Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: İnançlar, Mezhepler
-
Constantinus I. Flavius Valerius (Konstantinus), bu din kavgalarına bir son vermeye karar verdi. M.S. 325 yılında, Nikaia’da (İznik) Genel Konsül (Consil Oecumenik) toplandı. Çoğu Anadolu, Suriye ve Mısırdan gelen 318 Hıristiyan din adamı, uzun uzun tartıştılar…. 20 Mayıs 325’de, İznik’te piskoposlar toplandığında, içlerinden pek azı Athanasius’un İsa konusundaki bu görüşüne katılıyordu. Çoğu Athanasius ile Arius…
-
Bu asırda, yani III’cü yüzyılda, Sasani hâkimiyeti altındaki İran topraklarında yeni bir din “Mani” dini filizleniyordu. Sasani devletinin resmi dini Zerdüşt dini idi. Ancak, zaman içinde Zerdüşt dini, köylü kökeninden daha fazla, Aristokrat sınıfa yaklaşmıştı. Bu, halkın tepkisine sebep oluyor, yeni oluşumlara yol açıyordu. Mani dini bu ortamda ortaya çıktı. M.S. 216 ile 276 yılları…
-
Kabbala öğretisine göre Tanrı bütün Kâinatı 10 Sefirot ile yaratmıştır. Bu on sayı veya sefira yahut ta sefirutların sayısı değişemez. Bir fazla, bir eksik de olamaz toplamı on olmalıdır. Bu on sefira da birbirine 22 yolla bağlanır 22 sayısı da Eski İbrani alfabesindeki harf sayısıdır. Dolayısıyla her harfin de bir içsel – sembolik anlamı vardır.…
-
Söylencelere göre Yahudilerin meşhur sırlar kitabı Kabbala da ilk defa bu dönemde yazılmıştı. (MS 150-500) Yahudilerin bildiği sırlardan bahsedilirken, Âdem’in Sırlar Kitabı (veya İşaretler Kitabı), Raziel’in Kitabı, Enuş’un Kitabı, Süleyman’ın Anahtarı, Aziz Abramel’in kitabı gibi orijinalliği ve varlığı şüphe götüren kitaplardan bahsedilir. Söylencelere göre Yahudilere büyü sanatında yol gösteren kitaplar bu kitaplardır. Yahudi büyü kitaplarından…
-
Tiberius döneminde, Anadolu ve Suriye’de ilk Hıristiyanlar dikkati çekmeye başladılar. Bölgesel Edessa (Urfa) Kralı Abgar, M.S. 34 yılında Hıristiyanlığı kabul etti. Hıristiyan olduktan sonra, Aramilerin yaşadıkları coğrafyaya çeşitli elçiler yollayarak Hıristiyanlığın yayılmasına öncülük etmeye başladı. Bundan sonra, yani, bölge halkı Hıristiyanlaşmaya başladıktan sonra, Süryani adı gittikçe öne çıkmaya başladı. Süryanilerin kökeni hakkında değişik görüşler vardır.…
-
Bütün bu İncil karşılaştırma ve incelemelerinden ortaya pek çok faraziye çıkmıştır. Bunların en enteresanlarından biri Couchoud tarafından ileri sürülen faraziyedir. Buna göre, eksik İncil, Markion tarafından yazıldığı bilinen İncil’dir. Markion, bir din adamıdır. Babası bir piskopostu. İyi dini eğitim almış, Yunan felsefesini öğrenmişti. Markion’a göre, kötülüğün var olabilmesi ancak biri iyiyi yöneten, biri kötüyü yöneten…
-
Roma edebiyatı, M.Ö. 100 yılından başlayarak Augustus’un ölümüne kadar altın çağını yaşamıştır. Bizzat Augustus’un hamilik yapması ile edebiyat, tarih ve felsefeyi destekleyen pek çok zengin şahsiyet ortaya çıkmış, bu da özgün eserlerin yaratılmasına yardımcı olmuştur. Edebiyatçıları destekleyen en önemli kişilerden biri de Maecenas’dır. Maecenas’ın kültür ortamı içinde kendine yer bulan, Q. Horatius Flaccus (M.Ö. 65…
