Kategori: Kürtler
-
Hemen birkaç Ekitzorlu Kürt ve birkaç da yiğit Ermeni gönderdim, kutsal emaneti saklayan o Kürt’ün evine. Gönderdiğim adamlar üç-dört gün sonra haydudu da, kutsal emaneti de geri getirdiler. Haydudu bir güzel dövdürdükten sonra, üç gün üç gece de aç susuz, hapsettirdim, sonra da kutsal emanetlere el uzattığı için yerli birkaç kişinin önünde ölüm kararını ilan…
-
Afrika’daki büyük sahra nasıl pusulasız geçilemezse, Dersim’in korku salan dağlarından, dipsiz vadilerinden ve sık ormanlarından da kılavuzsuz, hele yöreyi iyi tanıyan yerli bir Kürt olmadan geçmek imkânsızdı. Sf. 60 Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 60) kitabından birebir alınmıştır.
-
Tuz madeninin yanından geçerek, iki saat boyunca korkunç bir yokuş indik ve Munzur çayının sol kıyısına, Tirişmeg’in (Türüşmek’in) karşısına vardık. Kılavuzumuz Mesrop, çayda yıkanan gençlerden birine seslenip, geçudun nerede olduğunu sordu. Kürt delikanlı geçudu (geçidi) gösterdi; ama biz kendisinin önümüze düşüp bizzat önderlik etmesini istedik, ne kadar isterse karşılığını ödeyeceğimizi söyledik. Kürt kabul etti, ben…
-
Mardik; “Hikimet de (hükümet de) neymiş? Biz o hikimeti tanımayız, çunki o kanunsuzdur, adalet dağıtmayı da bilmiyor. Biz yalnız silah tanırız. ” (Antranik) “Ne yapabilirsiniz ki? Altı üstü kaç kişisiniz ki silahı tanıyorsunuz.” “Biz kalabalığız, bitünümüz de silahlanır, gider onların analarını ağlatırız.” “Hükümet de onların tarafına geçip sizin ananızı ağlatırsa ne yaparsınız o zaman?” “Hikimet…
-
“Bir gün de, aklıma geliyor, bitün begler ve ağalar bir- birleriyle barıştılar, kef yapmak için bitünü de buraya toplandılar. Ağama söyliyim, bir de ne görelim! Bitün begler ve ağalar kendi Ermenilerini toplayıp dediler ki: “Hepiniz bu yazıdaki çukurlara (derinliği bir arşın) gireceksiniz; begler ve ağalar üzerinizde cirit oynayacak.” “Ah Kara gün, kara gün,” deyip ağladı…
-
Harput ovasının doğusu, Uluova ayna gibi gözlerimizin önündeydi. Diyebilirim ki Küçük Ermenistan’ın ve Büyük Ermenistan’ın güzel ovalarının en güzeliydi. Aradzani veya Murat’ın sol tarafında, Dersim ve Toros dağlarıyla çevrili olan ova nüfusça da kalabalık birçok Ermeni köyü, suni ormanları, bahçeleri, bağlarıyla duruyordu. Sf. 32 Ovanın güneyinde sapasağlam bir kale gibi duran Toros sıradağlarının güzel, verimli…
-
Birçok küçük Kürt köyünün yakınından geçip, nihayet akşam vakti Çarsancak’ın kazası Peri’ye ulaştık. Burası için “Can güvenliği var,” derlerdi. Peri’de tam dört gün kaldık. Her tarafı gezdik, gördük. Birçok Ermeni ve az sayıda dacigle (Müslüman Türk) tanıştık. Ertesi günü, Peri kervanı Harput’a doğru yol alacaktı. Sf. 31 Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline…
-
Kürtler silahlarını indirip yanımıza oturdular. Peynir yapmasını pek bilmediklerinden ve de peynir onlarda çok pahalı olduğundan bizim ekmeğimizi ve peynirimizi aldılar. Sf. 29 Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bir keresinde II. Şah Hüseyin Beg tanıdık bir Kürt’e on tane kuzu ile bir mektup verir, bunları Erzincan’a götürüp, 4. Ordu komutanı Müşir Paşaya teslim etmesini tembihler. Kuzularla mektubu teslim alan Kürt, Erzincan’a doğru yola çıkar. İlk günü uzun zamandır uzak kaldığı köyüne varır, istirahat etmek için evine gider; koyunlardan birini keser, yaptığı hırsızlıktan kâğıdın…
-
Doğuya doğru yöneldik. Van’ın Edremit bağları sağ tarafımızda kaldı. Üç saatte Zekvin adlı sarp belden geçtik ve Zekvin köyünde konakladık. Üç yüz hâneli, bir kiliseli köydür. Vergisi Van kulu kalemlerine bağlıdır ki defterdar tarafından alınır. Buradan yine doğuya doğru üç saat giderek Verk dağında «Venk Verk» denilen kiliseye geldik. O diyarda kiliselere «Venk» derler. Bu…
-
