Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İnançlar, Mezhepler

  • Temizlik ve sağlık bilgileriyle ilgili günümüz modern kuralları tam olarak uygulanmaktaydı. O zamanlar herkes tarafından şeytan illeti olarak bilinen sara nöbetinin kontrol edilebileceğini tedavisinin mümkün olduğunu göstermişlerdir. Sf. 69 Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 69)…

  • 1127’de bu dokuz şövalye Avrupa’ya döndüler ve Aziz Bernard tarafından görkemli bir şekilde karşılandılar. Ocak 1128’de Troyes’de kilise konseyi toplandı. Champagne kontu, Hugues de Payen’e ait mahkemede Bernard önemli bir mevkie sahipti. Bu konsilde, Tapınak Şövalyeleri resmen tanındı ve dini-askeri bir tarikat olarak tanındı. Hugues de Payen’e Büyük Üstat lakabı verildi. Hugues de Payen ve…

  • Tanrı, insanın yarattığı ve insana en uzak yaratık oluyor. Acıması, sevmesi ve üzülmesi yok; Tanrı olmak ile yok olmak, birbirine çok yakın ve belki de birbirinin aynı sayılıyor. İnsanların hiç bir zaman tanrılaşmamasını ve tanrıya benzememesini diliyorum; Tanrı olmak insanlıktan çıkmaktır. Sf. 7 Alıntı; Ermeni Rahiple Mektuplaşmalar – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Birinci Basım 1989…

  • Korku, insanlık durumu’dur; kuşku duymuyorum. Ancak hem tarihsel ve hem de bireysel anlamda insanlık, korkudan arındığı sürece gelişiyor. İnsanlar, korktuklarını kabul etmiyorlar. İnsanların korktuklarını kabul etmemeleri, korku’nun kendisi kadar bir insanlık durumudur. s.56 Alıntı; İtirafçıların İtirafı (TKP Pişmanları) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Birinci Basım 1988 – s.56) kitabından birebir alınmıştır.

  • Despotizm ile irtica el eledir.        Birisi varsa diğeri mutlaka oradadır; Augustian dönemin incelemesinden bunu çıkarıyoruz. Şunu görüyoruz, halka dayalı rejimler, eninde-sonunda akılcıdırlar ve ayrıca geniş tabanı var; ulûhiyet’e ihtiyaç duymamaktadırlar. Şöyle de söyleyebiliriz, cumhuriyet ile sofuluk birbirinin düşmanıdırlar. Sf. 87 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf.…

  • Vatikan arşivlerine inmedim, ancak çok ciddi kaynaklarda buldum, Vatikan, on beşinci yüzyılda, Anadolu’da çift dinli olgusunu kabul ediyor. Her cuma camiye giden, orucunu tutan, görüntüsü Müslüman, ancak gece geç vakit, evinde gizli İncil’ini okuyanları Hristiyan olarak kabul ediyor ve bunlara  “kripto Hristiyan” adını veriyor. Şu günlerde Iran uygarlığıyla boğuşuyorum, çeşitli kaynaklar, bir zamanlar Anadolu’da bir yanı…

  • Bütün dinler, insandan Tanrı’yı çıkardılar. Bizim işimiz, Tanrı’yı insanlaştırmak’tır. Bütün dinler Tanrı’yı gök’e çıkarmak için insanı tükettiler. Bizim işimiz, Tanrı soyutlamasını, insanı çoğaltarak tüketmek’tir. Sf. 52 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 52) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yasalarımızı unutmamak durumundayız: yobazlık, ülkemizde devletin ve generallerin politikasıdır. Kemalizm’in bir ideoloji olarak bitmişliği en çok generallerin gizli tarihinde yazılıdır. Bu yüzden sosyalizmi ve Kürt mücadelesini durdurmak için, yobazlığa muhtaçtır. Şimdi generallerin sorunu, yobazlığın, kendinden bağımsız ve kendi adına “iş” yapmaya kalkmasıdır. Sf. 40 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf.…

  • Çok güzel, şimdi dünyaya bir “Ayşenaz” gelmiş, çok önemli ve birinci sayfa haberidir. Çok hoş, yalnız, bizim isim konstrüksiyonumuzda, böyle, “Hayrinisa” veya “Ayşenaz” türünden yapıştırmalar yoktur, isim mi kalmadı, neden “Aydın” koymuyorlar, yavaş yavaş adlarımız da “biseksüel” oluyorlar, kızlarda “Aydın” biliyoruz.  Peki, Naza neden Ayşe’yi yapıştırmışlar, Sabetay Sevi’nin eşinin, Müslüman olduğunda ilk aldığı ad Ayşe…

  • Burada çok önemli bir nokta var, bilim kurallılıktır ve bilim yoluna girenler, hem önceden kural olduğunu kabul ederler ve hem de hep kural peşinde koşarlar. Bilim yolunda olanlar, birbirine hep düşman Fransız ve İngilizler’in bayraklarının aynı renklerden oluşmasını tesadüfe bağlamıyorlar; Hint-Avrupa’da, kaç bin yıl önce, üç düzen olduğunu biliyoruz, egemenlerin düzeni, dinseldirler ve büyücüdürler, kral…

  • Bütün tarikatlar, akla ve aklın yoluna düşmandırlar; gerçeğin akıl yoluyla bulunamayacağı, bütün tarikatların olmazsa olmaz, koşuludur. Tarikatlarda akıl yolu kapalıdır, bir Müslüman ise aklın yoluna inanıyor, ancak aklın Kur’an’da olduğunu iddia ediyor. Tarikatlar, akıl ile gerçeği bulmayı tamamen reddediyorlar, ayrı bir yerdeler. Sf. 401 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı…

