Kategori: İnançlar, Mezhepler
-
O gün Paskalya Haftası’nın Büyük Perşembesi olduğunda arkadaşlarımızdan Norayr isminde biri, Konak Komutanı’ndan gece koğuşta ayin yapmak için izin istedi. Büyük Perşembe gecesi tüm hazırlıklarını tamamlamış, papaz giysisi gibi bir cüppe de bulmayı becermiş, zaten çantasında tenekeden birkaç da haç varmış kararlaştırılan saatte ayin başladı. Koğuşta herkes ayaktaydı, komutan da merak etmiş; ilgilendi ve baktı…
-
(Moltke’nin Mektubundan; 4 Haziran 1838, Garzan Dağları) Türk askerleriyle aslında önemsiz olan bu sefere iştirak ettikten sonra biraz güven kazandım, meğerki hepsi bu iki alay gibi olsun. Bu askerler yaman savaştılar Gerçi bu savaşta, kuvvetini hiç kaybetmemiş olan kadere inanışları ve ganimet hırsları onların cesaretlerini kamçılayan muazzam kuvvetler olmuştu; çünkü düşmanları Yezidi’ler yani şeytana tapanlardı…
-
(Moltke’nin Mektubundan; 4 Haziran 1838, Garzan Dağları) Böylece Garzan sarılmış olacak ve her yandan birden hücuma uğrayacaktı. Düşman 30.000 tüfekli olarak tahmin ediliyordu, fakat aralarında birlik yoktu, başlarında hiç bir önder bulunmuyordu. Mukavemet hareketlerinde onlara daimî şekilde kuvvet verecek hiç bir kale, hiç bir hisar mevcut değildi. Sf. 180 Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal Helmuth…
-
(Moltke’nin Mektubundan; 1 Mayıs 1838, Dicle Kenarında Cezire) Bu Yezidîler, dağların kendilerine Araplara karşı korunmak imkânını verdiği her yerde büyük bir çalışkanlıkla ekip biçen Kürtlerdir. Şehirleri, Kral Şapur’un kuşatmış olduğu eski Singara’dır. Sf. 176 Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal Helmuth Von Moltke, Çeviri; Hayrullah Örs (Remzi Kitabevi, 1969 – Sf. 176) kitabından birebir alınmıştır.
-
III. Dil Kurultayı 24 Ağustos 1936’da “Önder Kamâl Atatürk’ün yüksek patronajı altında ve kendi yüce huzurlarıyla” açıldı. 1936 yılında Edirne Milletvekili Mehmet Şeref Aykut tarafından yayımlanan, üst başlığı ‘Kamâlizm’, alt başlığı ‘CHP Partisi Programının İzahı’ olan kitabın önsözü şöyleydi: “Türk devrimini son asırların değişikliklerini hazırlayan fikirlerle ve daha sonraları yürüyen göğdelen Rasyonel, Sosyolojik, Marksist, Faşist…
-
Mart 1932 – Mart 1933 tarihleri arasında ABD’nin Ankara Büyükelçisi olarak görev yapan Charles H. Sherrill, Mustafa Kemal’le yaptığı görüşmelerin bazı bölümlerini 1934 yılında yayımlanan A Years Embbassy to Mustafa Kemal adlı kitapta toplamıştı. Sherrill kitabının 199-203 üncü sayfalarında, Mustafa Kemal’in dine bakışını şöyle anlatmıştı: [Gazi’nin] “Din konusundaki şahsi görüşleri hususunda söylediklerinin tamamına burada yer…
-
Nisan 1924’te 40 kadar Fransız ve İtalyan Okulu kapatıldıktan sonra, sıra, azınlık okullarının, binalarını onarma, genişletilme veya yeni binalar yapma konusundaki kısıtlamalara geldi. Sf. 26 Olay, 22 Ocak 1928 tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Şayan-ı hayret bir hadise: Bursa Amerikan Mektebi’nde kızlarımız tenassur mu ettiriliyor?” şeklinde bir haberin çıkmasıyla başlamıştı. Müfettişlerin incelemesi sırasında hikâye başka ayrıntılarla zenginleşti.…
