Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İnançlar, Mezhepler

  • Sosyal uyum için toplumun hem cömertliği özendiren, hem de kaytarmayı cezalandıran bir sistemi oturtması gerekir. Modern dünyada bu türden iki sistem (din ve devlet) vardır. Her ikisi de yaklaşık beş bin ila yedi bin yıl önce, sosyal kontrol ve siyasal uyum ihtiyaçlarını karşılamak üzere ortaya çıktı. Sf. 304 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi;…

  • Darwin ve Wallace yeni türleri yaratmada (doğaüstü bir yaratıcı dışında) bir doğal gücün rol oynadığına inanıyorlardı ve bunun doğal seçilim olduğunu buldular. Einstein ve Hubble evrenin büyük ölçekli yapısının doğaüstü müdahaleler yerine doğa yasalarının işleyişiyle anlaşılabileceğine inanıyorlardı; sonunda bunu görelilik ve yerçekimi ilkelerinde buldular. Böyle nihai açıklamalar aramamızın sebebi kalıp arayan ve özne varsayan primatlar…

  • Dinsel itikadın ve Tanrı’ya inancın aynı ölçüde uyarlanmaya bağlı evrim açıklamaları vardır. Din, topluluk kenetlenmesini ve ahlaki davranışı pekiştirmek üzere evrimle ortaya çıkmış bir sosyal kurumdur. İnsan kültürünün fedakârca, karşılıklı fedakârlık ve dolaylı fedakâr olmayı özendirmeye ve bir sosyal topluluğun üyeleri arasında işbirliğine ve yardımlaşmaya bağlılık düzeyini açığa çıkarmaya yönelik ayrılmaz bir mekanizmasıdır. Sf. 241…

  • Tanrı’ya inanırken ya da âşık olurken yaşadığımız duyguları açıklamak için bilimin sunduğu şeyler çatışmalı değil, tamamlayıcıdır; küçültücü değil, katkı sağlayıcıdır. Birine âşık olduğumda ilk baştaki şehevi duygularımın testosteron salgılamayı tetikleyen hipotalamusun ürettiği bir sinir hormonu olan dopaminle, yani cinsel arzuya yön veren hormonla arttığını ve daha köklü bağlanma duygularımın ise hipotalamusta sentezlenen ve hipofiz tarafından…

  • Bilim doğaüstü alanda değil, doğal alanda iş görür. Aslında, doğaüstü ya da normal-ötesi diye bir şey yoktur. Sadece doğal şeyler, normal şeyler ve henüz doğal sebeplerle açıklanamayan gizemler vardır. Doğaüstü ve normal-ötesi gibi kelimelere başvurmak, sadece doğal ve normal sebepleri bulmamıza ya da bunları bulamayınca ilgisizlikten dolayı aramayı bırakmamıza kadar bir dilbilimsel yer tutucu sağlar.…

  • Einstein’ın Tanrı üzerine en ünlü görüş beyanı, soruya en fazla elli kelimeyle cevap vermesinin istendiği bir telgrafta karşımıza çıkar. Cevap istenenden de kısaydı: “Spinoza’nın var olan her şeyin geçerli uyumunda kendisini açığa vuran Tanrı’sına inanıyorum; ama insanların yazgılarıyla ve davranışlarıyla uğraşan bir Tanrı’ya inanmıyorum.” Sf. 236 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni…

  • Bazı kozmologların öngördüğü gibi, evrenler göçen karadeliklerden ortaya çıkmışsa, yeterince ileri bir DDZ’nin bir yıldızın bir karadeliğin içine göçüşünü tetikleme yoluyla bir evren bile yaratması akla sığmayacak bir iş değildir. Canlıları, gezegenleri, yıldızları ve hatta evrenleri düzenleyebilen bir zeki varlığa ne ad verirdik? Bu mühendisliğin temelinde yatan bilim ve teknolojiyi bilmemiz halinde, ona dünya dışı…

  • Yeterince ileri bir dünya dışı zekâ, Tanrı’dan ayırt edilemez. Sf. 231 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 231) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tanrı’nın varlığını kanıtlama yükümlülüğü inançlılara düşer; inançsızlar için Tanrı’nın varlığını çürütme yükümlülüğü yoktur. Sf. 230 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 230) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tanrı’nın varlığı konusunda kişisel vahiy gibi yan savlara yönelirler; oysa vahiy, tanım gereği kişiseldir ve vahiy deneyimini paylaşmamış olan ötekiler açısından kanıt yerine geçmez. Sf. 230 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 230) kitabından birebir alınmıştır.

