Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: İnançlar, Mezhepler
-
Din, insanoğlunun kafasının, duyularının prangasıdır. Hem de zincirinden kurtulmuş olanlara saldırtır. En iyi uyuşturucudur, …. İnsanlığın bir şanssızlığıdır. Alıntı: Turan Dursun’un Hayatı – Şule Perinçek (Kaynak Yayınları – Sf. 76, 77) kitabından birebir alınmıştır.
-
Beş vakit namazın, 30 günlük orucun aynısı Sâbiîlikte de vardı. Oysa Sâbiîler güneşe, yıldızlara, aya tapıyorlardı. Aslında dediğin gibi güneş ve ay değildi onların tanrısı; güneşin, ayın, yıldızların da içinde bulunduğu Yüce Tanrı kavramıydı düşüncelerinde olan. Boy abdesti Sâbiîlerde de var. Alıntı: Turan Dursun’un Hayatı – Şule Perinçek (Kaynak Yayınları – Sf. 45) kitabından birebir…
-
Hıristiyanlık Yahudiliğe karşı bir tepki olarak çıkmış. İsa’nın kendisi de Yahudi’dir. Esasen İsa yaşamış mı yaşamamış mı belli bile değil. Alıntı: Turan Dursun’un Hayatı – Şule Perinçek (Kaynak Yayınları – Sf. 50) kitabından birebir alınmıştır.
-
İnsanoğlu, kolektif olarak ve büyük bir estetik eylem olarak Tanrıyı yarattı. Tanrı’yı doğa ve toplumdaki bütün çirkinlik ve kötülüklerden arınmış olarak yarattı. .. Zavallı insanoğlu, bir süre sonra, kendi elleri ile yarattığı Tanrı karşısında ezildi. Tanrı, insanoğlunu ezmek için kullanıldı. Fakat daha sonra Tanrı gidip fetiş gelince ve kendisini yaratanları ezmeye başlayınca, Tanrı ile insanoğlu…
-
Kemal Tahir’in Yorgun Savaşçısında “Bir şeyin tabu olması için anlaşılması değil anlaşılmaması şarttır.” Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 228) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bir şeyin tabu olması için anlaşılması değil anlaşılmaması şarttır. Sf. 227 Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985 – Sf. 227) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bazı bakımlardan inanılmaz gibi görünse de, Jöntürkler savaşın ilk üç yılı boyunca, inkılap girişimlerini sürdürmeye çalıştılar. 1913 Nisanında çıkarılan bir kanunla, dinsel kurallara göre çalışan Şeriye mahkemelerinden alınan kararların Mahkemei Temyiz adı verilen laik bir itiraz mahkemesine götürülebilmesi ve böylece laik hukukun ulemaya önceliği sağlanmıştı. Müslüman hiyerarşik otoritesinin adım adım kırılması, Sait Halim Paşa’nın Sadrazamlık…
-
20. Yüzyılın en büyük devrimcisiydi, Simon Weil aynı yıl şunları yazıyordu; “halkın afyonu din değil devrimdir.” Bunlar Hitler’e çok uyan sözlerdi. Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 28) kitabından birebir alınmıştır.
-
Dönekler Ortodoks’turlar. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 479) kitabından birebir alınmıştır.
-
Yeni insan ateist olmak durumundadır. İnsanın yücelmesi içindeki Tanrı düşüncesini dışarı atmasıyla mümkündür. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 332) kitabından birebir alınmıştır.
-
Türkiye’de şiddetin beş alanı vardır; Kürt alanının şiddet alanı olduğu kesinleşmiştir. Entelektüel şiddet ikinci alandır. Üçüncü şiddet alanı, gençlik ve özellikle üniversite gençliğidir. Dördüncü şiddet alanı, işçi sınıfı. İslami radikalizm, bir yeni şiddet alanı yaratmaya çalışıyor. İslam bütün dinler içinde şiddete en çok eğilimlisidir. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 –…
-
İdeolojisiz toplum yönetilemiyor. Fetiş, ilkelin ideolojisidir. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 110) kitabından birebir alınmıştır.
-
10 Temmuz 1923 Ankara İstasyonundaki kalemi mahsusa (özel kalem) binasında Fırka nizamnamesini (parti yönetmeliğini) müzakere ettikten (görüştükten) sonra Gazi; “Dini ve namusu olanlar aç kalmaya mahkûmdurlar. ..Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Bunun için önce din ve namus anlayışını değiştirmeliyiz. Partiyi bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz!” (Kâzım Karabekir bu düşüncesinin sakıncalarını…
-
(Yakup Kadri, Mustafa Kemal için böyle söylüyor;) Büyük Ressucteur (ölüye can veren) Alıntı: Atatürk – Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Remzi Kitabevi 1946 Baskısı – Sf.32) kitabından birebir alınmıştır.
-
“-Adam olmak demektir hocam! Adam olmak! İlk Meclis’te, bir gün, laiklik konuşuluyordu. … din alimlerinden bir arkadaş, kürsüye geldi, alaycı bir tavırla; “Arkadaşlar bir laikliktir gidiyor. Affedersiniz, ben bu laikliğin anlamını anlayamıyorum!” diyor. Riyaset makamında oturan Mustafa Kemal Paşa dayanamamış; “-Adam olmak demektir hocam! Adam olmak!” .. bu cevabı alan mebus arkadaşımız hoca efendi, bir…
-
Ermek, Tanrı’ya yaklaşmaktır. Tanrı, üşümez. Üzülmez. Korkmaz. Sevmez. Yaşamaz. Tanrı, ölümü canlandırmaktır. İlkel için ölüm günlüktür. Tanrı’yı yaratmak, aynı zamanda ilkeli yaratmaktır. İlkellik, Tanrısal büyüklüklerin baskısı altında sonsuz küçük zaman ve mekânda sadece canlı olabilmektir. İlkel için yaşam şiddettir. Eren için ölüm, en şiddetli teorik çözüm’dür. Egemen ilkel’dir. Egemen, yaşamı bilmeyendir. Tanrı, yaşamı tadamayandır. Egemenlik…
-
Ölüm, ilkel için çok kolaydır. Ölmek, eren için sonsuz basit oluyor. Ölüm, yaşamı bilenler için çok zor görünüyor. İlkel, yaşamı bilmeyendir. İlkel, öldürmenin seyrine doyamıyor. Eren, yaşamı aşandır. Düşünün dışında, yaşamayandır. Sf. 628 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 628) kitabından birebir alınmıştır.
-
Misyoner tarihine göre bu da bir yaşamdır; fakat daha kötüsü geliyor. 1843-1844 yıllarında Kürtler, «Türk otoritelerin onayı» ile Nestoryanlar üzerine iki cepheden saldırıya geçiyorlar. Böylece, Kürdistan Nestoryanları’nın Timur Lenk’ten bu yana yaşadıkları en çirkin ve en kanlı katliam, the bloody massacre, «the ugluest which the Nestorians o Kurdistan had experienced since the ravages of Timur…
-
İnsanın doğru bilgi edinmeye yatkın olduğunu ve bilgiyi tartarak karar verme yeteneğine sahip bulunduğunu düşünmek, insanı Tanrı’dan ayırmaktır. Tarihte en çok on sekizinci yüz yılda ateizmin yayılması bir rastlantı sayılmamalıdır; kendi kendine doğru bilgi edinebileceğine ve bunu kullanabileceğine inanan bir insanın Tanrı’ya inanması için bir gereksinimi kalmıyor. Sf. 22 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V –…