Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Kürtler
-
1939 seçimlerinin ardından toplanan CHP Beşinci Kurultayı’na Tunceli, Ağrı, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Hakkâri, Mardin, Urfa ve Siirt’ten delege katılamadı, çünkü CHP’nin bu illerde örgütlenmesi yoktu. Partinin örgütlü olduğu Hatay’dan da katılım olmamıştı. Kurultayda valilerin CHP başkanı olması uygulamasına son verildi, ancak eskisi gibi Parti’ye yardımcı olmaları isteniyordu. Sf. 273 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler…
-
1934 Haziranında çıkarılan İskân Kanunu’yla Türkiye, ‘soy’, ‘hars’ gibi terimler kullanılarak üç bölgeye ayrıldı. Kanunun diliyle “1 numaralı mıntıkalar: Türk kültürlü nüfusun tekâsüfü (yoğunlaşması) istenilen yerlerdir. 2 numaralı mıntıkalar: Türk kültürüne temsili (asimilasyonu) istenilen nüfusun nakil ve iskânına (taşınma ve yerleşmesine) ayrılan yerlerdir. 3 numaralı mıntıkalar: Yer, sıhhat, iktisat, kültür, siyaset, askerlik ve inzibat sebepleri…
-
1927’den beri kademeli olarak devam eden Ağrı İsyanı’nın kanlı biçimde bastırıldığı dönemin Adliye Vekili Mahmut Esat (Bozkurt)’un 1 Eylül 1930’da Akşam gazetesinde boy gösteren şu ifadeleri, Osmanlı’nın ‘Türkler’ için yaptığı tanımların adeta bir kopyasıydı: “[Kürtler] Hayatlarında acımanın manasını öğrenmemişlerdir. Hunhar, atılgan, vahşi ve yırtıcıdırlar. Çok alçaktırlar. Yakaladıkları takdirde sizi bir kurşunla öldürmezler. Gözünüzü oyarlar, burnunuzu…
-
Muhtemelen bu dışlamaya bir tepki olan Şeyh Said isyanının bastırılmasından sonra Başvekil İsmet Paşa, 27 Nisan 1925 tarihli Vakit gazetesine verdiği beyanatında, rejimin ırkçılıkta ısrarlı olacağını ilan ediyordu: “Milliyet tek birleştiricimizdir. Diğer unsurlar Türk çoğunluğu karşısında etkileme gücüne sahip değildir. Vazifemiz Türk vatanı içinde bulunanları derhal Türk yapmaktır. Türklere ve Türkçülüğe muhalefet edecek unsurları kesip…
-
Fevzi Paşa’nın onayını almadan hiç bir yatırım yapılamaz olmuştu. Örneğin İktisat Vekili Celal Bayar, 1936’da, demir çelik tesislerinin Karadeniz Ereğlisi’nde kurulmasını ekonomik açıdan rasyonel bulurken, Müşir Paşa “Orasını savunmak zordur” diyerek, tesisin hiç uygun olmayan Karabük’e kurulmasına neden olmuştu. Doğu vilayetlerine yol yapılmasını, sanayi tesisi kurulmasını, okullar açılmasını ‘Kürtlük akımlarını teşvik eder’ diye yıllarca engellemişti.…
-
1877’den itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nun meclislerinde gayrimüslimler geniş biçimde temsil edilirken, 23 Nisan 1920 tarihinde açılan TBMM’de tek bir gayrimüslim milletvekili yoktu. Birinci Meclis’in 1 Nisan 1923’te kendini feshedip seçimlere gitme kararı aldığı günlerde, 1915’ten beri bozuk olan Türk- Ermeni ilişkilerini düzeltmek için 1922 yılının son günlerinde İstanbul’da kurulan Ermeni Türk Teali (Dostluk) Cemiyeti’nin şeref başkanı,…
-
Nitekim 21 Haziran 1934’te kabul edilen Soyadı Kanunu ile “her Türk’ün kendine yeni bir ad alması” zorunlu kılındı. Ancak alınacak yeni adlarda ‘yan’ gibi Ermenice kökenli son ekler; ‘of ya da ‘ov’ gibi Slavca kökenli son ekler; ‘is’, ‘dis’, ‘pulos’, ‘aki’ gibi Yunanca kökenli son ekler; ‘zade’ gibi Farsça kökenli son ekler, ‘mahdumu’, ‘veled’, ‘bin’…
-
Ancak devletin Kürt paranoyası öyle kolay geçecek türden değildi. 27 Mayıs 1960 darbesinden sadece beş gün sonra, 1 Haziran 1960’ta, bölgelerinde etkili olan toprak ağalarından, aşiret reislerinden, şeyhlerden ve Kürt milliyetçisi olduğundan şüphelenilen toplam 485 kişi tutuklanarak Sivas-Kabakyazı’da açık arazide kurulan bir kampa kapatıldı. Sivas Kampı sakinlerinden bir bölümü, 7 Ekim 1960 günü, 2510 Sayılı…
-
Bu atmosferde 1947 yılında çıkarılan 5098 Sayılı Kanun ile sürgünlerin iskân edildikleri yerde oturma zorunluluğu kaldırıldı. Aynı kanunla, ülkeyi üç mıntıkaya ayıran maddeler kaldırıldı. Bu sayede 4.128 hanede yaşayan 22.516 kişi Şark vilayetlerindeki eski yurtlarına döndüler. 1948 yılında çıkarılan 5227 Sayılı Kanun la 917 hanede 4.607 kişi daha yurduna döndü. 1950 seçimlerinde büyük çoğunlukla iktidara…
-
