Yeniçerilik bir sermaye sınıfı olmuştu, bütün yeniliklerin karşısına çıkıyordu, silahlı kuvvetlerin sermaye sınıfı olmasının tehlikeleri ve olumsuzlukları, belki de yeniçerilik kadar, hiçbir yerde açık ve büyük değildi; bunun altının yeteri kadar çizilmemiş olmasını bir eksiklik sayabiliyoruz. Yeniçeriliğin iki bağının da üstü örtülmese bile, aydınlatılmadığına tanıklık ediyoruz; tefeciler finanse ediyordu ve tefeciler de Yahudi sarraflarıydı. Mahmut-u Adli, bunu ihmâl etmedi; yeniçeriliğin kökünü kazımak istiyordu, pek çok Yahudi sarrafını, bu en zengin ve nüfuzluları demektir, idam ettirdi. Ester Kıra ve diğer önde gelen Yahudilere karşı katliamdan sonra (1) belki de ilk ve büyük Yahudi idamlarıydı, çok ürkütmüş olması mümkündür, bu birinci sonuçtur ve ikincisi de Yeniçeri Ocağı ile Bektaşilik özdeşleşmişti; Mahmut, yeniçeriliğin olduğu her yeri kazımak istiyordu, Bektaşi tekke ve zaviyelerini kapattırdı. Sf. 195
Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 195) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1) (2014); 1661’de Yeniçerilerin yaptığı katliam.
Yorum bırakın