Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: İttihat ve Terakki, Jöntürkler
-
Mösyö Venizelos asırlık Balkan siyaseti nağmelerini izhara (açıklamaya) başladı. Aydın vilayeti Rumlarının Osmanlı hükümetinin muvafakati hatta hususi tertibiyle Türkler tarafından katliamına başlanıldığı yaygarası bütün cihana yayıldı. Bereket versin ki, Talat Bey, Venizelos’tan daha çabuk davranarak mahallinde ve birlikte tahkikat yapmak üzere Fransız, İngiliz, Alman ve Avusturya baş tercümanlarının kendi nezdine gönderilmesini teklif etti ve teklifi…
-
Fakat o sıralarda, Türk unsuru arasında şiddetle hüküm sürmeğe başlayan milliyet cereyanı, en ziyade Aydın vilayeti dâhilinde tesir etmeğe başlamış ve Yunanlılarla Sırplardan ve Bulgarlardan gördükleri her nevi zulme tahammül edemeyerek en caniyane işkencelere maruz kaldıktan sonra Osmanlı memleketlerine ilticaya mecbur olan yüzbinlerce İslam muhaciri tarafından, yerli Rumlara karşı bazı tecavüzlere başlanmıştı. Hükümet bu tecavüzlere…
-
“Ordumuza gelince: Biz artık Alman harp usulünden kendimizi kurtaramayız. Otuz seneyi aşkın bir zamandan beri ordumuzda Alman muallimler bulunmuş, zabitan heyetimiz kâmilen Alman harp usulü ile terbiye edilmiş, velhasıl bizim ordumuz Alman askeri talim ve terbiyesinin ruhu ile ünsiyet (yakınlık) peyda etmiştir. Şimdi bunu değiştirmek mümkün değildir.” Sf. 73 “İste General Liman von Sanders ıslahat…
-
İstanbul’umuzun pek müstekreh bir (kerih, nefret edilecek) âdeti vardır. Erkeklerin vapurda, köprüde, çarşıda, sokakta, mesirelerde tesadüf ettikleri İslam kadınlarına edepsizcesine laf atmaları. Buna bazı ihtiyar kadınların biraz hüsnü tabiata delalet edecek derecede güzel giyinmiş hanımlarımıza karşı lisanlarıyla ve hatta bazen elleriyle tecavüz etmelerini de ilave edebiliriz. İstanbul Muhafızı olduğum sıra duçar-ı tecavüz olan bir kaç…
-
Franko Yahudilerin Osmanlılaşmaları gerektiğini ancak Siyonizm’in Osmanlılaşmaya hasım bir ideoloji olduğunu savunan bir aydındı. Franko’nun 1909 yılında önce El Tyempo’da İspanyolca daha sonra da Ahenk gazetesinde Türkçe çevirisini yayınladığı makalesi bu konudaki fikrini açıkça dile getirmekteydi: “Dinimiz, vicdanımız ve her türlü esbabın fevkinde (sebeplerin üstünde) fermanber (mutlak yerine getirmemiz gerekli) olan ihtiyac-ı bekamız (birlik ihtiyacımız)…
-
Soyadı Kanunu’nun 21 Haziran 1934 tarihinde kabulünden sonra İzisel soyadını alan Samuel İsrael, Mazaltov, Raşel, Ester ve Lea adında dört kız kardeş ve Jozef adında bir erkek kardeşten oluşan altı çocuklu bir ailenin ikinci erkek evladıydı. Sf.31 Cumhuriyet gazetesinin kurucusu Yunus Nadi’yle yıllarca sürecek dostluğu da burada filizlendi. Sf. 32 Samuel Mekteb-i Hukuk-ı Şahane’den mezun…
-
“Ermenilerin bir inancı vardır; ‘Türkiye’de yaşıyorsan 10 senede bir sopayı yiyeceksin kafana.’ Bu artık bir atasözü oldu.” Sf. 11 Alıntı; Yirmi Kur’a Nafıa Askerleri – Rıfat N. Bali, (Kitabevi Yayınları, 1. Baskı 2008 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.
-
Osmanlı kaynaklarına göre dağdaki direniş Werfel’in dediği gibi kırk gün değil, elli üç gün sürmüştür. Direnişe beş bin kişi değil, direnişin lideri Papaz Dikran Andreassianın sayımına göre 4.200 kişi katılmıştır. Bu sayısal farklara rağmen romanda anlatılanlar, esas olarak sözlü ve yazılı tarih anlatılarıyla uyumludur. Bilinen odur ki, Misis Dağı üzerindeki Kessap ile Musa Dağ eteklerindeki…
-
1933 yılında Fransa ve ABD ile ciddi bir siyasi kriz patlak vermişti. Krizin nedeni, Prag doğumlu Yahudi entelektüeli Franz Werfel’in (1890-1945) orijinal adıyla Die Vierzig Tage des Musa Dagh (Musa Dağ’da Kırk Gün) adlı romanının filme çekilmesi ihtimaliydi. Romanda, İttihat ve Terakki yönetiminin ‘devlete ihanet’le suçladığı Ermeni tebaasını Suriye’nin Der Zor çöllerine tehciri sırasında, Antakya…
-
6 Ekim’de başlayan seçimler, İttihatçıların 1912’deki ‘sopalı’ seçimleri andıran bir sertlikte geçti. Sf. 51 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.