Ama 29. Madde önemliydi, çünkü hükümetin ‘serpiştirme’, ‘sürme’ ‘vatandaşlık ve ülkeden çıkarma’ gibi yollarla, ‘asimilasyon’ için ne kadar süreyi yeterli gördüğüne dair ipucu veriyordu: “A: Hükümetçe iskân edilen muhacirler, mülteciler, göçebeler ve 1 numaralı bölgelere hükümetçe yerleştirilen kimseler, yerleştirildikleri yerde en az 10 yıl oturmağa mecburdurlar. Bunlar Dâhiliye Vekilliğinin izni olmadıkça başka yerlerde yurt tutamazlar.…
-
Modern öncesi dönemlere ait ceberut yöntemlerle feodaliteyi tasfiye etme iddiasının kofluğu bir yana, bu tasfiyenin olmazsa olmaz şartı olan ‘topraksız çiftçiyi topraklandırma’ meselesi ‘bir başka kanuna’ bırakılmıştı. Bu kanun ise ancak on bir yıl sonra çıkarılabildi. Öte yandan nedense Kemalist rejim, Türk asıllı reislere, ağalara, şeyhlere karşı değildi; sadece Kürt asıllı reisler, ağalar, şeyhler hedef…
-
Dâhiliye Vekili Şükrü Bey geri adım atmadı çünkü kafası gayet netti: ‘Soy’dan kastın ‘ırk’ olduğunu, çünkü ‘soy’un aile anlamına geldiğini, bu yüzden ‘ırk’ı kullanmanın daha doğru olacağını söyledi. Oylamada Haşan Reşit Bey’in ‘soy’ yerine ‘Türk kültürü Türk dili’ terimlerinin kullanılması teklifi reddedildi ve ‘ırk’ kelimesinin kullanılması kararlaştırıldı. Dahası, kanunun başka yerlerinde geçen ‘soy’ kelimeleri de…
-
Tasarıya nihai şekli altı aylık bir çalışmadan sonra verildi. 27 Mayıs 1934’te Dâhiliye Vekili Şükrü Bey, TBMM üyelerine yaptığı konuşmada kanunun dört amacından söz etti. Bu amaçlardan birincisi nüfusla, İkincisi muhaceretle, üçüncüsü içerdeki seyyar aşiretlerle, dördüncüsü ise topraksız ve başkalarının toprağında çalışan topraksızlarla ilgiliydi. Şükrü Bey sözlerini “Bu kanun tek dille konuşan, bir düşünen, aynı…
-
17 Eylül’de ‘tenkil’ harekâtının bittiği ilan edildi, ancak bombardıman Kasıma kadar sürdü. İsviçre’den alınan 10 milyon frank harekâta harcanmıştı. İki ay sonra da, 98 günlük Serbest Fırka deneyimine son verildi. Sf. 41 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.
-
Ağustos’un sonunda Zeylan Deresi cesetlerle dolunca, İsmet Paşa noktayı koydu: “Bu ülkede sadece Türk ulusu etnik ve ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. Başka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur.” 18 Eylül’de memleketi Ödemiş’te bir konuşma yapan Adalet Bakanı Mahmut Esat (Bozkurt) ise daha açık konuşacaktı: “Türk bu ülkenin yegâne efendisi, yegâne sahibidir. Saf Türk…
-
Nitekim temmuz başında iki kolordu ile 80 tayyare (gazetelerin adlandırmasıyla ‘Çelik Kartal’) harekâta başladı. 1928’de Türk Hava Kuvvetleri’nin elinde 200 kadar uçak vardı. 1930 sonlarında sayısı 300’e ulaşan bu uçaklardan 60 veya 80 kadarı Ağrı’da kullanılmıştı. Ağrı’daki Kürt kuvvetlerinin kumandanı İhsan Nuri’nin hatıralarında bu uçakların nasıl moral bozduğunu okuyabiliriz. Sf. 38 Muhabir Yusuf Mazhar Bey,…
-
İlginçtir, 1919’da Erzurum Kongresi’ni düzenleyen Vilâyat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin (VŞMHC) kurucularından Kürt kökenli Süleyman Nazif, affa karşı çıktığı gibi, “Vaaz ve nasihat veya re’fet ve şefkat zamanı çoktan geçti, eline silah almış olan her asinin eli başıyla birlikte kesilmelidir” demişti. Sf. 37 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil…
-
Hoybun Kürtçede ‘bağımsızlık’ demekti. Ancak resmî tarihçiler, örgütün adı konurken, Ermenicede ‘Ermeni yurdu’ demek olan Haybun’la ses benzerliğinden yararlanıldığını iddia ettiler. 1928’e gelindiğinde, isyancılar Ağrı Dağı’nda minyatür bir Kürt cumhuriyeti yaratmış ve bazı iddialara göre, İngilizlerin aracılığıyla Cemiyet-i Akvam’a bile başvurmuşlardı. Sarı, kırmızı ve yeşilli bayrakları, Agri adlı gazeteleri, iyi eğitilmiş ve teçhiz edilmiş birkaç…
-
Ekim ayının başında 4 bin kişilik bir Kürt birliği Beyazıt’ı bastı ve bazı Türk subay ve erlerini İran’a kaçırdı. Ankara’nın buna cevabı: Beyazıt’ı ilçe, Karaköse’yi (aslında adı Kızılkilise idi ama 1921’de Kâzım Karabekir tarafından değiştirilmişti) il yapmak, Furugi’yi kasım sonuna kadar otel odasında bekletmek ve İran’la transit ticareti kesmek oldu. Furugi sonunda pes edip Ankara’dan…
-
15 Ekim 1927’de toplanan CHF Büyük Kurultayı’nda, fırkaya girebilmek için Türk kültürünün kabulü (dolayısıyla Türkçe konuşmak) şart koşuldu. Sf. 23 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.