Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Kürtler

  • “Yavuz Sultan Selim Alevi tehlikesine karşı, Orta ve İç Anadolu’dan, Türkmen Aşiretlerini, Doğu’ya göndermiş, bunlar da zamanla dillerini değiştirmiş.” Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 5) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2007): Bu tez akla yatkın, çünkü Kurmançlar diğer Kürtlere ve Zazalara pek benzemiyorlar, dilleri de hem farklı…

  • “Yavuz Sultan Selim’den önceki harita ve yazılarda Doğu’ya Urartu denilmekte iken, Yavuz’dan sonra Kürdistan denilmeye başlandı.” Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 4) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

  • “M.Ö. 6. yüzyılda,  Doğu Anadolu’ya gelen Ermenilerle, Kürtlerin atası olan Haltiler bir devlet kurmuşlar, Roma bu devleti yıkmış ve Haltiler İran (Pers) hâkimiyeti altına giriyorlar. Ve Perslerin dili olan Acemceyi (Farsçayı) kendi dilleri ile karıştırıp, Kormanci dilini oluşturuyorlar. Bu Lohurto Kurtbaba şubesi sonra Babakürdi adını alıyor. Babakürdiler, Kerkük ve Süleymaniye dağlarında, Pervari, Gevaş, Şemdinan (Şemdinli),…

  • “Kürtler, boy bakımından üç kola ayrılırlar, Babakürdiler, Kormancolar (Kırmançlar), Zazalar. M.Ö. 2.000 yıllarında Hititlerin kolu olan Haltiler, Urartu ülkesinde yani bu günkü kuzey ve güney Kürdistan’da, hâkimiyet kurmuşlar. Kürtlerin atası olan Haltiler, Asurilerle devamlı savaşırlar. Haltiler haydutluk hayatına bağlıdırlar. Osmanlı Padişahları, haydutluklarını göz önünde bulundurarak, bunları, Şah İsmail’e ve Alevi-Türk kabilelerine karşı bir silah gibi…

  • “Kürtler Yavuz Sultan Selim zamanında Kürt diye adlandırılmışlar.” Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 1) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

  • “6 Şubat 1920’de Sevr Antlaşmasında Şerif Paşa dinlenir. Şerif Paşa, Birleşmiş Milletler garantisi altında bir Kürt Devleti kurulmasını ister. Diyarbakır, Harput, Bitlis, Musul, Urfa Vilâyetleri söz konusu. Nasturiler(Hıristiyan Kürtler) ise Said Namık ve Rüstem Necip başkanlığında bir heyeti Paris’e göndermişler, Devletleri: Musul’un tamamı, Diyarbakır, Urfa, Siirt ve Hakkâri Sancağını istiyorlar, denize çıkış ise İskenderun’dan olacak.…

  • “1925 yılında Şeyh Sait İsyanı çıkar. İngiltere Milletler Konseyinde Türkiye’yi, eskiden olduğu gibi Hıristiyanlara zulüm yapmakla suçlar ve konsey 16.12.1925’de Musul’u İngilizlere bırakır. 5 Haziran 1926 Antlaşmasıyla Musul İngiltere’ye bırakılır ve Ekim 1929’da İngiliz donanması İstanbul’a dostluk ziyareti yapar. 1890’lardan beri İngiliz emperyalizmine karşı savaştığımız ve 1914 ile 1918 yılları arasında topyekûn bir ölüm kalım…

  • “Mayıs 1924’te İstanbul’da Musul işi görüşülmek üzere bir konferans toplanır. İngilizler Musul’un tam kuzeyinde (Burada Musul şehrinden değil eyaletten söz ediliyor) Hakkari’de Nasturilerin (Hz. İsa’nın doğduğu köy olan Nasara köyünden olan Hıristiyan Kürtler) yaşadığını, hatırlatarak.. Türkiye ile Irak arasında bir Nasturî tampon bölgesi kurmak isterler. Konferanstan 5-6 ay sonra, Hakkâri’yi bombalayacak kadar ileri giderler. Hatta…

  • “Irak Hükûmeti İçişleri Danışmanlığı yapan G.J. Edmonds “Kürt, Türk, Araplar” adlı kitabında şunları yazıyor: “Türklerin o sırada (1926 yılı) Bağdat’ı geri almamalarının tek nedeni, Türk Hükümetinin iyi niyet ve uyanıklılığı idi. Hakkâri Valisi’nin Nasturiler tarafından tutsak alınması, Jandarma Komutanının yine onlar tarafından öldürülmesi, müzakereler üzerinde bir gerginlik havası estirmişse de, çabuk geçmiş. Türk Hükûmeti yine…

