Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir

  • “İsmet Paşa kuvvetleri sağ cenah (kenar) gerisinde toplamış, Fevzi Paşa bunu düzeltmiş, sol cenaha sevk etmiş… Sakarya Meydan Muharebesinin son günü, Mustafa Kemal Paşa savaşı kaybettiğine hükmederek, ricat (geri çekilme) emri vermiş ise de Fevzi Paşa, bunu, sabahki durumu gördükten sonra kumandanlara bildirmeyi uygun görmüş. Hâlbuki sabahleyin düşmanın ricatı görülünce, zaferin bizde kalması temin olmuş.…

  • “Celalettin Arif Bey’in (1) bana ilk verdiği haber, Mustafa Kemal Paşa’nın çok kötü bir çevresinin olduğu, … Mustafa Kemal Paşa’nın Doğu harekâtına taraftar olmadığını ve Doğu Ordusunu Batı’ya çekmek arzusunda olduğunu… bildirdiler.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 837) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2007): Celalettin Arif Bey, 1908’de açılan…

  • “Ani, eski Ermeni hükümdarlarından Bekratlar’ın başşehri imiş. 1045’de Roma İmparatoru tarafından işgal edilmiş. Fakat 19 yıl sonra Alparslan fethetmiş. Sonra sırasıyla İran, Ermeni, Gürcü ve Türkler tarafından işgal edilmiş. 1300’lü yıllarda müthiş bir depremden sonra burası harabe olmuş.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 977) kitabından birebir alınmıştır.

  • “8 Eylül 1920’de Moskova’dan gelen altın külçelerini kantarda tarttırdık. Erzurum’da 200 Kg bıraktık, bu kadarını da Ankara’ya gönderdik.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 842) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kötülük yapan birine iyilik yapmak doğru bir şey değildir. Çünkü suçlu hep, suçuna karşı verilecek olan cezayı beklediği için, yapılan iyiliğin, yapılması düşünülen kötülüğü anlamaması için uyutturulmak için yapıldığını zannederek, her zaman kuşkuda bulunuyor, daima sizin kötülüğünüze davranmakla tetikte durduğunu zannediyor. … Bir memlekette, hiç şüphe yoktur ki, her işin esası adalettir. Buna saygı göstermeyenler,…

  • “20 Eylül 1920’de Ermeni harekâtına Mustafa Kemal Paşa’nın müsaade eden telgrafı geliyor…. 28 Eylülde de saldırı başlıyor.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 847) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kemalist tabirinin yayılmasını tehlikeli gördüğümü, 1923 yılı sonunda Bursa’da, Mustafa Kemal Paşa’ya Fevzi Paşa’nın yanında izah ettim, hiç ses çıkarmadı. … 12 Şubat 1922’de Varlık Gazetesi’nde şunları yazdım: “Kemalist deyimi ile bir taraftan Türk varlığını kişi ile geçerli göstererek, milletimizi âleme gelişmemiş tanıtarak, idrakini (algılama gücünü, aklını) küçültmek ve diğer taraftan da bu varlığın, bütün…

  • “Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’nın 6 Mayıs 1920 tarihli cevabi yazısı müthiş bir gerilemedir. Ermenilere karşı yapılacak harekâtın mahzurları (sakıncaları) sayılarak hareketten vazgeçiliyor. Hâlbuki bu hareketin gerekli olacağı bir yıldan beri söylenmiş, tartışılmış ve özellikle İstanbul olayında (İstanbul’un 16. Martta işgali olayı) Mustafa Kemal Paşa hararetli olarak uygulama zamanı ve imkânı hakkında fikrimi soruyor, daha doğrusu…

  • “26.11.1919’da Sivas Kongresinde öğlenden sonra, Mustafa Kemal ile 3. Kolordu komutanı Selahattin Bey tartışıyor. Selahattin Bey, yumuşak olalım, behemehâl (her halükarda) hükümet ile anlaşalım, dedi. Mustafa Kemal Paşa’da, Selahattin Bey’e kızıp bağırarak cevap verince de, Selahattin Bey de “Bağırmaya hakkınız yok, fikrime hürmet etmiyorsunuz.” dedi ve çıktı gitti. Ertesi gün Selahattin Beyin dairesine (ofisine) gittim.…

  • “Mustafa Kemal Paşa’nın işi vurmak, kırmak, ezmek, çiğnemek gibi gördüğüm eksikliklerini uygun düştükçe içten öğütlerimle düzeltmeye uğraşıp duruyordum. İlk hamlede bu tabiatından (huyundan) dolayı herkesi aleyhine düşman ediyordu. … Mahalli isyanlarda da önce evham (derin endişe), korku, sonra şiddetli ve yanlış hareketler, isyanları kolaylaştırıyordu. … Eğer tesadüfen Anadolu’ya gelmeseydi, belki de Kuvayı Milliye aleyhine harbe…