  • Agnostik daha fazla bulgu toplanana kadar karar vermekten kaçınan biri demek değil midir? Sf. 227 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 227) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bakireden doğma efsaneleri aynı şekilde bütün zamanlarda ve coğrafyalarda karşımıza çıkar. Bir erkeğin bildik yardımı olmaksızın anne rahmine düştüğü ileri sürülenler arasında Dionysos, Perseus, Buda, Attis, Krişna, Horus, Mercury, Romulus ve haliyle İsa sayılabilir. Antik Yunan Şarap Tanrısı Dionysos ile Nasıra’lı İsa arasındaki paralelliklere bir bakalım. Her ikisinin de bakire bir fani kadından doğduğu söylenir,…

  • Bununla birlikte, dopaminin birçok inançta olduğu gibi dinsel inançta da rol oynaması, bu kitabın beyinde çok çeşitli bağlamlarda inançları yaratan ve değerlendiren belirli alanlarla bağlantılı bir inanç motorunun bulunduğu yolundaki tezini desteklemektedir. Bu motorun oynadığı rollerden biri, en başta Tanrı’ya inancı da kapsamak üzere, varsayıma dayalı bütün savlara inancı ödüllendirmektir. Bir başka deyişle, Tanrı’ya inanmak…

  • Bu sonuçlar, temelinde, dindar ailelerde yetişen insanların daha sonra dindarlığa yönelmesinin çoğunlukla ebeveynlerin birinden ya da her ikisinden dinsel duygulara olumlu tepki verme eğilimini kalıtımla almasından kaynaklandığı söylenebilir. Böyle bir genetik eğilim olmadığında, anne babanın dinsel öğretileri çok az kalıcı etki bırakıyor gibidir. Elbette genler kişinin Museviliği, Katolikliği, Müslümanlığı ya da başka bir dini seçmesini…

  • Ama topluluklar büyüyüp on binlerce, yüz binlerce ve zamanla milyonlarca insanı kapsayacak düzeye varınca toplum kurallarını uygulamayı sağlayan böyle gayriresmi araçlar işlerliğini yitirdi; çünkü büyük topluluklarda asalakların ve kurallara uymayanların cezadan sıyırmaları daha kolaydı. Artık daha resmi bir şeye gerek vardı. Dinin oynadığı hayati rollerden biri budur; kurallara uymayanlar bir ihlalden dolayı ceza görmekten kurtulduklarını…

  • 2009 sonu itibarıyla 5,7 milyar insana denk gelir. Bayağı yüksek bir sayı. Hıristiyanlar yaklaşık 2 milyar mensupla ağırlıklı olarak ilk sırada yer alır ve bu kitlenin yarısını Katolikler oluşturur. Müslümanlar bir milyarı biraz aşan bir nüfusla ikinci sırada gelir. Hindular 850 milyon dolayında, Budistler neredeyse 400 milyona yakındır. Sf. 213 Amerika’nın insan türünün en dindar…

  • Sadece bu dünya varsa; .. şu anda, değer verilen özler olarak, önem taşıdığı bir ortamda, yaşamımız, ailemiz, dostlarımız, sosyal çevremiz ve başkalarına davranış biçimimiz ne kadar da anlamlı hale gelir. Sınırlı zaman ve mekân içinde hep birlikte yaşamın seyrinden geçerken, yani kozmosun oyununda anlık bir sahne alışı yaşarken, bu gerçekliğin farkında olmak hepimizi daha yüksek…

  • İnanç sistemlerimiz, inanmak istediğimiz şeyleri desteklemenin bir yolunu hemen her zaman bulacağımız şekilde düzenlenmiştir. Sf. 211 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 211) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eksik yüzde 10, her teoride açıklanamayan anomalilere ilişkin bir tortunun her zaman kalmasından dolayı bilim dünyasında bazen verilen adla “tortu sorunu”, sadece her şeyi açıklayamayacağımız anlamına gelir. Gerilemeye yüz tutan her kanserli tümörü açıklayamamamız, mucizevi doğaüstü güçlerin ara sıra kanseri bertaraf ettiği anlamına gelmez. Sadece modem tıbbın insan vücudunun harikalarını ve gizemlerini çözmede henüz alması…

  • Sinir esnekliğinde gözlemlediğimiz şey, büyük olasılıkla bir sinir şebekesi geribildirim döngüsüdür. Bir nöron öbeği ya da dizisi “irade”, “niyet” ya da “amaç” diye tanımladığımız belirli bir kalıpta ateşlemeye geçer ve söz konusu alandaki beyin hasarı yüzünden yitirilen aktiviteyle bağlantılı başka bir nöron öbeği ya da dizisiyle etkileşime girer. Bu süreç dendritlere yeni sinaps bağlantıları oluşturma…