Van’ın azil kabul etmeyen idare merkezleri; Hükümet benderi Hakkâri: Van’ın kıble tarafında Vustan, Şatak, Eşir Çolemerek kalelerinden ibaret bir hanlıktır. Kırk yedi bin askere sahiptir. Hepsi tıraşlı, heybetli, korkunç görünüşlü yiğit kimselerdir. Sadece çenelerinde Felemenkliler gibi azıcık sakalları vardır. Brabaş, Potkali, Ahmalıh Kazağı gibi, alınlarında saçları bulunur. Başları kazan kadar vardır. Çoğunun kulakları halkalıdır. Her…
-
Van Gölü’nün şekli: Makdisî tarihinde anlatıldığına göre, Nemrut, Allahlık iddiası ile dünyayı gezerek bütün usta ve dağdelenleri toplayıp, kırk yılda bir Nemrut seddi (1) yaptırmış ki, temelinden tepesine işçiler her taşı yedi günde ancak çıkarırlarmış. Sf. 514 Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi IV – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan;…
-
Bitlis Hân’ı toprağında eski bir handır. Yanında başka hiçbir imâret yoktur. Hattâ hayır sahibi merhum Hüsrev Paşa, bu handan tâ Van deryasına varıncaya ve yine bu handan tâ Bitlis şehrine gelinceye kadar, hanın sağ ve solunda, tam üç saatlik Rahova (Rahva) sahrası içinde, içi boş kemerler yaptırmış. Kış mevsiminde bütün tüccar gezginler ve çiftçiler bu…
-
Kürdistan: Makdisî tarihine göre, Tufan’dan sonra ilk kurulan bu Cudi şehridir. Sonra Sencar kalesi ve sonra da bu Meyyâfarikîn kalesi yapılmıştır. Amma Cudi şehri sahibi, Hazret-i Nuh ümmetinden Melik Kördum’dur. Altı yüz yıl yaşamıştır. Kürdistan diyarlarını dolaşıp bu Meyyâfarikîn’e gelmiş, su ve havasından hoşlanarak burada yerleşmiştir. Çocukları ve soyu gayet çok olup İbrî ve Acem…
-
Şu da gariptir: Bu Kürtlerin çevresine bir çizgi çizsen, o çizginin dışına çıkmaları imkânsızdır. Ancak biri gelip o yuvarlak çizginin bir tarafını bozarsa o çizgiden dışarı çıkar! Yoksa o çizginin içinde öleceğini bilse dışarı çıkmaz. Bu diyarda bir köpek doğursa şenlik yaparlar. Bir siyah köpek ölse, soğan suyu ile yıkayıp kefenleyerek ahlıya vahlıya köpek mezarlığına…
-
Kadınlarının elbiseleri topuklarına iner. Tam bir sene karınlarında çocuğu taşımayınca doğurmazlar. Çocuklarına önce siyah köpek sütü verirler. Bunların ülkelerinde bir köpeğe bir taş atsan, o taşı atana aman zaman vermeyip öldürürler. Zira büyük küçük hepsinin de evlerinde beşer onar köpekleri vardır. Yemeği önce köpeğe verirler. Onu doyurduktan sonra kendileri yerler. Köpekleri ile birlikte yatarlar. Bin…
-
Halkın çoğu kısa boylu, başları kele yakın, boyunları yok gibi, sanki başları hemen omuzdan bitmiştir. Amma omuzları geniş, göğüsleri enli, kemerleri kalın, pazıları ve baldırları boğun, ayakları geniştir. Gerçi Ferhad gibi güçlüdürler amma iyi ata binemezler. Gözleri siyah ve yuvarlak, kaşları gayet gürdür. Bunlara diğer Kürt’ler «sekiz bıyıklı» derler. Zira ikisi bıyığı, ikisi kaşı, ikisi…
-
Saçlı Kürtlerinin durumu: Sencar’ın bir tarafına Saçlı Dağı denmesinin sebebi, bütün halkının kadın gibi fitil fitil saçlı olmasıdır. Gayet pis ve pinti bir toplumdur. Başlarında bit ve pire yuva yapmıştır. Elbiseleri alaca sof, şâl ve şapkedendir. Kuşakları ipekten olup, sarıkları da alaca serbend ve ipektir. Ayaklarına pöçüklü, palsandi, sadisî hezârî, kepkepli ve kuyruklu pabuçlar giyerler;…
-
Bu hamamların hepsi şehrin çöpleri ile ısıtılır. Gayet sıcak olurlar. Değme adamın bir saatten fazla bu hamamlarda durmaya gücü yetmez. Rum’da odun ile hamamı bu derece kızdırmak kabil değildir. Hamamda çöp yakmanın bir faydası daha var ki, şehir içinde zerre kadar çöp kalmaz. Hepsi zenbil zenbil hamama taşınır ve yakılıp yok edilir. Şehir sokaklarında ve…
-
Hesapsız sevimli ve beğenilen gençler vardır ki güzel yüzlülük, letafet ve iyi huylulukta eşsiz olup, güzel görünüşlü, peri yüzlü, ay yüzlü gençlerdir. Doğu bölgesi olduğundan, kullandıkları kelimeleri açık seçik konuşurlar. Âşıkların gönülleri hayat bulur. Her cümbüş ve hareketleri, yürüyüş ve duruşları insanı hayrette bırakır. Hepsi zarif ve nükteci gençlerdir. Bu Diyarbekir’de öyle yetenekli şairler var…