-
Resul mü, yaradan mı? Nutuktan bir gün sonra; Ertesi gün gazeteler bu duygulu anları okuyucularına aktarmakta yarış içindeydiler. Hâkimiyet-i Milliye yazarı Avni Yavuz, “Gazi’nin Kitabını okuyan ve onun eserlerini tetkik eden en mutat (sayılı) imansızlar bile artık onun bir milli resul (peygamber) olduğuna şüpheleri kalmayacağından emin olmak isterler,” derken, aynı gazeteden Akçuraoğlu Yusuf Bey “O,…
-
İngiliz arşivlerinde çalışan bir başka tarihçi İhsan Şerif Kaymaz’a göre ise 1 Ağustos 1924 tarihinde Diyarbakır’da Türk-Kürt Kongresi adıyla gizli ve gayri resmî bir toplantı yapılmıştı. Toplantıya katılan Kürt delegelerinin talepleri arasında “1. Kürtlere sıkıntılarını hafifletecek miktarda borç verilmesi, 2. Genel af ilan edilmesi, 3.Kürdistan’dan beş yıl süreyle vergi ve asker alınmaması, 4.Şer‘i mahkemelerin yeniden…
-
İngilizler Şeyh Mahmut’un liderliğinde hayal ettikleri türden bir yapı oluşturamayacaklarını anlayınca Şeyh’in yetkilerini kısıtladılar. Bunun üzerine Berzenci, İran’dan bazı Kürt guruplarının yardımıyla 21 Mayıs 1919’da ‘cihat’ çağrısı yaptı, Süleymaniye’deki İngiliz birliklerini esir alıp bağımsız Kürdistan Hükümetini ilan etti. İngilizlerin buna tepkisi sert oldu. 17 Haziran 1919 günü Berzenci güçlerini ağır bir yenilgiye uğrattılar. Yaralı olarak…
-
Ayaklanma başlıyor; Mart ayının sonlarına doğru, o güne kadar askerlikten muaf olan din adamlarının askere alınmasını öngören kanun çıktığında iş bir kıvılcıma kalmıştı. Çünkü özellikle Anadolulu gençler, askerlikten kaçmak için medrese öğrencisi oluyorlardı. Anadolu’daki nüfusun yaklaşık üçte birine tekabül eden bu kesim, ordunun asker potansiyeli açısından büyük bir kayıptı. İttihatçılar bu kesimlerden basit bir okuma…
-
İbn Rüşt’ün Yahudi dünyasındaki en büyük takipçisi Haham Moses ibn Maimon (Musa bin Meymun, Maimonides) (1135 – 1204) dur…. Musa bin Meymun, İbn Rüşt’e benzer şekilde on üç maddelik bir inanç sıralaması yapmıştı. . Tanrı’nın varlığına inanmak. . Tanrı’nın tekliğine inanmak. . Tanrı’nın cisimsiz olduğuna inanmak. . Tanrı’nın ezeli olduğuna inanmak. . Putperestliği yasaklamak. .…
-
Hatırlanacağı gibi, Yesevî ocağında, Abdülhalik Gücdûvani öğrencisi Muhammed Bahaüddin Nakşibendi yetiştirmişti. Nakşibendilik Bahaüddin Nakşibend Muhammed b. Muhammed el-Buharî tarafından kuralları sistematize hale getirilen bir öğretidir. Nakşibend Farsça bir kelimedir ve “nakış yapan” demektir. Allah adını kalbe nakşetmeyi hedef aldığı için bu adı almıştır. Buhara’da kurulan Nakşibendi tarikatı, zamanla Afganistan, Hindistan ve Ortadoğu’ya yaymıştır…. Nakşibendi tarikatı,…
-
Yezidilik, kuvvetli bir olasılık ile Şeyh Adiyy ile başlamamıştır. Yine kuvvetli bir olasılıkla Emevîlerden beri vardı, ama bölük pörçüktü. Şeyh Adiyy’den sonra Yezidilik belli esaslara oturup, iyice şekillenmiştir. Yezidiler kendilerini Muaviye’nin oğlu Yezid’in yolundan sayarlar. Şeytan’ı Meleki Tavus diyerek kutsallaştırırlar. Şeytanı bir kötülük kuvveti olarak hiç anmazlar. Öyle ki “Ş“ ve “T“ harfleri kelimenin başında…
-
1164 yılında İsmailî İmamı II. Hasan şeriatı kaldırdı. Oruç tutmanın, namaz kılmanın ve diğer ibadet zorunluluklarının da kalktığını bildirdi. Halife Muktedir’in sarayında binlerce cariye, taze oğlan, hizmetçi dolaşıyor… öte yandan halkın köylü ve esnaf takımı açlıktan kıvranıyor; tefecilerin, vurguncuların, rüşvet bezirganlarının elinde inliyordu. Alamut üstadı II. Hasan her tarafa haber göndererek müritlerini Alamut’ta topladı ve…
-
Gelişen dört hukuk yorumu (mezhep) şunlardır: Ebu Hanife (ölümü 767) tarafından kurulan ve Bağdat’ta gelişen Hanefi okulu; Medineli kadı Malik bin Enes’in (ölümü 795) uygulamalarından kaynaklanan Maliki okulu; Maliki öğrencilerinden eş-Şafii (ölümü 820) tarafından geliştirilen Şafii okulu; Ahmet İbn Hanbel’in (ölümü 855) Bağdat’ta kurduğu Hanbeli okulu. … Ulemâsının ortak düşüncesini kabul ederler. Malik’e göre iman,…
-
Sekizinci asırda, gelenekçiler arasından Mutezile denen bir gurup çıktı. Mutezile, Vasıl bin Ata tarafından kurulan ve aklı öne çıkaran bir öğretiydi. “Büyük günah işleyen kimse ne kâfirdir, ne de mümindir, iki yer arasında bir yerdedir.” diyen Vasıl bin Ata, hocası Hasen-ül-Basrî’nin (642 – 728) sınıfından ayrıldığı için, bu öğretiye ayrılanlar manasına Mutezile adı verilmiştir. Bu…
-
Hüseyin ailesi ile birlikte Kûfe’ye giderken, Fırat nehri yakınlarında Kerbelâ’da Yezid’in yolladığı Hurr bin Yezit komutasındaki 2.000 kişilik ordu tarafından yolu kesilip, kuşatıldı. Kûfe’ye gitmeye çalışan muhacirler çocuk, kadın, toplam 155 kişiydiler. Bunların içinde savaşabilecek olanlar 32 süvari ve 40 yaya olmak üzere sadece 72 kişiydi. Emevîlerin, muhacirlerin yolunu kesen 2.000 kişilik ordusuna, Sad bin…
-
Abd Allah b. Saba, “Galiye“ veya “Sebeiye“ kolunu kurmuştur. Bu yola bağlı olanlara göre, “Ali Tanrı’dır” ve bulutların üzerinde oturmaktadır. Bir gün yeryüzüne inerek, dünyayı düzeltecektir. Gök gürlemesi Ali’nin sesi, yıldırım Ali’nin kamçısıdır. Haram denilen her şey, gizli anlamına bakıldığında helaldir. Ancak, Şia’nın en güçlü kolu “İmamiye“ veya “Rafızilik“ denen koldur. Rafızilik, genel olarak bütün…
-
Suriye’de İbrahim peygamberin zamanındaki gibi olduğunu iddia eden bir din ortaya çıkmıştı. Yahudilikten ve Hıristiyanlıktan daha önceki öğretiyi esas alan bu din, mevcut siyasi ilişkilerin dışında kalıyordu. Bu dine Hanifilik denirdi. Hanif Arapça Allah’ı tekleyen (birleyen) demektir.. Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 38) kitabından birebir…