Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İsyan II – Yalçın Küçük

  • Türkiye Yahudiliğinin büyük araştırıcısı Avram Galanti’nin sekiz yaşına kadar hiç ayrılmadığı Bodrum’da hep sokak­ta oynadığı ve bir tek Türkçe sözcük öğrenmek gereğini duymadığını da biliyoruz, demek sokak arkadaşlarıyla İbrani tekellüm ile iktifa edebiliyordu. (İbranice konuşmakla yetinebiliyordu) Germiyan ve Menteşe beyliklerinde prensler arasında Musevi ad yoğunluğu­nu artık biliyoruz, Sf. 252 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük,…

  • Selçuk’un, Yahudi Hazar Devle­ti’nde bir komutan olduğu kabul ediliyor ve İkincisi, okutulan tarihlerde üs­tü örtülmekle birlikte, Selçuk Prensleri, daha çok İbrani adlar taşıyorlardı. Demek ki, İbrani adlar taşınabiliyor, söylenen budur ve bunlara, Selçuklu ha­nedanından olmayan bazı Türkmen seçkinlerinin de “İsrail” adını aldıkları eklenebilmektedir Müfid Yüksel’in tartışması, özetle budur. Bu tartışmaya ekleneceklerin olması gerekiyor, Profesör Faruk…

  • Herhalde, traduttore traditore, İngilizcede translator traitor, sözü en çok şiirde doğrudur; gerçekten de şiirde tercüme ihanete yaklaşmaktadır. Bu, çe­virenlerin hain olmalarından kaynaklanmıyor, belki Orta Çağ İtalya’sında “tercümanlar”, çoğunlukla hain idiler; ancak ve aslında şiirde çeviri, kendi halinde hain bir iştir, şiir tadını koruyabilmek için çok zaman ihanet gerekli olmaktadır. İhanetin tat verdiği nadir alanlardan birisinin…

  • Köylü ozan, hakikat için, şeriat gemisinden çıkmayı şart koşuyor; ancak hakikati bulabilmek için okumayı da reddediyor. Kaldı ki okuma ve yazma­sı yoktur, eskiden böylelerine, anadan-doğduğu halde kalmış anlamında “ümmi” deniyordu, Arabi “ümmi” anne’dir ve “ümmi”, doğduğu üzere kalmış, yontulmamış ve dolayısıyla, cahildir. Yoldaş Yunus, cahilleşmeyi savunuyor­du, Sf. 232 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki…

  • Elenler, “Yonas” ve Araplar “Yunus” ya da “Yunis” çağırıyorlar; sefaradlar, Yones, Yunis. Yunes varyantlarına sahipler, “Yunesi” veya “Yonosof ya da “Yonovitz”, Yunus-oğlu ya da Yunus-zade, Uanus-gil anlamındadır. “Yönisch”, “Yuniş” okuyabiliriz, “Yunuscuk” demektir; demek ki, dünyanın her yanında, Yahudiler tarafından ve hâlâ taşınmaktadır. Ancak Kur’an’da da var ki bunu da normal sayıyoruz. Sf. 228 Alıntı; İsyan…

  • Yunus Emre’nin bir tarikat mensubu olduğu gerçeğinin üstü hep örtülüyordu; bu bir “sol tarikat” marife­tidir öte yamaçta, yirmili yılların başında, Moskova’da Doğu Üniversitesi’nde tahsil görmüş bir Nâzım Hikmet, Hurufî Bedrettin’e materyalizm yükleyebiliyordu, Profesör A. Yaşar Ocak, “Geniş çapta eski İran dinlerinin kalıntılarını, Hıris­tiyanlık. Kabbalizm ve Neoplatonizm’e ait inanç ve telakkileri mistik bir karak­terle birleştirerek Esterabad’da…

  • Nassi, “Sabbataen Lamb Festival” olarak not ettiği Kuzu Festivallerinin Nevruz ile aynı takvimi izlemesine dikkati çekmektedir. Gerçekten de zaman zaman “Dört Gönül Bayramı” da denilen, çünkü mutlaka evli iki çifti gerektiriyor, Kuzu Bayramı Mart ayında ve yeni yılın başındaki Farisî yeni gün anlamında “Nevruz” diyoruz, yapılmaktadır. Sf. 215 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki…

