Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Kurtuluş Savaşı
-
(Kitabın yazarı Dora Sakayan’ın açıklamaları;) Kâfir, imansız anlamlarına gelen gâvur kelimesi, Türkler tarafından tüm gayrimüslim azınlıklar, özellikle de Ermeniler ve Rumlar için kullanılan alçaltıcı bir addır. Buradan hareketle Gâvur İzmir, kâfirlerin şehri anlamına gelir. “Gâvur İzmir, Türk İzmir oldu.” cümlesi, Türkiye’nin “Türkiye Türklerindir.” şeklinde özetlenebilecek nihai amacına işaret eder. Bundan ötürü, hiç kuşku yok ki,…
-
9 Eylül 1922 Cumartesi. “Vapurlar, yaklaşan Türklerden korkarak İzmir’e sığınmak isteyen Kokoryalı’lı (Güzelyalı) Hıristiyanlarla hemen doluyor. Vapurda, Musevilerce yayınlanan ve Mustafa Kemal’i ve muzaffer ordusunu överek esir düşen binlerce Yunan askerinin hikâyesini anlatan Fransızca bir gazete okuyorum.” Sf. 47 “Şapkamı eve bıraktım ve fes giydim. Yeleğime Osmanlı askeri şeref madalyasını ve altın renkli bir hilal…
-
13 Eylül 1922 Çarşamba…. İçimizde artık umut kalmadı, mahvolmamız sadece an meselesi. Rıhtımın karşısındaki binalarda bulunan Pasaport dairesi (pasaport semtine adını veren bina) bir saat içinde bir kül yığınına dönmüştü. Rıhtımdaki (Kordondaki) tüm muhteşem binalar, meşhur Carpet te Oriantale Enstitüsü, Spor Kulübü, Theatre de Smyrne, Kramer Palas ve diğer eski binalar birkaç saat içinde ateşlere…
-
1922’den beri tanıkların ifadelerini temel alan çeşitli kaynaklar, İzmir’in Ermeni bölgesindeki yangının 13 Eylülde Türkler tarafından başlatıldığını doğrulamaktadır. Nihai amaç, İzmir’deki Hristiyan unsurun tamamen bertaraf edilmesiydi. Yangının kentte kalmaya devam eden Ermenileri paniğe uğratacağı ve onları evlerinden çıkarmaya zorlayacağı bekleniyordu. Yanarak ölen yüzlerce Ermeni’nin yanı sıra 1.500 Ermeni evi ve dükkânının tahrip olduğu tahmin ediliyor.…
-
3 Eylül 1922 Pazar. Yunan orduları, yolları üstünde mezalimler uygulayarak, terk ettikleri şehirleri ateşe veriyorlar. Alaşehir, Nazilli, Kasa vb. gibi yerleşim yerleri birbiri ardından yerle bir edildi. Alıntı; Bir Ermeni Doktorun Yaşadıkları (Garabet Haçeryan’ın İzmir Güncesi) – Dora Sakayan, Ç: Atilla Tuygan (Belge Yayınları 1. Baskı Ocak 2005 – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.
-
11 Eylül 1922 Pazartesi.. Franka bölgesinden geçiyorum: Dükkânlar kapalı. Türk ve Musevi dükkânlarında Türkçe harflerle İslam veya Musevi yazılı. .. Yunan işgali sırasında, kırmızı fesli Türkler sokaklardaki binlerce insanın arasında dikkat çekiyorlardı: o günlerde, seslerini yükseltmeye cesaret edemezlerdi. Şimdi şehrin mutlak hâkimleri olduktan sonra, azınlıkta kalan şapkalılara tepeden bakıyorlar. Alıntı; Bir Ermeni Doktorun Yaşadıkları (Garabet…
-
10 Eylül 1922 Pazar …. Yolda, Haynots’un yağmalanmış, kadın ve kızların ırzına geçilmiş ve Surp Stepannos kilisesi ile Patrikliğin, Türk ayak takımı ve askerinin muhasarası altında olduğunu söyleyen yabancı ülke vatandaşı Ermenilerle karşılaşıyoruz. .. Dükkânlar da yağmalanmış. Açık olan evleri yağmalayan Türk askerlerini görüyorum. … Rıhtıma varmak için Hidroterapi sokağından geçmeye çalışıyorum. … O, ister…
-
9 Eylül 1922 Cumartesi… Vapurlar, yaklaşan Türklerden korkarak İzmir’e sığınmak isteyen Kokaryalı’lı Hristiyanlarla hemen doluyor. Vapurda, Musevilerce yayınlanan ve Mustafa Kemal’i ve muzaffer ordusunu öven… Fransızca bir gazete okuyorum… Karım, çocuklarım ve ben rıhtıma doğru yola koyuluyoruz. Şapkamı eve bıraktım ve fes giydim. Yeleğime Osmanlı askeri şeref madalyasını ve altın renkli bir hilal taktım. ..…
-
8 Eylül 1922 Cuma… Türk ordusu, Yunanlıların çekilmeden önce alışılageldiği gibi ateşe verdiği Menemen’e kadar ilerlemiş. Alıntı; Bir Ermeni Doktorun Yaşadıkları (Garabet Haçeryan’ın İzmir Güncesi – Dora Sakayan, Ç: Atilla Tuygan (Belge Yayınları 1. Baskı Ocak 2005 – Sf. 46) kitabından birebir alınmıştır.
