Kategori: İnançlar, Mezhepler
-
Konstantin’in Mehmet’e şu cevabı geldi: “Kent’i teslim etmek ne benim iktidarımdadır ne de buna buradaki herhangi bir kimsenin gücü yeter. Hepimiz kendimizi ölüme hazırladık ve bundan da üzüntü duymayacağız.” Kent’ini ve halkını seven bir onurlu yönetici davranışı ile karşı karşıyayız. 29 Mayıs yaklaşırken surların içinden en çok “Kirye Elison” sesleri yükseliyordu; İstanbullular “Tanrım, bize acı”…
-
“Son derece önemsiz bir adım, Seni, en büyük, en güçlü, yaşayan ölümlülerin en meşhuru yapabilir. Nedir diye soruyorsun? Anlamak zor değil; bulmak için uzağa gitmeye gerek yok. Her yerde bulunabilir: Vaftiz olmak, Hıristiyanlığa dönmek ve İncil inancını kabul etmek için, biraz su, aqme pauxillum. Bir kez bunu yapınca, yeryüzünde şöhrette Seni geçecek, güçte Sana eşit…
-
Papa İkinci Pius, Mehmet’i vaftiz etmeyi planlıyordu, Mehmet’e teklif edilen Hristiyanlıktır. Sf. 319 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi 1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 319) kitabından birebir alınmıştır.
-
Dağlar, eski kaçaklara ve gecekondular yenilerine sığınak sağladılar. Dağlar, gecekondular ve uç topraklar, hoşgörü yataklarıdırlar. Aynı zamanda inancın sığlaştığı mekânlardır, diyebiliyoruz. Sf. 283 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi 1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 283) kitabından birebir alınmıştır.
-
Moğol sürülerinin her kampında bütün dinler yan yana ve serbestçe öğretiliyor, uygulanıyor. İmam, Rabbi, Papaz, hepsi hepsi haraç ve hizmetten aynı ölçüde bağışık tutuluyorlar; Cengiz, Buhara’da Kuranı atlarının ayakları altına atmakla birlikte, peygamber ve papadan aynı ölçüde saygıyla söz etmekten geri kalmıyordu. Vahşi ve hürmetlidirler. Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi 1. Basım,…
-
Dinler, iyi veya kötü, dağlara giremiyorlar. Dağlarda bütün dinler, ortodoksisini kaybetmiş, büyük ölçüde bozulmuş ve birbirine son derece yaklaşmış bir biçimde ve yan yana yaşıyorlar. Dağların, her türden inanç karşısında bir rezistansı var. Sf. 282 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi 1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 282) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bu sonuncu kategorinin bir kısmı korunuyordu, yalnız yıllardır kendilerini, Tanrının seçkin hizmetkârları olarak tanıtmışlardı ve salgını, işlenmiş günahlara karşı Tanrının ilahi bir cezası olarak gösterenler çoğunluktaydı; hastaların yardımına koştuklarında Tanrının bunları koruyacağı ve dolayısıyla vebanın bulaşmayacağını göstermeleri gerekiyordu; dine güven böyle sağlanabilirdi, böyle yaptılar ve hepsi öldüler. Ölümde demokratizasyon derken, bunu kast ediyorum.” Diğer kanıtlarına…
-
Üstelik Mevlâna’yı son zamanlarda ailesi dışında hiç bir kimse ile görüştürmemeye başlamıştım. Günü benimle başlıyor, gecesi benimle bitiyordu. Allah muhabbeti insanların dedikodu türünden gevezeliklerinden tabiî ki taşkın olmalıydı, o bir elmastı, ne işi vardı tenekelerin yanında. Kanı kaynayan, dili benim kadar sivri, bakışı delici, hoyrat Alâeddin bir sabah babasının hücremden çıkışı sonrası birden içeri dalıp:…
-
Mevlâna ile günler süren halvet ile haldeş olduk ama sırlarıma vaki olmaya hazır görmek için onu da sınavlardan geçirmeliydim. Bu sınavlar önemliydi. Eğer diğerleri gibi en ufak bir tereddüt gösterirse, o gece sessizce Konya’yı terk edecektim. Bir sabah odamın kapısını vurdu. -Gel Mevlâna’m gel. Otur. Senden bir isteğim olsa yapar mıydın? -Tabii söyle. –Bana gönlümü…
-
28 Temmuz 1989 günlü gazetenizde, “akrabam” olduğunu “yakınlarımın benden utanç duyduklarını” ileri süren, adı, kimliği belirsiz bir kişinin mektubu yayımlandı. Karşılık verdim, böyle bir akrabam olamayacağım belirttim. Ve belirttim ki, değil yakınlarım, komşularım içinde bile hep sevilip, sayılırım. Başka türlü de olabilirdi, ama yok. Çekirdek ailem olan karım ve çocuklarımla normalin de üstünde, birbirimizi sever…
-