  • Sevi, bir Kabbalist idi; Yahudi sufîzmi demektir ve Kabbala’nın İspanya’daki İslâmik tarikatlar ve tekkeler içinde geliştiği, ittifakla kabul edilmektedir. Sf. 210 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 210) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu tarihten itibaren Türkiye Yahudiliğinin yeraltına geçiş dönemi başla­maktadır. Sf. 195 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 195) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bektaşilerin hâlâ, Mahmut’un türbesinin önünden geçerken tükürdükleri rivayet edilmektedir. Sf. 195 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 195) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yeniçerilik bir sermaye sınıfı olmuştu, bütün yeniliklerin karşısına çıkıyordu, silahlı kuvvetlerin sermaye sınıfı olmasının tehlikeleri ve olumsuzluk­ları, belki de yeniçerilik kadar, hiçbir yerde açık ve büyük değildi; bunun altının yeteri kadar çizilmemiş olmasını bir eksiklik sayabiliyoruz. Yeniçerili­ğin iki bağının da üstü örtülmese bile, aydınlatılmadığına tanıklık ediyoruz; tefeciler finanse ediyordu ve tefeciler de Yahudi sarraflarıydı. Mahmut-u…

  • Bir nokta var, ümmi olması ayrı, Yunus açıkça cahilleşmeyi savunuyordu, yeni bir düzen, “Cumhuriyet” kurulmuştu, okumayı ve öğrenmeyi reddeden bir köylü âşığın doktrin haline getirilmesi, bir “yol”  olarak empoze edilmesi bir paradokstur ,.. Sf. 192 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 192) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1-Talat Paşa 1909-1910 2-Faik Süleyman Paşa 1910-1912 3-Miralay Doktor Mehmet Ali Baba 1912~1913 4-Faik Süleyman Paşa 1915 – 1916 5-Maliye Nazırı Cavit Bey 1916-1918 6-Doktor Rıza Tevfik Bölükbaşı 1918 -1920 7-Fuat Hulusi Demirelli 1920-1921 8-Doktor Besim Ömer Paşa 1921 – 1924 9-Servet Yesari 1924-1925 10-Doktor Fikret Takıyettin 1925-1927 11-Edip Servet 1927-1930 12-Servet Yesari 1930-1930 13-Prof.…

  • İttihat ve Terakki Cemiyeti demek, mason locası demek oldu. Sf. 175 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 175) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Rıza Nur’dan alıntıdır) “Moiz evliydi, iyi drahoma almıştı; fakat çirkin bir kız almış. Bu Yahudi çirkini, çirkinlikte eş­sizdi. Sanki bir cadıydı!. Zaten Türkiye Yahudileri pek çirkin, ekseriya kırmızı saçlı, kel, pis in­sanlardı Yirmi yıldır, aralarında fuhuş artıp diğer millet erkekleriyle temasları dolayısıyla güzelleştiler. Şimdi gerek Türkiye, gerek Mısır ve Avrupa’da Yahudiler pek güzel oldular.” (Hayat…

  • Türkiye’de Judaizmden söz etmeden Masonizm’i ön plana çı­karmanın bir açıklama değil karartma olduğunu ortaya çıkarmıştır. Sf. 174 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 174) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Rıza Nur yazıyor;) “Galata’da, Kuledibi’nde Fransızca konuşan bir Yahudi aileye pansiyoner girdim.” Selanik’te ise bir ev tutmak gerekince bunu Moiz’le yapıyor ve “Odaya iki karyola koyduk, birinde Moiz, birinde ben ka­lıyordum,” demektedir. Ankara’da, kışlaya benzer hayat­tan kurtulmak için bir ev aradığında, kiralayacağı evde hata yapmadığını gö­rüyoruz Hatıratından yine şunları öğreniyoruz; “Kış münasebetiyle bağdan indîm. Havranın…

  • Görülüyor, Doktor Nur, kendisine karşı da acımasız ölçüde dürüst olabi­liyor, yaşamının insanlık dışı dönemeçlerini de yazabilmektedir. Sf. 153 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 135) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Az sonra, isminin Rasim Ferit olduğunu öğrendiğim şaşı gözlü bir dok­tor gelerek, Atatürk’ün elini öptü ve işaret edilen yere oturdu, konuşmaya başladı. Kendisi mason imiş, sözleri de masonluk hikâyeleri. Atatürk, bir za­manlar kendisini de mason yapmak istediklerini, fakat kabul etmediğini söy­ledi. İstanbul’da da, mason üstadı azami, temyiz azasından Servet Bey ismin­de bir zatmış, istifa ettirmiş.”…

  • (Fahrettin Altay Paşa’nın anılarından alıntı;)  “Bir ara Tevfik Rüştünün küçük yaştaki kızı Emel gözüne ilişti. O’nu ok­şadı. Fakat uzun saçlarını beğenmedi, bunun modası geçti, diyerek, berberi Sabri’yi çağırttı ve orada saçları, modaya uyar şekilde kestirtti. ‘Bak, şimdi da­ha güzel oldun, modayı ihmal etmemeli’ diyerek, taltifte bulundu.” Sf. 131 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki…