyla evlilik, alışveriş, cezalar vs. gibi hayatın her sahasına dair koymuş oldukları fıkıh kaideleri olduğunu anlatıyordu. Sf. 509 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür…

  • Ölüme gönderdiği Müslüman askerlerin şehit olmak için gözünü kırpmadan can verişini gören Mustafa Kemal, onların bu inanç­larını arkadaşı Madam Corinne’ye şöyle yazıyordu: “Askerlerim pek cesur ve düşmandan daha mukavemetlidirler. Bundan başka, hususî inançları, çok defa ölüme sevk eden emir­leri yerine getirmelerini çok kolaylaştırıyor. Filhakika, onlara göre iki semavî netice mümkün. Ya gazi veya şehit olmak!…

  • İşe ilk olarak Yahudilere bu fikri aşılayarak başladılar. 1826 yı­lında Sultan ile görüşmek üzere İstanbul’a giderken İzmir’e uğrayan Baron Rothschild, buradaki Yahudilere Filistin’de bir vatan sözü verdi. Sf. 57 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 57) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mitokondriyal DNA’nın tamamı sadece kadın soyundan miras kalır. Üreme sırasında spermin çekirdek DNA’sı, yumurtanınkiyle birleşirken erkeğin mitokondrileri çıkarılır. Yaşamımızı sürdürebilmek için gereken enerji kaynağı olan mitokondri, tamamen dişi bir genetik kodun cisimleşmiş halidir. Bu durum sebebiyle bilim insanları, tüm insanların mitokondriyal DNA’larının bazılarını aldıkları ilk insan annesine atfen “Mitokondriyal Havva” kavramını düşünmelerini sağladı. Homo sapiensin…

  • Abraham Firkowich, XIX. yüzyılın en renkli bilim insanlarından biridir, bu kitaba kendisiyle ilgili ayrı bir ek konmasını bile hak eder. Kendi alanında yetkin bir insandı, ama aynı zamanda mensubu bulunduğu Karaimlerin öteki Yahudilerden ayrı olduğunu Çarlık Rusya’sına kabul ettirmeye, bu nedenle Karaimlere Yahudiler gibi ayrı bir işlem yapılmaması gerektiğini kanıtlamaya çalışan, kendine özgü amaçlara sahip…

  • Emerson, bir yazısında İngiliz özelliklerinden söz ederken şöyle der: “Her dinsel inancın kendine göre bir fizyonomisi vardır. Metodistler deyince bir yüz, Quakerler deyince bir yüz, rahibeler deyince aklımıza başka bir yüz gelir. Bir İngiliz davranış biçiminden hemen tanınabilir. Meslek ve işler de yüzde ve vücutta kendi izlerini bırakırlar.” Sf. 230 Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta…

  • Emest Renan 1883 yılında bir dereceye kadar karşılık verebilmiştir. Yazar bize, “Yahudi tipi yoktur. Yahudi tipleri vardır,” demektedir. Gerek gerçek, gerek mecazi anlamda, bu belirli tip Yahudi’yi karakterize eden en önemli nitelik burun biçimidir: Semitik burun, Sami burnu, kanca burun, kartal gagası burun diye adlandırılan burun. Sf. 225 Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi…

  • Günümüz Yahudileri iki ana gruba ayrılır: Sefardiler ve Aşkenaziler. Sefardiler, eski çağlardan beri İspanya’da yaşayan Yahudilerin soyundan gelmektedir. Bu İspanya Yahudileri, XV. yüzyılda İspanya’dan çıkarılmış, Akdeniz’e yakın başka ülkelere, Balkanlara, daha az olarak da Batı Avrupa’ya yerleşmişlerdir. Konuştukları dil, İspanyolca – İbranice karışımı olan Ladino’dur. Bunlar kendi geleneklerini, ayin usullerini korumuşlardır. 1960 tahminlerine göre sayıları…

  • İlk bakışta dikkat çeken nokta, Macaristan ve Polonya’da ilk zamanlarda seçkin Yahudilere verilen görev ve mevkilerin birbirine çok benzemesidir. Gerek Macar, gerekse Polonya kaynakları Yahudilerin darphanelerde görev aldığını, hazine yöneticisi, tuz tekeli denetçisi, vergi toplama görevlisi ve faizci, yani bankacı olduklarını belirtmektedir. Bu uygunluk bize bu iki göçmen topluluğun aynı kökenden gelmiş olabileceğini düşündürtmekte, ayrıca…

  • Ortaçağda Yahudi dinine inananların büyük çoğunluğunun Hazarlar olduğu anlaşılmaktadır. Hazarların oldukça büyük bir bölümü Polonya, Litvanya, Macaristan ve Balkanlara yerleşmiş, bir Doğu Avrupa Yahudi toplumu oluşturmuş ve yine dünya Yahudilerinin çoğunluğu teşkil etmeyi sürdürmüşlerdir. Sf. 178 Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015…

  • Bilindiği gibi Karaimlik, haham literatürünü öğrenmeyi reddeden bir temel felsefe mezhebidir. Sf. 174 Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 174) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ne olursa olsun, uzaklaşmadan sonra bile, Hazar etkisi bir zaman sürmüş olmalı ki, Selçuk’un dört oğlundan biri Yahudilere özgü bir ad olan İsrail adını taşımaktadır. Torunlarından biri ise Davut’tur (David). Burada Artamonov’a dayanarak, Yahudi adlarının Oğuzların bir başka kolu olan Kumanlarda da kullanıldığını söylemek yerinde olur. Kuman prensi Kobiak’ın oğullarının adları İzak ve Daniel’dir. Sf.…

  • Bar Hebraeus’un anlattığına göre, Selçuk’un babası Dukak Bey (Temür Yalıg), Hazar kağanının ordusunda komutandır. Onun ölümünden sonra hanedan sülalesinin kurucusu olan Selçuk, kağanın sarayında büyütülmüştür. Selçuk dik başlı bir gençtir. Kağanla konuşurken kafa tutar gibi davranmaktadır. Hatun, yani kraliçe bu işten hiç hoşlanmaz. Bunun sonucu olarak Selçuk saraydan uzaklaşır ya da uzaklaştırılır. Bu kaynakla aynı…

  • Karaim mezhebi de VIII. yüzyılda İran’da ortaya çıkmış, sonra bütün dünya Yahudileri arasında yayılmış, özellikle Küçük Hazarya’da (Kırım) rağbet görmüş bir Yahudilik türüdür. Hatta modern çağlarda bile, Türkçe konuşan (herhalde Hazar kökenli) Karaim Yahudilerinin köyleri bulunmaktadır. Sf. 85 Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları,…

  • Ama yine de Hazarların başkanı, Yahudi inancının bütün katılığını, sünnet dâhil, kabul etmiş değildi. Halkın inançlarını sürdürmesine, eski putlarına tapmasına izin vermekten de kaçınmadı.” Sf. 66, 67 Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 66, 67) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir kez daha Bury’nin satırlarına göz atalım: “Başkanlarının Yahudi dinini kabul etmekteki amacının siyasi olduğuna hiç kuşku yoktur. İslam dinini kabul etmek, halifenin ruhsal tebaası arasına karışmak demekti. Zaten halife, epey zamandan beri Hazarları kendi dinine girmeye zorluyordu. Hıristiyanlıkta ise, Roma kilisesinin vasalları durumuna gelme tehlikesi yatmaktaydı. Oysa Yehova’nın dini de saygın bir dindi, öteki…

  • Cassel ise, Hazar sistemiyle satranç arasında çok ilginç bir ilişki bulunduğuna dikkati çekmektedir. Bu çifte krallık, satrançta da şah (kral) ve vezir (bey) tarafından temsil edilmektedir. Şah tek başına durur, hizmetkârları tarafından korunur, gücü azdır, ancak adım adım ilerleyebilir. Vezir ise tam tersine, tahta üzerindeki en güçlü kişidir. Bütün tahtaya o hâkimdir. Ama yine de…

  • “Kağanın yönetim süresi kırk yıldır. Eğer bu süreyi bir gün bile aşarsa, adamları, ‘mantığının körleştiği, sezgilerinin bulanıklaştığı’ gerekçesiyle onu öldürür.” Îstahrî ise bunu daha farklı biçimde anlatıyor: Kağanı tahta çıkarmak istedikleri zaman boynuna ipek bir ilmik geçirip, soluksuz kalıncaya kadar sıkıştırıyorlar. Sonra soruyorlar ona: “Ne zamana kadar hüküm sürmek istiyorsun?” O zamana kadar ölmemişse, günü…

  • Hazarların gerek Yahudi olmadan önce, gerek olduktan sonra, bir kimseye dini bir zorlamada bulunduklarına ya da bu nedenlerden dolayı işkence uyguladıklarına ilişkin hiçbir belirti yoktur. Bu bakımdan, Doğu Roma İmparatorluğu’ndan ya da İslam’ın ilk çağlarından daha hoşgörülü ve daha aydın oldukları öne sürülebilir. Sf. 58, 59 Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar)…