Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İnançlar, Mezhepler

  • Tevrat, beş kitaptan oluşuyor: Tekvin, Çıkış, Levililer, Sayılar ve Tesniye. Hz. Musa’dan sonra gelen kitaplarla Yahudilerin Tanah adını verdikleri Eski Ahit meydana geliyor. Yani Eski Ahit, Tevrat’ın yazıtı kurallarını içeriyor. Tevrat’ın bir de gelenek halini almış, hahamların yorumlarını içeren sözlü kuralları vardı; bunlar MS 200-500 arasında kâğıda döküldü: buna Talmud deniyor. Tevrat denilince, Eski Ahit…

  • “Kürdistan’ın ikinci Fatihi” de deniyordu, Kürt feodallerini kırıyordu. Üçüncüsü, Bedirhan İsyanıdır, ilk büyük Kürt Kalkışması sayıyoruz. “Kürt İsyanı” olarak da görülse, Bedirhan, Yahudi mi idi, bu soruyu formüle edebiliyoruz ve güçlük buradadır. Çünkü bazı kaynaklara göre kırk bin Süryani’yi üç günde yok etti, on bin de olabilir, bunu “Yahudi – Hristiyan Harpleri” manzumesine dâhil edebilir…

  • Batı dillerinde “Transkafkasya” ve Arabi “Mavera-i Kafkas” çağrılıyor, bizim yamaçtan ise “Kafkas-Berisi” demektir, Rusça “Pred-Kafkas” diyoruz, Azeriler, ki Rusyalılar ve bunlardan etkilenerek Batılılar “Tatar” tesmiye ediyorlar, Gürcüler ile bilhassa Ermeniler yaşıyorlardı, iç içedirler. İçlerine, Hazar Yahudileri, sürgünde gelip İsrael ile bağları kopuk Yahudiler ile Kripto-Yahudiler mebzulen (zibil gibi yani bol olarak) karışmışlar. Hakiki Tatarlar, Kırım…

  • Tanrı’yı, güvensizler yarattılar. Peygamberler de güvensizdiler. İleriye atılmadılar. Hepsinde bir hicret var. Sf. 79 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 79) kitabından birebir alınmıştır.

  • Savcılar, Türkçe “peygamber” demektir, Tanrı’ya neden muhtaçtırlar; Tanrıları hep peygamberlerin kelamından tanıyoruz. Şüphesiz, bu kelamın, Tanrı katından indiğini, bizzat peygamberler söylüyorlar; müminler de hep “peygamberimiz efendimiz buyurdular ki” demektedirler. Kaldı ki, İslam’daki ünlü kelam gerçekten önemlidir; “la ilahe illallah” sözünde, ilk bölüm, “Allah yoktur” anlamındadır. İkinci bölüm ise “benimkinden gayri” demek oluyor ki, biz yine…

  • Tanrılar mı peygamberleri, yoksa peygamberler mi Tanrıları seçtiler; İnönü, Atatürk’e ve Lenin Marx’a ne kadar muhtaçtılar, sorabiliyorlar. Belki de peygamberler, Tanrısız, kendilerini güvende hissetmiyorlar. Sf. 23 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çünkü yalnızca Marx’ın sistemi değil, tümüyle bilim ile Tanrı birbirinin rakibidir. Tanrı, inananlar için, bir düzenleyicidir; bilim, Tariki İlim’e girenler için, bir doğada ve toplumdaki düzencilikleri arama ve bulma çabasıdır. Hem Tanrı’ya inanmanın ve hem de bilime güvenmenin mümkün olmayacağını düşünüyorum. Sf. 110 Alıntı; Bir Soran Olursa – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ağustos 1987 –…

  • Dünya materyalisttir; maddî kırım gerekiyor. Orta çağ antik kentleri yıktı. Orta çağ, antik kültür ve bilimi gömdü. Orta çağ, antik kültür ve bilimi taşıyan aydınları gömdü. Orta çağa geçmek için yıkım gerek. Petrol bunalımının kent yaşamında yarattığı şoku, böyle bir yıkım olarak algılıyorum. Bu çalışmama, bu bunalımın Washington ya da Ankara’nın günlük yaşamında yarattığı katastrofik…

  • İnsanlığın gelişimi, doğanın kontrolü yönündedir. İnsan doğayı ve kendi yazgısını kontrol ettiği ölçüde insanlaşıyor. Böylece insanlığın gelişimi doğaüstü güçlerin varlığını red ile birlikte yükseliyor.                                    Doğaüstü güçlere inanmak, insanın zavallılığıdır. İnsan olmaktan çıkışını gösteriyor. Bu bağlam içinde Marx’in, Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Katkı-Önsöz’ünden bir aktarma yapmak zorunluluğunu duyuyorum: Şöyle: “Din, ya kendisini henüz bulamamış ya da…

  • Bedreddin Simavi İsyanı’yla ilgili rivayetler de mevcuttur. Bu rivayetler şimdiye kadar açık şekilde belirtilmemiş ve iddia edilmemiş olmasına karşın Bektaşi – Hurufi tarikatıyla pek de ilgisiz olamaz. Bu isyan, kısmen dini, kısmen sosyal bir hareketti. Bunun programı, dini kaynaşma ve müşterek mallarla ilgili Bektaşi – Hurufi hükümlerini içeriyordu. Hristiyan müritler, coşkulu bir istekle karşılanıyor ve…

