Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: İnançlar, Mezhepler
-
Yalnızca eylemciydiler; göçerler, adları üzerinde sürekli hareket ediyorlar. Yurt ve aile bağları, sürekli hareket eden göçerlerin dünyasının dışında kalıyor… Bağsızlık inançsızlıktır. Sf. 26 Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 26) kitabından birebir alınmıştır.
-
Üç tür insan vardır; Tanrı’yı arayan ve bulduktan sonra ona hizmet edenler, Tanrı’yı arayan ama bulamayanlar ve ihtiyaç duymadıkları için onu aramayanlar. İlk gurup mutlu ama mantıksızdır. Son gurup belki mutlu değildir ama mantıklıdır. Durumu en kötü olanlar ise ortadakilerdir, çünkü hem mutsuz hem de mantıksızdırlar. Sf. 359 Alıntı; Alamut’a Dönüş (Güvercinin Gerdanlığı) – Ernst…
-
Allah, hiç kimsenin hatta kendisinin de kaldıramayacağı ağırlıkta bir taşı yaratabilir. Peki, kendisi de bu taşı kaldıramazsa, sonsuz kudreti nerede kaldı. Sf. 224 Alıntı; Alamut’a Dönüş (Güvercinin Gerdanlığı) – Ernst W. Heine, (Yurt Yayını, Sf. 224) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kendisinden ve tartışılmaz kanunlarından başka hiçbir kudretin varlığına müsaade etmeyen tek tanrı fikrinin ortaya çıkması için, başka hiçbir doğa çöl kadar uygun koşullara sahip değildir. Sf. 123 Alıntı; Alamut’a Dönüş (Güvercinin Gerdanlığı) – Ernst W. Heine, (Yurt Yayını, Sf. 123) kitabından not alınmıştır.
-
Halvetilik, Allah’a zikir yoluyla ulaşılacağına inanılan bir tarikattır. Buradaki zikirde ana ilke “zikrullah” yani Allah’ın adını anmaktır- Halvetiler yüz kez istiğfar ediyor, yüz kez de salavat getiriyorlar, sonra da esmayı seba (yedi ad) zikrine geçiyorlar. Ondan sonra mürit önce kafasını sağ omzuna (“la ilahe” diyerek) sonra sol omzuna doğru (“illallah” diyerek) kafasını sallayarak otuz üç…
-
Kadızâdelilerin, Halvetiye tekkelerine saldırmalarıyla başlayan ayaklanmayı, Köprülü Mehmed Paşa yeniçeriler sayesinde hemen bastırıverdi. Köprülü kısa sürede emirlerini yerine getirmeyenleri görevlerinden aldı ve yerine kendi adamlarını yerleştirdi. Osmanlı iç piyasasını güvenilir hale getirmek için, halktan ve esnaftan haraç toplayanları yakalatıp hemen idam ettirdi. Köprülü’nün 5.000 ile 40.000 arasında insanı idam ettirdiği yazılmaktadır. (1) Sf. 417 Alıntı;…
-
O tarihte ittihatçılara katılan bir isim daha vardı: Türkiye’nin ileri yıllarda “Said-i Nursi” olarak tanıyacağı Said-i Kürdi! Manyasizade Refik Efendi aracılığıyla İttihatçılarla tanışmıştı. Kıyafeti hayli ilginçti ve herkesin dikkatini çekiyordu; kaplan postuna benzeyen bir kürkü, başında Buhara kalpağı, göğsünden beline doğru inen gümüş savatlı kemerde süslü bir Diyarbakır kaması vardı. Sf. 89 Alıntı; Efendi (Beyaz…
-
“Yakubîler”, “Karakaş” ve “Kapancı” adlı bu üç Sabetayist gurubun toplumsal ve ekonomik konumları birbirlerinden farklıydı, Yakubileri, Selanik’teki üst sınıf Osmanlı memurları oluşturuyordu. En kalabalık grup olan Kapancılar, çoğunlukla İzmir’de oturuyorlardı; üst ve orta sınıfı oluşturan tüccarlardı. Muhafazakâr olmalarıyla bilinen Karakaşlar ise, zanaatkâr, esnaf ve işçilerden oluşuyordu, örneğin berberler, kasaplar, kunduracılar ve hamallar bu gruba dâhildi.…
-
Tartışmalar sürerken, Osman Baha’nın ölümü grupta ayrılığı kesinleştirdi. Çünkü İbrahim Ağa, “Mesih ölmez, bedeni çürür görüşünü ileri sürerek, mezarın açılmasını istedi. Mezar açılıp ve İbrahim Ağa başkanlığındaki grup Karakaşlardan koptu. Çoğunluğu İzmirli olan ve başım İbrahim Ağa’nın çektiği gruba “Kapancı” (Kapaniler) denildi. Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı…
-
