Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir
-
“1- Meclis-i Mebusan Ankara’da toplanacaktır. 2- Meclis üyeleri medeni cesaret, fikri yetenek, dini selâbet (dini kökeni temiz) ve milliyetçilik gibi niteliklere sahip olmakla birlikte 25 yaşından küçük olmayıp, kötü şöhrete sahip olmamaları şarttır…… 4- Gayri Müslimler seçime katılmayacaklardır.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 514) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Ali Fuat Paşa eski fikrinde ısrar ediyor, Mebusların İstanbul’a gitmemesini sağlayarak, derhal ihtilal durumuna geçmeyi istiyor. Bu sert kararının dayandığı düşünce: “Bizde kamuoyu yoktur, bir veya birkaç kişi öne düşmelidir.”” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 355) kitabından birebir alınmıştır.
-
Padişah, 11 Nisan 1920’de bir emir ile Meclis-i Mebusan’ı kapattığını söylüyor. Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 578) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Namus ve hamiyetinden (üstün değerleri koruyan insan olduğundan) emindim. Zayıf tarafı, kuvvetten korkar, kötü durumlarda fazla kötümser olmasıydı.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 312) kitabından birebir alınmıştır.
-
Tarihimizde bu kadar koyu bir taassuplu (tutuculukla) dini törenle bir meclis açılmamıştır. …acaba yer yer başlayan ayaklanmalara karşı bir sigorta mı olacağı düşünüldü? Ne olursa olsun inanç ile taassubu milli meclisin başlangıç gününden ayırmak daha ihtiyatlı (tedbirli) olurdu. Yani ne cuma gününü seçmeye ve ne de bu kadar velveleye gerek yoktu. Gösterilen bu taassubun devamı…
-
“26 Kasım 1919’da Sivas’ta Fevzi Paşa, Mustafa Kemal Paşa’yı tutmaklığımın (desteklememin), ileride kötü nam (ün) alacağını anlattı. Söylediği iki şey şudur: 1- Tek dayanağı sen olan Mustafa Kemal Paşa, muhteris (hırslı) ve menfaat düşkünüdür. Amacı, hükûmet şeklini değiştirmek, diktatör olmaktır. Ahlakça herkesçe kötü tanınan bu zatın, milletin başına belalar getireceğini seni seven bütün arkadaşlarımız ve…
-
Gümüşhane milletvekili Zeki Bey Trabzon içerisinde faaliyet yapmak üzere İstanbul’dan hareket etmiştir. Gelmekten çekinmesi halinde hal ve hareketlerinin sıkı gözetim altına alınarak halkı fesada teşebbüsü (yeltenmesi) halinde hemen tevkifi ile hakkında tutuklu vaziyette iken Hıyanet-i Vataniye Kanununun tatbik edileceği … Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 649) kitabından birebir alınmıştır.…
-
“Önce seçimlere karıştırılmayacaktık, sonra benim astım (görev itibarı ile altta olan) olan bir Fırka Kumandanı ile Trabzon’dan Halit Bey ile … ve verdiği söze rağmen, bu haberleşmeye çok canım sıkıldı. 26.11.1919 tarihli telgraf; “Lazistan sancağına aday olarak, sizce uygun görülen, Rizeli Osman Efendi’nin başarısının sağlanması bizce temenni olunur Efendim. Mustafa Kemal”” Alıntı: İstiklâl Harbimiz –…
-
“Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’nın 6 Mayıs 1920 tarihli cevabi yazısı müthiş bir gerilemedir. Ermenilere karşı yapılacak harekâtın mahzurları (sakıncaları) sayılarak hareketten vazgeçiliyor. Hâlbuki bu hareketin gerekli olacağı bir yıldan beri söylenmiş, tartışılmış ve özellikle İstanbul olayında (İstanbul’un 16. Martta işgali olayı) Mustafa Kemal Paşa hararetli olarak uygulama zamanı ve imkânı hakkında fikrimi soruyor, daha doğrusu…
-
“Bugün de 28 Eylül.1919’da 13. Kolordu Komutanlığından gelen bir şifreden (gizli yazıdan), Kürtlerin de Paris Konferansına, istiklâllerini (bağımsızlıklarını) kurtarmak için girişimde bulundukları anlaşılıyor. Rumlar ve Ermeniler daha önce bu marifeti yapmışlardı, sersemlik sırası Kürtlere gelmiş. Oysa Bölgemizdeki Kürtler böyle bir girişimin, Ermenistan hesabına olacağını öğrenmişlerdir.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 –…
-
“Ekim 1919’da Konya Valisi Cemal Bey, mahkûmları silahlandırıp yabancıların müdahalesini sağlamaya çalışmışsa da, Refet Paşa’nın baskısı ile İstanbul’a kaçmış. .. Konya’da İngiliz ve Fransız temsilcileri Refet Rey’i ziyaret ederek, Milli Harekata karşı tamamen tarafsız olacaklarını teyit eylemişlerdir. (onaylamışlardır)“” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 303) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU…
-
“Üryanizâde Cemil Molla, Padişah’a haber göndermiş: “Padişahı için canını feda eden Sadrazamlar görülmüştür, fakat Sadrazam uğruna canını feda eden Padişah ilk olarak kendileri görülüyor.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 296) kitabından birebir alınmıştır.