  • “Bütün Kürtlük bölgesinde, en önemli manevi güç: Din. Teşkilata dâhil bazı reislerin düzenli aylıklarını vermek de maddi güç idi.“ Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 371) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Van Valisi Mithat Bey bir harabeden  ibaret olan  ve halkı derin üzüntü ve matemler içerisinde yaşayan Van’a pokercilik, içkicilik, Ermeni kadınları ile yaşamak usullerini öğretmekten başka bir şey yapmamıştır…. Ankara’ya alındı. Tekel Genel Müdürlüğü’nde önemli bir yolsuzluk ortaya çıktı. ..Fakat bu önemli konu kapandı. Mithat Bey, Kılıç Ali Bey’in eniştesi olmuş, ikinci Meclis’te de mebus olmuştur.”…

  • (Sivas’ta 13 Aralık 1919’da Fevzi Paşa anlatıyor:) “Zannediyorum ki İstanbul’daki Kürtlük Merkezi kötülüğe çalışmıyor. İtilaf devletleri (İngiltere, Fransa, İtalya, Rusya vs.) Türkler aleyhine olduğundan, eğer “doğu illerinden Türkler çekilsin” derlerse, Kürt Milliyetçiliğini göstererek, Ermenileri buraya sokmamak için çalışıyorlar. İstanbul Kürt Cemiyeti muhterem insanlardan oluşmuştur.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf.…

  • “Bolşevikler bilmiyorlar mı ki öncelikle Laz denilen insanların toplamı 40.000’i aşmaz ve bunlar Batum ile Rize’nin hayli doğusundaki bir bölgede sakindirler (yerleşiktirler). İlkel bir kavim olan 40.000 kişinin, dünyanın hiçbir yerinde oyları (1) sorulmaz. Sonra, Kürtlerden bahis ne demektir? Gerçi Genel Harpten önce (1. Dünya Savaşından önce)bütün dünyada 3 milyon kadar Kürt vardı. Ve çoğu,…

  • “Mustafa Kemal’in Ankara Valisi’nin yakalanması için kullandığı Keskinli Rıza Bey 1926 yılı Ocak ayında, yani bu olaydan altı yıl sonra, Cumhurbaşkanı Gazi Paşa’yı da dağa kaldıracağı suçlaması ile Ankara’da İstiklâl Mahkemesi tarafından asılmıştır.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 306) kitabından birebir alınmıştır.

  • “27.12.1919 Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Çok Mahrem (gizlidir): “Rawlinson geldi görüştük. Görünürde 15. ve 13. Kolordularda Ateşkes şartları oluşturulmuş mu araştırması. Fakat asıl görevi, gayri resmi olarak haricin ve dâhilin, hatta hükümetimizin dikkatini çekmeksizin benimle görüştükten sonra sizinle görüşmektir. Lord Gurzon (İngiltere Başbakanı) demiş ki: ‘Türkiye’de şimdiye kadar kuvvetli bir hükümet göremediğimizden, barış mümkün olmadı.…

  • “4 Ekim 1919’da Birliklere şu emri verdim: “Asker bulunmaklığımız dolayısıyla, seçimlerle hiçbir ilgimiz yoktur. … fakat ilmen ve ahlâken istenilen şartlara sahip olmayan kişilerin de seçilmemesinin temini milletin ve memleketin selameti adına bizlere borçtur. Bu konuda gayret edilmesini rica ederim.”” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 314) kitabından birebir alınmıştır.…

  • “İsmet İnönü 20 Ocak 1920’de Ankara’ya geldi. 23 Ocak 1920’de tekrar gitti. 6 Mart 1920’de İstanbul’un işgalinden sonra tekrar Anadolu’ya geçti. 6 Nisan 1920’de Ankara’da.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 417) kitabından birebir alınmıştır.

  • “30 Ağustos 1919’da Hacador Ağa, Ermeniler adına Kürtlere mektup yazıyor, uzlaşma ve Osmanlı’ya karşı birliktelik istiyor. Kürtlerin 4 Eylül 1919’da verdiği cevapta: “Muhaddedatı Osmaniye’ye (Osmanlı hudutlarına) saldırmayı mubah gören (uygun gören) Ermeniler ile Kürt milleti bir araya gelemez. Ermenilerin on misli fazla olan Kürt milleti, Ermeni himayesine giremez ve girmesi de imkânsızdır. .. bizim sizinle…

  • “Mustafa Kemal Paşa zannediyor ki İstanbul Meclisi her şeye boyun eğecek ve bir sulh kabul ederek kendilerini boşlukta bırakacak. Bu yanlış tahmin ile gereksiz işlerle açık bir biçimde meşgul görünerek İstanbul’da olay çıkmasını hızlandırmaya çalışıyorlar.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 453, 454) kitabından birebir alınmıştır.