Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Kürtler

  • Bu atmosferde 1947 yılında çıkarılan 5098 Sayılı Kanun ile sürgünlerin iskân edildikleri yerde oturma zorunluluğu kaldırıldı. Aynı kanunla, ülkeyi üç mıntıkaya ayıran maddeler kaldırıldı. Bu sayede 4.128 hanede yaşayan 22.516 kişi Şark vilayetlerindeki eski yurtlarına döndüler. 1948 yılında çıkarılan 5227 Sayılı Kanun la 917 hanede 4.607 kişi daha yurduna döndü. 1950 seçimlerinde büyük çoğunlukla iktidara…

  • Ama 29. Madde önemliydi, çünkü hükümetin ‘serpiştirme’, ‘sürme’ ‘vatandaşlık ve ülkeden çıkarma’ gibi yollarla, ‘asimilasyon’ için ne kadar süreyi yeterli gördüğüne dair ipucu veriyordu: “A: Hükümetçe iskân edilen muhacirler, mülteciler, göçebeler ve 1 numaralı bölgelere hükümetçe yerleştirilen kimseler, yerleştirildikleri yerde en az 10 yıl oturmağa mecburdurlar. Bunlar Dâhiliye Vekilliğinin izni olmadıkça başka yerlerde yurt tutamazlar.…

  • Modern öncesi dönemlere ait ceberut yöntemlerle feodaliteyi tasfiye etme iddiasının kofluğu bir yana, bu tasfiyenin olmazsa olmaz şartı olan ‘topraksız çiftçiyi topraklandırma’ meselesi ‘bir başka kanuna’ bırakılmıştı. Bu kanun ise ancak on bir yıl sonra çıkarılabildi. Öte yandan nedense Kemalist rejim, Türk asıllı reislere, ağalara, şeyhlere karşı değildi; sadece Kürt asıllı reisler, ağalar, şeyhler hedef…

  • Dâhiliye Vekili Şükrü Bey geri adım atmadı çünkü kafası gayet netti: ‘Soy’dan kastın ‘ırk’ olduğunu, çünkü ‘soy’un aile anlamına geldiğini, bu yüzden ‘ırk’ı kullanmanın daha doğru olacağını söyledi. Oylamada Haşan Reşit Bey’in ‘soy’ yerine ‘Türk kültürü Türk dili’ terimlerinin kullanılması teklifi reddedildi ve ‘ırk’ kelimesinin kullanılması kararlaştırıldı. Dahası, kanunun başka yerlerinde geçen ‘soy’ kelimeleri de…

  • Tasarıya nihai şekli altı aylık bir çalışmadan sonra verildi. 27 Mayıs 1934’te Dâhiliye Vekili Şükrü Bey, TBMM üyelerine yaptığı konuşmada kanunun dört amacından söz etti. Bu amaçlardan birincisi nüfusla, İkincisi muhaceretle, üçüncüsü içerdeki seyyar aşiretlerle, dördüncüsü ise topraksız ve başkalarının toprağında çalışan topraksızlarla ilgiliydi. Şükrü Bey sözlerini “Bu kanun tek dille konuşan, bir düşünen, aynı…

  • 17 Eylül’de ‘tenkil’ harekâtının bittiği ilan edildi, ancak bombardıman Kasıma kadar sürdü. İsviçre’den alınan 10 milyon frank harekâta harcanmıştı. İki ay sonra da, 98 günlük Serbest Fırka deneyimine son verildi. Sf. 41 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ağustos’un sonunda Zeylan Deresi cesetlerle dolunca, İsmet Paşa noktayı koydu: “Bu ülkede sadece Türk ulusu etnik ve ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. Başka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur.” 18 Eylül’de memleketi Ödemiş’te bir konuşma yapan Adalet Bakanı Mahmut Esat (Bozkurt) ise daha açık konuşacaktı: “Türk bu ülkenin yegâne efendisi, yegâne sahibidir. Saf Türk…

  • Nitekim temmuz başında iki kolordu ile 80 tayyare (gazetelerin adlandırmasıyla ‘Çelik Kartal’) harekâta başladı. 1928’de Türk Hava Kuvvetleri’nin elinde 200 kadar uçak vardı. 1930 sonlarında sayısı 300’e ulaşan bu uçaklardan 60 veya 80 kadarı Ağrı’da kullanılmıştı. Ağrı’daki Kürt kuvvetlerinin kumandanı İhsan Nuri’nin hatıralarında bu uçakların nasıl moral bozduğunu okuyabiliriz. Sf. 38 Muhabir Yusuf Mazhar Bey,…

  • İlginçtir, 1919’da Erzurum Kongresi’ni düzenleyen Vilâyat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin (VŞMHC) kurucularından Kürt kökenli Süleyman Nazif, affa karşı çıktığı gibi, “Vaaz ve nasihat veya re’fet ve şefkat zamanı çoktan geçti, eline silah almış olan her asinin eli başıyla birlikte kesilmelidir” demişti. Sf. 37 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil…

  • Hoybun Kürtçede ‘bağımsızlık’ demekti. Ancak resmî tarihçiler, örgütün adı konurken, Ermenicede ‘Ermeni yurdu’ demek olan Haybun’la ses benzerliğinden yararlanıldığını iddia ettiler. 1928’e gelindiğinde, isyancılar Ağrı Dağı’nda minyatür bir Kürt cumhuriyeti yaratmış ve bazı iddialara göre, İngilizlerin aracılığıyla Cemiyet-i Akvam’a bile başvurmuşlardı. Sarı, kırmızı ve yeşilli bayrakları, Agri adlı gazeteleri, iyi eğitilmiş ve teçhiz edilmiş birkaç…

