Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Kurtuluş Savaşı
-
Kimin kime ne borç verdiğini bilene kadar politika, tarih ve milletlerarası kavgalar hakkında hiçbir şey bilmiyorsun demektir. Ezra Pound Sf. 61 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 61) kitabından birebir alınmıştır.
-
Çünkü monarşide monark, yani kral veya sultan, zenginlik bir güç olduğu için, memlekette kendisinden daha zengin bir kimse olsun istemiyordu. Aksi takdirde, yeterince parası olan bir kimsenin kendi ordusunu kurması ve sultanı tehdit etmesi mümkündü. Ayrıca kral, bankerlerden borç bile alsa, makamını onlara borçlu olmadığı için zenginlerin taleplerini çoğu zaman yerine getirmiyordu. Hatta canını fazla…
-
Daha sonra Bolşeviklerle arasında anlaşmazlık çıktı ve İran’a kaçtı. Türk dili uzmanı olarak (Başkir dili de Türkçedir) 1924 yılında Ankara’da, Mustafa Kemal’in Milli Eğitim Bakanlığı’nda danışman olarak göreve başladı. Bunu izleyen yıllarda İstanbul Üniversitesi’nde Türkçe profesörü oldu. Yedi yıl sonra ondan ve öteki profesörlerden uygarlığın Türklerden doğduğu yönünde eğitim yapmaları istenince, istifa edip Viyana’ya gitti.…
-
Peki, mübadele, ilk çözümlemede, bir servet transferidir. En zengin Yunaniler, Trabzon, Kayseri ve Antalya’da yaşıyordu ve buralara seçkin Sabetayistler yerleştirildiler ve büyük zenginliklere kondular. Karakaşzade Rüştü’nün Selanik Sabetayistlerini reddetmesi, büyük zenginliklerin yerli Sabetayistlere kalmasını sağlamak içindir. Etkisiz ve önemsiz olduğunu biliyoruz. Kayseri’deki İbrani asıllı Sabancı ve Has’lara gelince, Adana’ya indiler; zenginliklerinin oluşumunda Ermeni mülkleri önemlidir.…
-
Nurettin Paşa’ya bağlanmaktadır, yangın’dan önce İzmir’deki Yahudilerimizin evlerine ve iş yerlerine işaretler konduğu ileri sürülmüştür ve peki doğru mu, işaretliler korundular; hiç zarar görmediler, öyleyse, doğru kabul etmek durumundayız. Sf. 23 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kurtuluş Savaşı, askeri açıdan, “easy” bir savaştır ve Batı Anadolu’da kolay savaştır. Yunanilerin hücum gücü ve savaş kabiliyetleri yoktu. Bir kez, keşfe çıkmış bir müfrezeleri, Eskişehir’e kadar gelmişti, İnönü’ye vardılar; oradan dönerken bir çoban görüyor, “kaçıyorlar tutun ha” diye haber ediyor, çığırmıştır. Bizim tarafın haberdar oluşu böyledir ve sonra bu da talihi tersine bükme sayıldı…
-
Türkiye politikasında, Londra’da, politikacılar ve yüksek kamu görevlileri birlikte ele alındığında, iki parti vardı; bunlardan birisi, Türkiye’de tampon devlet kurmak isteyenler ve diğeri ise Türkiye’yi tampon devlet olarak kurmak isteyenlerdi, Churchill bu ikinci partinin lideridir. Bu ikinci parti, ayrıca, Türkler ile Araplar arasına bir “tampon Kürt Devleti” gereğine inanmaktadır. Bunun çok açıklıkla ifade edildiğini görüyoruz.…
-
Şunu söyleyebiliyoruz, Birinci Dünya Savaşı başladığında, Büyük Britanya, Panislamizm ve Pantürkizm’den çok korkuyordu. Tabii, Birinci Dünya savaşı sona erdiğinde, Londra, Osmanlı gücünü, bizim Kemalist tarihte okuduğumuz ölçüde görmüyordu, Sf. 329 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 329) kitabından birebir alınmıştır.