-
7 Eylül 1922 …. Bana gelince, Türk hükümeti aleyhine hiçbir şey yapmadığım için, İzmir’i terk etmeyi düşünmüyorum…. Askeri makamlar ve polis (yunan görevlileri) şehri terk etti ve şehire anarşi hâkim. Halk, yağmaya ve yakıp yıkmaya girişmesi muhtemel firari askerlerden korkuyor: Manisa’nın da firarilerce ateşe verildiğine dair söylentiler var. Üç yıldır Büyük Türk Dostu olarak nam…
-
6 Eylül 1922 …. Akhisar’da Yunan askeri makamlarının, geri çekilmeden önce, kenti ateşe vermeleri için emir aldıklarından, Hristiyanları kenti terk etmeye çağırdıklarına dair söylentiler var. Kentin Rum ve Ermenileri, Türk ileri gelenlerini Belediye sarayına davet ettiler ve kumandanın emrine binaen, eğer Türkler, Hristiyanları Türk çetelerinin ve ayak takımının saldırılarından koruyacaklarına dair söz verirlerse, Yunan komutanının…
-
(ABD Büyükelçisi Morgenthau;) “15/28 Ağustos 1922, Pazartesi – 1922’de Türk ordusu şehri işgal etmiş ve sivil nüfustan belli gruplar Kemalist milliyetçilerin hedefi olmuştu. Anadolu Rumları gibi Ermeniler de, hiçbir günahları olmadığı halde Türk-Yunan ihtilafının kurbanı oldular. İzmir’in Türklerce işgalini, bazı tarihçilerin bir “jenosid” olarak adlandırdığı (Pagtziloglou 1988), 30.000’den fazla Rum ve Ermeni Hristiyan’ın kıyımı izlemişti.…
-
(Kitabın yazarı Dora Sakayan’ın açıklamaları;) Kemalistler, Ermenilerin 1915 katliam ve tehcirine doğrudan maruz kalmayan İzmir ve civarındaki tüm Ermeni nüfusu ortadan kaldırarak, Jöntürklerin programını uyguladılar. Alıntı; Bir Ermeni Doktorun Yaşadıkları (Garabet Haçeryan’ın İzmir Güncesi) – Dora Sakayan, Ç: Atilla Tuygan (Belge Yayınları 1. Baskı Ocak 2005 – Sf. 28) kitabından birebir alınmıştır.
-
Altı ay içinde Bozüyük civarında İnönü tepelerinden, Sakarya gerisine kadar Garp Ordusu’nu mağlubiyetten mağlubiyete ve perişanlığa düşüren acaba başka bir İsmet Paşa var mı? Meşhur tarihçi Michelet’in kitaplarında yazılı olan şu ifade ne büyük hakikati ihtiva eder: “Napoléon, Waterlo muharebesinde son derece sıkışmıştı. Vaziyeti kurtarabilmek için yardıma muhtaçtı. Etrafına bakındı; ufukları gözden geçirdi; bir general,…
-
1921 Ekim ayının son günlerinde Afyonkarahisar tarafında bizimkilerin yaptıkları taarruz, tahmin ettiğim gibi, muvaffakiyetsizliğe müncer olmuş (başarısızlığa dönüşmüş) ve zayıf mevcutlu beş piyade ve üç süvari fırkamız, düşmanın üç piyade fırkası karşısında muvaffak olamayarak geri çekilmeye mecbur kalmışlar ve büyük zayiat vermişlerdi. Sf. 130 Garp cephesi karargâhına mensup birçok subayların ve memurların aileleri karargâh ile…
-
Miralay Refet Bey, Birinci Dünya Harbi’nde Filistin cephesinde, Gazze’de Kolordusuyla muvaffakiyetli muharebeler verirken, Miralay İsmet Bey de Birrüssebi’de Üçüncü Kolordu’nun başında bulunuyordu. Bu hususta türlü türlü rivayetler vardı. Bu meseleler hakkında biraz konuştuk. Kolordusunu bırakıp Birrüssebi’deki karargâhından dar kaçmış şayiasını tahlil ettik. Nihayet Refet Paşa ile veda ederek ayrıldık; ben de yattım. İsmet Paşa’nın İstanbul’dan…
-
İzmir işgalinden evvel, Samsun civarındaki Pontus hadiselerinden çok ürkmüş olan İstanbul hükümeti, Mustafa Kemal Paşa’yı fahri yaver ve Üçüncü (veya Dokuzuncu) Ordu Müfettişi olarak olağanüstü salahiyetlerle Samsun’a göndermeye karar vermiş ve Pontus isyanını tedibe memur eylemiş. Sf. 62 Artık hepimiz, platonik birer Anadolu mücahidi, aşırı derecede Mustafa Kemal taraftarı, nasyonalist veya İngiliz tabiriyle müfrit Kemalist…
-
Miralay Köprülü Kazım Bey (Kazım Özalp) … Yunanlılar 28 Mayıs’ta Aydın’ı da işgal etmişler, Binbaşı Hacı Şükrü Bey’in kumandasında bir milli kuvvet ve cephe vücuda getirmişler; Aydın’ı üç günlük muharebe neticesinde 30 Haziran’da Yunanlılardan kurtarmışlar; fakat yeniden gelen kuvvetlerle takviye edilen Yunan müfrezesi, Aydın’ı tekrar ele geçirmiş. Sf.61 (Alıntı; Harp Hatıralarım V (İstiklâl Harbi ve…
-
Pontus isyanını bastırmak üzere Üçüncü Ordu Müfettişliğine tayin ve İstanbul’dan Samsun’a izam edilen (gönderilen) Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs’ta Samsun’da karaya çıktıktan sonra, .. Alıntı; Harp Hatıralarım V (İstiklâl Harbi ve Gizli Cihetleri) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 57) kitabından birebir alınmıştır.