  • 1979 yılının, Şubat Ayı’nda Tahrana dönüşü ile başladığını, not ediyordu; dönüşü tek başına değil yoldaş vakalar ile anlamlıdır. İran’da İslâmik Cumhuriyet başlamış oluyor; Asya’nın ucunda çok önemli bir ülke, İslâmik kurallarla yönetimi seçmiş durumdadır. İki, Roma’da, Polonya’da Kardinal olduğu için “Komünist” sıfatıyla da tanınan Kardinal Karol Wojtyla, Papa seçildi; İtalya dışından ilk papa oluyordu, aydınlanmayı…

  • Peki, neden bu önemli trinite değişikliğin ilki, Menachem Begin’in, Emek Partisinin iktidarına son vererek iktidarı alması olarak ortaya çıkıyor; İsrael’de ilk kez, “dini Siyonistler” hükümet oldular. Dinsel Siyonizm şiddet taraftarıdır ve acımasızdır. İki, “Komünist Papa”, Eylül 1978 tarihinde Vatikan’a geldi, Polonyalı Kardinal Karol Wojtula’dan, söz ediyoruz; Hıristiyan dünyasında laisizme ve aydınlanma fikrine büyük savaş açıyordu.…

  • Dinsellik mi, eninde-sonunda öğrenme kabiliyetini tüketmek olmalıdır. Tarikat mı, eninde-sonunda dini bozmak’tır, demeliyiz. Diyoruz. Sufizm mi, tasavvuf da diyebiliriz, eninde-sonunda akıldan çıkmaktır. Sürekli vecd ya da nöbet halidir.  Tasavvuf mu, Türkiye’de, eninde-sonunda İslam’ı judaize yoludur. İslamo-judaik bir tarik arayışıdır, öyle telakki ediyoruz. Az-çok kabal’dır  ve yerindedir. İslamizasyon, eninde-sonunda, Türkiye’de insanı bozmak operasyonudur. Bozuculukta, şimdi, magazin…

  • Marx, ateizm’i, Tanrıyı yerinden ederek, teorik hümanizm ve komünizm’i de, özel mülkiyeti ortadan kaldırarak pratik hümanizm’in yolunun açılması olarak görüyordu. Başka bir deyişle, dinin ortadan kaldırılması insanın özgürleşmesi ve güçlenmesidir. Tersi de doğrudur; kendisine güvenini kaybetmiş insan, dindar ve aşırı dindardır. Marx’ın görüşü budur. Sf. 75 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları,…

  • Başlangıcı bir yere “seküler” dinsellik diyebileceğimiz bir mekanizma ya da imalâtı koyabiliriz; “trafik canavarı” veya “enflasyon canavarı” ve hatta “borsa düşse kâbusu”, hepsi dinselliğin kaynağındadırlar. Cismani işleri kontrol dışı kaynak ve otoritelere bağlamak, yavaş yavaş yobaz yaratmaktır. 12 Eylül ile birlikte animist (ruhcu, yeniden canlanmacı) edebiyatı da buraya koyabiliriz; hepsi insan aklına saldırı oldular. Sf.…

  • Karay’lar, Kırım’da, “bulut” ad veya soyadını kullanmıyorlar, çünkü ihtiyaçları yok ve aslı var. Ayrıca, Karay Yahudileri, çok uzun yüz yıllar, ne Kırım’da ne de İstanbul’da, kendilerini sakladılar, Yahudi kimlikleriyle yaşadılar. Esas yurtları İstanbul’dur. Ve sonra Karadeniz’i aştılar ve bir daha aşıp bu cenaha geldiklerinde, yine Karadeniz sahillerini tercih ettiklerini anlıyoruz. Çünkü sahil kasabalarında çok “Bulut”…

  • Yaygınlaşan tarikatları da böyle ele alabilir miyiz; tarikatlar’ın bü­yük bir ikiyüzlülükle, Furkan’ı, kararttığını söyleyebiliriz. ‘Furkan”, genel olarak “Kutsal Kitap” ve özel olarak da “Tevrat” anlamındadır ve tarikatların, “Furkan” ile birlikte peygamberleri de kürsülerinden in­dirdiğini görebiliyoruz. Tek olan peygamberler, büyük bir ikiyüzlülükle “lip-service”, dudak ucuyla bağlılık ve methiye düzüldükten sonra, kürsülerinden indirilmekte ve yerlerine bir sürü…

  • Tevrat’ın 162 ve 163 ve 164’cü sahifelerinde Tasniye (Tesniye) faslının 13’cü babının 6’cı ayetinden 18’ci ayetine kadar olan kısmında “her kim dinini değiştirir ise onu mutlak katl ve taşlarla recmedeceksin” Sf. 424 Dip Not; Söz konusu ayetler Musevi dininden ayrılanları kast etmeyip toplum içinde paganizmi savunanları kast etmektedir. Yahudi şeriatında Museviliği terk eden, dinini terk…

  • Gad Franko iki kere ölmüştür. İlk ölümü Varlık Vergisi sırasında Aşkale’ye sürülmesiydi. Orada zulüm görmedi ama manevi olarak öldü çünkü Atatürk’e inanmıştı ve böyle bir şeyin meydana gelebileceğini düşünememişti. Bundan dolayı Varlık Vergisi onun için muazzam bir hayal kırıklığıydı. Varlık Vergisi ile sadece bütün ekalliyetlerin değil bilhassa Yahudilerin ekonomik nüfuzunun sona erdirilmesi hedefleniyordu. Bundan da…