Sabetay Sevi öldükten sonra Sabetaycılığın merkezi durumuna gelen kent Selanik’ti. Sabetay Sevi’nin son eşi Ayşe, Selanikliydi. Ayşe, kardeşi Yakov Kerido’nun (Abdullah Yakub), ölen eşinin ruhunu taşıdığını öne sürdü. Sabetay Sevi (Maşiah) ile cemaat arasındaki bağlantıyı ancak Yakov Kerido’nun sürdüreceğini söyledi. Böylece Kerido’ya inanan taraftarlar oluşmaya başladı. Yakov Kerido, yani Müslüman adıyla Abdullah Yakub, İslam’ın emirlerini…
-
Evliyazâde Mehmed Efendi’nin, Tilkilik’te büyük bir köşkü, köşkün de iki dönümlük bir bahçesi vardı. Çatısında büyük kubbesinin olduğu bu köşk, Konak’ta Kemeraltı Caddesi’nin başlangıç bölümündeydi. Özellikle yoksul Müslümanlar, bu köşkü yakandan tanırdı; çünkü her ramazan ayında köşkte, otuz gün boyunca iftar yemeği verilirdi. Evliyazâde Mehmed Efendi, bu iftarlara yakın dostlarını da çağırırdı. İftarda namaz kıldırmak…
-
Eski Museviler Süleyman Mabedindeki Kudüsülakdas’da Tanrı ile birlikte onun dişi dengi Shekinah She Kinah (şekinah) ın da oturduğuna inanırlardı. Ruhsal bütünlük arayan erkekler sevişecekleri rahibeleri ziyaret etmek için mabede gelirler ve fiziksel birleşme sayesinde kutsallığı tecrübe ederlerdi. Sonra Hıristiyanlar seksi kötü gösterdiler, iğrenç ve günahkâr bir davranış olduğuna inandılar, diğer dinler de onu izlediler. Sf.…
-
Constantine yeni bir İncil yazdırdı, eski İncil’i toplatıp yaktırdı. Yasaklanmış İncilleri Constantine’in yazdırdığına tercih edenler kâfir ilan ediliyordu. Kâfir heretik kelimesi tarihin bu döneminden gelir. Sf. 262 Alıntı: Da Vinci Şifresi – Don Brown, (Sf. 262) romanından birebir alınmıştır.
-
Constantine MS 325’ten sonra bir konsey topluyor. Tarihin o anına kadar Mesih, müritleri tarafından ölümlü bir peygamber olarak kabul ediliyordu, bir ölümlüydü. Mesih’in, Tanrı’nın oğlu olduğu Nikaia Konseyinde teklif edilmiş ve onaylanmıştır. İsa’nın Mesih olması, Kilise ile Devlet’in işlemesi için elzemdi. Sf. 260, 261 Alıntı: Da Vinci Şifresi – Don Brown, (Sf. 260, 261) romanından…
-
Bugün bildiğimiz İncil, Pagan Roma İmparatoru Büyük Constantine tarafından yazdırıldı. MS 325 yılında Paganlarla Hıristiyanlar çok kötü tartışıyorlar. Roma İmparatorluğu yıkılabilir. bir pagan olan Constantine romanın bölünmesine engel oldu ve 325 yılında ülkeyi Hristiyanlık dini altında topladı. Sf. 259 Alıntı: Da Vinci Şifresi – Don Brown, (Sf. 259) romanından birebir alınmıştır.
-
Şeytana tapanlar deniliyor ancak aslı bu değil; Latince Paganus, taşrada oturanlar ve doğaya tapınanlar demek. Sf. 46 Alıntı: Da Vinci Şifresi – Don Brown, (Sf. 46) romanından birebir alınmıştır.
-
Cennette insanlar çalışmıyorlar. Cennette insanların gelecek kaygıları bulunmuyor. Dinler, insanları cennet düşüncesiyle avutarak cenneti gerçekleştirme projelerinden uzaklaştırıyor. İnsanlar, yaşadıkları dünyada bir cennet yaratmak zorundadırlar. Asillerin angaryasından kaçıp surların dışında bir küçük tezgâh kurarak geçimini sağlayan yeni “kentli” için, bunlara daha sonra burjuva deniliyor, feodalin kırbacının uzanamadığı evi ve tezgâhı bir tür cennet oluyor. Sf. 231…
-
Yemekler yenilip içkiler içilirken. ‘Atatürk Selim Sırrı’ya bir soru yöneltiyor: “Sen dinde devrim yapılması hakkında yazılar yazıyormuşsun, amacın nedir?” Tarcan bu konudaki görüş ve düşüncelerini açıklayarak hükümetin din işinde de öncülük yapması gerektiğini, yoksa dinin yok olup gideceğini söylüyor. Bunun üzerine Atatürk “Bu din batacak, ileride yeni bir din çıkacaktır. Sen bu konularda yazı yazmayacaksın,…
-
Verdiği bilgiler arasında en güveniliri, Trabzonlu bir kökünün olduğudur ve oğlunun adı ise “Ali Nuri” olarak geçmektedir; “Nur” ya da ışık sözcüğüne bir düşkünlüğünün olduğunu çıkarıyoruz. ,, bir kızının adının “canan”, diğerinin de “Saniye” olduğunu öğreniyoruz. Sf. 356, 358 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 356 ile 358…