  • “İngiltere Başbakanı Lloyd George 15 Ağustos 1921’de “Kral Konstantin Ankara’ya” emrini verdikten sonra, Avam Kamarasında (1) şöyle der: “Türk ayaklanmasını bastırmak için, Anadolu’nun dağlık bölgelerine kadar İngiliz ordularını gönderemeyeceğimize göre, İngiltere önünde tek bir şık vardı: o da her iki tarafı sonuna kadar vuruşturmaktır.”” Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1.…

  • “Türkiye 1922 yılında Özdemir Bey’i Musul’un Revandiz bölgesine gönderir. Görevi Irak Kralı Faysal’ın bu bölgeyi işgal etmesini önlemektir. Özdemir Bey Revandiz’de bazı aşiretlerin desteğini sağlayınca karşısında İngilizleri bulur. İngiltere, Revandiz’i havadan bombalamaya başlar. Özdemir Bey 30 Ağustos 1922’den bir gün sonra İngilizlere karşı Derbent savaşını verecek ve İngilizleri tam bir yenilgiye uğratacaktır. 18 Eylül’de de…

  • “20.12.1919’da İngiltere Büyükelçilik Baş tercümanı Ryan (İngiliz ajanı) “Panislamizm’i (İslam birliği ideolojisi) ezeceğiz. Bu, tıpkı Batıdaki milliyetçilik gibidir. Bizim şimdiki hedefimiz; bölmek, arkadaş gibi davranıp kazanmak ve sonra hükmetmek olmalıdır.”  Prof. Toynbee  “İngilizler Musul’u işgal ettikleri andan itibaren Kürt milliyetçiliğini teşvike (özendirmeye) koyulmuşlardır.”” Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı…

  • “İngilizler, Kürt-Türk ayrılığı ve Kürt-Ermeni yakınlığı sağlamaya çok uğraşmışlar. Karabekir Paşa’nın “Kürdistan’ın Ermenistan olacağını anlatmakla sorun kolay çözülür.” sözü haklı çıkmıştır.” Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır

  • “30 Kasım 1925’te 676 Sayılı Kanunla, Tekke, Zaviye ve Türbeler kapatıldı. Ve din görevlilerinin hepsinin dini kıyafet giyinip giyinmeyeceği bu kanunla belirlendi.” Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 296) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2007): Kürtler, Şafii mezhebinden olup hem bu nedenle hem de etnik yapıları gereği dini akidelere, kurallara Hanefilerden daha…

  • “İstiklâl Mahkemesi başkanı Ali Bey’in 17.8.1925 günü, Hâkimiyet-i Milliye gazetesindeki beyanatında (açıklamasında): “…bütün Cumhuriyet ve gelişme düşmanlarının bu sayede yok edileceği…” Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 274) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2007): Bu mahkemelerin yaptıklarının bir hukuk cinayeti olduğunu belgeleyen bir beyanat.

  • “Mustafa Kemal, 26 Ağustos 1925 günü Kastamonu – İnebolu’da “Başa giyilecek olan serpuşun (başlığın) adına şapka derler. .. Bu kadar yüksek ve önemli bir sonuca ulaşabilmek için gerekirse bazı kurbanlar da verilir” dedi.”  Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 286) kitabından birebir alınmıştır.    BAKKAL’IN NOTU (2007): Bugün kasket dediğimiz siperlikli şapkadan bahsediyor.…

  • “21 Mayıs 1925’de Şeyh Sait’in ilk sorgusu başlamadan önce, Savcı Süreyya Bey, onunla özel olarak görüşmüş. Şeyh Sait, bu isyanı planlamadığını, dini nedenlerle isyana katıldığını ve gayri ihtiyari lider olduğunu iddia ediyor. Sonra sorgulanmasında: “Beni ayaklanmaya iten iki sebep vardı, biri Şeriat, diğeri de, basın” dedi.” Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf.…

  • 16 Nisan’da yakalanan Şeyh Sait ve 38 arkadaşı, 6 Mayıs 1925’de Diyarbakır’a getirildiler. Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 155) kitabından birebir alınmıştır.

  • “3 Haziran 1925’de Şeyh Sait duruşmalarının başlangıcına kadar, Şark İstiklâl Mahkeme’leri 389 kişiyi yargıladı, 49 idam, 47 beraat 47 kişi mahkûm olmuş diğerlerinin davası sürmekte idi. Kürt Teali Cemiyetinden, Seyit (Seyit, Peygamber soyundan olan kişi) Abdülkadir ve arkadaşları, İstanbul’dan Diyarbakır’a getirilip yargılanarak asıldılar.” Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 155) kitabından birebir…

  • “Şark İstiklâl Mahkemesi duruşmasında yargılanan Molla Süleyman Oğlu Mahmut, Cemil Paşazadelerin Şeyh Sait’in düşüncelerini kabul ettiklerini işittiğini söyleyince, Mahkeme, Cemil Paşazadegil’den Cevdet, Kadri, Memduh ve Muhittin Beyler tutuklandı ve Şeyh Sait ile birlikte yargılandılar.” Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 144) kitabından birebir alınmıştır.