-
Profesör Olson, İngiliz ajanlarından söz ederken, a former minister in a cabinet of Mustafa Kemal’s government during the period 1921-1924, diyordu ve ezcümle, 1921-1924 yıllarında, Mustafa Kemal’in kabinesindeki bir bakanın da, İngilizler için casusluk yaptığını haber veriyor. Mustafa Kemal Hükümeti’ndeki bu ajan-bakan, İngilizlere sürekli olarak, “Ankara never really thought of employing large military forces to…
-
Tarih rastlar mı, Koçgiri Ayaklanmasının en şiddetli olduğu tarihte, Ankara’da Meclis’te içinde “Türk” ve “Müslüman” geçmeyen bir manzume “İstiklal Marşı” olarak kabul ediliyordu, 12 Mart 1921 tarihindedir. Aynı şekilde, Musul-Revanduz’u, Özdemir Komutasındaki Türk kuvvetlerinin, Türk “Gerillaları” diyebiliriz, İngilizlerin ağır hava bombardımanı altında, teslim ile boşalttığı tarih, 23 Nisan 1923 idi ve kesintiye uğramış olan Lozan…
-
Sykes, sonradan değişikliklere uğrasa da, Türkiye’nin en son ve kullanılabilir parçalanma haritasını yaptı ve Balfour Deklarasyonu’nu hazırlayanlar arasında yer aldı. Lloyd George, İsrael Devleti’nin temellerini attı, Musul’a el koydu ve Yunanileri İzmir’e çıkarttı ve orada bıraktı. Böylece, istemese de, kurulmakta olan Türkiye Cumhuriyeti’ne bir zafer hazırladı ve büyük bir moral gücü kazandırdı. Özet, budur. İzmir’e,…
-
Burada bir “gizli tarih” sırrı ile karşılaşabiliyoruz, Churchill, Eylül 1921 memorandumunda, Mustafa Kemal’in makul ve uzlaşmaya hazır olduğunu ifade ediyor ve bunu, Londra’da müzakereler yapan Dış İşleri Vekili Bekir Sami’nin yaklaşımından çıkarıyor; buradan hareketle bir tarihsel karanlığı açmamız mümkün görünüyor. Çünkü biz resmi tarihimizde, Bekir Sami’nin, Londra’da, kendi inisiyatifi ile fazla tavizkâr olduğu şeklinde yazıyor…
-
Lloyd George Elenleri terk etti. Büyük Taarruz’un evvelindeyiz. Çok parlak bir politikacıydı, çok enerjikti ve çok büyük bir hatipti, büyük bir devlet adamı oldu; emperyalist aşamanın başlarında, devlet adamı olmak, Büyük Britanya emperyalizmini yaşatmak ve güçlendirmek demekti ve bunun için de reform gerekiyordu, Lloyd George, bu anlamda, reformisttir. İşçi sendikalarını hükümet daireleri ile yakınlaştırdı, tekeliyet’te…
-
Üç, 14 Şubat 1921 tarihinde, Merkez Ordusu çerçevesinde tertiplenen Altıncı Süvari Alayı, Ümraniye’ye sevk edildi. Mart Ayı bidayetinde (başlangıcında), isyancı şefler, Kürt köylerinde “hükümet Ermeniler gibi bizi de kırmak istiyor” propagandasını yapmaya başladılar. 5 Mart 1921 tarihinde, Alişan Bey, “İstanbul Hükümeti, Kürtlere beylik veriyor ve Ankara itiraz ediyor”, bildirileri dağıtıyordu. Ve 6 Mart 1921 tarihinde…
-
Karapet Tozluyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Zeytun) İki-üç gün sonra o adam yeniden geldi; onun iki öküzü ve iki ineği daha kudurmuştu. O hayvanları da bize verdi; onları da pişirdik ve yedik. Sonra, köydeki Arapların inekleri de kudurdu. Onlar bize: “Ermeniler gelin! Bizim kudurmuş hayvanlarımızı vadiye götürüp kesin ve yiyin” dediler. O kudurmuş ineklerin kulakları, kuyrukları…
-
Haykuhi Azaryan’ın Tanıklığı (D. 1908, Adapazarı) Tam kendimize gelmiştik ki, milliciler geldi. Milliciler silahlı milliyetçilerdi. Şaşırdık. Türkler artık eskisi gibi savaştan yenik çıkan zavallı acınacak insanlar değildi. Tepeden tırnağa silahlı milliciler gelip işe başladılar. [Mustafa] Kemal Ermenilerin ve Rumların, Müslüman olmayanların sürgüne gönderilmesi işini düzenlemişti… Amcamın oğlu Nerses yeniden geldi: “Çabuk kaçın! Milliciler geldi; katliam…
-
Gregor Sütçüyan’ın Tanıklığı (D; 1901 Bursa) Nisan’da bizim Milli Birliğimiz, Fransız hükümet temsilcileriyle müzakerelere başladı. Ayntap savunma muharebesinde görevim ulaklıktı; silah, mektup, ilaç götürüp getiriyordum. Kentin tam merkezindeki Protestan kilisesi mühimmat, Ermeni kilisesi ise zahire merkeziydi. Ermeni ‘Vrej’ [İntikam] isimli top Türkleri ve Kürtleri bozguna uğrattı. Burada vurgulamak gerekir ki, tüm cephelerde istisnasız Sivaslı, Gürünlü,…
-
Arpine Bartîkyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Afyonkarahisar) Amcam iş için İzmir’e gitti. Sonra da, hepimizi İzmir’e götürdü. Bir de baktık ki, Kemalist hareket baş gösterdi. İzmir’i ateşe verdiler. İlk yangını Ermeni mahallesinde çıkardılar; Aziz Stepanos kilisesini yaktılar. Zira bütün Ermeniler korunmak için o kiliseye girmişlerdi. Sonra, biz Ermeniler kaçıp deniz kıyısına gittik. Denizde bir sürü kayık…
-
Karapet Tigrani Kelekyan’ın Tanıklığı (D. 1904, Everek) Köpeklerin, yol üzerindeki Ermeni çocukların cesetlerini yediğini kendi gözlerimle gördüm. Sf. 560 Bir gün Andranik Paşa Adana’ya geldi; onun şerefine büyük resepsiyonlar verildi, pencerelerde üç renkli Ermenistan Bayrağı dalgalanıyordu; sokaklarda Ermenice şarkılar söyleniyordu. Fransız Ordusu’nda görev yapan Ermeni lejyonerler Bay Damatyan’la birlikte Hükümet Binası’na gittiler ve binaya üç…
-
Sevres Antlaşması’nı tanımayan ve Fransız Askerî İdaresi’nin kararsızlığından ve gevşekliğinden faydalanan Türk Ordu birlikleri ve yerel çeteler kendi silahlarını Kilikya Ermenilerine doğrulturlar. Ocak 1920’den itibaren Kemalist-Türk birlikleri Kilikya Ermenilerinin yerleşim yerlerine saldırılar düzenlerler. 22 gün süren amansız muharebelerde Maraş şehrindeki Ermeniler katledilir ve yakılıp küle dönerler. Sf. 91 Maraş katliamına 13.000 civarı Ermeni kurban gider.…