  • Ekim ayının başında 4 bin kişilik bir Kürt birliği Beyazıt’ı bastı ve bazı Türk subay ve erlerini İran’a kaçırdı. Ankara’nın buna cevabı: Beyazıt’ı ilçe, Karaköse’yi (aslında adı Kızılkilise idi ama 1921’de Kâzım Karabekir tarafından değiştirilmişti) il yapmak, Furugi’yi kasım sonuna kadar otel odasında bekletmek ve İran’la transit ticareti kesmek oldu. Furugi sonunda pes edip Ankara’dan…

  • 15 Ekim 1927’de toplanan CHF Büyük Kurultayı’nda, fırkaya girebilmek için Türk kültürünün kabulü (dolayısıyla Türkçe konuşmak) şart koşuldu. Sf. 23 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kemalist kadroların, ‘Kürt meselesini halletmek için yürürlüğe koydukları ve yakın tarihe kadar devletin Kürt politikasının ana çerçevesini oluşturan 8 Eylül 1925 tarihli Şark Islahat Planı, çok vahim ‘tedbirler’ içeriyordu. Sf. 21 Planın, konumuzu ilgilendiren 14. Maddesi ise (sadeleştirilmiş Türkçeyle) şöyleydi: “Aslen Türk olup Kürtlüğe yenilmeye başlayan Malatya, Elazığ, Diyarbakır, Bitlis, Van, Muş, Urfa, Ergani, Hozat,…

  • Cemiyet-i Akvam’ın (Birleşmiş Milletler’in)bir raporuna göre harekât sırasında 15 – 20 bin isyancı öldürülmüş, 206 köy, 8.758 ev yıkılmış, hükümet 20 milyon pounda yakın para harcamıştı. Bu miktar tüm Millî Mücadele sırasında harcanan paradan fazlaydı. Resmî rakamlarca “16 zabit, 106 nefer şehit olmuş, 17 zabit, 300 nefer yaralanmıştı” Tarafların kayıpları arasındaki devasa fark, Ankara’nın isyanı…

  • Duruşmaları da izleyen halk, mahkûmları bizzat asmak için birbirini ezmiş, her idam mahkûmuna bir devlet görevlisi (aralarında görevleri hayat kurtarmak olan sağlık memurları da vardı) tahsis edilerek, idamlar gerçekleştirilmişti. Şeyh Said asıldığında halktan bir alkış tutanı kopmuştu. Sf. 338 Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim…

  • Açılan hendeklere yan yana dizilen ölülerin, (1) halen Diyarbakır Orduevi bahçesi – ile Alman Hastanesinin arasındaki bölgede yattığı rivayet olunur. Sf. 338 Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 338) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1) (2023); Bu ölüler Şeyh Sait ve arkadaşları.

  • Sonunda Fransa’nın izniyle Suriye sınırından geçen demiryollarını kullanarak isyancıların arkası sarıldı. Şeyh Said ve yanındakiler, 14 Nisan’da, Ankara’nın Azadî örgütündeki casusu olan Cibranlı Binbaşı Kasım Bey tarafından yakalanarak hükümete teslim edilince isyanın sonu geldi. Azadî liderleri Cibranlı Miralay Halit Bey, Yusuf Ziya Bey ve üç kişi aynı gün Bitlis’te kurşuna dizildiler, 81 kişi Diyarbakır’a götürüldüler.…

  • İngiliz arşivlerinde çalışan bir başka tarihçi İhsan Şerif Kaymaz’a göre ise 1 Ağustos 1924 tarihinde Diyarbakır’da Türk-Kürt Kongresi adıyla gizli ve gayri resmî bir toplantı yapılmıştı. Toplantıya katılan Kürt delegelerinin talepleri arasında “1. Kürtlere sıkıntılarını hafifletecek miktarda borç verilmesi,  2. Genel af ilan edilmesi,  3.Kürdistan’dan beş yıl süreyle vergi ve asker alınmaması,  4.Şer‘i mahkemelerin yeniden…

  • Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adına Mustafa Kemal, Rauf Bey ve Bekir Sami Bey ülke sorununu, bu arada Kürt sorununu konuşmak için 18-22 Ekim 1919 günlerinde Amasya’da buluşmuşlardı. Nutuk’tan öğrendiğimize göre burada, üçü kayıt ve imza altına alınmış, ikisi gizli sayıldığı için kayıt altına alınmamış beş protokol hazırladılar. Gizli protokollerde ne olduğunu hâlâ bilmiyoruz…

  • Çanakkale Savaşı’nın kayıpları yanında (57.263 şehit, 97.874 yaralı, 11.178 kayıp, 20.297 hastalık sonucu ölüm ve diğerleriyle birlikte 207.696 zayiat) gayet mütevazı sayılabilecek bu sayılara bakılınca, esas savaşın İtilaf Devletleri’ne karşı verilmediğini anlarız. Dahası 1921’den itibaren İtilaf Devletleri’nin bir bölümünden önemli miktarda silah, mühimmat ve araç-gereç satın alınmıştı. Gerçek’ten de, en kanlı çatışmalar Yunanlar ve Ermenilerden…