-
” 27 Ağustos 1919’da Ali Fevzi Paşa; ” … Padişah ve Hükûmet İngiltere’nin himayesini kabul etmişlerdir. Fakat milletten korkarak henüz ilan etmiyorlar. İzzet Paşa ve taraftarları ise Amerikan mandası istiyorlar.” diyor. Bizim ise, kararımız, .. Nihayet çaresiz kalınırsa istiklâlimiz mahfuz kalmak (Bağımsızlığımız saklı kalmak) ve memleket parçalanmamak üzere Amerikan yardımına taraftar olmaktır.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz…
-
“27 Ağustos 1919’da İsmet’ten gelen mektup; “Eğer ABD’nin gelmesi suya düşerse, İngiltere için bugünkü taksim durumunu düzenlemekten başka yapılacak bir şey yok gibidir ki İngilizlere diğerleri bu konuda yardım edecekler, karşı çıkmayacaklardır. Eğer Anadolu’da halkın Amerikalıları diğerlerine tercih ettikleri şeklinde ABD milletine başvurulursa çok yararı olacaktır deniliyor ki ben de tamamıyla bu kanaatteyim. Bütün memleketi…
-
“Bilhassa (özellikle) ajanslarda, gazetelerde, ağızdan hücumlar hep Mustafa Kemal Paşa’ya idi. Ahlakı, ihtirası hakkında her gün ağız dolusu laflar da söylendiğini kendisi de biliyordu. … Olayların icat edildiğini ve Mustafa Kemal Paşa’nın bu şekilde oldu-bittilerle diktatörlüğe yürüdüğünü, zamanında Erzurum’da iken Elazığ Valisi Ali Galip’i öldürmek istediğini, onun da şimdi buna (Mustafa Kemal’e)karşı hareketi (Sivas Kongresini…
-
“Mustafa Kemal’in 15.9.1919 tarihli telgrafından sonra; Bu yeni talimatla, yarbay rütbesindeki askerler, sivil bürokrasiye de amir oluyor ve itaat etmezlerse millet namına (millet adına, mahkeme gibi) tevkif (tutuklama) hakkına sahip oluyorlar. Belirli insanların tutuklama yetkisi Kolordu Kumandanlarının altına kadar inerse, millet namına diye neler olur bilinmez?” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990…
-
(Karabekir, Mustafa Kemal Paşa’ya hitaben yazmış🙂 “Trabzon’da güçlü bir el bulundurmak konusundaki kanaatimde ısrar ederim. Orada güçlü dimağlar (zeki insanlar) çok olabilir, fakat kalplerin ihtirası ve şahsi menfaatler ile dolu olması, çoğu zaman güzel dimağların zekâ ürünlerini istenmeyen sonuçlara götürebilir.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 251) kitabından birebir alınmıştır.
-
“General Harbord; “ABD, sermayesi ile Türkiye’ye yardım etmek ister. Bunu iyi kabul edeceğinizi, şimdiye kadar görüştüğümüz idarecilerden ve halkınızdan anladık. Fakat bu sermayeyi korumak için bir miktar da asker getirmek ister.” der. (Karabekir Paşa cevaben;) “Sermayeyi Türklerin yağma etmesinden mi korkuyorsunuz? Yoksa bir yabancı devletin saldırısından mı? Eğer Türklerden korkuyorsanız, bu büyük bir haksızlıktır ve…
-
“26 Eylül 1919’da İngiliz askerleri Eskişehir’den çekiliyorlar.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 297) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (1993): Emperyalist İngiltere galip geldiği bir savaştan sonra Türkiye’nin bir bölümünü, hem de orada hiçbir direniş veya zorlama yok iken terk ediyor.
-
“Mustafa Kemal Paşa Halit Bey’e (Deli Halit Paşa’ya) diyor ki; “Sen de ben de menkubuz (görevden alınmışız), İstanbul Hükûmeti bizi istiyor. Günün birinde Karabekir bizi tutuklayıp İstanbul’a gönderebilir. İkimizin istikbali (geleceği) aynı düşünmeye ve aynı çalışmaya bizi mecbur ediyor. Karabekir’e itimat etme (güvenme). Şu şifreyi (gizli parola) al, icabında doğrudan duruma hâkim olmayı sağla. Gerektiğinde…