-
Mesela İttihat ve Terakki’nin aktif üyelerinden Moiz Kohen, Yahudi cemaatine, Yahudilerin kutsal kitabı Tevrat’tan esinlenerek Evâmir-i Aşere (On Emir) adını verdiği şu tavsiyelerde bulunuyordu: I) Adlarını Türkleştir. 2) Türkçe konuş. 3) Havralarda duaların hiç olmazsa bir kısmını Türkçe oku. 4) Mekteplerini Türkleştir. 5) Çocuklarını memleket mekteplerine götür. 6) Memleket işlerine karış. 7) Türklerle düşüp kalk.…
-
Hakkı Bey’in öncülüğünü yaptığı Islah-ı Huruf (harflerin düzenlenmesi) Cemiyetinin yayın organı Teceddüt (Yenilenme) gazetesinde kamuya duyuruldu. Ancak, Harbiye Nezareti’nde görevli kurmay subaylardan İsmet (İnönü), Enver Paşa’ya “Paşam, yaptığınız büyük bir inkılaptır. Ancak memleketin genç zabitleri ihtiyat subayı olarak bulunuyorlar ve keşiftedirler. Harfler öyle tek tek yazılırsa keşif raporları çok gecikir. Oysa keşif raporlarının hemen ulaşması…
-
İsmet İnönü yıllar sonra şöyle yazacaktı: “Eski Ankara Valisi Abdülkadir, İttihat-Terakki’nin, Meşrutiyetten evvelki fedailerindendir. Askerdir. Bizim sınıftandır. ‘Abdülkadir Antep’ diye tanırız. Son derece enerjik ve kararlı bir adam, Temiz bir adam. Çetin bir ihtilalci, ihtilal arkadaşlarına, ihtilal fikirlerine bağlı. Meşrutiyetten önce, en güç zamanlarda İttihat-Terakki’nin en gözde, en güvenilir fedaisi. Böyle bir adam, Abdülkadir, Millî…
-
8 Aralık 1923 tarihinde İsmet Paşa Britanya Hükümeti’nin Ağa Han mektubu ile ilgili çalışmaları hakkında Meclis’te bir konuşma yaptı. İsmet Paşa meşhur Hıyanet-i Vataniye Kanunu uyarınca konuyu soruşturmak üzere bir İstiklal Mahkemesi’nin kurulmasını önerdi ve mahkemenin kuruluşu, 156 kişinin katıldığı oylamada 22 çekimser oyla kabul edildi. Sf. 312 Cebelitarık Milletvekili İhsan (Eryavuz) Bey reisliğindeki mahkeme…
-
29 Mayıs 1926’da kabul edilen dört maddelik “Ermeni suikast komiteleri tarafından şehid edilen veya bu uğurda suver-i muhtelife ile (çeşitli biçimlerde) duçarı gadr olan ricalin (kötülüklere maruz kalan önemli kişilerin) ailelerine verilecek emlâk, ve arazi veya tazminat hakkında kanun.” İle şehid edilen Rical; Talat Paşa, Cemal Paşa, Cemal Azmi Paşa, Bahaeddin Şakir Bey, Cemal Paşa’nın…
-
Kürtlerle İttihatçıların ilişkisini ilk bozan 1914’te kurulan sonra İskân-ı Aşair ve Muhacirin Müdüriyetinin (aşiretlerin ve göçmenlerin yerleştirilmesi müdürlüğü) politikaları oldu. Kanun uyarınca önce 1916’da Kürtçe coğrafi ve yerleşim yerlerinin isimlerini Türkçeye dönüştürmeye başladı. Ardından Talat Paşa’nın emriyle savaş sırasında değişik yerlere göç etmiş Kürt nüfusun Türk nüfus içinde yüzde beş oranında dağıtılmasına başlandı. Amaç, Kürtleri…
-
İlk Kürtçe gazete, 22 Nisan 1898’de Mısır’da yayın hayatına başlayan Kürdistan gazetesiydi. Sf. 53 1908’de Meşrutiyet’in ikinci kez ilanından sonra ortaya çıkan özgürlük ortamında Seyid Abdülkadir, Saidi Nursî, Babanzade İsmail Hakkı, Hacı Tevfik (Piremerd) ve diğer Kürt aydınları Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti’ni (Kürt Dayanışma ve Gelişme Cemiyeti) kurdular. Sf. 54 Alıntı; Öteki Tarih II…
-
Osman basılan her Türk evine karşı üç Rum evini basmak, mezarını kendine kazdırıp diri diri adam gömmek, vapur kazanlarında kömür yerine canlı adam yakmak gibi zulüm ve işkencelerle bölgeyi Rumlardan tamamen temizlemişti. Rıza Nur, Topal Osman’a “Rum köylerinde taş üstünde taş bırakma” demiş, o da “Öyle yapıyorum ama kiliseleri ve iyi binaları lazım olur diye…
-
(Belge; 48 Van’daki Rusya imparatorluğu Konsolos Yardımcısı S. P. Olferyev’in Kafkasya Askerî Bölge Karargâhı’na Gönderdiği 25 Kasım 1912 Tarihli Rapor.) Van ve Bitlis Vilayetlerinin Nüfusu Hakkında İstatistiki Bilgiler Adı geçen vilayetlerin nüfusu ile ilgili benim seleflerimin, Türk yetkililerinin, Fransız ve İngiliz konsoloslarının ve bizzat benim topladığım bilgileri karşılaştırdığımda bu iki vilayetin günümüz nüfusunun tahminen şu…
-
13 Temmuz’da Enver, Talat, Cemal Paşalar ile 13 kişi ölüm cezasına çarptırıldıktan bir süre sonra davalar durdu. İdama mahkûm edilenlerden sadece ikisi Erzincan Jandarma Komutanı ‘Hayran Baba’ lakaplı Hafız Abdullah Avni Bey 22 Temmuz 1920’de, Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey ise 5 Ağustos 1920 de idam edildi. Gelişmelere bakınca Malta sürgünleri bu anlamda fırtınadan uzaklaşmışlardı. Sf.24,…