-
“Biz varsak ölüm yoktur, ölüm olunca da, biz artık yokuz.” Epikür’ün kurtuluş ilacı dediği felsefesi, dört noktada özetlenir: Tanrılardan korkmamız gerekmez; Ölümden kaygı duymamız gerekmez; İyiyi elde etmek kolaydır; Korkunç olana katlanmak kolaydır. Epikür’e göre, ölümün hiçbir şey olmadığını anlamak gerekir. Beklemesi ürkütücü olduğu için, ölümden korkan kimse ahmağın tekidir. Çünkü ölüm geldiğinde, karşısında kimseyi…
-
M.Ö. 300 yılında, Epikür (Epikuros) (M.Ö. 341–270) Atina’da bir felsefe okulu kurdu. Epikür, Aristippos’un hazcı ahlakı ile Demokritos’un atom öğretisini birleştirdi. Epikür, kısa vadeli hazların, daha sürekli ve daha yoğun hazlarla kıyaslanarak irdelenmesi gerektiğini söyler. Hangi haz meselesini insan planlayabilir. Yaşamdan haz almak sadece fiziksel bir şey değildir. Kendini denetleme, kanaatkârlık ve ruh dinginliği de…
-
İran’dan gelen Persler, Anadolu’da, kendi ana topraklarına en fazla benzeyen yer olarak Kapadokya’yı görmüşlerdir. Ve buraya yerleşmişlerdir. Bu nedenle, Kapadokya bölgesi, Zerdüşt dininden ve ateş kültünden en fazla etkilenen bölgedir. Alıntı; Bizimkiler III (İmparatorluklar) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 110) kitabından birebir alınmıştır.
-
Güneş tanrısı olan Mitra (Mithra), bir ışık ve hak tanrısıdır. O, her şeyi aydınlık içinde gördüğünden, daha hakkaniyetle yargılayabilir. Mithra’yı Zerdüşt öncesi dinde de görmüştük. Sonra, Zerdüşt dininde Mithra’dan söz edilmez olmuştu. Şimdi bahsettiğimiz, Mithra dini, bir din olabileceği gibi, Zerdüşt dininin gizli bir tarikatı da olabilir. Bu dinde, tanrı Mithra’nın yanına bir şaman alışkanlığı…
-
Törenleri yapan Zerdüşt rahipleri Medler’den oluşurdu. Bu nedenle Mecusî dendiği de olmuştur. ..Zerdüşt dinin diğer dinler üzerinde önemli bir etkisi olmuştur. Budizm’i etkilemiştir. Yahudi dininin içine Tanrı ve şeytan ikilemini sokmuş, meleklere inanmayı ve ölülerin ölmezliğini getirmiştir. Ayrıca ahlaki açıdan da diğer dinlere çok şey katmıştır. Alıntı; Bizimkiler III (İmparatorluklar) – Evin Esmen ve Arda…
-
Zerdüşt’ün peygamber olarak gelişi, Angra Mainyu’ya öldürücü bir darbe oldu. Zerdüşt’ün gelişinden önceki 3.000 yıl boyunca, her 1.000 yılda bir, Zerdüşt’ün tohumuyla döllenen bir bakireden, bir kurtarıcı doğdu. Üçüncü 1.000 yılda ise son kurtarıcı Zerdüşt geldi. Onun gelişiyle, ölüler dirildi, bir gök taşı dağlardaki madenleri eritti. Eriyen madenler, müminler için ılık bir süt, dinsizler için…
-
Pers İmparatorluğu’nun egemenliği altındaki her topluluk ve kişi kendi dinini seçmekte ve uygulamakta serbestti. Gösterilen bu hoşgörüye rağmen, Perslerin kendilerine ait bir dinleri olduğu da bilinmektedir. Perslerin kendi dinlerini I. Dara’dan (Darius) itibaren biliyoruz. Persler, dini açıdan, Zaraduştra ya da Zerdüşt adını taşıyan bir düşünürün etkisinde kalmıştır. Bu dine Zerdüşt dini diyoruz. Zerdüşt dinine Mazdeizm…
-
İlk Grek filozoflarının sonuncusu, o da bir doğa filozofu olan, Demokritos’tur. Demokritos, M.Ö. 460 ve 370 yılları arasında Ege’nin kuzey kıyılarındaki bir kentte, Abdera’da yaşıyordu. Değişmezlik açısından kendinden önceki filozoflarla aynı görüşteydi. Doğadaki her şey gözle görülemez kadar küçük ve mutlak, hiçbir zaman değişmeyen yapı taşlarından oluşuyordu. Demokritos, bu en ufak parçalara atom dedi. Atom…
-
Çin’de tılsım ve muska kullanımı çok yaygındı. Birçok araştırmacı Çin kadar çok muska ve tılsım kullanan bir halk daha bulmak zordur demiştir. Yolculuklarda korunmak için, ruhlar ve hayaletlerden, hayvanlardan, kötü insanlardan, hastalıklardan korunmak için, akla gelebilecek her türlü kötü etkiden kurtulmak için muskalar vardır. Zenginlik ve mutluluk getirmesi için de tılsımlar, muskalar kullanılır. Alıntı; Bizimkiler…
-
Taoizm, Çin’in M.Ö. VIII. ve V. yy arasındaki bitmez tükenmez savaşlar esnasında feodal prenslere bağlanmak yerine sosyal hayattan tamamen çekilerek, düşünceye ve doğayı incelemeye dalan filozoflar arasında gelişmiştir. …. Taocu büyücü-rahiplerin öncelikleri, ilerde Batılı meslektaşlarının yapacaklarının tersine, altının peşinde olmak değildi. Onlar ölümsüzlüğün peşinde idiler. Vücudun kontrol altına alınmasına, bitkisel ve mineral içerikli maddeler kullanarak…
-
Konfüçyüs siyasi karışıklık içindeki bir ülkede düzeni ve adaleti aradı. İnsan hayatının çok ucuz olduğu bir dönemde insana saygıyı öğütledi. Eğitimin yaygınlaştırılmasını istedi. Yönetici ve bürokratik mevkilere soy ağacına bakarak yapılan atamalar yerine, bu mevkilere bilgili ve yetenekli kişilerin sosyal sınıflarına bakılmaksızın atanması fikrini savundu. Bütün bunlar o devirler için devrim niteliğinde fikirlerdi. Nitekim Üstat…
-
Budizm, Kişisel ıstıraba tevekkül ile katlanılmasını, diğer canlıların ıstıraplarının düşünülmesini, zihnen de olsa bütün canlıların sevinçlerine ve kederlerine ortak olmaya çabalanmasını, iyi olunmasını, merhametli olunmasını, yapılan hakaretlerin bağışlanmasını, başkaları için fedakârlık yapılmasını ister. İnsan, başkalarına yalnız varını yoğunu değil, zamanını, canını ve benliğini de vermelidir. Böyle davranan kimse, ne olursa olsun, gerçek bir Brahman’dır. “Yoksul…
-
Efesli Herakleitos’a göre ise, doğanın en belirgin özelliği değişimdi. M.Ö. 540 ile 480 tarihleri arasında, “her şey akar” diyordu. Her şey hareket etmektedir ve hiçbir şey kalıcı değildir. Bu yüzden “aynı dereye iki kez girmek mümkün değildir.” Ona göre dünyada hep zıtlıklar vardı. Hiç hasta olmamışsak, sağlıklı olmanın anlamını kavrayamayız. Hiç aç kalmamışsak, tok olmanın…