Doç. Dr. Yaşar Kutluay, AÜ İlahiyat Fak. Yay., Ankara, 1965, Sf.7 “Halen Amerika’da bir kütüphanede bir yazma eser vardır ki, İbrani harfler ile Arap’ça yazılmıştır. Eseri yayımlayan ‘bilgin’, el yazısının, ‘12. yy’a ait olduğunu ve Karai mezhebi (Yahudi mezhebi) aleyhtarı bazı yazmalar arasında ele geçirildiğini belirttikten sonra, “bunda Peygamber Muhammed’in Yahudi arkadaşlarının bir listesi ile…
-
Muhammed açıklıyor: “El îmânu Yemânin.” Anlamı şu: “İmân Yemenlidir.” Sf. 171 Dahası, bu hadisi, Muhammed’den 11 arkadaşı aktarmıştır. Onun için bu hadis, sağlamlık derecesinin en üst basamağı olan “tevâtur” basamağına yükselmiş, “mutevâtır” hadisler arasında yer almıştır. Sf. 171 Hadise göre “İslâm’ın tümü Yemenli” 11 “sahâbinin Muhammed’den aktardığı ve sağlamlığına kuşku duyulmayan hadiste, ‘İman Yemenlidir” dendikten…
-
Ne tür karşı çıkılırsa çıkılsın, gerçek ortada: İslâm, tümüne yakın bir bölümüyle, “gök cisimlerine tapınma”yı içine alan Sâbiîlikten kaynaklanmıştır. Bu kaynaktan kimini doğrudan, kimini de Yahudilik, Hristiyanlık gibi dinler aracılığıyla almıştır. Ve kesinlikle, “vahy eseri” değildir. Yani, Tanrı, “gök”ten ve “Muhammedi aracı (peygamber) kılarak indirmiş” değildir.” Sf. 167 Alıntı; Din Bu II (Tabu Can Çekişiyor)…
-
Edip Yüksel, “Son Peygamber Bir Sabiîydi” başlığı altında, “peygamberin “daha önce doğru yol üzerinde bulunduğu ve hiçbir zaman putlara tapmadığı” yolundaki “iddialar”ı doğru kabul etmiyor. Bu ”iddialar”ın, Kur’an’da, anlatılanlarla da çeliştiğini savunuyor. Yüksel, Muhammed’in daha önce “kavminin dininde”, yani “putatapar” bulunduğu görüşündedir. Bunu açıkça belirtiyor. Sf. 159 Alıntı; Din Bu II (Tabu Can Çekişiyor) –…
-
“Hadisler”e “güvenilemeyeceğini” belirten Edip Yüksel’in unutmaması gereken yönlerden biri bu. Yine unutulmamalı ki, “hadis”leri aradan çıkardığınız zaman, İslam’ın yapısından çok önemli bir kesimi gider. Dahası, çok şey kalmaz İslâm’dan: Düşünün ki, beş vakit namaz, nasıl namaz kılınacağı, nasıl oruç tutulacağı ve öteki ibadet biçimleri Kur’an ayetlerinde yok. “Hadis”ler kaldırıldığı zaman, “ibadet”ler dayanıksız kalır. Ya da…
-
1-Sâbiîlik dini inanırlarının Kur’an ayetlerinde “Kitap Ehli” sayılanlar arasında yer alması (birçok İslam fıkıhçısı da bu görüştedir. Ebu Hanife de bu yönde fetva vermiştir) boşuna değildir. Sâbiîlik dininin İslam’a kaynaklık eden bir din olmasındandır. 2-Gerek Yahudilikte gerek Hristiyanlıkta ve gerekse İslam’da, Sâbiîlik dininin çok kınanıyor oluşu, yeni türeyen bir dinin, türediği kaynağı “inkâr” etmesi geleneğindendir.…
-
Bu yazı, İbn Meymun‘un, Delâletü-l-Hâfirin adlı ve Prof. Dr. Hüseyin Atay tarafından Arapça olarak yayınlanan kitabından. İbn Meymun (1135-1205) daha önce de belirtildiği gibi, Yahudilikte son derece önemli bir kişidir, bu dinin ikinci kurucusu sayılır. İbn Meymun Sâbiîlik dininde olanları nasıl kınamaya çalışıyor, onlarla nasıl savaşıyor; belli oluyor bu yazısında da. Ve açıkça görülüyor ki,…
-
Süryan toplumu, toplumların en eskisidir. Âdem ve oğulları Süryanca konuşmuşlardır. Sf. 141 Ben belirtmeliyim ki, Sâbiîlerin kutsal kitapçıklarından iki kutsal kitapçık (sahife) gördüm. Ama bu iki kutsal kitapçık, İdris’den (İdris Peygamberden) aktarılmaydı. Bunlardan birincisi, namaz-dua kitapçığıydı: Onda olanlardan kiminde şöyle deniyor: “(Ulu Tanrı) başların bağlı bulunduğu Ezeli’sin (öncesiz ve sonra-sızsın) Sen! Akıl-düşünce ve gözlem alanına…
-
Sâbiîlerin farz olan Oruçlarının otuz gün olduğu da açıklanıyor. Sf. 136 “Sünnet olmayı bırakırlar. Doğanın yaptığının (doğal görünümün) üstüne değişik bir şey yapmazlar. (Yani doğada, doğuşta nasılsalar öyle kalırlar)” deniyor. Sf. 136 Peygamberin nasıl olması gerektiği konusunda: “Peygamber, ruhsal yönden bütün kınanası (aşağılık) şeylerden uzak kalabilmiş kişidir. Bedeninde de sakatlıklar yoktur. Her tür övülesi şeylerde…
-
Burada, İbn Nedim bir kitaptan söz ediyor (El Fihrist) “Çok eski nüsha bir kitapça okudum. Me’mun (Halife) kitaplığından alınmışa benzer. Bu kitap Suhuf’un (peygamberlere indirildiğine inanılan kitapçıklar, sayfalar) adları, sayısı (gökten) indirilme (büyük kutsal) kitaplar, iletenleri (peygamberleri) aktarılıp anlatılıyor. Çoğu Haşevyye (yoruma karşı olan bir mezhep) ve halk bunları doğruluyor, bunlara inanıyorlar. Şimdi ben, söz…