  • Bedreddin’in Tire’ye gelmesiyle kentte ve kırsal kesimde büyük bir canlılığın yaşandığını görüyoruz. Kentteki Hristiyan ve Yahudiler de şeyhe büyük ilgi göstermektedirler. Bu arada Türkmenlerin yoğun ilgisi kentteki Sünni kesimleri ve otoriteleri rahatsız etmeye başlamıştır. Düşünceleri kısa süre içinde köylere değin yayılmakla kalmamış, Tire adeta onu görmek, onunla konuşabilmek için dolup dolup boşalmaktadır. Daha sonra adı…

  • “Bütün âlem kendisini bütünleyen parçalarıyla birlikte sapasağlam bir insan gibidir. Ucu bucağı bulunmayan bu boşluk içindeki, büyük ve küçük herhangi bir şeyin diğerlerine çok kuvvetli bir bağlantısı ve göz ardı edilemeyecek birçok etkileri vardır. Bu âlemin düzenine neden olan şey, onun bu bağlantılı durumu üzerine kurulmuş olmasıdır. Bu nedenle. “Yer, gök ve diğer yıldızlar bulundukları…

  • (Bedrettin’in eseri Varidat’tan alıntı yapılmış;) “Hiç şüphe etme ki, Semavi kitaplarda yazılı veya haberle, yayılı köşkler, ırmaklar, cennet, huri, azap, cehennem ve emsali şeylerin herkesçe malum anlamlarından başka manaları da vardır. Ve onları ancak hakka ermiş olanlar bilirler.” “Bu beden için kalım olmadığı gibi, sona erdikten sonra cüzleri için de eski şekli üzerine birleşim yoktur.…

  • (Yazar, Bedrettin’in eseri Varidat’tan alıntı yapmış;) “Bütün namazlar ve niyazlar ahlakın düzeltilmesi ve iç yüzün arılanması içindir. Hakiki ibadetin hiçbir kayıt ve şartı yoktur. Herhangi tarzda yapılırsa yapılsın Allah’ın isteğine uygun olur. İnsanlar, Allah’ı hakkıyla bilecek olurlarsa, içlerinden pek az kimse ibadetle uğraşır. Ekserisi ibadetten vazgeçer.” Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan,…

  • Hemen belirtelim ki, Tire’deki ibadet mekânı ve kutsallıkla ilgili bir örnek, bunun en güzel kanıtı olsa gerektir. Örneğin, 15. yüzyıl dini yapılarından Şemsi Zaviyesinin alt katı ayazma idi. Osmanlı Döneminden günümüze bu yerin “Üstü mescit, altı kilise” olarak ifadesi hoşgörü mirasının bir kanıtıdır. Ayazmaya gelen Hristiyanlar, burada mumlar yakarlar, dualar ederler, kutsal suyla yüzlerini yıkarlar…

  • Hurufiliğin kurucusu Fazlullah Estrebadi’nin halifesi olan Feyzullah, onlara Hurufiliğin esaslarını ve gizlerinin yanı sıra astronomi ve mantık dersleri de verdi. Bilindiği gibi, Hurufiliğin kurucusu olan Fazlullah Estrebadi, Fazlullah Hurufi olarak da tanınmaktadır. Sf. 82, 83 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 82, 83) kitabından birebir alınmıştır.

  • Olayların hazırlık kenti ve strateji belirlemede Tire başta olmak üzere, Karaburun ile Manisa (Sart) ve Edirne’nin hangi nedenlerle olaylarda belirginleştiği bir bakıma daha açık anlaşılacaktır. Bedreddin’in Tire’yi karargâh seçiminde, tarihçilerin, salt Alevi ağırlıklı bir kent yorumu pek inandırıcı gelmiyor. Anadolu’da Alevi ağırlıklı başka kentler yok muydu da, Bedreddin Tire’yi seçti? Bu gerekçeye katılanlar arasında Prof.…

  • Büyük olasılıkla, Bizans’ın manastır sistemini esas alan bu kurum, onun kadar organize ve işlevsel değildi. Başlangıç yıllarında oldukça küçük yapılar olarak ortaya çıkmıştı. Kentlerde ve kırsalda manastırlar örneğinde olduğu gibi çığ gibi büyüyen zaviyeler, güvenlik, konaklama, yemek ve tarikatın evleri olarak dar bir işlev alanıyla çalışmaktaydı. Zaviyelerde bir zaviye şeyhi bulunurdu. Bizans manastırlarının mal varlığına…

  • Mizancı Murat Bey, başkaldırıda önemli bir kurumlar gerçeğini yakalayan ve bu kurumlara dikkat çeken bir tarihçimizdir. Bu hareketin önemli odak noktalarından başlıcası olan tekke ve manastırların, Börklüce tarafından hedef kurumlar olarak ortaya konmasındaki nedene dikkat çekmektedir. Ayaklanmacılar, “Camilere, kiliselere ve sinagoglara dokunmuyorlardı. Ancak, Tekkelere ve Manastırlara aman vermiyorlardı. Sf. 34 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin…

  • Sultanın dini nedenlerle uzun süre ertelediği elektriklendirme projesi tamamlandı, tramvayları artık atlar çekmiyordu. Yaz günleri Haliç tezekten çok çamur kokuyordu. Paris’teki gibi “metro” adı verilen bir tünel, Galata’yı Pera’ya, yani yoksul halkı Avrupalı seçkinlere bağlıyordu. Delikanlılar ilk otomobillere gönül veriyordu. Bizler domuz, tavşan ya da kabuklu deniz hayvanlarına hâlâ el sürmediğimiz halde, kaşer et (dinî…